göç

Konu 'Coğrafya 10. Sınıf' bölümünde nazmiye61 tarafından paylaşıldı.

  1. nazmiye61

    nazmiye61 Üye

    Katılım:
    9 Mart 2008
    Mesajlar:
    559
    Beğenileri:
    71
    Ödül Puanları:
    16

    ya arkadaslar sitedekı göç konusu yabılmıs ama hiç bise anlamadım göç konusundakı etkınlıkler ve diğer o konudakı butun yabtıklarınısı yazabılırmısınız
  2. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Sayfa kaç ?
  3. buse_1903

    buse_1903 Üye

    Katılım:
    24 Eylül 2008
    Mesajlar:
    78
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    6
    canım sayfayı yazabilir misin_
  4. anilyunnus

    anilyunnus Üye

    Katılım:
    24 Eylül 2008
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Ekonomik,toplumsal,siyasal ve doğal nedemlerle insanların yer değitirmesine GÖÇ denir.
    Deprem ,volkanik olaylar,iklim değişiklikleri,seller ve taşkınlar doğal sebepler
    Savaşlar,iç karışıklıklar,ihtilaller ve dini olaylar toplumsal sebep
    İşini büyütme,gelirini artırma,iş bulma,daha iyi şartlarda yaşama ekonomik sebeplerdir.
    göçler iç ve dış göçler diye 2 ye ayrılır.
    ülke içinde nüfusun yer değiştirmesine iç göç denir.iç göçlerde ülkenin toplam nüfüsu değişmez
    mevsimlik ve sürekli göç diye 2 ye ayrılır
    bir ülkeden başka ülkeye yapılan göçlere dış göç denir.
    Türkyeye en önemli dış göç 1950-60 yılları arasnına 2 milyon göç gelmiş
  5. buse_1903

    buse_1903 Üye

    Katılım:
    24 Eylül 2008
    Mesajlar:
    78
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    6
    Göç: İnsanların doğal, ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerden dolayı sürekli yaşadığı yerlerden başka yerlere tolu olarak veya bireysel olarak yerleşmeleri olayına Göç denir.

    Göç olayının temelindeki faktör insanların geçimlerini sağlamak için tarım, hayvancılık, açısından elverişli yerleri elde etme isteğidir. İnsanların nüfusları artınca doğal kaynaklar artan nüfusu beslemekte yetersiz olduğu yerlerden, tarım hayvancılık potansiyeli fazla olan yerlere doğru gitmektedirler.

    Göçler bireysel veya toplu olabilir. Bu olay sürekli veya geçici olabilir. Göç olayları bazen gönüllü, bazen de zorunlu olabilir. Göçler bazen kısa mesafeli olduğu gibi, bazen de uzun mesafelerde gerçekleşebilir.

    Göç İle ilgili kavramlar:

    Net göç: Belirli bir alanın aldığı göçle verdiği göç arasındaki farktır. Belirli bir alanın aldığı göç verdiğinden fazla ise net göç vardır.

    İç göç: Ülke sınırları içindeki belirli alanlar (il, bölge v.b.) arasındaki nüfus hareketliliği iç göç olarak tanımlanmaktadır.

    Mevsimlik Göç: Kırsal kesimdeki bazı ailelerin büyük şehirlere, tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği yerlere bir müddet çalışmak üzere göç etmeleri ile gerçekleşir.

    Dış Göç: Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir.

    Alınan göç: Ülke sınırları içindeki, belirli bir alana diğer alanlardan gelen göçtür.

    Verilen göç: Ülke sınırları içindeki belirli bir alandan, diğer alanlara giden göçtür.

    Yurt dışından gelen göç: Nüfus sayımında ülke sınırları içinde ikamet ettiği halde beş yıl önce yurt dışında ikamet eden nüfustur.

    Göçlerin coğrafya açısından önemi:

    1- Nüfusu artırma ve azaltma etkisi vardır. Bir bölgedeki nüfusun, artmasında veya azalmasında göçlerin büyük etkisi vardır.

    2- Nüfusun dağılışını etkileyerek coğrafyayı değiştirmektedir. Bu yüzden de coğrafyanın konusunu oluşturur.



    GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GÖÇ HİKÂYELERİ

    Türklerin Anayurdu Orta Asya’dan Göçü:

    Türklerin ilk yurdu: Türklerin ilk ve anayurdu Orta Asya’dır. Orta Asya’nın sınırları şöyledir: Doğuda Kingan ( Kadırgan ) Dağları, Güneyde Hindikuş, Karanlık dağları, Batıda Hazar Gölü, Kuzeyde Sibirya ovaları ile çevrili toprak parçasıdır.

    Türklerin burada yaşayışları

    Türklerin Orta Asya‘da ki yaşayışlarının, bulundukları yerin iklimi, bitki örtüsü ve yeryüzü şekilleri belirlemişti. Bu nedenle Türkler, ana yurtta, tarım ticaret ve daha çok hayvancılıkla geçinirlerdi.

    Türklerin Yerleştikleri Bölgeler

    Orta Asya ‘da yaşayan Türkler çeşitli nedenlerle ana yurtlarından göç ettiler. Tarihte buna Büyük Göçler diyoruz. Göçlerin en büyük nedeni ekonomik nedenlerdir. Dünyada iklim şarlarının değişmeye başlaması ile Buzulların kuzeye ekilmesi ile Orta Asya da sıcaklığın artması kuraklık ve çölleşmeye yol açmıştır. Yurtlarında iklim değişikliği sonucu oluşan kuraklık, toprakları verimsizleştirdi. Ortaya çıkan geçim sıkıntısı ve artan nüfusa toprakların yetmemesi göçe neden olmuştur. Çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu insan grupları çeşitli yönlere doğru göç etmişlerdir.

    Türk Göçlerinin nedenlerini;

    1-İklim koşulları ve ekonomik güçlükler,

    2-Türk boyları arasındaki mücadeleler ve dış baskılar şeklinde özetleyebiliriz.

    3-Atın evcilleştirilmiş olması, araba ve tekerleğin bilinmesi göçleri kolaylaştırmıştır.






    Göç Yolları:

    Göç eden Türklerin bir kısmı Maveraünnehir'e ( Seyhun – Ceyhun arası ),

    Bir kısmı Ural dağları ile Volga ( İtil ) ırmağı boylarına gittiler.

    Doğuya gidenler ise Altay dağları taraflarına, başkaları da Çin’de Kansu bölgesine ve Uzak doğu ülkelerine,

    Güneye gidenler ise Hindistan, Afganistan ve Çin’e yerleştiler.

    Kuzeye gidenler Sibirya’ya,

    Batıya gidenlerin bir kısmı Hazar denizi’nin kuzeyinden Karadeniz’in kuzeyi ve Avrupa’ya, Bir kısmı da Hazar Denizi’nin Güneyinden İran, Irak, Suriye, Mısır, Anadolu’ya doğru oldu.



    Göçler uygarlıkların yayılmasına yeni kültürlerin doğmasına neden oldu. Göç etmeyen Türk boyları yurtta kaldılar, burada devletler kurdular.

    Göç eden kavimler ise gittikleri bölgelerdeki kavimleri sıkıştırarak onları da göçe zorladılar.



    Kavimler Göçü:

    Asya Hun Devleti’nin yıkılmasından sonra Hunlar dağıldı. Hunlar’ın bir bölümü Balkaş gölü ile Aral gölü arasındaki topraklarda yaşamaya devam etti. Aral gölü civarında 200 sene kadar hayatlarını sürdüren Batı Hunlarının nüfusları arttı. Toprakları yetersiz kalmaya başladı. Başka Türk Boylarının katılmasıyla güçlendiler. MS. 374 yılında Volga (İtil) nehrini aşarak Batı'ya (Avrupa'ya) doğru ilerlemeye başladılar.

    Bu yıllarda, Karpat Dağlarının kuzeyinde Lombardlar, Güney Rusya`da Ostrogotlar ve Vizigotlar, Macaristan’da Vandallar Ren ve Elbe arasında Angıllar ve Saksonlar Yukarı Ren boylannda Franklar Tuna ve Ren nehrinin kesiştiği mıntıkada ise Almanlar yaşamakta idiler.

    Türklerin bu ilerlemeleri karşısında önlerinde bulunan Vizigot, Ostrogot, Vandal, Sakson, Frank, Germen gibi birçok kavim hareketlenerek Türklerden kaçmaya başladılar. Hun baskısı karşısında bu saydığımız gruplar Roma topraklarına girdiler. Romalılar kendilerinden olmayan bu insanlara barbar diyorlardı. Barbar akınları Roma’da büyük bir yıkıma yol açtı.

    Böylece Batı Hun Türklerinin, sebep olduğu Avrupa’nın siyasi haritasının değişmesine neden olan ve toplumları etkileyen bu olaya tarihte Kavimler Göçü denir ( 375 ).

    Bu arada Angıllar ve Saksonlar Büyük Britanya adasına, Franklar Fransa`ya, Gotlar İspanya' ya, diğer kavimler de uygun yerlere giderek batının bugünkü etnik ve siyasal yapışını oluşturmaya başladılar. Yurt bulmak isteyen büyük nüfus hareketlerinin yarattığı siyasal istikrarsızlık ve terör uzun yıllar etkinliğini sürdürdü. İnsanlığın en uzun dönemi olan ilk çağ, bu karmaşa içinde sessizce kapanırken tüm Orta Çağ boyunca etkinliğini sürdürecek olan Feodalizm kökleşmeye başladı.








    Kavimler göçü sonunda:

    1)- Roma İmparatorluğu; Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olmak üzere ikiye ayrıldı.(395). Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında bu Germen kavimleri tarafından yıkıldı.


    2)-Avrupa'nın etnik yapısı değişti. (Germen kavimlerinin

    Avrupa'daki yerli kavimlerle karışması sonucu yeni milletler ortaya

    çıktı.)




    3)- Bu göçlerin sonunda Tuna nehri boylarına kadar gelen Türkler Avrupa'da Batı Hun Devleti’ni (Avrupa Hun) kurdular.
    4)- İngiltere, Fransa gibi Avrupa devletlerinin temeli atıldı.
    5)- Avrupa'da Feodalite ( Derebeylik) rejimi ortaya çıktı.
    6)- İlk çağ kapandı, Ortaçağ başladı.

    YENİ DÜNYAYA GÖÇLER:

    Coğrafi Keşifler: Coğrafi Keşifler, 15.yüzyıl ve 16. yüzyıllarda Avrupalılar tarafından yeni ticaret yollarının bulunması amacıyla başlattıkları ve yeni okyanusların ve kıtaların bulunmasıyla gerçekleşmiş olan keşifleri ifade eder. Bu keşifler özellikle 15.yüzyıldan itibaren açık bir şekilde ekonomik nedenlerden kaynaklanmıştır.





    Keşfedilen yerlere, özellikle Amerika'ya Avrupa'dan pek çok insan göç etti. Avrupa kültür ve uygarlığı yeni yayılma alanları buldu.

    İşte bu keşifler sonunda bulunan yeni kıtalara veya kara parçalarına başta Amerika olmak üzere Avrupa’dan göçler başladı. Yaklaşık 60 milyon insan bu nedenle yer değiştirdi.

    Avrupalılar keşifler sonucunda yeni kıtalara yayılma ve onların zenginlik kaynaklarını ele geçirme olanağı elde etmiştir. Avrupa düşüncesi ve kültürü, evrensel bir değer olarak bu süreçten itibaren yayılmaya ve egemen kılınmaya başlanmıştır. Bunu yaparken Avrupalılar, yerli halkları ve yerel yaşamı dağıtmış ve hatta yok etmiş, Avrupa kültürünü egemen kılma sürecini şekillendirmiştir.Klasik Sömürgecilik olarak bilinen sömürgecilik süreci bu dönemle başlamıştır. Avrupalılar keşfedilen kıtalarda koloniler kurmuşlardır. Özellikle İngiliz ve Fransızlar kuzey Amerika’da, İspanyollar ise Güney Amerika’da koloniler kurdular.

    Bu göçlerle Amerika’da yeni devletlerin kurulması dünya tarihinde önemli değişmelere neden oldu. Özellikle sanayi inkılâbı sonucu gelişen teknoloji ile bu kıtaya göçler yoğunlaştı.



    Avrupa’dan Amerika’ya insanların gitme nedenleri;

    1- Siyasi baskılardan kaçmak ve özgürlük ortamından faydalanmak,

    2- Dini inançlarını özgürce yaşayabilmek

    3- Yenidünyanın yeni ortamını tanımak ve maceraya atılmak,

    4-Kendi ülkelerinde bulamadıkları ekonomik ve sosyal imkânları yakalayabilmek için gitmişlerdir.

  6. buse_1903

    buse_1903 Üye

    Katılım:
    24 Eylül 2008
    Mesajlar:
    78
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    6
    GÖÇLER VE GÖÇ ÇEŞİTLERİ

    MÜBADELE GÖÇLERİ: ( Yer Değiştirme) :

    Bir antlaşmanın esaslarına dayanılarak yapılan, ülke nüfuslarının karşılıklı olarak yer değişmesi ile oluşan göçlerdir. Örneğin Kurtuluş Savaşı sonrası Yunanistan ile yapılan anlaşmalarla ülkemizde yaşayan Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler arasında yer değiştirme göçleri yaşanmıştır.

    Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus mübadelesi protokolü imzalanmıştır. Bu göçler Romanya ile Bulgaristan arasında da olmuştur. Bu protokol ile İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türkleri kapsamıştır.

    Bu protokol ile Yunanistan’dan 400.000 Türk Türkiye’ye, Buna karşılık Türkiye’den 150.000 Rum Yunanistan’a gitmiştir. Bu göçler insanların gönüllü olarak yaptıkları göç hareketleri olmayıp, zorunlu göçlerdir.

    BEYİN GÖÇÜ

    Bilim ve tekniğin gelişmesine katkıda bulunabilecek nitelikteki elemanları çalışmak üzere başka ülkelere göç emesi olayına Beyin Göçü denir.

    İyi eğitilmiş elemanların daha iyi çalışma olanakları sağlayan ülkelere gitmesiyle oluşan göçlerdir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin nitelikli kişilerinin sanayileşmiş ülkelere gitmesidir. Örneğin II. Dünya Savaşı sırasında Alman bilim adamlarının ABD’ye göçü bu türdendir.

    Göç veren ülkeler açısından en büyük kayıp olarak değerlendiren göçtür. Ekonomisi gelişmemiş ülkelerin yüksek paralar harcayarak yetiştirdiği elemanlar ellerinden kaçmaktadır. Ülkeler arasında gelişmişlik farkının artmasına neden olmaktadır. Zor şartlarda yetiştirdikleri kaliteli elemanları kaybeden gelişmekte olan ülkelerin kalkınmaları yavaşlamaktadır.

    Özellikle beyin göçü 1960 yıllardan itibaren artmaya başlamıştır. Doktor, mühendis, ekonomist, sanatçı v.b. alanında iyi yetişmiş insanların göç etmesi, ülkemizde de önemli bir sorundur.

    En çok Beyin göçü veren ülkeler: Hindistan, Pakistan, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Nijerya, orta Asya devletleridir.

    En Çok Beyin Göçü alan ülkeler: A.B.D. Kanada, Avustralya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Almanya, Fransa, İsviçre, İsveç, Norveç, vb.

    Bazı ülkeler beyin göçü alırken aynı zamanda beyin göçü verebilir. Kanada bunun en iyi örneğidir. Ülkemize de son yıllarda bazı Orta Asya devletlerinden az sayıda yetişmiş insan gelmektedir.

    Avrupa ve ABD’de çok sayıda Türk uzman başka ülkeler için çalışmaktadır bu da ülkemiz için bir kayıptır.



    Beyin göçünün başlıca nedenler:

    1.Sanayileşmiş ülkelerin ödedikleri yüksek ücretler

    2.Çalışma şartlarının kolaylığı, teknoloji ve gelişmelerden en iyi şekilde yararlanma imkânı

    3.Göç gönderen ülkede iyi yetişmiş kişilerin kendi alanı ile ilgili uygun iş bulmakta zorlanmaları veya kariyer yapmakta imkân bulamamaları.



    İŞÇİ GÖÇLERİ

    Ekonomik gelişmenin yavaş olduğu ülkelerde iş olanaklarının az olması, bu imkânların geliştiği ülkelere ve bölgelere doğru göçlere neden olmaktadır. İşsizlik nedeniyle yapılan göçlere işgücü göçü denir. İşgücü göçleri mevsimlik, kısa süreli veya uzun süreli olabilir. Örneğin ülkemizde yaz mevsiminde pamuk işçilerinin Çukurova’ya gelmesi mevsimlik işgücü göçüdür.

    II. Dünya Savaşından sonra yıkılan Avrupa ekonomisini yeniden kurmak için 1952- 1954 yılları arasında Almanya, Fransa, Belçika, Avusturya, Hollanda gibi ülkeler kalkınma hamlesi başlatmış, bu hamle sonucu yetersiz gelen işgücünü karşılamak için dış ülkelerden işçi talebinde bulunmak zorunda kalmışlardır.

    1952 de Federal Almanya yabancı işçi çalıştırmaya başlamıştır. Avrupa’da yukarıda sayılan gelişme hamlesi başlatan ülkelerde Almanya’yı takip ederek yabancı işçi çalıştırmaya başlamışlardır.

    Bunlara karşılık ise gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde yaşanan işsizlik sonucu birçok ülke de dış ülkelere işgücü göçü vermeye başlamışlardır.

    Avrupa’da Yunanistan, İspanya, Portekiz, Yugoslavya, İtalya vb, Afrika’da Cezayir, Fas, Tunus, gibi sömürge devletleri de Avrupa ülkelerine işgücü vermişledir. Bu gün ise dünyada başta Asya, Afrika, Güney Amerikanın gelişmekte olan ve geri Kalmış ülkeleri başta Avrupa, Kuzey Amerika, ( ABD, Kanada) ve Avustralya’ya işgücü vermektedir.

    Özellikle bu gelişen ülkeler artık vasıfsız işçileri pek almamakta yetişmiş, kaliteli eğitimli insanları almaktadır. Artık bu olay daha çok beyin göçüne doğru dönmüştür.

    Türkiye’de yurt dışına işgücü veren ülkelerin başında gelmektedir. Ülkemizde iş gücü göçleri 1960’tan sonra başlamıştır. Türkiye göç veren bir ülke olmaya başladı. Bu yıllarda başta batı Avrupa ülkelerine olmak üzere Avrupa’nın diğer ülkelerine de işgücü göçü meydana gelmiştir.

    1958–1986 arasında başta Almanya olmak üzere Fransa, Hollanda, Avusturya, İsviçre, Danimarka, İngiltere ve İsveç 1,3 milyon işçi göç etti.

    1980 lerden sonra göç olayları hem sayısal hem de mekânsal açıdan değişme göstermiştir. Batı Avrupa ülkelerinin işçi alımın bırakmasıyla göçlerin yönü değişti. 1980lerden sonra altyapı ve inşaat hizmetleri için Orta doğudaki S.Arabistan, Libya, Ürdün, Kuveyt gibi Arap ülkelerine göçler yönelmiştir.

    1990 yılarda ise Bağımsız Devletler topluluğuna işçi göçleri olmuştur. Bugün yurtdışındaki nüfusumuzun %88,7 i Batı Avrupa ülkelerinde ( 1.500.000),%8,5 u Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinde,%0,5i Türk cumhuriyetlerinde,%2,3 ü diğer ülkelerde yaşamaktadır. Avustralya’da 30bin, ABD’de 130 bin Türk yaşamaktadır.

    Ancak işçilerimizde kesin dönüş eğilimi giderek artmaktadır. Farklı kültüre sahip Avrupa toplumuna uyum sağlayamamaları, maruz kaldıkları baskılar, yabancılar için zorlaşan hayat şartları ve ekonomik doyum vatandaşlarımız kesin göçe zorlamaktadır. Yaklaşık 250.000 kadarı ülkemize geri dönüş yapmıştır.

    Yurt dışındaki Türk işçilerinin ülke ekonomisine büyük katkıları vardır. Biriktirdikleri paraları ülkemize göndermeleri döviz açısından ülkemizin en önemli gelir kaynaklarındandır. İşçilerimizin ailelerinin ve çocuklarının eğitim, dil, din vb. meselelerdeki sıkıntılarını gidermek için devletimiz oralara gerekli uzmanları gönderiyor.

    DOĞAL AFETLERİN NEDEN OLDUĞU GÖÇLER:

    Deprem, heyelan, kuraklık ve çölleşme, taşkın, sel, çığ, volkanik püskürmeler gibi doğal yıkımlar birçok sosyal ve ekonomik sorunların yanı sıra göçlere de neden olmaktadır. Doğal yıkımlardan zarar gören insanlar bulundukları yerleri terk ederek koşulları daha iyi olan yerlere göç ederler.

    Örneğin:

    IV. Ve V. Yüzyılda Hunların ve Moğolların Orta Asya’dan başka yerlere göç etmelerinde kuraklık ve çölleşme etkili olmuştur.

    ABD’ de Kaliforniya’daki deprem olayı binlerce insanın göç etmesine neden olmuştur.

    1994 de Kırgızistan’daki heyelan olayları 270.000 insanın göç etmesine yol açmıştır.

    Ülkemizde 1998’de Adana’da meydana gelen depremde zarar gören birçok kişi başka kentlere göç etmişlerdir. Yine 1998’de Bartın’da meydana gelen sel felaketi ise ilçeyi yaşanamaz hale getirmiş ve göçe neden olmuştur.1999 depremi ile de birçok insanımız başka bölgelere göç etmek zorunda kalmıştır.

    Aral Gölü: Dünyanın dördüncü büyük gölü Aral gölü giderek Asya’nın ortasında bataklık ve çöle dönüşmektedir. Küresel ısınma ve kuraklık nedeniyle iki göle dönüşmüş durumdadır. Gölün su seviyesi düşerek göl sürekli içeri doğru çekilmektedir. Bir zamanların liman ve tersaneleri gemi mezarlığına dönüşmektedir. Bunun nedenleri bu gölü besleyen Pamir dağlarından inen Amu derya ve Siri derya nehirlerinin sularının azalmasıdır. Bu nehirlerin suyu sulama faaliyetleri ile azalmıştır.1960 dan buyana gölün suları 4 metre aşağı düşmüştür.( 2002 yılı itibari ile). Önlem alınmadığı takdirde uzmanlar 2015 yılından sonra gölün tamamen kuruyacağı hesaplamaktadırlar.

    Gölün kuruması ile göl tabanındaki tuzlu toprakların rüzgârlar tarafından verimli topraklar üzerine taşınacağı ve çevre topraklarının veriminin de düşeceğini söyleyen uzmanlar; bunun da yeni bir göçe sebep olacağını belirtmektedirler.







    İNSANLARI GÖÇE İTEN SEBEPLER AÇISINDAN GÖÇLER:

    1-Zorunlu göçler: Savaşlar, sınır değişiklikleri, Mübadele ( Antlaşmalarla sağlanan nüfus değişiklikleri),Etnik baskılar, Salgın hastalıklar, doğal afetler, Kamulaştırma sonucu oluşan göçlerdir.

    2-Gönüllü Göçler: İş bulmak, eğitim görmek, sağlık şartlarından yararlanmak, macera aramak, Şehirdeki kültürel sanatsal faaliyetlerden yararlanmak, beyin göçü gibi göçlerdir.



    Gİdilen yere göre göç Tipleri ( OLUŞTUKLARI YERE GÖRE)



    1- İç Göçler:

    Herhangi bir ülkenin sınırları içinde oluşan göçlerdir. Bu yer değiştirme hareketi sırasında ülke nüfusunda herhangi bir değişme söz konusu değildir. Genellikle iç göçlere bağlı olarak kent nüfusları artarken, kırsal nüfus azalmaktadır.

    İç göçler;- Kırsal alandan kırsal alana, -Kırsal alandan kentlere, -Kentlerden kentlere, -Kentlerden kırsal alana doğru olmaktadır.

    İç göçlerin en fazla görüleni kırsal alandan kentlere doğru olanıdır. Verimli tarım alanları, endüstrinin geliştiği bölgeler, ticaret merkezleri, maden yatakları bakımından zengin olan bölgeler ve turistik yöreler göçmen çekerler.

    İç göçler ikiye ayrılır:

    A-Mevsimlik Göçler: Genel olarak tarım işçilerinin oluşturduğu göçlerdir. Ayrıca inşaat, işçileri, yaylacılık ve inşaat işçileri ve turizm sezonu işçileri gibi.

    B- Sürekli Göçler: İnsanların yaşadığı yerlere bir daha geri dönmemek üzere ve gittikleri yerlerde sürekli kalmasıyla oluşan göçlerdir.



    2-Dış Göçler:

    Bir ülkeden başka ülkelere olan göçlerdir. Göç veren ülkenin nüfusu azalır. Alanın ise artar.

    —Milli sınırlar dışına,

    —Milli sınırlar içine doğru olmaktadır.



    İç göçler sonucu nüfus, ülke sınırları içerisinde yer değiştirdiği için toplam nüfusta artma ya da eksilme olmaz. Nüfusun dağılım dengesi ve cinsiyet dengesi, bölgeden bölgeye değişir.

  7. buse_1903

    buse_1903 Üye

    Katılım:
    24 Eylül 2008
    Mesajlar:
    78
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    6
    GÖÇLERİN SEBEPLERİ VE SONUÇLARI

    İç göçler başlıca sebepleri:

    A- Kırsal alandaki itici sebepler:

    1- Kırsal alandaki aşırı nüfus artışı,

    2-Mirasla toprakların parçalanması

    3-Tarım arazilerinin verimsizleşmesi(erozyona uğraması)

    4-Tarımda makineleşmenin iş gücüne ihtiyacı azaltması,

    5-Ekonomik ve sosyal sıkıntılar ve istikrarsızlık.

    6-Arazilerin kamulaştırılması,

    7-Kırsal alanda eğitim, sağlık, kültürel yetersizlik.

    8-İş sahasını büyütme arzuları,

    9-İklim şartlarının olumsuzlukları,

    10-Son yıllarda ardı ardına gelen göçük, heyelan, deprem, sel gibi doğal afetler ve terör sorunu da köyden kente göçü arttırmıştır.

    B – Kentlerdeki Çekici Özellikler:

    1- Gelişen sanayi ve iş sahaları,

    2- Eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel hizmetlerin gelişmiş olması ve yararlanma isteği,

    3- Uygun iklim ve toprak şartları,

    4-Ulaşım kolaylıkları

    5-Bayındırlık hizmetlerinin gelişmiş olması

    6-Kentlerdeki eğlenceli yaşam, kültürel faaliyetlerin yaygın olması, yaşam koşullarının daha iyi olması,

    7- Ulaşım haberleşme alanındaki gelişmelerin etkisi,



    Göçlerin yol açtığı mekânsal sorunlar:

    1)Ülke genelinde nüfusun dağılışında dengesizlik görülür.

    2)Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.

    3)Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.

    4)Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)

    5)Önceleri kent dışında bulunan sanayi tesisleri zamanla kent içinde kalır.

    6)Kentlerde konut sıkıntısı çekilir. Bu da gecekondulaşmaya neden olur.

    7)Kent nüfusunda aşırı artış meydana gelir.

    8)Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik, kanalizasyon) yetersizlik görülür.

    9)Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.

    10)Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,

    11)Erkek ve kadın nüfusunda dengenin bozulması.

    12)Kentlerde güvenlik bozulur,

    13)Kent nüfusu hızla artarken kır nüfusu azalır denge bozulur.

    14)Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.

    15)Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.

    16)Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.

    17)Göç alan ülkede nüfus artar, göç veren ülkede ise azalır.

    18)Ülkeler arasında ekonomik ilişkiler gelişir.

    19)Ülkeler arası kültürel ilişkiler gelişir.



    Bu göçlerin yol açtığı sosyal sorunlar:

    1-Gelen göçmenler ve mülteciler, genellikle olağanüstü zor koşulların içinden ayrılarak ülkelere gelmektedirler. Ağır yol koşulları, yollarda karşılaştıkları engelleme girişimleri ve müdahaleler, sınırdan geçiş sırasında karşılaştıkları zorluklar ve mevsimlere dayalı doğal engeller, bu insanlarda önemli sağlık sorunlarına neden olmaktadır.



    2- Göç olgusu, bir baskı ya da zorlamaya dayandığından, çoğu zaman bu insanlar kendi statülerini tanımlamaya yarayacak belgelerden yoksun durumda bulundukları için göç veren ve göç alan ülke arasında hukuki bir belgeye bağlanmasında zorluklar yaşanmaktadır.



    3- Göç eden kitlenin içine katıldığı yeni doğal ve toplumsal çevreyi, göç alan kitlelerin de içlerine yeni katılan göçmen kitleleri benimseme güçlükleri yaşanmaktadır. Böylece, yeni bir ortak toplumsal yapı oluşumu söz konusu olmaktadır.



    4- Özellikle mülteci kitleler, terk ettikleri ülkenin güvenlik makamlarından gizli ve kaçarak geldiklerinden, iki ülke arasında kimi sürtüşmeler ve diplomatik krizler oluşabilmekte, ayrıca gelenlerin bir kısmı da başta terör ve casusluk olmak üzere diğer yasadışı olaylara destek verecek kötü niyet sahibi insanlar da sızabilmektedir.



    5- Yer değiştirmeler aileler, özellikle küçük çocuklar ve yaşlı kimseler için çoklukla baskı nedeni olmakta, çoğu zaman yeni bir çevreye uymakta ve yeni dostlar edinmekte zorluk çekmektedirler. Bu süreç içinde artan gecekondulaşma, kentsel hizmetlerin aksaması, işsizlik, göç edenlerin topluma uyumsuzluğu, şehir kültürüne yabancılık ve kültürler arası çatışma gibi sorunlar yaşanmaktadır.



    6- Göç edenlerin bazıları şehirle bütünleşirken bazıları şehirde ayrı gruplar meydana getirmektedirler. Göç edenlerin şehirleşmesi yani şehre bütünleşmesi için çok uzun zaman gerekmektedir. Göç nedeniyle kültürel farklılıklar düşmanlık ve gerginlik meydana gelmektedir.



    7- Kente gelmiş aile çocukları eğitim ve yetenek eksikliği gibi nedenlerle arzuladığı iş ve geleceği elde edemeyeceği düşüncesine kapılan çocukların, suça daha kolay yönelme olasılığı büyüktür. Göçlerin ve gecekondulaşmanın yoğun olduğu şehir bölgelerinde suç oranlarının şehrin diğer bölgelerine göre yüksek olduğu görülmektedir.

    Örneğin: İzmir’de gecekonduda oturan nüfusun kentin tüm nüfusuna oranı % 40–45 arasındayken, suç işleyen çocukların yaklaşık % 75'i gecekondu ya da kısmen gecekondu bölgelerinde oturmaktadır



    8-Ekonomik güçlükler nedeniyle çocukların okula gönderilmeleri yerine ekonomik yönden aileye katkıda bulunma zorunluluğu erken yaşta çalışmak zorunda kalan çocuğun hem eğitimini aksatmakta, hem de iş çevresinde zararlı alışkanlıklar kazanabilmesine yol açmaktadır.





    Göç alan yerlerde oluşan sorunlar :

    A- Göç alan ülkede veya kentte nüfus artar. Nüfus artış hızı yükselir.

    B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç alan alanlarda erkek nüfusu artar.

    C - Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)

    Ç-Önceleri iken dışında bulunan sanayi tesisleri kent içinde kalır.

    D-Kentlerde konut sıkıntısı çekilir ve derme çatma yapılan konutlar gecekondulaşmaya neden olur.

    E-Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.

    G-Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.

    H-Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,

    I- Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.

    J-Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.

    K-Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.

    L-Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.

    M- Farklı kültürlerdeki insanların bir araya gelmesi bazen de kültür çatışmalarına neden olabilir. Sosyal sorunları oluşturur.



    Göç veren yerlerde oluşan sorunlar :

    A- Göç veren ülkede veya kırsal alanlarda nüfus azalır.

    B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç veren alanlarda erkek nüfusu azalır. Kadın nüfusu fazla olur.

    C-Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.

    D- Kırsal alanlarda araziler boş kalmakta, bağ ve bahçeler ile konutlar bakımsızlıktan bozulmaktadır.

    E-Göç veren yerlerde nüfus yaşlılardan oluşur ve iş yapabilecek insan azalır.



    Göçlerin ve ortaya koyduğu sorunların çözümü için yapılması gerekenler:

    1- Göç veren bölgelerdeki yoğun göçün önlenebilmesi, öncelikle ekonomik koşulların iyileştirilmesi ve yüksek doğal nüfus artış hızının aşağı çekilmesine bağlıdır.

    2- Göçün yoğun olarak yaşandığı alanların üniversitelerinde göçü önleyecek politikalara yardımcı olmak üzere, araştırma yapmak ve bulgulara birinci elden ulaşmak amacıyla araştırma merkezleri kurulmalıdır.
    3- Orman köylerinden göçe katılanların oranını düşürmek amacıyla, ormanlardan köylünün bilinçli ve etkin bir biçimde yararlanabilmesi için olanaklar yaratılmalı ve orman köylülerinin yerinde kalkındırılması için gerekli olan fon kredileri yükseltilmelidir.

    4- Göç veren alanlardan göç etme nedeni olarak gösterilen işsizliğe son verilmeli ve bölgeye özgü istihdam politikası gerçekleştirilmelidir.

    5- Göç veren alanlara eğitim kültür ve sağlık alanında yatırımlara devam edilmelidir.
    6- Göç veren alanlarda gelir getirici uğraşlar yaratılmalıdır. Bunun içinde bölgedeki tarım dışı sektörler desteklenmelidir.
    7- Göç veren alanlarda bölge şartlarına uygun kırsal sanayiye geçilmelidir. Böylece kırsal sanayiden en çok yararlananlar kırsal alanda yaşayanlar olacaktır.( tarım ve hayvancılığa dayalı sanayiler)
    8- Göç veren alanlara devlet yatırımı ile birlikte, bölgede yatırım yapacak özel girişimciler cesaretlendirilmeli ve özendirilmelidir.
    9- Gerek köylerde, gerekse kentlerde el sanatlarına dönük imalat ve evlerde yapılacak fason üretim canlandırılmalı, kooperatifçilik teşvik edilmelidir.

    10- Göç veren alanlarda bir yandan köy tipi sanayi geliştirilmeli ve el emeğinin değerlendirilmesi yoluna gidilmelidir.

    11- Hammaddeye bağlı olmayan serbest sanayi kuruluşları iş gücü arzının en yüksek olduğu bölgelere kurulmalı, bölgeler arası dengeli politika uygulanmalı, sanayi nüfusu yurt çapında dengeli dağıtılmalı, GAP projesi benzeri DAP, KAP projeleri yaşama geçirilerek halkın doğduğu yerde tutulması sağlanmalıdır.

    12- Hazine arazilerinin belediyelere ve toplu konut kooperatiflerine devri ile gecekondu önleme bölgeleri oluşturulmalı, gecekonduya karşı proje uydu kentler yapılmalıdır.

    13- Demiryolu ağırlıklı hızlı bir ulaşım sistemi oluşturulup, cazibe merkezi olan büyük şehirlere gidip-gelme kolaylaştırılarak, şehre göç ihtiyacı ortadan kaldırılmalıdır.

    14- Gecekondulaşmanın önlenebilmesi için siyasi iktidarların oy kaygısından uzak şehir yasaları yapılmalı, imar affı kanunları yürürlükten kaldırılmalı, imara dönük af yasası olmamalıdır.

    15- Kamunun malı olan devlet, hazine, belediye arsalarına yapılan kaçak yapıların, gecekonduların kente karşı işlenmiş bir suç olduğu görüşü toplumun bütün kesimlerince benimsenmeli;

    16- Yoğun göç alan kentsel birimlerin yol, su, kanalizasyon gibi alt yapı gereksinimlerinin giderilmesi ivedilikle yapılmalıdır.
    17- Göç alan bölgelerin çevre düzenlemesine önem verilmeli ve tasarım olarak göze hoş görülmeyen, kullanılan malzeme bakımından yetersiz ve dayanıksız olan, imar planına uymayan konut yapımına izin verilmemelidir.

    18- Türk Ceza Kanunundaki hırsızlık ve gasp suçlarına eşdeğer kabul edilecek yasal düzenlemeler yapılmalı, imar mevzuatına aykırı yapılaşmalara karşı müdahale ve yaptırım gücüyle donatılmış, meslek odaları, sivil kuruluşlar ve bilim adamları katılımlı, özerk, yerel ve demokratik denetleme kurumları oluşturulmalı




    Göçlerin yol açtığı mekânsal sorunlar:

    1)Ülke genelinde nüfusun dağılışında dengesizlik görülür.

    2)Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.

    3)Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.

    4)Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)

    5)Önceleri kent dışında bulunan sanayi tesisleri zamanla kent içinde kalır.

    6)Kentlerde konut sıkıntısı çekilir. Bu da gecekondulaşmaya neden olur.

    7)Kent nüfusunda aşırı artış meydana gelir.

    8)Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik, kanalizasyon) yetersizlik görülür.

    9)Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.

    10)Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,

    11)Erkek ve kadın nüfusunda dengenin bozulması.

    12)Kentlerde güvenlik bozulur,

    13)Kent nüfusu hızla artarken kır nüfusu azalır denge bozulur.

    14)Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.

    15)Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.

    16)Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.

    17)Göç alan ülkede nüfus artar, göç veren ülkede ise azalır.

    18)Ülkeler arasında ekonomik ilişkiler gelişir.

    19)Ülkeler arası kültürel ilişkiler gelişir.



    Bu göçlerin yol açtığı sosyal sorunlar:

    1-Gelen göçmenler ve mülteciler, genellikle olağanüstü zor koşulların içinden ayrılarak ülkelere gelmektedirler. Ağır yol koşulları, yollarda karşılaştıkları engelleme girişimleri ve müdahaleler, sınırdan geçiş sırasında karşılaştıkları zorluklar ve mevsimlere dayalı doğal engeller, bu insanlarda önemli sağlık sorunlarına neden olmaktadır.



    2- Göç olgusu, bir baskı ya da zorlamaya dayandığından, çoğu zaman bu insanlar kendi statülerini tanımlamaya yarayacak belgelerden yoksun durumda bulundukları için göç veren ve göç alan ülke arasında hukuki bir belgeye bağlanmasında zorluklar yaşanmaktadır.



    3- Göç eden kitlenin içine katıldığı yeni doğal ve toplumsal çevreyi, göç alan kitlelerin de içlerine yeni katılan göçmen kitleleri benimseme güçlükleri yaşanmaktadır. Böylece, yeni bir ortak toplumsal yapı oluşumu söz konusu olmaktadır.



    4- Özellikle mülteci kitleler, terk ettikleri ülkenin güvenlik makamlarından gizli ve kaçarak geldiklerinden, iki ülke arasında kimi sürtüşmeler ve diplomatik krizler oluşabilmekte, ayrıca gelenlerin bir kısmı da başta terör ve casusluk olmak üzere diğer yasadışı olaylara destek verecek kötü niyet sahibi insanlar da sızabilmektedir.



    5- Yer değiştirmeler aileler, özellikle küçük çocuklar ve yaşlı kimseler için çoklukla baskı nedeni olmakta, çoğu zaman yeni bir çevreye uymakta ve yeni dostlar edinmekte zorluk çekmektedirler. Bu süreç içinde artan gecekondulaşma, kentsel hizmetlerin aksaması, işsizlik, göç edenlerin topluma uyumsuzluğu, şehir kültürüne yabancılık ve kültürler arası çatışma gibi sorunlar yaşanmaktadır.



    6- Göç edenlerin bazıları şehirle bütünleşirken bazıları şehirde ayrı gruplar meydana getirmektedirler. Göç edenlerin şehirleşmesi yani şehre bütünleşmesi için çok uzun zaman gerekmektedir. Göç nedeniyle kültürel farklılıklar düşmanlık ve gerginlik meydana gelmektedir.



    7- Kente gelmiş aile çocukları eğitim ve yetenek eksikliği gibi nedenlerle arzuladığı iş ve geleceği elde edemeyeceği düşüncesine kapılan çocukların, suça daha kolay yönelme olasılığı büyüktür. Göçlerin ve gecekondulaşmanın yoğun olduğu şehir bölgelerinde suç oranlarının şehrin diğer bölgelerine göre yüksek olduğu görülmektedir.

    Örneğin: İzmir’de gecekonduda oturan nüfusun kentin tüm nüfusuna oranı % 40–45 arasındayken, suç işleyen çocukların yaklaşık % 75'i gecekondu ya da kısmen gecekondu bölgelerinde oturmaktadır



    8-Ekonomik güçlükler nedeniyle çocukların okula gönderilmeleri yerine ekonomik yönden aileye katkıda bulunma zorunluluğu erken yaşta çalışmak zorunda kalan çocuğun hem eğitimini aksatmakta, hem de iş çevresinde zararlı alışkanlıklar kazanabilmesine yol açmaktadır.





    Göç alan yerlerde oluşan sorunlar :

    A- Göç alan ülkede veya kentte nüfus artar. Nüfus artış hızı yükselir.

    B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç alan alanlarda erkek nüfusu artar.

    C - Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)

    Ç-Önceleri iken dışında bulunan sanayi tesisleri kent içinde kalır.

    D-Kentlerde konut sıkıntısı çekilir ve derme çatma yapılan konutlar gecekondulaşmaya neden olur.

    E-Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.

    G-Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.

    H-Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,

    I- Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.

    J-Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.

    K-Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.

    L-Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.

    M- Farklı kültürlerdeki insanların bir araya gelmesi bazen de kültür çatışmalarına neden olabilir. Sosyal sorunları oluşturur.



    Göç veren yerlerde oluşan sorunlar :

    A- Göç veren ülkede veya kırsal alanlarda nüfus azalır.

    B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç veren alanlarda erkek nüfusu azalır. Kadın nüfusu fazla olur.

    C-Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.

    D- Kırsal alanlarda araziler boş kalmakta, bağ ve bahçeler ile konutlar bakımsızlıktan bozulmaktadır.

    E-Göç veren yerlerde nüfus yaşlılardan oluşur ve iş yapabilecek insan azalır.



    Göçlerin ve ortaya koyduğu sorunların çözümü için yapılması gerekenler:

    1- Göç veren bölgelerdeki yoğun göçün önlenebilmesi, öncelikle ekonomik koşulların iyileştirilmesi ve yüksek doğal nüfus artış hızının aşağı çekilmesine bağlıdır.

    2- Göçün yoğun olarak yaşandığı alanların üniversitelerinde göçü önleyecek politikalara yardımcı olmak üzere, araştırma yapmak ve bulgulara birinci elden ulaşmak amacıyla araştırma merkezleri kurulmalıdır.
    3- Orman köylerinden göçe katılanların oranını düşürmek amacıyla, ormanlardan köylünün bilinçli ve etkin bir biçimde yararlanabilmesi için olanaklar yaratılmalı ve orman köylülerinin yerinde kalkındırılması için gerekli olan fon kredileri yükseltilmelidir.

    4- Göç veren alanlardan göç etme nedeni olarak gösterilen işsizliğe son verilmeli ve bölgeye özgü istihdam politikası gerçekleştirilmelidir.

    5- Göç veren alanlara eğitim kültür ve sağlık alanında yatırımlara devam edilmelidir.
    6- Göç veren alanlarda gelir getirici uğraşlar yaratılmalıdır. Bunun içinde bölgedeki tarım dışı sektörler desteklenmelidir.
    7- Göç veren alanlarda bölge şartlarına uygun kırsal sanayiye geçilmelidir. Böylece kırsal sanayiden en çok yararlananlar kırsal alanda yaşayanlar olacaktır.( tarım ve hayvancılığa dayalı sanayiler)
    8- Göç veren alanlara devlet yatırımı ile birlikte, bölgede yatırım yapacak özel girişimciler cesaretlendirilmeli ve özendirilmelidir.
    9- Gerek köylerde, gerekse kentlerde el sanatlarına dönük imalat ve evlerde yapılacak fason üretim canlandırılmalı, kooperatifçilik teşvik edilmelidir.

    10- Göç veren alanlarda bir yandan köy tipi sanayi geliştirilmeli ve el emeğinin değerlendirilmesi yoluna gidilmelidir.

    11- Hammaddeye bağlı olmayan serbest sanayi kuruluşları iş gücü arzının en yüksek olduğu bölgelere kurulmalı, bölgeler arası dengeli politika uygulanmalı, sanayi nüfusu yurt çapında dengeli dağıtılmalı, GAP projesi benzeri DAP, KAP projeleri yaşama geçirilerek halkın doğduğu yerde tutulması sağlanmalıdır.

    12- Hazine arazilerinin belediyelere ve toplu konut kooperatiflerine devri ile gecekondu önleme bölgeleri oluşturulmalı, gecekonduya karşı proje uydu kentler yapılmalıdır.

    13- Demiryolu ağırlıklı hızlı bir ulaşım sistemi oluşturulup, cazibe merkezi olan büyük şehirlere gidip-gelme kolaylaştırılarak, şehre göç ihtiyacı ortadan kaldırılmalıdır.

    14- Gecekondulaşmanın önlenebilmesi için siyasi iktidarların oy kaygısından uzak şehir yasaları yapılmalı, imar affı kanunları yürürlükten kaldırılmalı, imara dönük af yasası olmamalıdır.

    15- Kamunun malı olan devlet, hazine, belediye arsalarına yapılan kaçak yapıların, gecekonduların kente karşı işlenmiş bir suç olduğu görüşü toplumun bütün kesimlerince benimsenmeli;

    16- Yoğun göç alan kentsel birimlerin yol, su, kanalizasyon gibi alt yapı gereksinimlerinin giderilmesi ivedilikle yapılmalıdır.
    17- Göç alan bölgelerin çevre düzenlemesine önem verilmeli ve tasarım olarak göze hoş görülmeyen, kullanılan malzeme bakımından yetersiz ve dayanıksız olan, imar planına uymayan konut yapımına izin verilmemelidir.

    18- Türk Ceza Kanunundaki hırsızlık ve gasp suçlarına eşdeğer kabul edilecek yasal düzenlemeler yapılmalı, imar mevzuatına aykırı yapılaşmalara karşı müdahale ve yaptırım gücüyle donatılmış, meslek odaları, sivil kuruluşlar ve bilim adamları katılımlı, özerk, yerel ve demokratik denetleme kurumları oluşturulmalı;






    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sayfayı Paylaş