halide edip adıvar sinekli bakkal

Konu 'Kitap Özetleri' bölümünde tugba akın tarafından paylaşıldı.

  1. tugba akın

    tugba akın Üye

    Katılım:
    1 Ekim 2009
    Mesajlar:
    11
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Sinekli Bakkal

    sinekli bakkalın özetini bulan varsa lütfen yazarsanız çok sevinirim çok lazım lütfen yazın şimdiden teşekür ederim
    Son düzenleyen: Moderatör: 15 Ekim 2009
  2. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    S İ N E K L İ B A K K A L

    ( H A L İ D E E D E İ P – A D I V A R )


    Sinekli Bakkal olayın geçtiği bu dar sokağın adını almıştır. Ve bu sokaktaki evler iki katlıdır. Sokağın başından evlerin pencerelerine baktığınızda, evlerin pencerelerin önünde çeşit çeşit, renk renk çiçeklerin olduğunu görmek mümkündür.

    Burası dünyanın herhangi bir yerindeki fukara mahallesinde farkı yoktur. Bir geçitten çok toplantı yeri; mahalleli hep burada muhabbet eder, kavga eder, eğlenir. Hatta ihtiyarlar çeşme başında doğuran kadınların olduğunu bile söylerler.

    Eğer bu sokakta yabancı biri durur, su dolduran kadınlarla muhabbet ederse bir kınalı parmak ona iki yerden birini gösterir. Biri Mustafa Efendi’nin “İstanbul Bakkaliyesi”, diğeri ise İmamın evi. Birincisi sokağın ortasında ki evlerin birinin altındadır. Diğeri ise sokağın tek üç katlı binasıdır. Fakat kapısı öteki sokağa açılır, küçük Sinekli Bakkal. Zengin-fakir, çevre halkı, ölüm-doğum, nikah gibi hayati meselelerde o eve gelmek zorundadırlar.

    İmama göre hayatta iki yol vardır. Biri cennet, diğeri cehenneme çıkar. İmama göre zevke, cümbüşe düşkün gafillerdir. Cennet yolcuları ise gülmezler. Onlara göre zevk, neşe veren her şey günahtır.

    İmam karısını gençken kaybetti, bir daha da dünya evine girmedi. Emine adlı kızından başka kimsesi yoktur. Temizdi, hamarattı, titizdi ve de mahalle çocuklarıyla oynamayı da hiç sevmezdi. Suratsızdı, gülmezdi yani kısacası imamın inancının timsaliydi. Emine on yedi yaşında iken mahallede haylazlığıyla ün yapmış zenne rolüyle çıkan “Kız Tevfik” diye bir ****kanlıyla kaçmıştı. Hiç bir ortak yanları olmayan, akla mantığa sığmayan bu iki kişiyi tabiat birleştirmişti.

    Kız Tevfik erkeler tarafından sevilmezdi. Çünkü kendinin yaptığı makyajlar hiç te hoşlarına gitmezdi. Fakat buna rağmen en ciddi olanı bile gülmekten kendini alamazdı. Hatta Zaptiye Nazırı Selim Paşa da Tevfik’i gitmiş ve izleyip kahkahalarını tutamamıştır.

    Bu yıl içerisinde hem dayısını hem de annesini kaybetmiştir. Birinden dükkân, diğerinde de bahçeli bir ev kalmıştır.

    Emine Tevfik’in ağzından oyunculuğu bırakıp bakkal dükkânı işleteceğinin sözünü alır almaz imamın evinden kaçtı. Bu evliliği mahallelinin yardımıyla başka mahallede kıyılmıştır. İmamın kızı Tevfik’in evine geldiği gün tüm mahallelinin karlısında Emine’yi evlatlıktan reddetmiştir.

    Tevfik’in yattığı katlığı, çalıştığı zaman belli değildi. Bu huyları da dükkânda da boy göstermektedir. Bütün malların bayat, dükkân ise pislik içerisindedir. Ve de gelen müşteriler yavaş yavaş da azalmaktadır. Bunu hemen sezen Emine Tevfik’i tam bir çırak gibi kullanır. Emine’nin idaresinde dükkân tertemiz olmuş ve dolayısıyla da sayışlar artmıştır.

    Bir gece vakti Emine aşağıdan gelen sesler üzerine uyanır ve yataktan kalkıp sesin geldiği yöne doğru ilerler. Bu sesler Tevfik ve bir grup arkadaşının toplanıp Tevfik’in Emine’nin dükkânda yaptığı hareketleri ve yatak odasında yaptığı hareketleri arkadaşlarına anlatıyordu. Bunu anlayan Emine hakaretlerle Tevfik ve arkadaşlarını dükkândan kovalar.

    Tevfik Emine’ye kendini affettirmek için kapısının önünde gezer, kendisini affetmesi için Emine’ye güzel sözler gönderirdi. Bunlardan bir sonuç elde edemeyince Tevfik köşe başlarında içer. Bundan da mahallelinin rahatsız olmasıyla komisere şikâyet ederler. Ve bu şikâyet sonucunda mahkemeye çıkar ve mahkeme sonucunda Tevfik’i Gelibolu’ya süreler.

    Tevfik’ten ayrıldığında gebe olan Emine kısa bir süre sonra kızı olur. Adını da Rabia koyalar. İmam Hacı İlhami Efendi, torununu tam bir din eğitimi ile yetiştirirler. Rabia ise her okutulan namaz sürelerini ezberlemekte zorlanmaz. Bunu üzerine baba kız Rabia’yı hafız yapmaya karar verilerler. Verilen iyi ve güzel bir eğitimle hafız yaparlar.

    Rabia’nın sesinin güzelliği kısa bir sürede duyulur ve ünü çabucak yayılır. Bunda sonra mevlitlerde ve camilerde ilahiler okurdu. Bir gün kendisini dinlemeye gelen Zaptiye Nazırı Selim Paşa’nın karısı Sabiha Hanım hayran kalır ve Selim Paşa’ların konağının en itibarlı misafirlerinden olur.

    Konağın görevlilerinden olan Pregrini ile Mevlevi Dervişi Vehbi Dedeyi musiki hocası olarak tutar. Bu arada babasını merak eden genç kız, bir gün o nu gidip görmüştür ve yapılan tenkitlerin aksine onu çok sevmiştir. Durumu öğrenen İmam “ya anneni, ya babanı” demesi üzerine Emine babasını tercih eder, onunla birlikte yaşamaya başlarlar.

    Selim Paşa’nın oğlu Hilmi Bey, hürriyet taraflısıdır. Bu durumu meydana çıkmış ve bir gün Hilmi Bey, sözde bir görevle Şam’a sürgün edilmiştir. Daha İstanbul’dayken Hilmi Bey’e Avrupa’dan gelen gazete, dergi gibi bazı evraklar da kadın kılığına girerek, Fransız pastanesinden alıp kendisine ulaştıransa Kız Tevfik’tir. O Şam’a yollandıktan sonra da bu işlere devam eden Tevfik defasında yakalanır ve o da Şam’a sürülür.

    Oğlunun bile sürgününe göz yuman, hatta padişaha sadakatini göstermek için, bu işte rol oynayan Selim Paşa, Rabia’nın babasının felâketine hiç aldırmamış; ama genç kıza olan ilgi ve yardımını da azaltmamıştır. Ne var ki Rabia konaktan elini ayağını çeker.

    Rabia, babası gittikten sonra, mahallelinin yardımı ve desteği ile onun bıraktığı dükkânın işlerini yürütmeye çalışır. Bu arada kendisine en yardım edenlerin arasında da İtalyan Pregrini ve Mevlevi dervişi Vehbi dededir. Bu iki müzisyenin ikisi de öğrencilerini derin bir sevgiyle bağlıdırlar.

    Rabia’nın ünü şimdi daha da çok artmıştır. Ramazanlarda camilerde mukabele okuduğu zaman kalabalıktan iğne atılsa yere düşmeyecek hale gelir. Sık sık mevlitlere çağrılarak büyük itibar görmektedir.

    Mümkün olduğu kadarıyla her yerde Rabia’yı izleyip, dinleyen Pregrini’de yavaş yavaş bu aşkın etkisiyle Müslümanlığa karşı da derin bir sevgi ve saygı duymuştur. Bir gün içini yakın dostu olan Vehbi Dede’ye açar; “Müslüman olmak ve Rabia ile evlenmek istediğini” bildirir. Vehbi Dede de bunu Rabia’ya açıklar. Tabi Rabia da Pregrini’ye karşı ilgisiz değildir. Daha sonra ikisi anlaşıp evlenirler. Pregrini verdiği sözde durup Müslüman olur ve adını Osman olarak değiştirir.

    İmamla, kızı Emine bir süre önce ölmüşlerdir. Osman eşini eski anıları içinde mutlu kılmak için, imamın evini satın alır. Ev belli bir zamandır kullanılmadığı için bakım gerekmektedir ve gerekli tamiratları yapar. Dayayıp döşer ve oturulacak şekle getirir. Karı koça tam bir anlaşma içerisinde bu evde yaşamaya başlarlar. Aradan geçen belli bir zaman sonra bir de oğulları olur.

    Yıl 1980’i bulmuş, ülkede Meşrutiyet ilan olmuştur. Eski yönetimin kahrına uğrayıp sürgüne gönderilenler birer birer İstanbul’a dönmektedirler. Bu arada bir gün Rabia Tevfik öğle hürriyet kahramanı falan değildir, ama ne zarar. Eski yönetimin kahrına uğradı mı? Uğramadı mı? Kahraman sayılacaktır. Nitekim vapurdan indiği zaman Sinekli Bakkal’ın yaşlı, genç bütün ileri gelenleri kendisini “Yaşa, Varol” larla karşılarlar, nutuklar söylenir, omuzlara alınır.

    Artık yaşlanmış, göbek bağlamış, yorulmuş bir adam olan Kız Tevfik’in bütün bu olan biten karşısında şaşkındır; ama getirilip de kucağına “Bu da torunun…” diyerek nur topu gibi bir oğlan çocuğu verildiği zaman, engin bir mutluluk içinde kendine gelir.












    Kitabın Yazarı : HALİDE EDEİP-ADIVAR
    Kitabın Adı : SİNEKLİ BAKKAL
    Kitabın basım yılı - Baskı : 1997 – 47.Baskı
    Romanda adı geçen kişiler :

    Bakkal Mustafa Efendi : İstanbul Bakkaliyesi’nin sahibi, Tevfik’in dayısı.
    Tevfik (Kız Tevfik) : Karagöz ve Ortaoyunu sanatçısı.
    Emine : İmam’ın kızı,Tevfik’in karısı ve Rabia’nın annesi.
    Peregrini (Osman) : Peregrini, Garp müziğinin üstadı olan, kulağı çok hassas bir müzik hocası.
    Rabia : Tevfik ile Emine’nin kızı.
    İmam Hacı İlhami Efendi : Mahallenin imamı.
    Vehbi Dede : Dini, ama bilhassa tasavvufu temsil ediyor.
    Selim Paşa : Hükümdarın Zaptiye Nazırı.
    Sabiha Hanım : Selim Paşa’nın karısı.
    Hilmi : Selim Paşa ile Sabiha Hanım’ın oğlu.Jön Türk. Genç ve devrimci aydınları temsil ediyor.
    Mihri : Selim Paşa’nın kızı.
    Rakım Amca (Cüce) : Tevfik’in oyuncu arkadaşlarından.
    Bilal : Rumelili Bahçıvan Ramazan Ağa’nın yeğeni.
    Tulumbacı Başı Sabit Beyağabey : Mahallenin Tulumbacı başlarından en hatırı sayılırı.
    Çingene Penbe : Batıl inançları bol olan bir çingene.
    Kanarya : Sabiha Hanım’ın alıp yetiştirdiği bir güzel Çerkes kızı. Daha sonra saraya Kadın Hanım’a verilen böylece saraya giren birisi.
    Nejat Bey : Padişahın yeğeni.
    Safvet Bey : İkinci Mabeyinci.
    Dürnev : Selim Paşa’ların gelini; Hilmi’nin eşi.
    Galip : Hilmi’nin Jön Türk arkadaşlarından. Annesi ölmüş, zengin bir babanın oğlu.
    Şevki : Hilmi’nin Jön Türk arkadaşlarından.
    Zati Bey : (Yeni) Dahiliye Nazırı.
    Bayram Ağa : Selim Paşa’nın bahçıvanı.
    Behire Hanım : Safvet Bey’in kız kardeşinin kızı.
    Arif : Safvet Bey’in yetim yeğeni.
    Muavin Rana Bey : Selim Paşa’nın yardımcısı.
    Gözpatlatan Muzaffer : Tehlikeli, siyasi sanıkları sorgulamayla memur.
    Misis Hopkins : Robert Koleji’nin İngilizce hocasının madamı.
    Ebe Zehra Hanım : Mahallenin ebesi.
    Kahya Şükriye Hanım : Sabiha Hanım’ın kahyası.
    Uşak Şevket Ağa : Selim Paşa’nın uşağı.
    Eskici Fehmi Efendi : Sinekli Bakkal’ın umumi ve içtimai hayatına, her vesileyle karışan; ihtiyar heyetinin hatırı sayılır azalarından.
    Bekçi Ramazan Ağa : Sinekli Bakkal bekçisi.
    Doktor Kasım : Dahiliyeci. Türk tıbbına Alman fennini, biraz da katılığını getiren meşhur simalardan. Rabia’nın doktorlarından.
    Doktor Salim : Jinekolog. Türk tıbbına Alman fennini ve katılığını sokan diğer meşhur sima. Rabia’nın doktoru.
    İkbal Hanım : İkinci Mabeyinci Safvet Beyin süt ninesi ve yalının hanımı.
    Eleni : Osman’ın aşçısı.
  3. Denizlispor1966

    Denizlispor1966 Üye

    Katılım:
    12 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Çok Güzel Kitap Okumanızı Tavsiye Ederim
  4. esmerim_58

    esmerim_58 Üye

    Katılım:
    12 Ekim 2009
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ya bişey sorcam bu kitabın zihniyetini biliyormusun? acill bana bililiyorsan yazarmısın lütfen:S
  5. tömbk

    tömbk Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2008
    Mesajlar:
    84
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    0
    KİTABIN ADI :SİNEKLİ BAKKAL
    KİTABIN YAZARI :HALİDE EDİP ADIVAR
    YYAYIN YAYIN EVİ VE ADRESİ: ATLAS KİTAP EVİ
    BASI BASIMYILI :1984

    1.KİTABIN KONUSU:

    Sinekli Bakkalın konusu kısaca,İstanbul’un Sinekli Bakkal mahallesinin Sinekli Bakkal sokağında doğup büyüyüp evlenen Rabia adlı bir hafız kızının ve çevresindekilerin hayatıdır.




    2.KİTABIN ÖZETİ:


    Sinekli Bakkal, Abdulhamit devri İstanbul’unun kenar mahallelerinden birisidir. Bir geçitten çok bir toplantı yeri gibidir. Bu sokakta oturanlardan biri mahalle imamıdır. Onun kızı, Emine ise babasının istemesine rağmen “Kız Tevfik” denilen bir halk sanatçısı ile evlenir. Tevfik; orta oyunu, karagöz gibi şeylerle vakit geçirir. Ayrıca Emine ve Tevfik’le birlikte, sokaktaki İstanbul bakkaliyesini işletmektedir. Bir süre sonra Tevfik ile Emine anlaşamazlar ve ayrılırlar. Tevfik yaptığı şaklabanlıklar yüzünden sürülür. Ancak Emine hamiledir, ve İnadını ve iradesini annesinden, yeteneklerini ise babasından olan bir Rabia isimli bir kızları dünyaya gelir . Emine’nin Babası Rabia’nın dedesi olan imam ise Rabia’yı biraz büyüyünce hafız yapar. Mahallenin bir de kibar konağı vardır: “Selim Paşa Konağı”. Bu konak başlı başına bir alemdir. Selim Paşanın Hanımı dünyanın tadına varmış, yaşlandıkça ölüm korkularına kapılmıştır. Ve teselliyi nerede bulacağını şaşırmış bir kadındır. Selim Paşa ise Padişahın dostlarından ve Zaptiye Nazırı idi. Oğlu Hilmi ise babasının aksine Jön Türklerle ilgisi olan bir ihtilalcidir. Büyüklük peşinde bir hayal adamı. Konağa giren - çıkan pek çoktur. Peregrini adında ki bir İtalyan piyanist Vehbi Dede adında bir Mevlevî bunların başlıcaları arasındadır.

    Rabia mevlit ve kuran okumaktaki şöhreti ile Selim Paşa konağına kapılanır. Peregrini’yi orada tanır. Vehbi dededen musiki dersleri, alır. Rabia biraz büyüdüğünde Hiç görmediği babası Tevfik sürgünden dönmüştür. Rabia annesi ile babası arasında tercih yapmak zorunda kalmış ve Babası Tevfik’i seçmiştir. Bunun üzerine Emine Rabia’ya çok kızmış her namazdan sonra beddua etmeye başlamıştır. Rabia Babasına bakkalda ve karagöz oyunlarında yardım etmekte Mahallenin cücesi olan Rakım Amcası ile beraber hep beraber güzel vakit geçirmektedir. Lakin Tevfik’in kadın kılığına girip Selim Paşanın oğlu Hilmi için Fransa’dan gelen yabancı evrakları feslilerin giremeyeceği Fransız Postanesine gidip alması esnasında yakalanması ile, Tevfik, zaptiye dairesinde “göz patlatan Hakkı” adında ki zorbanın sıkı işkenceleri ile sorguya çekilmiştir. Gene de Hilmi’nin adını vermez sürgüne yollanır. İş anlaşıldığı için Paşanın oğlu Hilmi de Selim Paşanın emri ile sürgüne Şama sürülecektir.


    Tevfik yokken Rabia Rakım Amcanın yardımı ile dükkanı idare eder. Vehbi Dede ve Peregrini de kendisine arkadaşlık ederler. Ama babası sürgüne yollandığından sonra bir daha Selim paşa konağına ayak basmaz. Konakta pek sevdiği bir Cariye vardır: Kanarya Hanım. Çerkez asıllı olan Kanarya Hanım da aslında evlenip çırak çıkmıştır.

    Rabia, Ramazanlarda camileri gezer mukabele okur ara sıra mevlitlere çağrılır. Şehzade Nihat Efendisinin yalısında da Mevlit okumaya davet edilir. Rabia yalıya gittiğinde iç salonun kapıları açılarak sinekli bakkal mescidinin büyük bir toplantı yeri haline getirildiğini görür. Renkli Papatya başlarına benzeyen yüzlerce başörtülü kadın dinleyicisi vardır. Bu duygulu kalabalığa yanık ve dokunaklı sesi ile mevlit okuduktan sonra salonun sonunda çok güzel bir mermer heykele benzeyen sarışın bir kadın görür . Bu kanarya Hanımdır. İki eski dost çığlık çığlığa birbirlilerinin boynuna atılırlar.

    Peregrini Rabia’nın okuduğu mevlide hayrandır. Karakterine, olgunluğuna hayrandır. Sonunda , tasarısını Vehbi dedeye açar. Onunda uygun bulması üzerine Rabia ile evlenmek için dinini değiştirir. Osman adını alır. Vehbi dede de, onu kızı gibi sevmektedir. Yani Rabia da güzelliği bulan Tanrı sevgisi...

    İmam da Emine de öldüğünden Osman’la Rabia Evi onarırlar. Dükkanın üstüne yerleşirler. Rabia’nın gebeliği çok sıkıntılı geçer. Sonunda İstanbul’da ilk defa yapılan bir sezeryan ameliyatı ile kurtulur. Bir oğlu olur. Bu mutlu olayı izleyen yıllarda 1908 meşrutiyeti gelir. Sürgünler yerlerine dönerler. Geri dönenler arasında Tevfik de vardır. Rabia, Osman Rakım Amca , Mahallenin Kibar tulumbacısı, Sabit Beyağabey , Bütün sinekli bakkal onu karşılamaya giderler. Vakti ile Padişah haini diye sille tokat İstanbul’dan sürülenlerin hepsi, şimdi birer Hürriyet kahramanı olarak dönmektedir.

    Tevfik’in bu siyasi görüşlerle ilişiği yoktur. Vapur rıhtımına yanaşıpta sürgünler çıkınca karşılama törenleri başlar. Sabit Beyağabey bir emir verince sinekli bakkal takımı Tevfik’in bile ürkütüp saklanacak yer aratan bir coşku ile gösterilerine başlar. Sinekli bakkal ****kanlıları Şişmanca bir adamı omuzlarına alırlar. Tevfik’in mahalleye dönüşü dolası ile ateşli bir hürriyet nutku çeken bu adamı Tevfik hemen tanır. Bu zaptiye dairesinde kendine işkence eden göz patlatan Muzafferdir. Vehbi Dede ile Osman Tevfik’in Koluna girer ve ona bir torunu olduğunu haber verirler.

    3.KİTABIN ANA FİKRİ:

    Halide Edip‘in gözünde ideal Türk kadının doğu kültürünün aynı zamanda Batı ile tanışmış ılımlı kişiliğini; akla dayanan Batı felsefesinin birer temsilcisiolduğunu topluma göstermek istemiştir.



    4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

    Rabia: Romanın asıl kahramanı: İlhâmi İmamın kızı Emine ve Kız Tevfik diye bilinen orta oyuncusunun kızı “Rabia”dır. Rabia, Yazarın romanda kendisi yerinde gösterdiği ve “İdeal Türk kadını nasıl olmalı?” sorusunun cevabı olan kişidir. Rabia’nın kişiliğinin oluşmasında babasından çok dedesinin etkili olmuştur. Kendisi İmam olduğu için torunu hafız yaparak İslami bilgilerle donanmasını sağlamıştır. Paşanın konağına gitmesi ile Rabia’nın kişiliğinin değişiminde en büyük etkiyi görülüyor. Dedesinin yanında her zaman cehennemden bahsedilerek büyüyen Rabia konağın ortamını görünce geleneklerine bağlı, ancak batı eğilimli bir karakter ortaya çıkıyor. iki ayrı ruh ikliminde yetişmiş olduğu Peregrini yani Osman’la evlenmesi ile de bunu gösteriyor. (BKZ. sayfa 87)

    Kız Tevfik: Daima şen şakrak, orta oyununda usta, yakışıklı ve çok düzensiz bir kimlikte anlatılıyor.

    Vehbi Dede: Konakta Rabia’ya ders veren bir Mevlevî derviş olarak bize aktarılan Vehbi

    Dede, her zaman teselli edici teskin edici mizacı ile Rabia’nın dedesinden çok farklı olarak Ruh okşayıcı bir alim olarak anlatılıyor.

    Peregrini (Osman): Annesinin tavsiyesiyle eskiden papaz olan Peregrini daha sonra her hangi bir dine bağımlı olmaksızın yaşamış bir müzik hocası. Türkçe’yi çok iyi konuşan bu adam ****** olmasına rağmen Vehbi Dede gibi dinine bağlı insanlara saygı duymuştur. Rabia ile evlenmek için dinini değiştirerek Osman ismini almıştır.

    Selim Paşa: Eski Dahiliye Nazır, padişaha son derece bağlı bir mizaç ortaya sürmüştür. Öyle ki kendi oğlunu bile gözünü kırpmadan ve elinde kesin ****l olmadan sürebilmiştir. Ama diğer taraftan Rabia’ya karşı hep şefkatli olmuş ve iyi davranmıştır.

    Emine: Rabia’nın annesidir. Önceleri Rabia’yı çok sevmiş ancak sürgünden dönen babasını kendisine tercih edince, elinden gelse Rabia’nın boğazına sarılmak istemiştir. Elini öpmek için gelen kızını kovmuştur.

    İlhamî İmam: Rabia’nın büyük Babası, mahalleliye devamlı cehennemden bahseden bir imam.

    Diğer tipler: Bilal; Rabia ile evlenmek isteyen bir genç, Rıfat Amca; mahallenin cücesi, Pembe; Rabia’nın hizmetini yürüten beraber yaşadığı çingene, Hilmi; Selim Paşanın Jön Türk oğlu, Sabiha Hanım; Selim Paşanın Hanımı, Kanarya Hanım; Köşkte ki bir Çerkez kızı.

    5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

    Bence Sinekli Bakkal bugün dahi türk kadınına örnek teşkil edebilecek bir şaheserdir. Bu kitap sadece Türk kadını için değil erkeği içinde bir rehberdir, bunun için herkesin bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ediyorum.

    6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:

    Halide Edip Adıvar'ın Hayatı ve Edebi Kişiliği:

    Halide Edip (1884-1964) İstanbul'da doğmuştur. 1901'de Üsküdar Amerikan Kız Koleji'ni bitiren yazar, Rıza Tevfik ve Salih Zeki'den özel dersler almıştır. İlk evliliğini Salih Zeki ile yapan Halide Edip, yazılarında bir süre Halide Salih imzasını kullanmıştır. Bir ara kız okullarında öğretmenlik yapmış, 1918'de İstanbul Üniversitesi'nde Batı Edebiyatı profesörü olmuştur. İstanbul'un işgali sırasında yaptığı konuşmalar yüzünden kovuşturmaya uğrayınca Anadolu'ya kaçarak Milli Mücadele'ye katılmıştır. Cumhuriyet'in ilanından sonra Adnan Adıvar'la hükümet arasında başlayan anlaşmazlık sonucu 1926'da Türkiye'den ayrılmıştır.Yurtdışında Türkiye ile ilgilikonferanslar veren yazar 1940'ta yeniden İstanbul Üniversitesi İngiliz Edebiyatı profesörlüğüne atanmış, bir dönem milletvekilliği de yaptıktan sonra üniversiteye dönmüştür.İlk dört romanından üçü duygusal yanı ağır basan güçlü sevgi romanları olan yazarın ilk dikkati çeken eseri Türkçülük hareketlerinin ve Ziya Gökalp'in etkisinde kalarak yazdığı "Yeni Turan"dır. Halide Edip, toplumumuzun batılılaşmaya olan gereksinimine inandığı için Ziya Gökalp'in düşüncelerini beğenir. Küçüklüğünden başlayarak Doğu ve Batı'yı bir arada yaşayan Halide Edip, Meşrutiyet döneminde yazdığı romanlarında bu karşılaştırmayı yapmıştır. Daha sonra romancılığına yeni bir yön veren yazar, Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu'yu ve Anadolu'nun çeşitli sorunlarını yansıtmıştır. Eğitim ve sağlık bunların başında gelir.

Sayfayı Paylaş