Her Gün Yeni 1 BiLgi ~

Konu 'Bilgi Köşesi' bölümünde Moderatör Taner tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara

    Her Gün Yeni 1 Bilgi ..

    Sizlerde Ekleyebilirsiniz Arkadaşlar ..
  2. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    [​IMG]



    Neden madeni paralar ellerimizi kokutur?


    Marketlerde, minibüslerde, taksilerde… Madeni paralara temas etmemiz
    gereken her yerde kolayca fark edebiliriz: Madeni paralar ellerimizde
    garip bir koku bırakırlar.


    Çoğumuz bu kokunun, madeni paraların doğal kokusu olduğunu ve
    ellerimizi paraya sürdüğümüzde bu kokunun ellerimize geçtiğini
    zannederiz.


    Peki gerçekten böyle midir?


    Hayır. Aslında bu garip koku, madeni paraların değil, vücudumuzun
    kokusudur. Derimizin yüzeyinde bulunan yağ tabakası ile demir içerikli
    cisimler temas ettiğinde, ortaya böyle bir koku çıkar. Buna benzer bir
    koku da, bakır ile temas edildiğinde oluşur. Bu sebeple “metalik koku”
    dediğimiz kavramın, metalle tek ilgisi, metale temas sonrası oluşuyor
    olmasıdır.


    İsterseniz biraz ayrıntıya girelim. Demirden yapılmış bir şeyle temas
    ettiğimizde, derimizin yüzeyinde bulunan ter damlaları, demir
    atomlarının 2 elektron almasına sebep olurlar. -2 yüklü hale gelen demir
    atomları, derimizdeki yağ tabakası ile reaksiyona girer ve aldehitlere
    ve ketonlara dönüşür.


    Daha önce aseton veya formaldehit kokusuyla karşılaştıysanız, bu
    bileşimlerin ne kadar farklı ve keskin kokuları olduğunu
    hatırlayacaksınız.


    Alman bilim adamları, demirle temas etmiş kişilerin derisinden
    yayılan buharların kimyasal içeriklerini belirlemiş ve çok düşük
    konsantrasyonlarda bile insanlar tarafından hissedilebilen keskin bir
    kokusu olan 1-octen-3-one bileşimini tespit etmişler. Bugün için “metal
    kokusu”nun ana elemanının bu bileşim olduğu kabul ediliyor.


    Metal kokusunun bir benzerinin de derimize kan bulaştığında ortaya
    çıktığını fark etmiş olabilirsiniz. Bunun sebebi de kanın demir içermesi
    ve demir atomlarının, derimizin yüzeyi ile yukarıda bahsettiğimiz
    reaksiyonlara girmesidir. Sonuçta ortaya aynı bileşimler çıkar ve benzer
    kokular oluşur.


    goncam_92, ayceNuR ve kimki_bu bunu beğendi.
  3. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    [​IMG]


    Philadelphia Deneyi

    Philadelphia Deneyi, 28 Ekim 1943 yılında Amerikan donanmasının Pensilvanya
    eyaletine bağlı Philadelphia şehri limanında yaptığı iddia
    edilen deneydir.

    İddiaya göre donanmaya ait bir koruma destroyeri olan DE 173 sınıfı 1240
    tonluk USS Eldridge birkaç dakika içerisinde 600 km.'den fazla
    bir uzaklığa gidip tekrar gelmiştir.

    Deney Amerikan ordusunca defalarca yalanlansa da akılda bir çok şüphe kalmıştır.
    Moderatör Burcu ve ayceNuR bunu beğendi.
  4. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    [​IMG]


    Pigment

    Pigment, tüm nesnelerin renklerini oluşturan moleküllerdir Pigment moleküllerinin harekete geçmesi için belirli bir enerji gereklidir. Renklerin oluşmasındaki diğer tüm aşamalarda olduğu gibi, pigmentlerle ışık arasında da ilişki vardır. Zira dünyaya ulaşan güneş ışığı, canlılarda renk molekülü olarak bilinen söz konusu pigment molekülleri için önemli rol oynar.

    Pigmentlerin renkler için gerçekleştirdikleri en hayati işlem, kendilerine gelen ışığın renk enerjisini elektrik sinyaline çevirmeleridir. Yani insan gözünde renk diye tanımlanan her şey aslında gözde bulunan pigmentlerin kendilerine gelen ışığın dalga boyunu elektrik sinyali olarak beyne iletmeleridir.


    Kısacası, canlıların hem görme merkezlerinde hem de vücutlarında bulunan pigmentler, işleyen diğer vücut sistemleriyle birlikte tam bir uyum halindedir. Bir canlının görme merkezinde özel bir pigment molekülünün bulunmaması veya gerektiğinden az bulunması, onun çevresindeki renkleri ayırt edememesine (Renk körlüğü) neden olur.
    ayceNuR bunu beğendi.
  5. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    [​IMG]


    Akrepler intihar eder mi?


    Çok
    sık tekrarlandıkları için genel kültür bilgileri arasına bile girmiş
    olan bazı yanlış bilgiler vardır. Bu yanlış bilgilerden biri de “akreplerin tehlike karşısında intihar ettikleri” bilgisidir.

    Akreplerin çokça bulunduğu bölgelerde yaygınlaşan bu bilgiye göre,
    ateşle çevrelenen akrepler, başka bir çareleri kalmadığını
    anladıklarında, kuyruklarındaki zehirli iğneyi başlarına batırarak
    intihar ederler.

    Evet, akrepler ateşle çevrelendiklerinde ölürler, fakat ölmelerinin sebebi, kendilerini sokmaları değildir. Zaten akreplerde bulunan zehir, kendilerine veya kendi türlerindeki diğer canlılara zarar vermez.

    Bildiğiniz gibi, akrepler soğuk kanlı canlılardır.
    Soğuk kanlı olmaları sebebiyle, yüksek derecelerde sıcaklıkla
    karşılaştıklarında metabolizmaları çalışamaz hale gelir. Bu durumda,
    akrep çok hızlı bir şekilde kasılmaya başlar ve bu kasılmalar akrebin
    kendisini soktuğunun zannedilmesine sebep olur.

    Yine benzer şekilde alkolün akreplerin intiharına yol açtığı inanışı da yanlıştır.
    ayceNuR ve kimki_bu bunu beğendi.
  6. Gamze**

    Gamze** Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    25 Mart 2010
    Mesajlar:
    3.091
    Beğenileri:
    1.527
    Ödül Puanları:
    0
    [​IMG]

    Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor ?
    Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur .Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar.
    Sinekler ısıya karşı çok hassastır .Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden
    etkilenirler . Kış günlerinde yaşama şansları yoktur . Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya
    kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar
    çatlar ve sinekli günler başlar .
    ayceNuR bunu beğendi.
  7. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    Psikolojik işkence, özellikle korku, utanç ve suçluluk duygusu gibi duygular yaratarak bir kişiyi cezalandırma yöntemi.

    Psikolojik işkence, ciddi kalp rahatsızlığı yaratabilir, hatta ölümle sonuçlanabilir, ancak bu gibi fiziksel sonuçlar genellikle gerçek amaç olmayabilir, hatta ölüm, işkencenin uzayarak kurbana daha fazla acı çektirmeye engel olduğu için amaca ters düşebilir.


    En genel yöntemlerden biri bir kişiyi başbaşayken veya topluluk karşısında aşağılamaktır. Örneğin, bir kadının saçlarını halkın önünde sıfır numara kesmek, seyircilerin önünde aşağılanmasını sağlamakla kalmaz, saçların uzaması zaman alacağı için aşağılanmasını daha sonra da hatırlamasına yarar.

    Korku yoluyla işkence yapma yöntemlerinden biri sahte idamdır. Tehdit savurmak da yine korku uyandırmak için kullanılır. Psikolojik olmayan ceza yöntemlerinde gözleri bağlamak, korku uyandırdığı için bunları psikolojik işkence haline de getirir.

    Dolaylı işkence, kurbanın sevdiği bir kişiye işkence uygulayarak üzülmesini sağlayarak uygulanır. Kurbana fiziksel zarar vermeden bir işi yapmaya zorlamak için kullanılır.


    [​IMG]
    ayceNuR ve kimki_bu bunu beğendi.
  8. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    [​IMG]

    Nargile doğu kültürünün bir öğesi olmakta ile birlikte doğuş yerinin Hindistan olduğu zannedilmektedir. Çok farklı kültürlerinin farklı adlandırdıkları bu keyif aracı Araplar tarafından "Narcile", İranlılar tarafından da "Kalyan" diye adlandırılır. Asıl nargilenin kökeni ise Farsça’da "Hindistan cevizi" anl***** gelen "Nargil"den gelir. Hindistan’da ortaya çıkan nargilenin ilk örnekleri Hindistan cevizinin içinin çıkarılıp kabuğuna bir kamış sokularak yapılmıştır. Zamanla Hindistan cevizi yerine kabak kullanılmaya başlanmış, kullananların sayısı arttıkça porselen ve bronz da nargile için elverişli malzemeler haline gelmiştir. Bunları cam, billur, çini hatta gümüş gövdeli nargileler izlemiştir. Hindistan’da doğan nargile, başta İranlılar olmak üzere Araplar, daha sonra da Osmanlılarla tanışmış.

    Osmanlı döneminde İran’dan getirilen ve zamanın kahvehanelerinde muhabbetlere eşlik eden tömbeki, bazı padişahlar tarafından yasaklanmıştır. Nargile de uzun zaman İstanbul Tophane’de, İzmir Kemeraltı'nda ve Ankara Gençlik Parkı'nda tömbeki olarak sunulmaya başlanmıştır. Bu nostaljik mekanların müdavimlerini ise genellikle orta yaşın üstündeki insanlar oluşturuyordu. Daha sonraki, yani yakın dönemlerdeki aromalı nargilelerin hayatımıza girmesi ile daha hafif bir içecek haline gelen nargile genç kitle tarafından da tercih edilmeye başlandı.



    [​IMG]
    ayceNuR bunu beğendi.
  9. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...




    Evren Nasıl Yaratıldı?

    Kuran-ı Kerim'de evrenin ortaya çıkışı şöyle açıklanır:

    “O gökleri ve yeri yoktan var edendir...„

    (En'am Suresi, 101)

    Kuran'da verilen bu bilgi, çağdaş bilimin bulgularıyla tam bir uyum içindedir. Bugün astrofiziğin ulaştığı kesin sonuç, tüm evrenin madde ve zaman boyutlarıyla birlikte, bir sıfır anında, büyük bir patlamayla var olduğudur. "Büyük Patlama", orijinal adıyla "Big Bang" teorisi, tüm evrenin yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana geldiğini kanıtlamıştır. Büyük Patlama teorisi bugün evrenin varoluşu ve başlangıcı konusunda bütün bilim çevreleri tarafından ortak kabul gören yegane bilimsel açıklamadır.

    Big Bang'den önce madde diye bir şey yoktur. Maddenin, enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı, tamamen metafizik olarak tanımlanabilecek bir yokluk ortamında madde, enerji ve zaman yaratılmıştır. Modern fiziğin ortaya koyduğu bu büyük gerçek, Kuran'da bize 1400 yıl önceden haber verilmektedir.
  10. Gamze**

    Gamze** Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    25 Mart 2010
    Mesajlar:
    3.091
    Beğenileri:
    1.527
    Ödül Puanları:
    0
    [​IMG]


    Niçin Gözyaşı Dökeriz ?

    Dünyadaki canlılardan adece insan ruhsal nedenlerle ağlar .İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur . Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır.
    Bu konuyu ilk inceleyn Darwin ` dir . Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir . Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.​

Sayfayı Paylaş