güzel bir hikaye

Konu 'Fıkra-Komik Yazılar' bölümünde mystical50 tarafından paylaşıldı.

  1. mystical50

    mystical50 Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    16

    Bu olay, Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü ü 1993 yılında bitiren Dilek isimli bir kızın başından geçmiş.(Böyle anlatılıyor , soyadı yok ) Dilek bir gün okuldan çıkmış,durakta minibüs bekliyormuş. Yalnız korkunc bir yağmur yağıyormuş.

    Kızın önüne bir araba yanaşmış. Iyi giyimli, temiz yuzlu bir genç, Yanlış anlamayon n olur. Ben de yakın zamana kadar öğrenciydim. Islanmayın, gelin ben sizi uygun bi yere kadar birakayim demiş. Dilek, başta biraz tereddüt etmiş ama çocuğun iyi niyetine inanmış ve arabaya
    binmiş. Yolda sohbet felan etmişler. Hoslanmışlar birbirlerinden.

    Çocuk, lütfen izin verin sizi evinize bırakayım. Bakın yağmur da iyice hızlandı demiş, Dilek kabul etmiş tabii. Sohbet iyice koyulaşmış.

    Kızın evine gelmişler, bu arada telefon değiş tokuşu yapmayı da ihmal etmemisler. Dilek çok etkilenmiş Çocuktan.
    O hafta her telefon caldığında yüreği hop etmiş, Ay benimki mi arıyor? diye telefona koşmuş. Ama arayan olmamış malesef. Dilek yüzünü kızartıp çocuğu aramaya karar vermiş, Belki numaramı
    kaybetmiştir, n olucak ki ben arasam deyip kandırmış kendini. Telefonu ağlamakli bi kadın sesi açmış. Meğer teyze, bizim çocugun annesiymiş ve hıçkıra hıçkıra, oğlunun trafik kazasında öldüğünü soylemiş.

    Anlattıklarından Dilek anlamış ki, Çocuk onu bıraktıktan 5 dakika sonra yapmış kazayı. Keşke eve bırakmasaydı.
    Benim bunun sorumlusu diyerek hemen kendini suçlamaya baslamış. Suçluluk duygusundan kurtulmak için teyzeden adresi almış, En azından başsağlığına gideyim bari diye düşünmüş. Ziyaret ağlamaklı ve de yaşlı geçmiş. Ayrılma vakti
    geldiğinde iyice havaya giren kız, Bana oğlunuzdan bir hatıra verir misiniz?
    Onu gerçekten çok sevmiştim demiş. Bunun üzerine anne içeriye gitmiş,
    döndüğünde elinde çocugun kaza günüz üzerinde olan gömlek varmış. Üstelik de hala kanlar içindeymiş gömlek. Dilek çok kötü olmuş, gömleğin niye saklandığı ! ve
    niye ona verildiği anlamsızlığına rağmen yine de kadını kıramayıp almış kanlı gömleği.

    Ama eve gelir gelmez ilk iii gömleği yıkayıp ütülemek olmuş. Bütün gece gömleğe baka baka, ağlamiş.

    Sürekli de, Onu ben öldürdüm , onu ben öldürdüm diye tekrar ediyormuş kendi kendine. Artık ağlamaktan bitap düştüğünde gömleği yastığının altına koymuş ve yatmış. Sabah uyandığında kendini daha iyi hissediyormuş. Ama yastığı kaldırdığında bir de görmüş ki gömlek yine kanlar içinde. Inanamamış bu duruma. Herhalde dün o kafayla iyi yıkayamadım diyerek yeniden yikamiş gömleği. Ama ertesi sabah da hiç bi degişiklik yokmuş gömlekte, yine kanlar içindeymiş. Bunun üzerine Dilek girdiği ruhsal çöküntün de etkisiyle bir hocaya gitmeye karar vermiş. Çünkü başına gelen olayı mantıksal olarak bir türlü
    açıklıyamıyormuş. Çevresinden edindiği bilgiyle değerli bir insan olan
    Rıza hocayı bulup olayı başından sonuna anlatmış. Rıza hoca uzun uzun dualar okuduktan sonra Dilek e gömleği neyle yıkadığını sormuş. Dilek de tam iki kez
    deterjanla yıkadığını , ilk başta gömleğin temizlendiğini fakat sabah tekrar kanlar
    içinde olduğunu ağlayarak anlatmış. Bunu duyan Rıza hocanın gözleri
    faltaşı gibi açılmış ve ellerini Dileğin kafasına dokundurarak sorunun çözümünüz
    söylemiş :

    A benim ***** kızım, hiç normal deterjanla kan lekesi çıkar mı?

    Hem renkli hem de renksiz çamaşırlarında Ariel kullanmalısın !

    Nasıl

    Gıcık oldun değil mi?

    Bende olmuştummm

Sayfayı Paylaş