Güzel Sanatlar

Konu 'Kültür-Sanat' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    Güzel Sanatlar
    Sanat - Sanat Yazıları

    GÜZEL sanatlar; insanda hayranlık, estetik heyecan uyandıran, ince bir duygudan, üstün bir sezgiden doğan edebiyat, müzik, resim, heykel, mimarlık, tiyatro ve sinema gibi sanatlardır. Sanayii nefise aynı anlamdadır. Güzel sanatlar; insanlarda heyecan, zevk, hayranlık yaratan sanatlardır.

    Güzel sanatlar, hitabettikleri duyulara ve eserlerinin zaman veya uzay çevrelerinde yerleştiklerine göre, ikiye ayrılır :

    1. Fonetik sanatlar (edebiyat, musiki);

    2. Plâstik, sanatlar (resim, heykelcilik, mimarlık) gibi. Bunlar estetiğe bağlıdırlar.

    Roger Caillois'ya. göre : İki güzellik vardır: İnsanın doğada bulduğu güzellikle, kendi yarattığı güzellik. Berikine olan hayranlığını da, ötekine olan hayranlığını da aynı sıfatlar belirtir, ister görünüm, ister tablo, ister ağaç, ister tapınak olsun, her zaman, her yerde aynı şeylere hayran olsaydı, hiç bir güzellik kalmıyacaktı. Ama durum hiç de böyle değil: güzellik fikri zevklerle birlikte, yani iklimlere, çağlara, hattâ bireylere göre değişir gibi görünüyor. Estetikler alışkanlıktan, eğitimden çıkıyor. Zıt denilebilecek derecede ayrılıyorlar birbirlerinden. Her kültür insana, gizliden gizliye, söylenmemiş eğilimler aşılıyor, o da bunların doğal olduklarına, tarihten ya da okuldan geldiklerine inanıyor. Çevre ancak görüş tarzına etkiyen, gizli yeğlemeler aşılıyan bir perdenin ardından farkedilir.

    Her geleneğin uyuşmaz yığınları içinde çözülebilir kalacak kadar canlı ve güçlü olan bu evrensel, ortak dayanak noktası, olsa olsa doğanın kendisi olabilir. Ondan yola çıkarak, en farklı estetikler birbirlerini tamamlarlar.Güzelliğin kavranılabilir tek kaynağını doğal görünüşler meydana getirir. Doğal olan ya da doğaya göre donanan, doğanın biçimlerini, oranlarını, düzenlerini yeniden meydana getiren ya da benimsiyen herşey güzel sayılır, güzel diye duyulur. Güzellik izleminin başka kaynağı olamaz. Gerçekten de, insan doğanın karşısında değildir, kendisi de doğadır: madde olarak, hayat olarak, evreni yöneten fizik ve biolojik yasalara bağlıdır. Bunlar içine işlerler, onu düzenlerler. İnsan bunlarla birleşir, ya da, hiç değilse, bunlardan ayrılamaz.

    İnsan, güzellik ölçülerini yalnız doğadan çıkarır. Her sanatçının baş*ka şey yapmak ve daha iyi yapmak, taklide, kopyaya yanaşmamak istemesini, öze gitmek, ilkel ve temel uyumları bulmak istemesini anlarım. Ama bunlar, ne kadar şaşırtıcı olurlarsa olsunlar, sanatçı gene de doğanın en son tutumluluğunu, tükenmez derinliklerini yaydıklarını umar. Böyle olmasa, bunları keyfe bağlı yapmacıklar, güçsüz kaprisler sayması gerekirdi.

    Doğada, tam anlamıyla çirkinlik, ancak iş yapabilecek bir varlık, kendi başına, onu değiştirmek isteyip de yaptığında başarı gösteremediği zaman belirir, tnsan, yarattığı zaman yanılabilir, çünkü başarması mümkün olunca, başarısızlığa uğraması da mümkün olur. Görünümler ilgi çekmekten uzak, can sıkıcı olabilir. Kendi başlarına, çirkin değildirler. Ama insan, dinlendirici, büyüleyici, hayranlık verici bahçeler meydana getir*mesini biliyorsa, en güzel yerlere reklâm panoları, fabrikalar, garlar, biçimsiz yapılar sokarak onları çirkinleştirmesini de bilir. Doğanın yanılmazlığıyla desteklenmiyen her ekleme tehlikelidir. Sanat başlayınca, hesaplar, yanılma, yanılmama şansları da başlar.

    Güzeli, güzelin üzerimizdeki etkilerini konu olarak alan felsefe koluna estetik adı verilir. Gerçeğe erişmek için akla mantık nasıl yol gösterirse, güzeli bulmak için de estetik duyguya öyle yol gösterir. Sanatı her türlü fikir, ahlâk, fayda gibi amaçlardan uzaklaştırarak onu sırf bir duygulanma aracı sayan kurama Estetikçilik; güzelden anlayıp güzel şeyleri iş edinen kimseye estet; güzellik duygusu ile ilgisi olan veya estetik bilimin kurallarına uygun bulunana da estetik, bediî, bediiyat denir.

    Bediî, divan edebiyatında, söz estetiği, benzeri olmayan anlamlarına gelir ki, maani, beyan'dan sonra belâgat'm üçüncü bölümüdür. Sözün, süslenmesi, sözün güzelleştirilmesi en belirli konusudur.

    Güzel sanatların konusu; tabiat varlıkları, toplum olaylarıdır. Bilgi, görgü, duygu, düşünce güzel sanatları yaratan temel öğelerdir. Düşüncelerle duygular, özellikle, anarşiktir. Genel olarak, karma karışık olan insan ruhuna, işte ancak, güzel sanatlar bir biçim verebilmektedir.

Sayfayı Paylaş