Hapis Hakkı

Konu 'Hukuksal' bölümünde bergen_mutluay tarafından paylaşıldı.

  1. bergen_mutluay

    bergen_mutluay Üye

    Katılım:
    24 Mart 2010
    Mesajlar:
    68
    Beğenileri:
    37
    Ödül Puanları:
    19
    Yer:
    Trabzon

    TÜRK MEDENİ KANUNUN’DA
    HAPİS HAKKI

    m.950-m.953

    1-GENEL OLARAK
    Medeni Kanunun hapis hakkı ile ilgili düzenlemeleri İkinci Kısım Üçüncü Bölümün Taşınır Rehni Başlığı altında 950.-951.maddeleri arasında düzenlenmiştir.Taşınır rehninin düzenlendiği üçüncü bölümün birinci ayrımının başlığı ‘‘teslime bağlı rehin ve hapis hakkı’’dır.Hapis hakkı başlıklı 950.maddede koşulları belirtilmiş,951.maddede hakkın kullanılamayacağı ayrıksı haller düzenlenmiştir.952.maddede alacak muaccel olmaksızın hakkın kullanılabileceği haller,953. maddede ise eşyanın paraya çevrilmesi düzenlenmiştir.
    Medeni Kanun’da düzenlenen şekliyle hapis hakkı (ius retentionis),bir hak olarak sahibine (alacaklıya),borçlunun rızasıyla zilyedi olduğu taşınırı veya kıymetli evrakı üzerinde, bu eşya ile irtibatlı olan muaccel alacağını elde edinceye kadar eşyayı malik olan borçluya veya üçüncü bir şahsa iadesini reddetme ve gerektiğinde borçluyu ihbar ile eşyayı paraya çevirme hakkıdır. 950.maddedeki düzenleme ‘‘Alacaklı borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması halinde borç ödeninceye kadar hapsedilir.’’ şeklindedir. Bu yönüyle hapis hakkı bir bakıma alacağa teminat olma özelliği taşımaktadır ancak aşağıda açıklanacağı üzere benzer ayni teminatlardan ve hukuki düzenlemelerden farklı özellikler göstermektedir.
    Medeni Kanunda yer alan hapis hakkı ile ilgili genel düzenlemenin yanında diğer kanunlarda özel bazı durumlara ilişkin olarak düzenlenen hapis hakkı türleri :
    a) Borçlar Kanunun’da : m.57 (hayvan üzerindeki hapis hakkı),m.267–269 (adi kirada kiralayanın hapis hakkı),m.281 (hasılat kirasında kiralayanın hapis hakkı),m.393 (vekilin hapis hakkı),m.425 (komisyoncunun hapis hakkı),m.430 (nakliye komisyoncusunun hapis hakkı),m.476 (ardiye sahibinin hapis hakkı),m.482 (otelci,hancı ve umumi ahır ve garaj sahibinin hapis hakkı)
    b) Ticaret Kanunun’da : m.793,m.794,m.805,m.1077 (taşıyıcının hapis hakkı ),m.811-
    812 (taşıma komisyoncusunun hapis hakkı),m.132 (acentanın hapis hakkı),m.1273,m.1447 (sigortada hapis hakkı)
    c) Avukatlık Kanunun’da da vekilin vekalet ücreti alacağına karşılık olarak müvekkile ait evrak ve sair eşya üzerinde sahip olduğu hapis hakkı düzenlenmiştir.
    Tüm bu özel düzenlemelerin yanında hapis hakkının Medeni Kanundaki düzenlenme şekli diğer düzenlemelere nazaran daha genel niteliktedir. Şöyle ki ; hapis hakkının Medeni Kanundaki genel düzenlemeleri, özel olarak düzenlenen hapis hakkında ayrı bir hüküm bulunmadığı takdirde uygulama alanı bulacaktır.Bu sebeple Medeni Kanunla düzenlenen hapis hakkına genel hapis hakkı,özel madde ve kanunlarda ayrıca düzenlenen hapis haklarına özel hapis hakkı denilebilir

    2-HUKUKİ NİTELİĞİ
    Hapis hakkının hukuki niteliği gerek hukuk tarihi boyunca gerek çeşitli hukuk sistemlerinde farklı görünümlere sahiptir.
    Roma Hukukunda hapis hakkı bir def’i olarak kabul edilmekte exceptio doli generalis içerisinde değerlendirilmekte idi. Buradaki def’i, dava edilenin dava konusu ayın üzerinde yaptığı masraflar (impensae) sebebiyle ileri sürdüğü exceptio doli’dir.Söz konusu durumda exceptio davacı masrafları ödeyinceye kadar, dava edilen zilyede eşyayı elinde tutmak hakkını verir (ius retentionis=hapis hakkı)
    Alman Medeni Kanunu da hapis hakkını bir def’i olarak düzenlemiştir (bkz. m.273).Alman Medeni Kanununda alıkoyma hakkı adı altında düzenlenmiştir (das Zurückbehaltungsrecht)Bu şekilde düzenlendiğinde hapis hakkının karşılığı olarak tanınan def’i hakkı, sahibine zilyetliğindeki eşyanın iadesini reddetme hakkı vermekle birlikte eşyayı paraya çevirme hakkı vermemektedir.Bu şekil düzenleme eksik hapis hakkı olarak da isimlendirilebilir.
    Hapis hakkının hukuki niteliği İsviçre doktrininde de tartışmalıdır. Huber, hapis hakkını kanunun hak sahibine tanıdığı ayni bir tasarruf kudreti olarak tanımlamaktadır. Wieland’a göre ise hapis hakkı hakiki bir ayni haktır. Oftinger’a göre hapis hakkı bir rehin hakkı değildir ancak menkul rehni hükümlerine tabi tutulmuştur.Ancak doktrindeki bu tartışmaların karşısında İsviçre Medeni Kanununda düzenlenen şekliyle hapis hakkının, gerektiğinde sahibine eşyayı tasarruf etme yetkisi veren ayni bir hak olduğu görülmektedir(İMK m.895 vd). İsviçre Medeni Kanununda hapis hakkı taşınır rehninin düzenlendiği bölümde düzenlenmiş,eşyanın paraya çevrilmesi ile ilgili hususlar taşınır rehni hükümlerine tabi tutulmuştur.Türk Medeni Kanununda yer alan hapis hakkı ile ilgili düzenlemeler de İsviçre Medeni Kanunu ile paralel niteliktedir.
    Türk Hukuk Sisteminde de hapis hakkı bir tür ayni hak olarak kabul edilmektedir. Medeni Kanunda taşınır rehni başlığı altında Sınırlı Ayni Hakların düzenlendiği bölümde düzenlenmiştir(MK.m.939–953). Böylelikle ayni hak niteliği gereği herkese karşı ileri sürülebilir, hak sahibi hapsettiği eşyayı tıpkı rehinde olduğu gibi cebri icra yolu ile sattırarak alacağını elde edebilir. Ayni haklarda geçerli olan numerus clausus ilkesi hapis hakkı için de geçerlidir.Öyle ki bizim hukukumuzda hapis hakkı yasa gereği kurulan rehin niteliğindedirYasa gereği kurulma özelliği gereği sözleşme ile hapis hakkı düzenlenemez ancak sözleşme ile bu hak bertaraf edilebilirYasa gereği kurulan rehin olarak hapis hakkı özellikleri bakımından hukukumuzda yer alan diğer bazı hukuki düzenlemelerle benzerlikler gösterse de bu düzenlemelerden tamamen bağımsız olarak nitelendirilebilecek hukuki bir güvencedir.

    3-HAPİS HAKKININ BENZER HUKUKİ DÜZENLEMELERDEN FARKI ve KARŞILARTIRILMASI
    Hapis Hakkı-Ödemezlik Def’i
    BK.m.81 karşılıklı edimleri ihtiva eden sözleşmelerde, alacaklının borçlunun ifasını talep edebilmesi için, önce kendi borcunu ifa etmesi veya en azından ifayı teklif etmiş olması gerektiği kuralını koymuştur. Borçlu, kendi edimini öncelikle ifa etmeyen alacaklının ifa talebine karşılık ödemezlik def’i ileri sürerek ifadan kaçınabilir(Exceptio non adimpleti contractus).Ödemezlik def’i ile hapis hakkı arasında önemli farklılıklar vardır. Def’i (exceptio) davacının ileri sürdüğü vakıaları ve dava konusunu kabul etmek ancak buna karşılık olarak ifadan kaçınmayı haklı gösterecek sebepler ileri sürmektir. Borçlu bu def’i sayesinde borcunu ifa etmemekte edimini alıkoymaktadır. Bu alıkoyma hapis hakkından farklıdır zira borçlu kendi mülkiyetinde bulunan şeyi borçluya ifa etmemekte, vermemektedir.Oysa hapis hakkı bu hak sahibine (alacaklıya) borçlunun eşyasını hapsetme hakkı verir.
    Ödemezlik def’i yalnız iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde sözkonusu olduğu halde hapis hakkının düzenlendiği her durumda böyle bir şart mevcut değildir, kanunda düzenlenmiş bazı fiiller karşılığı olarak da hapis hakkı uygulama alanı bulur (BK.m.57,MK.m.752) Sahibine ifadan kaçınma hakkı tanıyan ödemezlik def’i buna karşılık alacaklıya eşyayı paraya çevirme yetkisi vermez. Oysa hapis hakkı sahibi alacaklı, borç ödenmez veya yeterli güvence gösterilmezse borçluya veya üçüncü şahsa ait eşyayı, taşınır rehni hükümlerine göre paraya çevirme hakkına sahiptir(MK.m.953).
    Hapis Hakkı-Teslime Bağlı Rehin
    Medeni Kanun anlamında teslime bağlı rehin anlam olarak taşınır rehnini ifade etmektedir. Taşınır rehni de, hapis hakkı da alacağa bağlı fer’i haktır. Alacak ortadan kalkınca ona bağlı olarak ortadan kalkarlar. İkisi de değere ilişkin olup muaccel alacak ödenmediğinde alacaklıya zilyetliğindeki eşyayı paraya çevirme yetkisi verir. İcra İflas Kanunu’nun menkul rehnine ilişkin hükümleri hapis hakkına da uygulanır. Medeni Kanunun sistematiğinde de hapis hakkı menkul rehni başlığı altında 950–953. maddelerde düzenlenmiştir. Her ikisinde de hak eşyaya alacaklının zilyet kıloınmasıyla sağlanır. Her ikisi de alacağa teminat niteliği taşır ve borç ödenmediği takdirde alacaklıya zilyetliğindeki borçluya ait eşyayı cebri icra yolu ile sattırarak paraya çevirme yetkisi verir. Hapis hakkı konusu eşya paraya çevrilirken İcra İflas Kanununun menkul rehnine ilişkin hükümleri uygulanır.
    Hapis hakkı ile taşınır rehni arasındaki bu benzerliklerin yanında aralarında çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Taşınır rehni sözleşme ile kurulduğu halde hapis hakkı doğrudan
    doğruya yasadan kaynaklanmaktadır. Taşınır rehni bir alacağa bağlı olarak alacağı garanti etmek amacı ile tarafların anlaşması üzerine kurulur. Bununla birlikte hapis hakkının işlemsel rehinden belirgin ayrımı kuruluşunun hukuki işleme değil de doğrudan yasaya dayanmasıdır. Gerçekten de hapis hakkında iradi olan sadece zilyetlik devridir yoksa teminat hakkının kurulması değildir. Bununla birlikte alacaklı ancak alacağına yetecek miktarda borçlunun taşınırını veya kıymetli evrakını hapsedebilir, bunu aşan kısmı şeyin bölünebilmesi imkânına göre iade ile mükelleftir. Ancak taşınır rehninde böyle bir zorunluluk yoktur. Eşyanın bölünebilir nitelikte olup olmaması veya rehin konusunun değerinin alacak miktarından fazla değerde olması rehin hakkının kurulmasında etkili değildir. Önemli olan rehin konusunda tarafların anlaşmasıdır.
    Eşya rehinli alacaklının elinden çıksa da üçüncü şahıstan geri isteme hakkını yitirmedikçe rehin alanın zilyetliği devam eder (iyiniyetin korunduğu haller istisna olarak),oysa hapsedilen eşyanın alacaklının zilyetliğinden çıkması ile hapis hakkı sona erer.Eşyanın yeniden ele geçirilmesi ile yeni bir hapis hakkı doğar.

    4-HAPİS HAKKININ KONUSU VE ŞARTLARI
    A) KONU :
    a) Taşınır Eşya
    Medeni Kanun hapis hakkının konusunu taşınır eşya ve kıymetli evrak olarak düzenlemiştir. Bu düzenleme sınırlayıcıdır(MK m.950.f.1). Maddi varlığı olmayan marka, telif hakkı, ihtira beratı gibi haklar hapis hakkının konusu olamaz. Bunun dışında gayrimenkul ve nitelikleri itibarıyla paraya çevrilemeyen taşınırlar üzerinde de hapis hakkı kullanılamaz.
    Gayrimenkullerde hapis hakkının kullanılabilmesi hususu doktrinde tartışmalı olmasına rağmen 4721 sayılı Kanun bu tartışmaları büyük ölçüde kaldırır niteliktedir.743 sayılı kanunundaki düzenlemede 907.madde gereğince bir şeye iyiniyetle zilyet olan kimsenin, o şeyin iadesini isteyen haklı zilyetten bu şey üzerinde yaptığı zorunlu ve faydalı masrafları ödenmediği takdirde, bunlar ödeninceye kadar o şeyi hapsetme hakkı vardır. Ancak buradaki hapis hakkı deyimi bildiğimiz ve açıkladığımız anlamdaki hapis hakkına işaret etmez. Zira bu masraflar karşılığı alacağını elde edemeyen iyiniyetli zilyedin alacağını elde edemediği takdirde taşınmazı paraya çevirmesi gibi bir hakkı bulunmamaktadır. Bir bakıma burada düzenlenen ve hapis hakkı olarak adlandırılan düzenleme hukuki nitelik olarak Roma Hukukundan da hatırladığımız ve yukarıda bahsettiğimiz şekilde bir def’i olabilir (exceptio)Bu sebeple bu hakka ala koyma veya eksik hapis hakkı da denilebilir.4721 sayılı yeni Medeni Kanun bu tartışmaları 994.maddedeki düzenleme ile kaldırır nitelikte görünmektedir, maddedeki düzenleme: ‘‘…..bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir’’ şeklindedir.Bu düzenlemenin lafzından da anlaşılacağı üzere iyiniyetli zilyedin masraflarına karşılık sahip olduğu hak hapis hakkı değil,ala koyma hakkıdır.
    Hapis hakkına konu taşınır eşyanın maddi bir varlığı olmak zorundadır. Bu sebeple gelecekte elde edilecek eşya üzerinde de hapis hakkı kurulamaz. Ancak istisnai olarak gelecekte doğacak alacak sebebi ile hapis hakkı kurulabilir.(Adi kirada gelecek altı ayın kirası üzerindeki hapis hakkı)Tamamlayıcı parçalar asıl şeye tabi olup bağımsız olarak hapis hakkının konusu olamaz. Semereler de asıl şeyden ayrılıncaya kadar asıl şeyin tamamlayıcı parçası sayılır (MK.m.685) ,bu sebeple asıl şeyden ayrı olarak hapis hakkına konu olamaz. Bununla beraber eklentiler bağımsız eşya olarak kabul edildiğinde asıl şeyden bağımsız olarak hapis hakına konu edilebilir. Bir eşya birliği bütün halinde hapsedilemez, birliğe dahil her eşya ayrı ayrı hapsedilebilir.
    b)Kıymetli Evrak :
    Kıymetli evrak, öyle senetlerdir ki, bunlarda mündemiç olan hak senetten ayrı olarak dermeyan edilemeyeceği gibi başkalarına da devredilemez (T.K m.557).Kıymetli evrak hakkın sıkı sıkıya senede bağlı olduğu ve senetten ayrı ileri sürülemediği, alacağın senetten ayrı olarak devrinin mümkün olmadığı senetlerdir. Medeni Kanunda sayılan kıymetli evrak niteliğindeki senetler: rehinli tahvil(MKm.930–970),Ticaret Kanununda sayılan kıymetli evrak niteliğindeki senetler: anonim şirket hisse senetleri(TK.m.409),tahvilat(T K m.420,425),kambiyo senetleri: poliçe, bono ve çek (TK m.583),makbuz senedi ve varant, taşıma senedi, konişmento ve deniz ödüncü senedidir. Emre yazılı senetlerin (poliçe, bono, çek) hapis hakkına konu olabilmesi için alacaklının zilyetliğine ciro edilerek geçirilmesi gerekir (T.K m.559-m.593-m.596). Ancak bu zorunlu değildir zira paraya çevirme aşamasında ciro edilmeden intikal eden emre yazılı senetlerin cirosunu borçlu yerine icra veya iflas dairesi yapar. Nama yazılı senetlerin devri BK m.163.maddesine göre düzenlenen bir temlik sözleşmesi ile olur. Temlik sözleşmesi olmaksızın devredilen senetler için paraya çevirme aşamasında icra veya iflas dairesi temlik sözleşmesi düzenler.
    Nakit para hapis hakkına konu olabilir mi? Yargıtayın bu konuda vermiş olduğu bazı kararlarında hapis hakkının yalnız taşınırlar ve kıymetli evrak üzerinde kullanılabileceği para üzerinde ise böyle bir hakkın mevcut olamayacağı yönündedir.(Y4.HD.30.06.1951,E .1709/K.4307).Yargıtayın aynı konuda verilmiş diğer bir kararında nakit para üzerinde hapis hakkının değil ancak takasın sözkonusu olabileceği belirtilmiştir.(Y.4.HD,30.06.1 951,E.5112-K.3159)Takas (BK.m.118 vd.),iki kişi arasındaki aynı cinsten karşılıklı borçların bunlardan birinin tek taraflı beyanıyla sona erdirilmesidir. Takasın var olabilmesi için gereken ilk şart iki kişinin karşılıklı olarak birbirlerine borçlu (birbirlerinden alacaklı) olmalarıdır.Oysa ki hapis hakkının varlığı için böyle bir şartın var olmadığı yukarıda da açıklanmıştı. Takasın söz konusu olabilmesi için diğer bir şart tarafların edimlerinin özdeş olmasıdır. Edimlerin özdeş olması borçların aynı türden olması anl***** gelir (karşılıklı para borcu gibi).Oysa hapis hakkında edimlerin özdeş olması şartı aranmaz. Hapis hakkı alacaklının borçlunun rızasıyla zilyedi olduğu taşınırını veya kıymetli evrakı eşya ile irtibatlı muaccel alacağını elde edinceye kadar iadesini reddetme ve borç ödenmediği takdirde de eşyayı paraya çevirme hakkıdır bu sebeple misli eşya niteliğindeki para örneğin belirlenebilecek şekilde kapalı bir zarfta ve borçlunun ya da üçüncü kişinin mülkiyetinde olarak alacaklının zilyetliğinde ise hapis hakkı para için de kullanılabilecektir.
    B-ŞARTLARI
    Bir taşınır veya kıymetli evrak üzerinde hapis hakkının kurulması için gerekli şartlar:
    Kanunilik şartı
    Muacceliyet şartı
    Zilyetlik şartı
    İrtibat şartı
    Hapsedilen eşyanın paraya çevrilebilen türde eşya olması şartı
    Alacaklının hapis hakkını kullandığını beyan etmesi şartı
    1.Kanunilik Şartı :
    Yukarıda da açıklandığı üzere hapis hakkı kanundan doğan bir haktır. Bu özellik onun bir ayni hak niteliği taşıması sebebiyledir. Hapis hakkının kanuniliği şartı onu teslime bağlı rehinden ayırır. Kanunun açıkça öngörmediği hallerde kıyas yoluyla alacaklıya hapis hakkı tanınamaz. Taraflar da kanunla açıkça öngörülmeyen hallerde anlaşma ile bir hapis hakkı kuramazlar. Ancak sözleşmeyle sadece taraflar arasında hüküm doğurmak üzere bir ala koyma hakkı düzenleyebilirler. Ayrıca alacaklı hapis hakkından gerek hakkın doğumundan önce gerek doğumundan sonra feragat edebilir.
    Alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla hapis hakkı kullanılamaz (MK m.951 f.2) Borçlu tek taraflı beyanıyla vereceği bu talimatla taşınırı alacaklıya vermeden önce veya teslimi sırasında alacaklının hapis hakkına engel olabilir. Borçlunun bu talimatı açık ve anlaşılır nitelikte olmalıdır, zımni talimat hapis hakkının kullanılmasına engel olmaz. Kamu düzenine aykırılık taşıyan hallerde de hapis hakkı kullanılamaz. Bunlar hapis hakkının olumsuz şartlarıdır.
    2.Muacceliyet Şartı :
    Hapis hakkının doğması alacağın muaccel olması şartına bağlıdır. Bu şart kanunda da açıkça belirtilmiştir(MK m.950). Alacak talep edilebilir durumda olmalıdır. B.K m.74’e göre vade belirlenmemişse veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmıyorsa borcun hemen ifası talep edilebilir. Bunun için burçlunun temerrüde düşürülmesi gerekmez. Bununla birlikte taraflar alacağın bir ihbarla muaccel olacağını kararlaştırabilir. Bunların dışında işin mahiyetinden de muacceliyet anı tespit edilebilir.
    Borçlunun aczi halinde hapis hakkını kullanmak için muacceliyet şartının gerçekleşmesi beklenmez.(MK m.952)Alacaklı borçlunun borç ödemekten acze düşmesi halinde, alacağı muaccel olmasa bile hapis hakkını kullanabilir. Alacaklı aczi teslimden sonra öğrendiği takdirde, şeyle ilgili bir yükümlülük yüklenmiş veya borçlu teslim sırasında ya da daha önce bir talimat vermiş olsa dahi aciz halinde hapis hakkını kullanabilir(m.952 f.2).Muacceliyet şartının diğer bir istisnası da adi kirada görülüradi kirada kiralayan yalnız geçmiş bir yıllık kiranın değil işleyecek altı aylık kiranın teminatı olarak da hapis hakkına sahiptir(B.K m.267).
    3.Zilyetlik Şartı :
    Alacaklının, borçlunun rızası ile taşınırına veya kıymetli evrakına zilyet olması gerekir. Zilyetlik şartı ayni haklarda aleniyet prensibinin bir sonucudur. Alacaklının zilyetliğe M.K m.973. gereğince sahip olmalıdır. Bu da, şey üzerinde fiili hâkimiyeti haiz olması anl***** gelir. Hapis hakkı sahibi alacaklı şeyin zilyetliğini alacağın doğumundan önce veya sonra kazanmış olabilirAncak hapis hakkı zilyetliğin devrinden sonra kullanılabilir, burada önemli olan alacaklının taşınır veya kıymetli evraka borçlunun rızası ile sahip olmasıdır. Rıza dışında ele geçirilen zilyetlik durumunda hapis hakkı söz konusu olmaz. Alacaklı vasıtasız fer’i zilyet olmalıdır. Alacaklının fer’i zilyetliğine sahip olduğu eşya veya evrakın borçlunun mülkiyetinde olması da şart değildir. Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyi niyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur(m.950-son)
    İştirak halinde zilyet olan borçlu ve alacaklı arasında, alacaklı lehine hapis hakkı kurulabilir, zira borçlu eşya üzerinde tek başına tasarrufta bulunamaz. Müşterek zilyet olan alacaklı ve borçlu arasında ise hapis hakkı söz konusu olmaz. Bunun sebebi her birinin şey üzerinde tasarruf edebilmesidir. Kıymetli evrakın üzerinde hapis hakkı kurulmasında da zilyetliğin tesisi zorunludur.
    Bununla birlikte alacaklı alacağını temlik hükümlerine naklettiğinde artık hapis hakkı da fer’i hak olması niteliği gereği devralana geçer.Bunun sonucunda şeyin zilyetliğinin de devralana geçirilmesi gerekir.
    4.İrtibat Şartı :
    Alacakla, alacaklının zilyetliğinde bulunan, borçluya ait eşya arasında irtibat bulunmalıdır. Alacak hapis hakkına konu eşya sebebiyle doğmuş olmalıdır. İrtibat eşya ile alacak arasındaki sıkı ilişkidir. Bu ilişki bir bakıma iyiniyet kuralından kaynaklanmaktadır. Zira eşya ile irtibatlı alacak, ya alacaklının eşya ile ilgili yapmış olduğu masraflardan (eşyanın bakımı, korunması gibi) ya da eşya sebebiyle gördüğü zarardan kaynaklanmaktadır (hayvanın taşınmaza verdiği zarar gibi).
    Zilyetlik ve alacak ticari ilişkiden doğmuşsa tacirler arasında irtibat hukuki olarak var sayılır. (MK m.950/2)Burada alacağın eşyaya yapılan masraflardan veya zarardan kaynaklanması gerekmez, alacağın tacirler arasındaki ticari ilişkilerden doğması, alacaklının diğer tacire ait eşya üzerinde hapis hakkını kullanması için yeterlidir. Tarafların her ikisinin de tacir olması gerekir.
    5. Hapsedilen Eşyanın Paraya Çevrilebilen Türde Eşya Olması Şartı
    Hapis olunan şeylerin nitelik itibariyle paraya çevrilebilir türde olmalıdır. Kanun paraya çevrilmeye müsait olmayan şeyler üzerinde hapis hakkının kurulamayacağını açıkça belirtmiştir (m.951). Bu kuralın istisnası Avukatlık Kanununda görülür. Zira vekil vekâlet ücreti ödenmedikçe kendisine tevdi edilen para ve evrakı ücreti ödeninceye kadar iadeden imtina edebilir.
    6. Alacaklının Hapis Hakkını Kullandığını Beyan Şartı :
    Alacaklı tarafından borçlunun eşyanın iadesini talebi karşısında hapis hakkını kullandığını beyan etmesi gerekir. Beyan şekle bağlı değildir. Alacaklı iki durumda beyanda bulunur. Alacaklı borçlunun iade talebini reddetmesinin yanında hapsettiği şeylerin paraya çevrilmesi talebini de beyan eder.
    5-HAPİS HAKKININ HÜKÜMLERİ
    A-HAPİS HAKKI SAHİBİNİN HAKLARI
    a )Herkese Karşı İleri Sürebilme :
    Bu hak hapis hakkının ayni hak niteliğinde olmasından kaynaklanır. Ayni haklar herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklardandır. Bu özellik sonucunda borçlu, alacaklının zilyetliğindeki şeyin mülkiyetini zilyetliğin teslimsiz nakli ile devretse dahi hapis hakkı sahibi bu hakkını mülkiyeti devralana karşı da ileri sürebilir. Yeni devralana ve ondan sonra mülkiyeti devralanlara dahi şeyin iadesini reddedebilir. Devralanın iyiniyetle alacaklının hapis hakkının varlığından haberdar olmaması da bu durumu değiştirmez. İyiniyetli devralan da hapis hakkına katlanmak zorundadır. Hatta borçlunun iflası halinde iflas masasına karşı da bu hak ileri sürülebilir
    b)Eşyayı ala koyma hakkı
    Kanunda borçlunun rızasıyla şeye zilyet olan alacaklıya açıkça taşınırın veya kıymetli evrakın iadesini reddetme hakkı tanınmıştır.(m.950) Buna göre hapis hakkı sahibi alacaklı borç ödeninceye veya yeterli güvence verilinceye kadar eşyayı veya kıymetli evrakı yedinde tutabilir
    c)Eşyayı Paraya Çevirme Hakkı
    Hapis hakkının temel özelliklerinden biri borç ödenmediği takdirde alacaklının eşyayı paraya çevirme hakkına sahip olmasıdır. MK.m.953f.1: ‘‘Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı, borçluya daha önce bildirimde bulunarak, hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir’’Kanun hapsedilen şeyin paraya çevrilmesini teslim şartlı rehin hükümlerine tabi tutmuştur. İcra İflas Kanununda da hapis hakkı taşınır rehni kapsamında değerlendirilmekte ve takibi de bu hükümlere göre yapılmaktadır. Hapis hakkının diğer haklarla sırası da zilyetlik tarihinden itibaren hesaplanır.
    Alacaklı zilyetliğinde bulunan eşyanın paraya çevrilmesini borç ödenmezse veya borç için yeterli güvence gösterilmezse isteyebilir (m.953) Borçlu borcuna yetecek miktarda güvence gösterdiğinde (rehin, kefalet vs) alacaklı artık eşyanın paraya çevrilmesini isteyemez. Alacağın asıl alacak ve faizlere yetecek kısmı hapsedilebilir, eşya bölünebiliyorsa bu miktarı aşan kısım iade edilmelidir, bölünemiyorsa alacaklı tamamını iadeye zorlanamaz. Alacak için yeterli miktarda güvence gösterilmesi aynı zamanda hapis hakkını sona erdiren bir sebeptir. Bu sonuç kanundan da çıkarılabilmektedir. Zira kanun borç yerine getirilmez veya yeterli güvence gösterilmezse alacaklının eşyanın paraya çevrilmesini talep edebileceğini öngörmüştür. Borç ödendiği takdirde hapis hakkı ortadan kalktığından bununla birlikte alacak güvece altına alındığında da hapis hakkının devam edeceği görüşü iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil eder.
    Üzerinde hapis hakkı bulunan nama yazılı kıymetli evrakın paraya çevrilmesi için icra dairesi, borçlu yerine gereken işlemleri yapar.(m.953-son)Yukarıda kıymetli evrak üzerindeki hapis hakkından bahsedilirken de değinildiği üzere bu işlemler BK.m.163 gereği yapılması gerekli temlik sözleşmesi ve işlemleridir. Bu işlemlerin icra dairesince yapılmasının amacı senette yeralan hakkın satışla devralacak kimseye kanuna uygun şekilde geçmesini sağlamaktır. İflas masası da bu işlemleri yapmaya yetkilidir. Emre yazılı senetler de alacaklıya devredilirken cirosuz teslim edildiği takdirde icra dairesi borçlu adına senetlerin cirosunu yapar.
    Borçlunun hapsedilen eşyanın paraya çevrilmesinden haberdar edilmesi gerekir. Kanunda bu husus borçluya bildirimde bulunma şeklinde tanımlanmıştır. Hapis hakkının kullanılması borçluya bildirimde bulunulması şartına bağlıdır. İhbar kanunen herhangi bir şekle tabi tutulmamıştır. İcra emri de ihbarın yerini tutar. İspat kolaylığı bakımından yazılı şekilde yapılması faydalı olur.
    B-HAPİS HAKKI SAHİBİNİN BORÇLARI
    a )Muhafaza borcu :
    Alacacaklı alacağına karşılık hapsettiği şeyleri muhafaza ile yükümlüdür. Ancak burada alacaklı vedia alan kadar ağır bir yükümlülük taşımaz. Ancak alacaklı şeyleri yok olmaktan ve değer kaybına uğramaktan iyiniyet kaideleri çerçevesinde korumalıdır. Alacaklı tıpkı rehin hakkı sahibi gibi şeyi bizzat kullanamaz veya başkasına kullandıramaz. Eğer şey yok olur veya zarar görürse kusursuz olduğunu ispat etmedikçe şeyin yok olmasından ve zarar görmesinden sorumlu olacaktır.
    b )İade Borcu :
    Alacaklı borç kendisine ödendiğinde (gerek borçlu gerek üçüncü şahıs tarafından) ve borca yetecek miktarda güvence gösterildiğinde veya hapis hakkını sona erdiren diğer haller gerçekleştiğinde şeyi iade ile mükelleftir.

    6-HAPİS HAKKININ SONA ERMESİ
    Hapis hakkı alacağa bağlı fer’i bir hak olması niteliği gereği alacağı sona erdiren sebepler gerçekleştiği takdirde sona erer.Alacağı sona erdiren sebepler BKm.113 ve devamında sayılmıştır. Borcun (alacağın) dar anlamda sona ermesi borcun ifasıdır. Borcun ifa edilmesi ve borcu sona erdiren diğer hallerin gerçekleşmesi ile (ibra, tecdit, alacaklı –borçlu sıfatının birleşmesi, takas vs.)alacağa bağlı olarak hapis hakkı da ortadan kalkar.
    Alacaklının zilyetliği rıza dışı kaybetmesi ile de hapis hakkı buna bağlı olarak son bulur. Sonradan zilyetliğin yeniden sağlanması ile yeni bir hapis hakkı doğar. Alacaklı zilyetliği rızası ile borçlusuna iade etmişse de hapis hakkı kesin olarak sona erer.
    Borçlu borcuna yetecek miktarda güvence gösterdiğinde de hapis hakkı sona erecektir. (m.953) Ancak bu husus kanunda açık bir şekilde kaleme alınmamıştır. Borçlunun güvence göstermesinin hapis hakkını sona erdirdiği kabul edildiğinde şeyin iadesi zorunlu görülmektedir. Ancak kanun hapis hakkını düzenlerken ilgili 950. maddede ‘‘……borç ödeninceye kadar hapsedebilir’’ ifadesini kullanmıştır.Buradan hareketle borca yeterli miktarda güvence gösterilmesi ancak şeyin satışına engel olur buna rağmen alacaklının borç ödeninceye kadar şeyi hapsetmeye devam etmesi hakkı olduğu düşüncesi de akla gelebilecek bir ihtimaldir.Fakat bu durumda da kanunun alacak için güvence gösterilmesi şartı koymasının mantıklı bir açıklaması ortadan kalkmaktadır.Eğer borçlu şeyi geri alamayacaksa borcuna karşılık güvence göstermek ihtiyacı da duymayacaktır.Bu durumda kanunun amaçsal yorumundan hareketle alacağa borçlu tarafından güvence gösterilmesi ve alacağın bu şekilde garanti edilmesi hapis hakkını sona erdirir. Ayrıca borçlunun göstermiş olduğu güvenceye rağmen alacaklının eşyayı hapsetmeye devam etmesi iyiniyet kurallarına da aykırılık teşkil eder. Uygulamada da güvence hapis hakkını ortadan kaldırmaktadır.
    Özetle hapis hakkı borcun ödenmesi ile veya ödenmemesi sonucu icra marifetiyle rehin hükümleri uyarınca eşyanın paraya çevrilmesi ile son bulur. Ayrıca borçlu tarafından alacak için yeterli miktarda güvence gösterilmesi ve herhangi bir şekilde alacaklının zilyetliği kaybetmesi sonucu hapis hakkı sona erer.

Sayfayı Paylaş