Gothik Sanatı

Konu 'Kültür-Sanat' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    Gotik Sanat

    Avrupa kıtasının değişik bölgelerine göre değişik tarihler gösteren bu üslup 12.yy başlarında Fransa’da kendisini göstermiş olup, 15.yy sonlarına ve hatta 16.yy içlerine kadar önemini korumuştur.

    • Gotik, sivil ve dünyevi bir görüntüye bürünerek, manastırlar ve güçlü dini çevrelerin dışına taşmış toplumsal özellik gösteren dini bir sanattır.
    • Gotik sanata yön veren kişilerin din adamı kökenli olmasına rağmen, sanatın gelişmesine olanak tanıyan ortam şehirli tüccarlar ve sanatkarların ağırlık kazandığı şehir ve kasaba kurumlarıdır.
    • Yapılan eserler şehirli gurupların ve şehirlerin gücünü gösterir.
    • Gotik sanat kilise ve manastırlardan çok milli kimliklerini kazanmaya başlayan krallıklar ve şehir cumhuriyetlerinin sanatıdır.
    • Gotik sanat ortamının etkin sanat kolu mimaridir, bu eserlerle şehirli gurupların ve toplumların inancını ve gücünü gösterirken, kilise dinin ilham kaynağı olma amacındadır.
    • Gotik sanatın bütün kollarında dikkati çeken en çok bilinen özelliği yukarı doğru uzunlamasına gelişme eğilimi gösteren formların kullanılmış olmasıdır.
    • Karmaşık ve dolaşmış doğal biçimlerden yola çıkılarak elde edilmiş zengin bir süsleme tarzına sahiptir.
    • Gotik üsluptaki heykeller üç boyutlu, uzama eğilimiyle hemen fark edilen bakımsız formlar halindedir.
    • Bina ile bağımlı olduğu halde heykeller, kendilerine ait konuyu içerir.
    • Vitray önemli yer tutar. Geniş açıklıklar vitrayla süslenmiş pencerelerle kaplandığı gibi renkli ışıklarla kişiler üzerinde etki yapılmak istenmiştir.
    • Resim sanatı kitap resmi olarak başlamış, dinin gücü ve feodalitenin ortadan kalkmasıyla şehirleşme ve yeni toplum şartları resimde de etkisini göstermiştir.
    1200 yıllarında yuvarlak kubbeli Romanesk tarzı, yerini sivri kubbeli Gotik tarzına bıraktı. Bu tarz, ortaçağ sonlarına kadar sürdü. Sivri kubbe yapımının bulunuşu, mimarlıkta büyük bir değişikliğe ön ayak olması nedeniyle önemlidir. Sivri kemerler, bir kare içinde karşılıklı olarak bağlandıkları zaman, bir kubbe inşa edilmişçesine güç ve sağlamlık kazanıyordu. Gotik mimarlıkta bu değişiklik, tonoz yapımında büyük bir başarıydı. Kemer ayakları arasındaki en geniş açıklıkların desteklenmesi sorunu böylece çözümlenmiştir. Gotik tarzı adıyla gelişen bu yöntem, pek çok alanda yenilikler oluşturabilecek bir ortam getirmişti. Aynı dönemlerde Hıristiyan Kilisesini esinlendiren yeni bir görüş, paralel olarak gelişiyordu. 1200 yıllarına dek, tıpkı Bizans İmparatorluğunda olduğu gibi, Romanesk Mimarlıkta da anlatım tümüyle Tanrının ve Kilisenin gücü üzerinde toplanmıştı. Hz.İsa, tek kanun yapımcısı, tek yargıç kabul ediliyordu. Buna uygun olarak sanatta katı, ağırbaşlı bir üslup içinde gelişiyordu. Ama yeni Gotik tarzının yerleştiği dönemlerde Aziz Francis, Hz.İsa’nın insanların kardeşi olduğu görüşünü açıkladı. Herkesin Tanrının çocukları olduğu savını ortaya attı. Onun güneşi ve ayı, rüzgarı ve yağmuru, kuzuyu ve kurdu anlatan öğretisinde, tüm yaradılışın mutlu bir aile oluşturduğu inancını yaydı. Hz.İsa’nın alçak gönüllülüğü, sevecenliği kadar özverisi onu insanoğluna çok yakınlaştırdı. Bu, Hıristiyan dünyasında gerçek bir devrim olmuştu. İnsanlar tarafından çabucak benimsendi. Yeni duyguların ve heyecanların anlatımı için yeni gelişen gotik tarzı ve payanda yöntemi hazır bekliyordu. Yeni katedral ve kiliselerde eski katılıktan iz kalmamıştı. En mütevazi kiliselerde bile bir hareket, bir canlılık göze çarpıyordu. Gotik tarzda kiliseler göğe yükselen ağaçlar gibi bitiyordu ve artık bu koskocaman kiliselerin ana kubbeleri bile taştan kemerlerle yapılabiliyordu. Mimarlıkta bu usta Gotik tarz, Hıristiyan dininin yeni heyecanını özgürce anlatabilmesi için büyük olanaklar sağlamıştır ve Gotik örnekler, taş yapıların en övünç vericisi olmuştur

Sayfayı Paylaş