Geçmişten günümüze Türkiye'nin nüfus politikaları

Konu 'Coğrafya 11. Sınıf' bölümünde sezercik tarafından paylaşıldı.

  1. sezercik

    sezercik Üye

    Katılım:
    13 Eylül 2008
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    Geçmişten günümüze Türkiye'nin nüfus politikalarını araştırınız...bilen varsa yardımcı olabilirmi acaba:(

  2. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.268
    Beğenileri:
    6.181
    Ödül Puanları:
    36
    başLığını bu seferLik düzeLttim..!;););)

    bide buna bak..!beLki yardımcı oLabiLir..!;)


    Nüfus Politikaları* :

    Nüfus politikaları dediğimiz zaman hükümetlerin bilinçli olarak nüfusun niceliği, niteliği ve dağılımını etkileyen kararlarının tümünü anlıyoruz. Bu kararların, bir başka deyimle politikanın, yürütülmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve uygulamasını politikadan ayrı bir eylem kabul ediyoruz. Nüfus politikaları arasında, nüfusun niteliğini ve dağılımını etkileyen politikalar bu yazının kaps***** alınmayacaktır. Nüfusun niceliğini etkileyen politikalara gelince, bunlar sağlık ve doğurganlığı kontrol politikalarıdır.

    Çeşitli ülkelerin sağlık politikalarında amaç yönünden fark yoktur. Her ülke yurttaşlarına sağlık hizmetini en yüksek düzeyde götürme istek ve kararındadır. Ancak şuna da değinmek gerekir ki, bu hususta her ülke, özellikle az gelişmiş ülkeler, yeter derecede başarılı olamamakta ve bu ülkelerde sağlık hizmetinden ancak bir mutlu azınlık yararlanmakta, halk bundan yoksun kalmaktadır. Bunun nedenleri arasında kaynakların sınırlılığı, sağlık hizmetini örgütlemede akılcı bir tutum yerine gelişmiş ülkeleri taklit etme yolunu seçme ve hasta-hekim ilişkisinde liberal ekonomik düzeni sürdürme sayılabilir.

    Doğurganlığı kontrol politikasına gelince, bu politika, eğer varsa, pronatalist, antinatalist veya iki yönlü (bipolar) olabilir. Üretim ve güvenlik için insangücü ihtiyacı olan bir ülkenin pronatalist, insan gücü fazlası olan bir ülkenin antinatalist bir politika gütmesi beklenir. Ülkelerinde etnik ve bölgesel nüfus dengesini etkilemek isteyenler de iki yönlü bir politika izlerler.

    Nüfus politikalarının uygulanması bir dizi kararlara ve çeşitli politikalar arasındaki öncelik ve dengelere bağlıdır. Politikalar arası dengede ülkelerin büyük çoğunluğunun üzerinde durduğu husus, insan hakları politikası ile nüfus politikalarını bağdaştırmaktır. Zamanımızda ülkelerin büyük çoğunluğu ister pronatalist olsun, ister antinatalist olsun, kadınların istediği zaman ve istediği sayıda çocuk yapma haklarını kısıtlamayan politika gütmektedirler. Pronatalist politika güdenler amaçlarına ulaşmak için doğurganlığı özendirici tedbirler almaktadırlar. Örnek olarak aktif pronatalist politika güden bir sosyalist ülkeyi, Çekoslovakya’yı gösterebiliriz. Çekoslovakya’da doğum yapan kadınlara, işyerleri ilk yıl tam ücretle, ikinci yıl yarım ücretle izin vermektedir. Buna karşın, gebeliği önleyici yöntemleri kullanma ve çocuk aldırmayı kısıtlayıcı politika güdülmemektedir. Antinatalist politika güden ülkelerde de durum aynıdır. Bu ülkeler kadınlarının doğurganlığını kısıtlamak istemelerine rağmen zorlayıcı bir politika uygulamamakta, amaçlarına halklarını eğiterek varmak istemektedirler. Doğurganlığı kontrola büyük önem veren ve başarılı olan Çin Halk Cumhuriyeti bile evlenme yaşını 25’e çıkarmaktan başka zorlayıcı tedbir uygulamamaktadır.

    Politik karar almakta ve özellikle uygulamakta gelenekçilikle akılcılığın çarpıştığı ülkeler de vardır. Nüfus sorununda gelenekçi tutum doğurganlığı teşviktir. Bu tutum kökenini neolitik kültürün derinliklerinden alır. Tarım devrimini kovalayan binlerce yıl insanlar üretimi arttırabilmek için muhtaç oldukları enerjiyi büyük ölçüde biyolojik kaynaklardan yani insan ve hayvan gücünden sağlayabiliyorlardı. Bu nedenle fazla nüfusu olan aile ve ülke, daha kuvvetli ve daha zengin oluyordu. Bu çağda insanlar ölümleri kontrol edemediğinden insangücü kaynakları ancak doğurganlığı teşvik ve esir kullanarak geliştirilebiliyordu. 18.yüzyıldan bu yana yeni enerji kaynaklarının keşfi, teknolojik gelişmeler ve sosyal devrimler ücretin ve güvenlik için insangücünün önemini azaltmış ve bunun sonucu tutumlarını değişen koşullara göre değiştirebilen akılcı aileler ve hükümetler nüfus sorunu karşısında geleneksel davranışlarını değiştirmişlerdir. Buna karşın her toplumda düşüncelerini çağın koşullarına uyduramayanlar ve her ne pahasına olursa olsun geleneklerin kafalarına yerleştirdiği inançlardan ayrılamayanlar da vardır. Gelenekçilikten en çok etkilenen ülkeler Latin Amerika Ülkeleridir. Katolik kilisesine çok bağımlı olan bu ülkeler gereksindikleri halde halkın doğurganlığı kısıtlayıcı tedbir almalarını kolaylaştırıcı bir politikayı benimsememektedirler.

    Şimdi doğurganlık politikalarını inceleyelim. Bunlar iki grupta incelenebilir. Birinci grupta doğurganlığı doğrudan etkileyen şu politikalar vardır: Gebeliği önleyici yöntemlerin kullanılması, çocuk aldırma, erkek ve kadının sterlizasyonu, doğurganlığı kontrol konusunda halkın eğitimi, evlenme yaşının saptanması, aile planlama hizmetinin halka sunuluşu ile ilgili politikalar.

    Çocuk sayısına karar vermeyi ailenin veya kadının hakkı saymayan ve onları aşırı doğurganlığa zorlayan ülkeler gebeliği önleyici ilaç ve araçların üretimini, ülkeye ithalini ve satışını yasaklayan bir politika güderler. Halka bu konuda bilgi verilmesini de yasaklarlar. Zamanımızda bu aşırı uygulamayı Latin Amerika ülkelerinde ve sosyalist ülkeler arasında Romanya’da görüyoruz. 1965 yılında nüfus planlaması kanunu kabul edilmeden önce ülkemizde de aynı politika güdülmekteydi.

    Çocuk düşürmeye gelince, bu bir çok ülkelerde “cinayet” sayılmakta ve yasaklanmaktadır. Buna karşılık bazı ülkelerde gebe kadına çocuğunu aldırmaya karar yetkisi tanınmaktadır. Zamanımızda ve geçmişte ülkelerin çocuk aldırma politikalarında büyük farklılıklar olduğu görülmektedir. Roma hukukunda gebeliğin kırkıncı gününden önce çocuk düşürme suç değildi. Revizyonist bir çocuk düşürme politikası gütmeyen sosyalist ülkelerde hekimler kadınların isteği üzerine çocuk düşürtme zorundadır. Bunu nedeni Lenin’in çocuk doğurmaya karar vermenin kadın hakkı olduğunu kabul etmesidir. Son yıllarda aynı eğilim batı ülkelerinde de görülmektedir. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa son yıllarda çocuk düşürme politikalarını değiştirerek, çocuk düşürmeyi serbest bırakmışlardır.

    Sterilizasyonda da durum aynıdır. Bazı ülkeler sterilizasyonu organ yok etme saymakta ve doğurganlığı kontrol için sterilizasyonu yasaklamaktadır. Bazı ülkelerde de, örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde, doğurganlığı sterilizasyon ameliyatı yaptırarak önlemek serbesttir. Hindistan ve daha az gelişmiş bir çok ülkede ise hükümetler sterilizasyonu teşvik edici bir politika gütmektedir.

    Evlenme yaşının yükselmesi doğurganlığı azaltır. Ülkeler evlenme yaşı politikasını da değiştirerek doğurganlığı etkileyebilirler. Örneğin, Çin Halk Cumhuriyeti doğurganlığı sınırlayıcı çeşitli politikalar arasında 25 yaşından önce evlenmeyi de yasaklamıştır. Bu suretle kadınların doğurganlık süreleri 30 yıldan 20 yıla inmiş olmaktadır.

    Aile planlaması hizmetinin halka nasıl sunulacağı hususundaki politika da doğurganlığı etkiler. Bu politika özellikle, Türkiye gibi, çocuk sayısını sınırlamak isteyen, buna karşın çeşitli nedenlerle etkili aile planlaması yöntemlerini kullanamayan ailelerin çoğunlukta olduğu ülkeler için önemlidir. Doğurganlıkla ilgili ikinci grup politikalar dolaylı olarak halkın tutumunu etkileyen politikalardır. Bunların en önemlileri sosyal güvenlik, çocuk işçi çalıştırma, kadın hakları, doğum yardımı ve vergileme politikalarıdır. Sosyal güvenliğin hükümetler tarafından sağlanmadığı ülkelerde ana ve baba güvenceyi çocuklarında ararlar. Bu toplumlarda gelenek ana ve babanın yaşlandığı, hastalandığı veya iş gücünü kaybettiği zaman çocukları tarafından bakılmasıdır. Çocuk sayısının artması güvenceyi arttırdığından aileler çok çocuk ister. Sosyal güvenliğin hükümetler tarafından sağlandığı durumlarda, ana ve babanın bu gereksinmeleri ortadan kalkar, aileler de doğurganlık davranışlarını değiştirirler.

    İnsani amaçlarla çocuk işçi çalıştırılmasını yasaklayıcı bir politika gütme de doğurganlığı azaltır. Bunun nedeni, çocuğun aile ekonomisine katkıda bulunmaması, tüketimin artmasına neden olması ve çalışma yaşına gelince ana ve babasından ayrılarak kendi ailesini kurmasıdır.

    Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması politikasının benimsendiği ve başarı ile uygulandığı ülkelerde de doğurganlığın azaldığı görülmektedir.

    Yukarıda belirtilen üç politikanın uygulanmasını en başarıyla gerçekleştiren ülkeler, sosyalist ülkelerdir. Bu ülkelerde diğer ülkelere kıyasla, doğurganlığın düşük oluşunda bu politikaların önemli rolü vardır. Gelişmiş batı ülkelerinde de durum aşağı yukarı sosyalist ülkeler gibidir.

    Doğurganlığı teşvik edici bir politika gütme zorunluluğu duyan, insan haklarına ve sosyal güvenlik ilkelerine saygılı, halkına istedikleri hizmeti vermeyi görev bilen ülkeler özendirici tedbir olarak vergi muafiyeti ve doğum yapanlara yardım politikaları gütmektedir. Ancak gözlemler bu tedbirlerin sosyal güvenlik, çocuk işçi kullandırmama gibi politikalar yanında etkisinin sınırlı olduğunu göstermektedir.
  3. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.273
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
  4. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.273
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    Aradığın bilgi burda var




    TÜRKİYE’NİN NÜFUS PROJEKSİYONLARI VE NÜFUS
    POLİTİKALARI
    Ersin GÜNGÖRDÜ
    G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi, Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümü, Ankara.


    Özet
    Bu çalışmada ülkelerin gelecek yıllardaki nüfus tahminlerinde önemli yer tutan nüfus
    projeksiyonlarının Türkiye’de ki durumunun neleri gösterdiği incelemektedir. Ayrıca çalışmada
    bu projeksiyonlar ışığı altında Türkiye’de uygulanan nüfus politikalarının siyasi, ekonomik ve
    sosyal yönden nasıl bir gelişme gösterdiği üzerinde durulmuştur.

    Giriş
    Türkiye nüfusundaki bekleyişler çeşitli nüfus artış hızlarına göre yapılan
    projeksiyonların hesaplarında ortaya konulmuştur. Nitekim yapılacak basit bir
    projeksiyon hesabı ile tahminleri 2000, 2010 ve 2020 yıllarına kadar çıkarmak
    mümkündür. Buna göre Türkiye’nin nüfusu 2000 yılında 70 milyon olacağı tahmin
    edilmiş ve sayım sonucunda bu değere ulaşıldığı görülmüştür. 2010 Yılında ise 85
    milyon, 2020 yılında da 100 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Yıllık artış hızının
    yukarıda ki verilere göre 2.51, 2.50 ve 1.76 olacağını söyleyebiliriz.
    Diğer taraftan nüfus artış hızı sabit ve 52 varsayım ile yapılan projeksiyon
    hesaplarında ülke nüfusunun 1995 yılında 61.754.000’e ulaşacağı tahmin edilmiş ve
    bunun böyle olduğu görülmüştür. Ancak Türk ve yabancı uzmanlar tarafından yapılan
    çeşitli hesaplamalarda ortak olan görüş, Türkiye’de doğum oranlarının gittikçe arttığı ve
    dolayısıyla nüfus artışının yükseldiğidir. Diğer taraftan D.P.T.’nin IV. Beş Yıllık
    Kalkınma Planında yer alan ve orta doğurganlık varsayımı altında yapılan hesaplara
    göre ise Türkiye’nin gelecekteki nüfusunun aşağıdaki gösterilen tablodaki rakamlara
    ulaşacağı tahmin edilmiştir.

    Tablo 1. Türkiye’nin Nüfusu (Orta Doğurganlığa Göre) (‰)
    Yıllar Nüfus (Bin) Yıllık Artış Hızı
    1975 40.198 -
    1980 44.856 21.9
    1985 50.204 22.5
    1990 56.012 21.9
    1995 61.932 20.1
    2000 67.795 18.1
    Orta doğurganlık oranının 1995-2000 döneminde ‰ 24’e kadar düşeceği, ölüm
    oranlarının da gerileyerek ‰10’dan, ‰ 5.9’a düşeceği yapılan hesaplarda tahmin
    edilmiştir. Ancak önceki yıllarda yapılan bu oranlar gerçekleşmemiştir.
    Nüfus artış hızı ve büyüme oranı değişmediği takdirde Türkiye’nin iki katı nüfusa
    sahip olması için 26 yıl gerekmektedir. Yapılan hesaplamalara göre nüfus artışı %1, %2
    ve %3 olan ülkeler 69 yıl, 35 yıl ve 23 yıl sonra iki misli nüfusa sahip olacaklardır.
    Demografik analizlerde çok uzun dönemli projeksiyonların anlamlı olmadığı
    bilinmektedir. Çünkü projeksiyonlar, matematiksel formüllerle nüfus konusunda ileriye
    dönük tahminler yapar. Ancak bu tahminler, normal şartlar göz önüne alınarak yapıldığı
    için ülkelerin siyasi, sosyal ve ekonomik yapılarında meydana gelen değişiklikler ve
    huzursuzluklar dolayısıyla tutarsızlıklar arz etmektedir.


    Türkiye’de Uygulanan Nüfus Politikaları
    Planlı dönem başlangıcından bu yana, kalkınma planları ile nüfus politikasının
    yasallaştığı görülmektedir. 1960’larda D.P.T.’nin kurulması ile D.P.T. ve Sağlık
    Bakanlığı tarafından 1960 öncesi nüfus artışını teşvik eden pronatalist nüfus
    politikasının değiştirilmesi üzerinde tartışmalar başlatılmıştır.
    1. Beş Yıllık Kalkınma Planında yeni bir nüfus politikasından söz edilmektedir. Hızlı
    nüfus artışının ekonomik gelişmeyi engellediği görüşünden hareketle, nüfus
    planlamasına dayalı bir nüfus politikasının gereği sunulmuştur. Bu politika antikontraseptif
    yasaların değiştirilmesini, sağlık personelinin nüfus planlaması
    konusunda, isteyenlere gebeliği önleyici yöntemler konusunda bilgi verilmesini
    kontraseptiflerin ücretsiz dağıtımını içermektedir.
    2. Beş Yıllık Kalkınma Planında ise, konuya yaklaşım açısı değişmekte, “nüfus
    planlaması” deyiminin yerini “aile planlaması” deyimi almaktadır. İkinci plan
    döneminde konuya bakış açısı değişirken aynı zamanda hükümetlerin ilgisinin
    azaldığı izlenmektedir.
    3. Beş Yıllık Kalkınma Planında ise aile planlamasının sağlık hizmetlerinde
    ayrılamayacağını dolayısıyla ana ve çocuk sağlığı ile aile planlaması hizmetlerinin
    birleştirilmesi gereği ortaya konmuş ve ilgili kuruluşlar arası işbirliğine önem
    verilmesi kararlaştırılmıştır.

    4. Beş Yıllık Kalkınma Planında sosyal, ekonomik ve Demografik faktörlerin karşılıklı
    etkilerini ve nüfus politikasının, sosyal ve ekonomik politikaların bir türevi olduğu
    vurgulanmıştır. Yüksek bebek ölüm hızının ve yetersiz ana-çocuk sağlığı
    hizmetlerinin birer nüfus sorunu olduğu belirtilmiştir. Ayrıca aile planlamasının,
    ana-çocuk sağlığı hizmetleriyle birlikte ele alınması gereği üzerinde durulmuştur.
    5. Beş Yıllık Kalkınma Planında ise belirgin bir aile planlaması uygulaması dile
    getirilmemiştir. Temel ilkenin nüfus kalitesinin yükseltilmesi olduğu belirtilmiştir.
    6. Beş Yıllık Kalkınma Planında yüksek nüfus artışının istenen ekonomik büyüme ve
    sosyal gelişmeyi engellediği görüşünden hareketle, nüfus artış hızını azaltmaya
    yönelik politika ve programların uygulanması öngörülmüştür.
    7. Beş Yıllık Kalkınma Planında ise hızlı nüfus artışının, bireylerin refah açısından
    daha fazla pay alabilmesini ve ekonominin değişim sürecinin daha hızlı gelişmesini
    engellediği, sürdürülebilir kalkınma çabalarını güçleştirdiğini, konut, sağlık, eğitim
    ve altyapıya olan ihtiyacı arttırdığı belirtilmektedir. Ayrıca aile planlaması
    hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve hizmet sunumunda etkinliğin arttırılması
    ihtiyacının önemini koruduğu vurgulanmaktadır. Stratejinin temel yapısal değişim
    projeleri bölümünde, birey refahını daha hızlı arttırabilmek için nüfus artış hızını
    yavaşlatmak ve kalkınma hedefleriyle uyumlu bir nüfus yapısını oluşturmak temel
    amaç olarak yer almıştır.
    Türkiye’de Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Nüfus Politikaları
    Sosyal Yönleriyle Nüfus Politikaları
    1963 yılında Bakanlar Kurulu tarafından TBMM’ye sunulan Nüfus Planlaması
    Kanun Tasarısı 10 Nisan 1965 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak, 557 sayılı Nüfus
    Planlaması Kanunu adıyla yürürlüğe girmiştir. Nüfus Planlaması Kanununun temel
    hükümleri aşağıdaki gibidir.
    “Nüfus planlaması fertlerin istedikleri sayıda ve istedikleri zaman çocuk sahibi
    olmaları demektir. Bu husus, gebeliği önleyici tedbirlerle sağlanır. Tıbbi zaruretler
    dışında gebelik sona erdirilemez veya sterilizasyon veya kastrasyon ameliyatı
    yapılamaz”.
    Nüfus planlaması zaruretinin duyurulması ve bu hususlarda eğitim, öğretim ve
    uygulama Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nca hazırlanacak bir yönetmelik
    esaslarına göre askeri, resmi ve gönüllülüğü esas alan teşekküller ile işbirliği yaparak
    yürütülür. Bu amaçla, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı özel teşkilat kurmaya ve
    gebeliği önleyici ilaç ve araçları ihtiyacı olanlara parasız ve maliyetinden aşağı fiyatla
    vermeye veya verdirmeye veya sattırmak için tedbir almaya yetkilidir. Nüfus
    planlamasında kullanılacak araç ve ilaçların yeterliliği ile uygulamaya ait yönetmelik
    Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından aralarında tıp fakülteleri öğretim
    üyelerinin de bulunduğu bir komisyon, yazılı görüşleri alınmak suretiyle hazırlanmıştır.
    Nüfusun sosyal yapısı, dikkatlice uygulanacak nüfus politikalarında ele alınmadığı
    zaman; gecekondu, anarşi, işsizlik, boşanmalar, adi polisiye olaylarda artış ve sosyal
    patlamalar git gide hız kazanır.

    Ekonomik Yönleriyle Nüfus Politikaları
    Hızlı nüfus artışını hedef alan Türkiye’nin ilk nüfus politikası bu amacını şu iki
    ekonomik nedene dayandırıyordu. Birincisi, Türkiye’nin boş duran tabii kaynaklarını
    işletmek, uygulanan tekniği modernleştirmek, ikincisi ise, hızlı çoğalma ile ülkedeki
    sosyal işbölümü ve ihtisaslaşmayı sağlamak.
    I. Beş Yıllık Kalkınma Planında hızlı nüfus artışının, milli gelir artışının önünde
    olması nedeniyle meydana gelebilecek ekonomik sorunları önleme amacını taşıyan bir
    nüfus politikası izlenmiştir. Nüfus artışı, milli gelirdeki artış hızı önünde olduğu sürece;
    • Ekonominin gelişmişliğinin bir ölçüsü olan kişi başında gelir artışı ağırlaşacaktır.
    • Hızlı nüfus artışı yatırımların niteliğini etkileyecek, ekonomik yatırımlar yerine
    demografik yatırımların yapılmasını zorunlu kılacaktır.
    • Ülkenin küçük yaşlardaki nüfusu arttığından, tüketim ihtiyacı da artacaktır.
    • İşgücü arzı konusunda problemler çıkacaktır.
    Bu nedenlerden dolayı, hızlı gelişmeye sekteye uğratacak, hızlı nüfus artışını daha
    da düşürecek söz konusu ekonomik konulara çözüm bulmak istenmiştir. Öte yandan,
    III. Beş Yıllık Kalkınma Planında da aynı politikanın izlendiğini görüyoruz. II. Beş
    Yıllık Kalkınma Planında ise, konunun uzun dönemde çözümlenmesi gereken bir sorun
    olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca, zamanla değişen ve gelişen sosyo-ekonomik yapıyı
    yüksek doğurganlığın etkileyeceği görüşüne yer verilmektedir.
    Siyasi Yönleriyle Nüfus Politikaları
    TBMM’de 1922 yılında Atatürk tarafından yapılan bir konuşmada politik
    nedenlerden dolayı ülkenin nüfusunu artırma yönünden bir politika izlendiği görülmekte
    ve bu politikanın dayanak noktalarını şunlar oluşturmaktadır;
    • Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı nedeniyle erkek nüfus miktarının azalması,
    • Avrupa ülkelerinin Birinci Dünya Savaşının insan kırımı üzerindeki olumsuz
    etkilerini gidermek üzere hızlı nüfus artış politikaları izlemeleri,
    • O tarihlerde Türkiye’de ölüm oranlarının yüksek olmaları nedeniyle nüfustaki
    azalmanın doğumlardaki artışla önlenmeye çalışması,
    • Fazla nüfusun bir ülke içindeki siyasi ve askeri güç sağladığı ve yeni kurulan
    Türkiye Cumhuriyetinin özgürlüğünü devam ettirmesinin bir şartı olduğu
    düşünceleri sayılabilir.
    • Bu dönemde hızlı nüfus artışını sağlamak için bir takım önlemler alınmıştır;
    İlk kez 1929 yılında beş çocuktan fazla ailelerin yol vergisinden muaf tutulduğunu
    görüyoruz. Bundan başka, 1930 yılında altı veya daha fazla çocuklu ailelere bir madalya
    verilmesi kabul edilmiştir. Ayrıca, ülkede çocuk kaybını önlemek amacıyla 1936 yılında
    TC Kanunlarına çocuk aldırma işlemlerini ağır cezaya çarptıran müeyyideler
  5. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.268
    Beğenileri:
    6.181
    Ödül Puanları:
    36
  6. sezercik

    sezercik Üye

    Katılım:
    13 Eylül 2008
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çok saol hem yazdıkların işin hemde başlığımı düzelttiğin için :):)
  7. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.268
    Beğenileri:
    6.181
    Ödül Puanları:
    36

Sayfayı Paylaş