Güzelliğinde İmtihanı Var

Konu 'Dini Hikayeler' bölümünde etutcu_kız tarafından paylaşıldı.

  1. etutcu_kız

    etutcu_kız Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2009
    Mesajlar:
    962
    Beğenileri:
    452
    Ödül Puanları:
    0

    Güzelliğinde İmtihanı Var


    Süleyman bin Yesâr, bir arkadaşıyla �Ebva� denen yerde konaklamışlardı. Arkadaşı yakındaki alışveriş yerinden bir şeyler almak üzere çadırdan ayrıldığı sırada Süleyman�ı geriden gözetleyen bir bedevi kadını hemen çadırın kapısına gelerek:
    � Buraya kadar gelir misin? diye seslendi.

    Süleyman, serili sofradan yiyecek isteyeceğini düşünerek bazı şeyleri alıp da kadına doğru yürürken kadının ikazı farklı oldu: � Ben yiyecek falan istemiyorum, seni istiyorum seni. Yakışıklılığın hoşuma gitti. Karşı çadıra gel. Kimsecikler yok yanımda! Süleyman, bir imtihana tabi tutulduğunu düşünerek bağırmaya başladı:

    � Defol buradan şeytanın elçisi. Şimdi arkadaşım gelir, İkimiz de rezil oluruz!

    Kadın, beklemediği bu karşılıktan ürkerek peçesini yüzüne kapayıp çadırına dönerken, Süleyman da içeriye girip ağlamaya başladı. Bu sırada çarşıdan aldığı şeylerle gelen arkadaşı Süleyman�dan yaşadığı durumu dinleyince o da ağlamaya başladı. Süleyman şaşırmıştı.

    � Sen niçin ağlıyorsun? diye sordu. Aldığı cevap şöyle oldu:

    � Kardeşim, sen gerçekten de bir iffet abidesiymişsin. İyi ki ben muhatap olmadım böyle bir imtihana. Muhtemeldir ki kaybedebilirdim. Allah sana senin güzelliğin kadar iman kuvveti lütfeylemiş demek ki.

    Süleyman oradan kalkıp Medine�ye varır, o gece rüyasında Yusuf aleyhisselamı görür. Karşıdan kucağını açarak gelen Hazret-i Yusuf ona şöyle hitap eder:

    � Gel seni kucaklayayım iffet abidesi kardeşim. Güzelliğin de kendine göre imtihanı vardır. Sen de benim gibi bu konuda imtihanlara tabi tutuldun, ama kazandın. Tebrik ederim seni.


    :cry:



    ..alıntı..
    2o12 bunu beğendi.
  2. etutcu_kız

    etutcu_kız Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2009
    Mesajlar:
    962
    Beğenileri:
    452
    Ödül Puanları:
    0
    Yeterki kalbi kırılmasın


    Bir hükümdarın pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah:
    - Herkes elindeki bardağı yere vurup kırsın, demişti. Güzel cariyeler hediyelerini sinelerine bastırarak:
    - Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz! dediler. Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden der'akab yerine getirdi. Barfdak yere çarpılmış ve param parça olmuştu. Padişah siyah cariyeye hitaben:
    - Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen neden kırdın? dedi. Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:
    - Bana efendimin kalbi lazım, kadehin ne kıymeti olabilir. Yeterk ki onun kalbi kırılmasın!
    Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş bulunuyordu.
    1907fb1907 ve 2o12 bunu beğendi.
  3. etutcu_kız

    etutcu_kız Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2009
    Mesajlar:
    962
    Beğenileri:
    452
    Ödül Puanları:
    0
    YOLDAN GÜZEL GEÇMEK


    Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verdi. İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi.

    Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti: Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştı, kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmişti. Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu.

    Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerine hepsi aynı şikayette bulundu: Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu.

    Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı. Üstü başı toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzattı:

    'Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan taş ve moloz yığınını kaldırmak için durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı.'

    Kral gülümseyerek cevap verdi:

    'O altınlar sana ait ****kanlı.'

    'Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı.'

    'Evet' dedi kral. 'Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir.'
  4. 2o12

    2o12 Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    675
    Beğenileri:
    200
    Ödül Puanları:
    43
    Vay be :)
    Takdire deger insanlar :)
  5. etutcu_kız

    etutcu_kız Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2009
    Mesajlar:
    962
    Beğenileri:
    452
    Ödül Puanları:
    0
    gerçekten de öyle....
  6. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    3.hikayeyi duymuştum gerçekten çok güzel
    1.ve 3 hikayelerde çok hoş 1.hikayede günümüz gençlerini düşünemiyorum bile

Sayfayı Paylaş