Gülşen YAKAR - Israrla İsteyiniz!

Konu 'İslam' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113



























    Böyle dini makalelere uygun yer bulamadım.
    Bundan sonra bu bölümde açacağım.


    [​IMG]



    En son neyi ısrarla istedik Yaradan’dan, ne zaman gözyaşı döktü ruhumuz dua ederken?

    Hepimiz her gün ağlamadık mı olur olmaz şeylere, yüreğimizdeki hıçkırıkları hiç duymadan?

    Dua ederken neden hep başına ‘hayırlısıyla’ kelimesini iliştirmeyi unuttuk?

    Dilimizle iman ederken, ruhumuzla-bedenimizle hatta hayatımızla gerçek anlamda neden iman etmedik?

    Neden unuttuk ‘Kalu Bela’da verdiğimiz sözü?

    Hep, en başta bilindik çözümlere başvurduk bir şey yapmaya çalışırken. Misal; başımız mı ağrıyor, hemen ilaç aldık. Günlerce ağrı çektikten sonra, dua etmeye karar verdik.

    Oysa kadere ve kazaya iman etmiştik! Dua etmek en son aklımıza geldi. Güya kendimizce tevekkül ettik! Neden ilk başta kainatın yüce Yaratıcısı’ndan isteyip sonra çözümlere başvurmadık ki?

    Bazen çok mutlu olduk şükrü unuttuk. Bazen çok hüzünlü olduk (haşa) isyan ettik, tövbeyi unuttuk. Hep daha fazlasını yaşamayız zannettik ama yaşadık…

    Yeni başlayan günün nelere gebe olduğunu tahmin etmeye çalıştık, ‘Kalu Bela’da yazılanı tahmin edemeyeceğimizi kabullenmek istemeyerek…

    Dilimiz başka söylerken aklımız başka, duygularımız bambaşka söyledi hep…

    Kendimizi hiç bir zaman karşıdakinin yerine koyamadık. Teknik tabirle empati (duygudaşlık) yapamadık. Klasik bir tabirle, hep bana yalnız bana!

    Küçük yaşta başladık somut düşünmeye, ‘hayatta hedefiniz olsun’ dendiğinde daha 10 yaşındaydım mesela ben. Bu yaştan sonra ki hayatımda hep a-b-c planlarım oldu. Bulunduğum çevre, hayat şartları derken bir de baktım ki bütün hayatımı planlamışım. Oysa iman etmiştik kadere ve kazaya, sonra unuttuk...

    Evet, bir kader vardı…

    Bizim için hayırlı olan en iyi şekilde planlanmıştı ve o kadere yazılmıştı. Hatta bizim planladığımızdan daha iyisi planlanmıştı. Bizse ‘neden hedeflerimiz istediğimiz doğrultuda gerçekleşmedi’ diye üzülmekten bizim için planlanan en iyi şeyleri hüzünle yaşadık yazık!

    Sonra batı’da, dünyada ya da insanlarda hoş görmediğimiz, ayıpladığımız ne varsa biz hepsini ‘inançlarımızı, milli benliğimizi, manevi değerlerimizi, kişiliğimizi düşünmeden’ yaptık utanmadan!

    Sonra sadece para kazanmak için hayatlar kurduk. ‘yaptığımız iş doğru mu, kazancımız helal mi haram mı?’ düşünmeden ayak uydurduk, düşünmeyen topluma ve o meşhur kapitalist düzene!

    İnsanlara iyilikten bahsettik, insanlardan iyilik bekledik; iyi olmadığımız halde, insanlara iyilik yapmadığımız halde. Mazeretimiz hazırdı, imkanımız yoktu iyilik yapmaya(?).

    Peki, hiç bir şey yapamıyorsak dua da mı edemezdik ülkemiz için ya da Suriye, Filistin vb. Ülkeler için. Belki de 5 tl’lik telefon mesajlarıyla vicdanımızı rahatlattık! Ateş ise her zamanki gibi sadece düştüğü yeri yaktı!

    Yıllar önce okuduğum bir kitapta yazar, bir idam mahkumunu öldürmeden önce onun dualarını dinleyin, diyordu. Aslında anlatmak istediğim de tam olarak bu, bütün iş maneviyatta, duada bitiyorduk, anlamadık, anlamak istemedik. Hatta bazı anlayanlar anladıklarından çıkar bile sağladı, biz onu da anlamadık, yazık!...

    Şimdi zaman ISRARLA İSTEME zamanı, öncelikle UNUTTUKLARIMIZI HATIRLAMAYI İSTEME ZAMANI!..
    kitapkurdu bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş