Geçmişten Günümüze Saat

Konu 'Teknoloji ve Tasarım' bölümünde 0_ŞeHaDeT_0 tarafından paylaşıldı.

  1. 0_ŞeHaDeT_0

    0_ŞeHaDeT_0 Üye

    Katılım:
    9 Aralık 2009
    Mesajlar:
    295
    Beğenileri:
    196
    Ödül Puanları:
    0

    Teknoloji tasarım hocamız ödev verdi:


    geçmişten günümüze saatin gelişimi


    yazılarla ve görsel içeriklerle anlatırmısınız...:181::181::181:

  2. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.026
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    SAATİN GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GELİŞİMİ

    İlkel insan Güneş in gökteki durumuna göre zamanı hesaplardı. Uygarlaşan insanlar daha iyi bir çare buldular. Toprağa yerleştirdikleri bir cismin gölgesinin ne kadar yer değiştirdiğini ölçerek günü bölümlere ayırdılar. Böylece saat kavramı belirmeye başladı. Yere çakılı bir kazık ilk olarak Kalde de kullanıldı. Yunanlıların gnomon adını verdiği bu kazık güneş kadranının öncüsü oldu.Mısırlılar yalnızca gündüzleri kullanılan gnomonun yanı sıra geceleri zamanı ölçmek için su saatlerinden yararlanıyorlardı. Bu aygıtı Amenofis ile aynı çağda yaşayan Amenemhat ın bulduğu sanılmaktadır. Bizanslılar daha sonraları yakıtlı saatler yaptılar. Nihayet 14. Yüzyılda kum saati ortaya çıktı. Makineli saatler 10. Yüzyılda, ileride II.Silvester adıyla papa olacak keşiş Gerbert Aurillac ın ağırlıklı motoru icadından sonra ortaya çıktı. Zemberekli motor 15. Yüzyıl ortalarında icat edildi.1509 da Alman saat yapımcıları Nürmberg yumurtalarını yaptılar.(İlk yapıldıkları şehrin adı ve biçimleri yüzünden böyle adlandırılmışlardı) bunlar cep saatlerinin atalarıdır. 19. Yüzyıla kadar saatlerin zemberekleri ayrı bir anahtarla kurulurdu. Sonradan, anahtarın yerine saate bir kurgu düğmesi takıldı. 1839 da elektrikli saatler yapıldı. Bu saatlerde elektrik tüketimi çok azdır. Küçük bir pil kol saatini bir yılı aşkın bir süre işletebilir.

    SAAT ÇEŞİTLERİ

    - güneş saatleri :özel olarak hazırlanmış bir milin gölgesinin, Güneşin görünen hareketine uygun olarak yine özel olarak hazırlanmış mermer, taş veya madeni bir zemin (kadran) üzerindeki hareketine göre zamanın ölçülmesine yarayan araçlardır.
    - su saatleri : Tek çanaktan oluşan su saatlerinde, içi su dolu ve altında bir ****k olan çanağın içinden dışarı su boşaldıkça içindeki işaretler zamanın geçişini gösterirdi. Birkaç çanaktan oluşan türlerde ise, su bir çanaktan diğerine doluyordu.
    Güneş saatleri belirli bir zamanı gösterirken, su saatleri ne kadar zaman geçtiğini de gösteriyordu. Bu yüzden su saatinin icadı zaman ölçümünün gerçek başlangıcı sayılabilir.
    - kum saatleri : yumurta biçiminde bir cam kaptan diğer bölüme akan kum,iyice kırılıp pudra haline getirilmiş yumurta kabuğu, cına ya da mermer tozu akması ilkesine dayanan saatlerdir. daha çok kısa zaman dilimlerinin ölçülmesinde kullanılırlardı.
    - ateş saati : Petrol lambasının alevi ile çalışan saat mekanizmasında, tüketilen yağın bölmeli bir saydam kapta izlenmesi ya da kısalan mumun gölgesinin, arkadaki bir cetvel üzerindeki boyuna göre saatler belirleniyordu.
    - mekanik saatler :Mekanik saatler için bulunan mekanizma, ağırlığın asılı olduğu ipi ya da zinciri kısa aralıklarla tutan ve bırakan bir vargel düzenidir ve tüm modern saatlerin de ortak özelliğidir
    - kuvars saatler : Enerjisini bir yıl ya da daha uzun ömürlü pilden sağlayan saat türüdür.
    - atom saatleri : hidrojen veya sezyum atomunun potansiyel birer sarkaç olarak kullanıldığı saatlerdir.
  3. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    972
    Ödül Puanları:
    0
    Saatin tarihi


    Saatlere anlamlar yükleyip modern hayatın bizi nasıl kıskıvrak yakaladığından filan şikâyet etmeye hakkımız yok, dünyadaki ilk günlerinden beri insanlar bir şekilde zamanı ölçmeye çalışmışlar. Yani aynen saçlarımız gibi saate olan merakımız da atalarımızdan miras kalmış. Güneşin gökyüzündeki hareketlerine bakmışlar, gölgeleri izlemişler, üzerinde işaretler olan ve yandıkça işaretleri silinen mumlar denemişler, yağı bittikçe zamanın geçtiğini anlatan gaz lambaları ve kum saatleri yapmışlar. Uzak Doğu’da, yakılan tütsünün ne kadarının bittiğine bakılırmış.
    Su saatleri, hava bulutlu olduğunda çalışmam diye tutturmadığından daha tutarlı ölçümler yapılmasını sağlamış. İlk su saati, milattan önce 1500’de gömülen firavun 1. Amenhotep’in mezarında bulunmuş. Antik Yunanistan’da da milattan önce 325’ten beri su saatleri yapılırmış. Yunanlar, su saatine “su hırsızı” dermiş. Taştan yapılan su saatlerinin içine işaretler kazınırmış ya sürekli aynı hızda damlayan suyun içlerine dolmasıyla ya da içlerindeki suyun boşalmasıyla zamanı bildirirlermiş.
    Başka bir su saati de su dolu bir küvetin içine altı ****nmiş metal bir kova konarak çalışıyormuş. Minik ****kten su almaya başlayan kova, batmaya başlıyor ve belirli bir zaman sonra tamamen batıyormuş. Su saatleri, önceden sadece geceleri kullanılırmış ama güneş saatlerinden daha güvenilir oldukları anlaşıldıktan sonra gündüzleri de kullanılır olmuş. Tabii bunu düşünenler yanılıyormuş, bunun anlaşılması uzun sürmemiş.
    Suyun akışını belli bir tempoda tutmak, o zamanın teknolojisiyle çok zor olduğundan, suyun miktarına göre zaman belirleyen mekanizmalardan kısa sürede vazgeçilmiş ve daha tutarlı sistemler aranmaya başlanmış. Modern teknolojinin artık devreye girmesi gerekiyormuş. Bir süre modern su saatleri de yapılmaya çalışılmış ama geleceğin mekanik saatlerde olduğu sonunda anlaşılmış.
    Quartz kristalli saatler, hâlâ popüler ve ucuzdur. Fiyatlarına göre başarılıdırlar ve arada bir biraz geç kalsalar da herkesin koluna takabileceği saatlerdir. Üstelik atalarına göre epey gelişmişlerdir. Örneğin, ilk mekanik saatlerde bırakın saniyeyi, dakika bile yoktu. 12 saatte bir başa alınmaları ve kurulmaları gerekiyordu. Saatlerin taşınmasının sebebi zamanı göstermeleri değil, şık kabul edilmeleriydi ve ilk mekanik saatler, saati pek de doğru düzgün gösteremiyordu. Duvar ve masa saatlerinde başarı sağlanmıştı ama o devasa mekaniği taşınabilir hale getirmek için güvenilirlikten feragat ediliyordu. Saatin gelişimini, 1500’lerden başlayıp önemli tarihleri sayarak kısaca özetleyebiliriz. Kaç dakikada okuduğunuzu kolunuzdaki saate bakarak ölçebilir sonra da ironiyi kavrayıp keyiflenebilirsiniz.
    1524’te Alman kilit ustası Peter Henlien, tarihte bilinen ilk kurmalı saati üretti. O zamana kadar mekanizmaları çalıştırmak için sürekli yer değiştirilen ağırlıklar vardı. Kurmalı saatler, yayları gevşedikçe zamanı göstermemeye başlıyordu ama onların sayesinde taşınabilir saatler üretilmeye başlandı.
    1550’lerde piyasada Almanya ve Fransa üretimi saatler dolaşmaya başlamıştı. 1575’te İsveç ve İngiliz üreticiler ortaya çıktı. Saat, zamanı gösteren bir araç değil, yeni ortaya çıkmış bir modaydı henüz. Çelikten yapılan iç mekanizmalar, bu yıllardan sonra pirince dönüşmeye başladı. Yine de saat denince, istediği zaman duran, istediği gibi hata yapma hakkını kendinde gören zımbırtılar akla geliyordu. Buna rağmen eski sistemlere dönülmüyordu, parası olan herkes bir saat alıyor, saati olmayan komşular ayıplanıyordu. Yine de saati bir arzu nesnesi haline getiren bu teknolojik gelişmeler değil, 1600-1675 arasındaki şekilsel yeniliklerdi. Dedik ya saat hâlâ bir aksesuar olarak görülüyordu.
    1600’den sonraki değişiklikler bu görüşü değiştirmedi. Teknikten çok görünüşü değiştirirseniz, yani tribüne oynarsanız böyle olur haliyle. Artık saatlere mücevher gözüyle bakılıyor, yatırım için saat alınıyordu. Basit bir kutudan yuvarlak, silindir şekillere geçilmiş, altına üstüne değerli madenlerden şapkalar takılmıştı. Sonradan metal kısımların yerine kristal parçalar eklenmişti, metal kalanların da altın olmasına dikkat ediliyordu. Kristal kapaklar, kapağı kaldırmadan saati görmeyi de sağlıyordu ama bu kadar parıltılı göründükten sonra kimin umurunda.
    1656’da ilk sarkaçlı saat üretildi. Sarkaç mantığını Galileo’nun bulduğu düşünülür, hatta çizdiği ama yapamadığı bir tasarımı olduğu söylenir. 1660’da saatler sadeleşme eğilimine girdi, şıkır şıkır saatler artık kadın saatleri olarak görülüyordu. 1675’te teknik iyileştirmeler yapıldı, artık saatiniz bir günde birkaç saat değil, sadece birkaç dakika sekiyordu. Böylece saatin kadranına dakikalar çizilip saate yelkovan eklendi. İngiltere kralı, saatini yerleştirmek için cepler diktirdiği yeleğiyle ilk kez halkın önüne 1675’te çıktı.
    1704’te Dullier adında bir üretici, pirinç parçaların bazılarını mücevherlerle değiştirmeyi denedi. Sonuç, ucuzlama trendine giren saatler arasında fiyatıyla soyluların iştahını kabartan yeni bir alternatifti. Bugün yüksek fiyatlarla satılan prestijli saatlerin ilki diyebiliriz sanırız Dullier’e. 1725’te ucuz saatlerin bir yerine de kıymetli taş koyma modası başlayıp bir süre devam etti. 1750’de ilk kez bir üretici saate kendi ismini verip marka yaratmaya kalktı.


    1721’de George Graham’in yaptığı sarkaçlı saat, günde sadece bir saniye şaşıyordu. 1761’de John Harrison’ın yaptığı saat o kadar dakikti ki deniz yolculuklarındaki ölçümlerde kullanılmaya başlandı. İngiliz hükümeti, bu başarısını, bu zamanın parasıyla 10 milyon dolar vererek ödüllendirdi. Bu saat, günde saniyenin beşte biri kadar şaşıyordu.
    1800’lere kadar bol mücevherli ve işlev açısından birbirinden farksız saatler üretilmeye devam edildi. 1800’de ilk kez bir cep kronometresi yapıldı, yani saniye ilk kez cebe girdi. 1850’de Amerika’da ilk kez seri üretim saat yapılmaya başlandı.
    1952’de ilk kez kurulmayan bir saat üretildi, bu saat, “pil” denen mucize sayesinde çalışıyor ve hiçbir kurmalı saatin ulaşamadığı dakikliğe ulaşıyordu. 1970’de elektronik saatler piyasada ilk kez görüldü. Bugün uzaktan kumandalı, MP3 çalan, fotoğraf çeken saatler var. Tabii bu da yetmiyor...
  4. nfeyzaakkus

    nfeyzaakkus Üye

    Katılım:
    16 Ocak 2010
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Günümüzde saatler dijital (sayısal) veya analog göstergeli olarak bulunabilir.
    İnsanlara taş devrinde zamanı ölçecek bir aracı gerekirdi. Sabahleyin belirli bir anda kalkılması, hayvanların belirli anlarda beslenmesi, ürünlerin belirli anlarda pazarlara götürülmesi gerekliydi. İlk saatler, bir gölge düşüren ve gölgenin denilen uzunluğuna kısalığına göre zamanı göstermeye yarayan basit "Güneş Saatleri"dir. Başlangıçta bunlar birer uzun sütundu. Bu sütunların üzerine ya da çevresine işaretler konulmaya başlandı. Güneş saatleri, özellikle kış aylarında yararsız duruma geldiği için "su saati" icat edildi. Hatta, geceleri de zamanı gösterdiğini belirtmek için bunlara "gece saati" adı da verildi.çin'de, mısır

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    'da ve mezapotamyada

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    'da 5000-4500 yıl önce bu saatler kullanılmaktaydı. Çinliler bir kaptan ötekine akan ve biri boşalınca bir ya da iki saatin geçtiğini gösteren su saatleri kullanmışlardı. Yunanlılar ve Romalılar bu saatlerin daha gelişmiş şekillerini yaptılar. Bu arada iskenderiye şehrinde Yunanlı bir saatçi ilk defa bazı silindirler ve çarklar kullanarak kendi kendine işleyen ilk su saatini buldu. Bununla birlikte, zamanın aralıklarla daha iyi öğrenmek gereksinimi "kum saati" denilen araçların icadına yol açtı. Kum saati, birbirine benzeyen iki kısımdan meydana geliyordu. Bu kısımlar çok ince bir boğazla birbirine bağlandı. Üst kısma koyulan kumlar bu boğazdan geçerek yarım saat içinde aşağıda toplandı. Üstteki kumların hepsi aşağıya dökülünce tam yarım saatin geçtiği anlaşılıyordu. Zamanla camın üzerine çizgiler konularak dakikalar da gösterilmeye başlandı. Bunlar geçtiğimiz yüzyılın başlarına kadar gemilerde kullanılırdı.

    Su ve kum saatleri, işaretli mumlar da zamanı gösteren aygıtlardır. Nitekim uzun bir mum üzerinde saatleri gösteren işaretler bulunur, mum eridikçe saatlerin ilerlediği anlaşılırdı. Kilise çanları orta çağlarda zamanı belirlemekte önemli rol oynardı. haçlı seferlerinden sonra, Avrupa'da uyguladılar. Batıda rakkaslı saati 1000 yılında papa 2. silvester yaptı. İlk rakkaslı saatlerin çarkları ve kadranları büyüktü. Bunlar zamanla gelişti galileo bir ipe bağlı ağırlıkların yani sarkaçların büyüklüğü ne olursa olsun, ip uzunluğu aynı ise aynı süre içinde sallantılarını tamamladıklarını keşfetti.

Sayfayı Paylaş