Her Telden Dörtlükler

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Kübra_28 tarafından paylaşıldı.

  1. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0

    DİLENCİ

    Sen, hergün köşe başlarında
    Yırtık urbanla kirli ellerinle
    Avuç açan, sefil insan.
    İnan farkımız yok birbirimizden.
    Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
    Beklediğin beş kuruşu biri vermezse,
    Ötekinden isteyeceksin.
    Ama ben, tüm yaşamım boyunca
    Tek bir kez dilendim,
    Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
    Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,
    Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.

    VICTOR HUGO
  2. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    BEN SANA MECBURUM

    Ben sana mecburum bilemezsin
    Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
    Büyüdükçe büyüyor gözlerin
    Ben sana mecburum bilemezsin
    İçimi seninle ısıtıyorum

    Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
    Bu şehir o eski İstanbul mudur?
    Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
    Sokak lambaları birden yanıyor
    Kaldırımlarda yağmur kokusu
    Ben sana mecburum sen yoksun

    Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
    İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
    Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
    Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
    Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
    Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
    Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

    Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
    Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
    Durup köşe başında ****ksiz dinlesem
    Sana kullanılmamış bir gök getirsem
    Haftalar ellerimde ufalanıyor
    Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
    Ben sana mecburum sen yoksun

    Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
    Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
    Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
    Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
    Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
    Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
    Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

    Ne vakit bir yaşamak düşünsem
    Bu kurtlar sofrasında belki zor
    Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
    Ne vakit bir yaşamak düşünsem
    Sus deyip adınla başlıyorum
    İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
    Hayır başka türlü olmayacak
    Ben sana mecburum bilemezsin...


    ATTİLA İLHAN
  3. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    PERGEL

    Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz
    İki başımız var, bir bedenimiz
    Ne kadar dönersem döneyim çevrende
    Er geç başbaşa verecek değil miyiz?


    ÖMER HAYYAM
  4. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    SUSADIM

    Susadım
    Üç tane elma soydular
    Üç tane portakal.
    Nafile
    Bir bardak suyun yerini tutmadı.
    Acıktım
    Kuş sütü, kuru üzüm getirdiler
    Nafile
    Bir çimdik somunun yerini tutmadı.
    Seni düşündüm sevgilim şükrederek
    Su gibi aziz olasın her daim,
    Ekmek gibi mübarek...

    BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU
  5. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    SOKAK ÇOCUĞU


    Sayfa no yok
    Cilt no yok
    Hane no yok
    Ana adı, ben sokak çocuğuyum abi
    Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan,
    Bilyelerini rüyalarında unutan,
    Ve oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran,
    Çocuk varya o benim işte, o benim abi...
    Sahi bir annem olmalıydı dimi
    Ben dudaklarımda sokakları besteliyorum oysa
    Sahi abi tadı nasıldı anne sütünün
    Anneler nasıl okşardı çocuklarını
    Anne kokusu nasıldır kim bilir
    Ana ha, bir anne çizebilirmisin benim için
    Karanlığın kar soğuğu parmak uçlarına bir anne
    Ve yanına beni eklermisin abi
    Tıpkı suluboya resimlerdeki gibi sımsıcak
    Sahi abi senin gözlerini kesmiyor değil mi
    Bir köprünün soğuk, gergin ve karanlık bedeni
    Sahi sen hiç seyrettin mi aydedeyi bir köprünün altından,
    Üşüdün mü abi kayan bir yıldıza bakarken,
    Boşver...
    Gel boyat istersen ayakkabılarını
    Ben şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyorum hayata
    Gel boyat ayakkabılarını
    Boyatta resmi çıksın dostun, düşmanın tüm kaldırımların
    Sayfa no yok
    Cilt no yok
    Hane no yok
    Yokların varlığında tam göbek bağından hiç yakalandın mı hayata
    Bir de bir de babam olmalıydı di mi?
    Beni dövecek bir babam bile yok biliyor musun?
    Nasırlı ellerinde şevkat arayacağım bir insan
    Kimbilir, bayramlarda neler alır babalar çocuklarına
    Unutmuşum, bayramlarınız da vardı sizin öyle değil mi, arifeleriniz
    Bayramlarda temize çekilen dostluklar vardı sonra
    Oysa ben kırık dökük ıslıklar ısmarlıyorum güneşe ve mehtaba
    Yankısız, bestelenmemiş ve bestelenmeyecek serseri ıslıklar
    Bir babam olsaydı belki yeterdi
    Çocuk olurdum eskisi gibi, şımarırdım öylesine
    Boşver abi...
    Kimin neyine bayram, kimin neyine hediye
    Baba kimin neyine abi
    Sahi senin düşlerin vardır
    Göremediğin rüyanın düşünü kurar mısın hiç
    Ahmet bir düş görmüş geçenlerde
    Köprü altında tanıştık, soğuk ve geç gelen bir gecede
    Utanırken anlattı, anlatırken utandı.
    Bir ip bağlamış gökkuşağına,
    Bak ana diyormuş uçurtmamı gördün mü,
    Ya uçurtmamın gölgesinde bilye oynayan çocukları.
    Ahmet'in düşü işte...
    Bana düşlerini kiralar mısın abi,
    Bedava boyarım ayakkabılarını,
    Bana düşlerini, düşlerini abi
    Boşver, boşver...
    Bak iyi parlayacak bu ayakkabılar,
    En parlak ayakkabılarınla yürüyeceksin yaşama
    Sen düşünme, sokaklar düşünsün beni,
    Gazete manşetleri,
    Üçüncü sayfa haberleri düşünsün,
    İsimsiz bir damla gözyaşı düşünsün,
    Sen beni düşünme, düşünme be abi...
    Nasıl olsa ben,
    olmayan ayakkabılarımın sıcaklığıyla basıyorum tüm kaldırımlara,
    Olmasa da anne babası sokakların
    Sokak çocuğuyum ben, sokak çocuğuyum...
    Kazanılmadan kaybedilmiş bir geleceğin herhangi bir yerinde,
    Ben sokak çocuğuyum abi,
    Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan,
    Bilyelerini rüyalarında unutan,
    Oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk varya,
    İşte o benim, o benim abi, o benim abi...


    BEDİRHAN GÖKÇE
  6. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    BAĞLANMAYACAKSIN

    Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    “O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

    Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
    Senin onu sevdiğinden.
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
    korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin.
    İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneşi, ayı, yıldızları…
    Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    “O benim.” diyeceksin.
    Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
    olacaksın.
    Mesela turuncuya, yada pembeye.
    Ya da cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
    de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…


    CAN YÜCEL
  7. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    Seni Seviyordum
    Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi...

    Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

    İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri

    SENİ SEVİYORDUM ve senin

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    in yoktu

    Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte...

    Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

    Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

    Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

    BEN SENİ SEVİYORDUM...

    Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

    Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

    Geri dönüyordu, çoğalarak

    Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun

    Kalp ağrısı oluyordun,

    Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

    Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

    Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

    Cesurduk...

    Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...

    Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

    Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

    Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

    Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları

    Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

    Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

    Kalbimi acıttı her zamanki gibi...

    Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

    Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...

    İclal Aydın
  8. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    ZOR GÜNLER

    Benden önce söylenmiş sözlerin haklılığına kızdığım oldu zamanında
    Ama inandığım da…
    Ömrümde her şarkı, başka bir kapı açtı
    Bu şarkının ardında sen, bu kapının ardındaysa
    Benden önce söylenmiş sözler vardı…
    Çok zor günler geçirdim vaktiyle,
    Alemde, savaşlar çırpınışlar
    Nihayetinde; aşık olmak kısmetmiş yar sana
    Aşık olmak kısmetmiş
    Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar? seçtiklerimiz mi?
    Bunca yokluk, bunca kırıklık, bunca acı…
    Seçtiklerimiz evet!
    Hayat bu sevgilim,
    Çoktan seçmeli senin aşkınsa, bir dönem ödevi…
    Bir gece çıkıp gelsen ölmezsin ya,
    Ölümlerden ölüm beğen gelmezsen yar
    Bir akşam çıkıp gelsen ölmezsin yar
    Ölümlerden ölüm beğen, öleceğim yar
    Bir şarkı tuttum sevgilim
    Bir kapı açtim ikimize
    İkimiz,çokmuşuz meğer bu resme
    Kapatmadan bu kapıyı yine de
    Bu yaralar bereler, sanadır, bileler…
    Bu yaralar bereler sanadır bileler
    Göreler aşkımı
    Şahidim; gökkubbe
    Aşığım; bekletme
    Çok canım yanıyordu, gördüklerimden ve göreceklerimden
    Benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bir tek
    Benim de kanattıklarım vardı elbet
    Ezdiğim kumlar ve geçtiğim yollar hala gölgemi taşıyorlar
    Hani demiştim ya en başında
    “ne ayrılıklar, ne aşklar, ne başlangıçlar” diye
    Yani, demem o ki, çok zor günler geçirdim vaktiyle
    Bu şarkı sadece benimdi sevgilim
    Ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize
    Yazmışsın ya “onu sevebileceğimi düşünmüştüm” diye
    İşte o günden beri, belki de bu yüzden sadece
    Bu yaralar bereler, sanaydı, bileler
    Göreler aşkımı
    Şahidim gökkubbe…


    İCLAL AYDIN
  9. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    SANA BAKMAK

    Her şey yapılabilir
    Bir beyaz kağıtla
    Uçak örneğin uçurtma mesela
    Altına konulabilir
    Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
    Sallanan bir masanın
    Veya şiir yazılabilir
    Süresi ötekilerden kısa
    Bir ömür üzerine.

    Bir beyaz kağıda
    Her şey yazılabilir
    Senin dışında
    Güzelliğine benzetme bulmak zor
    Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
    Her şeyden
    Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
    Belki tabiattadır çaresi
    Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
    Ve benim
    Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
    Anlarım bitkiden filan
    Ama anlatamam
    Toprağın güneşle konuşmasını
    Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

    Sen bana ışık ver yeter
    Bende filiz çok
    Köklerim içimde gizlidir
    Gelen giden açan soran bere budak yok
    Bir şiir istersin
    “İçinde benzetmeler olan”
    Kusura bakma sevgilim
    Heybemde sana benzeyecek kadar
    Güzel bir şey yok

    Uzun bir yoldan gelen
    Tedariksiz katıksız bir yolcuyum
    Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
    Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
    Her şeyi anlattım
    Olan olmayan acıtan sancıtan
    Bilsem ki sana varmak içindi
    Bütün mola sancıları
    Bütün stabilize arkadaşlıklar
    Daha hızlı koşardım
    Severadım gelirdim
    Gözlerinin mercan maviliğine

    Sana bakmak
    Suya bakmaktır
    Sana bakmak
    Bir mucizeyi anlamaktır

    Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
    Aşk sorgusunda şahanem
    Yalnız kelepçeler sanıktır
    Ne yazsam olmuyor
    Çünkü bilenler hatırlar
    Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
    Bahçıvanlar değil tüccarlardır
    sen öyle göz
    Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
    Sen teninde cennet kayganlığı iken
    Sana şiir yazmak ahmaklıktır

    Bir tek söz kalır
    Dişlerimin arasından
    Ben sana gülüm derim
    Gülün ömrü uzamaya başlar

    Verdiğim bütün sözler
    Sende kalsın isterim
    Ben sana gülüm derim
    Gül sana benzediği için ölümsüz
    Yazdığım bütün şiirler
    Sana başlayan bir kitap için önsöz

    Sana bakmak
    Bir beyaz kağıda bakmaktır
    Her şey olmaya hazır
    Sana bakmak
    Suya bakmaktır
    Gördüğün suretten utanmak
    Sana bakmak
    Bütün rastlantıları reddedip
    Bir mucizeyi anlamaktır
    Sana bakmak
    Allah’a inanmaktır


    YILMAZ ERDOĞAN
  10. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    YAĞDIKÇA...

    Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,
    Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
    Ve durmadan
    Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
    Çalan, çaldıran, yakalatan
    Adı bende gizli bir kadındı İstanbul

    Şehre bir yağmur yağdı
    Ben ağladım

    Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
    Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
    Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
    Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü
    yerlerinden
    Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk
    sipariş edildi yeniden

    Bir şehre yağmur yağdı
    Ben ağladım

    Kim daha çok yalan söndürdü çay
    bardaklarında
    Hangisi talandı demli öpücüklerin
    Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
    Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu
    Soyulur muydu kabuğu hayatın
    Yoksa bütün vit***** kabuğunda mıydı?

    Yağmur şehre bir yağdı
    Ben ağladım

    Ben ençok seni götürdüm giderken
    Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
    Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
    Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
    Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı

    Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
    Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
    Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı

    Ben...
    Yağmur...
    Ağladım...


    YILMAZ ERDOĞAN

Sayfayı Paylaş