Hikayenin özellikleri

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde _AyseL_ tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. _AyseL_

    _AyseL_ Üye

    Katılım:
    28 Eylül 2010
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    Arkadaşlar 5 dakika içinde Hikayenin Özellikleri lazım lütfen çabuk olunn:eek:
  2. arzu_asi

    arzu_asi Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    29 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.141
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    36
    Hikaye (Öykü)
    Yaşanmış veya yaşanması mümkün olan olayların okuyucuya haz verecek şekilde anlatıldığı kısa edebi yazılara “hikâye (öykü)” denir.

    Hikâye, insan yaşamının bir bölümünü, yer ve zaman kavr***** bağlayarak ele alır.

    Hikâyede olay ya da durum söz konusudur. Olay ya da durum kişilere bağlanır; olay ya da durumun ortaya konduğu yer ve zaman belirtilir; bunlar sürükleyici ve etkileyici anlatımla ortaya konur.Hikâyelerde düşündürmekten çok, duygulandırmak ve heyecanlandırmak esastır.

    Hikâyeler, gerçek ya da düş ürünü bir olayı kısa şekilde anlatır.

    Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.

    Hikâye, olay eksenli bir yazı türüdür. Hikâyede temelde bir olay vardır ve olaylar genellikle yüzeyseldir.

    Hikâyeler genellikle kişilerin anılarını anlatması şeklinde oluşur.

    Hikâye kısa bir edebiyat türü olduğu için bu eserlerde fazla ayrıntıya girilmez. Olayın ya da durumun öncesi, sonrası okura sezdirilir. Okur, bazı sözcüklerden yararlanarak ve düş gücünü kullanarak kişiler hakkında ya da olaylar ve durumlarla ilgili yargılara ulaşabilir.

    Hikâyeler Batı’da romanla aşağı yukarı aynı dönemde oluşmaya başlamıştır. Özelikle Realizm döneminde hikâye türü başlı başına bir tür olarak yetkinlik kazanmıştır.
    Hikâyenin Öğeleri

    Hikâyenin temel unsurları “olay, yer, zaman ve kişi”dir.

    a- Olay:

    Öykü kahramanının başından geçen olay ya da durumdur. Hikâyede temel öğe veya durumdur. Hikâyeler olay eksenli yazılardır. Hikâyelerde bir asıl olay bulunur. Ancak bazen bu asıl olayı tamamlayan yardımcı olaylara da rastlanabilir.

    b- Çevre (Yer):

    Hikâyede sınırlı bir çevre vardır. Olayın geçtiği çevre çok ayrıntılı anlatılmaz, kısaca tasvir edilir. Olayın anlatımı sırasında verilen ayrıntılar çevre ve yer hakkında okuyucuya ipuçları verir.

    c- Zaman:

    Hikâye kısa bir zaman diliminde geçer. Hikâyeler geçmiş zamana göre (-di) anlatılır. Konu, yazarın kendi ağzından veya kahramanın ağzından anlatılır. Özellikle durum öykülerinde zaman açık olarak belirtilmez, sezdirilir. Hatta bu tür öykülerde zaman belli bir düzen içinde de olmayabilir. Olayın ve durumun son bulmasından başlayarak olay ya da durumun başına doğru bir anlatım ortaya konabilir.

    d- Kişi:

    Hikâyede az kişi vardır. Bu kişiler “tip” olarak karşımıza çıkar ve ayrıntılı bir şekilde tanıtılmaz. Hikâyede kişiler sadece olayla ilgili “çalışkanlık, titizlik, korkaklık, tembellik” gibi tek yönleriyle anlatılır. Kişiler veya tipler, belli bir olay içinde gösterilir. Bu tiplerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Romanda olduğu gibi, kişilerin bütün yönleri verilmez. Bu bakımdan hikâyede kişilerin psikolojik özelliklerine de ayrıntılı olarak girilmez.

    NOT: Hikâye - Roman Farkı

    Hikâye anlatım olarak romana benzer; ama aslında onun romandan çok farklı yanları vardır:

    Hikâye türü, romandan daha kısadır.

    Hikâyede temel öğe olaydır. Romanda ise temel öğe karakter, yani kişidir. Hikâyeler olay üzerine kurulur, romanlar ise kişi üzerine kurulur.

    Hikâyede tek olay bulunmasına karşılık romanda birbirine bağlı olaylar zinciri vardır. Romandaki olaylardan her biri hikâyeye konu olabilir.

    Hikâyede kahramanların tanıtımında ayrıntıya girilmez, kahramanlar her yönüyle tanıtılmaz. Romanlarda ise kahramanlar ayrıntılı bir biçimde, hemen her yönüyle tanıtılır. Romandan farklı olarak hikâyede kişiler sadece olayla ilgili yönleriyle anlatılır. Bu yüzden hikâyelerdeki kişiler bir karakter olarak karşımıza çıkmaz.

    Öyküde, olayın geçtiği yer (çevre) sınırlıdır ve ayrıntılı olarak anlatılmaz. Romanlarda olaylar çok olduğu için olayların geçtiği çevre de geniştir. Bu çevreler çok ayrıntılı olarak anlatılır.

    Hikâyeler kısa olduğu için anlatım yalın, anlaşılır ve özlüdür. Romanlarda ise anlatım daha ağır ve sanatlıdır.
    Hikâye Türleri

    Hikâyeciliğin tarihsel süreci incelendiğinde karşımıza iki tür hikâye çıkmaktadır. Bu türler “olay öyküsü” ve “durum öyküsü” olarak adlandırılır.

    1. Olay öyküsü

    Bu tarz öykülere “klasik vak’a öyküsü” de denir.

    Bu tür öykülerde olaylar zinciri, kişi, zaman, yer öğesine bağlıdır.

    Olaylar serim, düğüm, çözüm sırasına uygun olarak anlatılır.

    Olay, zamana göre mantıklı bir sıralama ile verilir, düğüm bölümünde oluşan merak, çözüm bölümünde gi-derilir.

    Bu teknik, Fransız sanatçı Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) tarafından geliştirildiği için bu tür öykülere “Maupassant tarzı öykü” de denir.

    Türk edebiyatında bu tarz öykücülüğün en büyük temsilcisi Ömer Seyfettin’dir. Ayrıca Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Necati Cumalı, Talip Apaydın da olay türü öykücülüğünün temsilcileri arasındadır.
    2. Durum öyküsü

    Bu tarz öykülere “modern öykü” de denir.

    Her hikâye olaya dayanmaz.

    Bu tür öykülerde merak öğesi ikinci plandadır.

    Yazar, bu öykülerde okuyucuyu sarsan, çarpan, heyecana getiren bir anlatım sergilemez. Onun yerine günlük hayattan bir kesit sunar veya bir insanlık durumunu anlatır.
    Bu öykülerde kişisel ve sosyal düşünceler, duygu ve hayaller ön plana çıkar.

    Durum öyküsü ünlü Rus edebiyatçı Anton Çehov tarafından geliştirildiği için bu tür öykülere “Çehov tarzı öykü” de denir. Bu tarz öykünün Türk edebiyatındaki temsilcileri: Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal.
    Dünya Edebiyatında Hikâye

    Öykünün ortaya çıkma sürecinde karşımıza önce fabl türündeki eserler, sonra kısa romanlar sonra da “Bin Bir Gece Masalları” çıkar.

    Rönesanstan (16. yüzyıl) sonra Giovanni Boccacio (***asyo), “Decameron (Dekameron) Öyküleri” adlı eseriyle öykü türünün ilk örneğini vermiş ve çağdaş öykücülüğün başlatıcısı olmuştur.

    18. yüzyılda Voltaire (Volter) öykü türünde ürünler vermiştir. İnsan dışındaki yaratıkları ve olmayacak öyküye katmıştır.

    Ne var ki öykü, bir tür olarak karakteristik özelliklerini ancak 19. yüzyılda Romantizm ve Realizm akımlarının yaygınlaşmasıyla kazanmıştır.

    Alphonse Daudet (Alfons Dode), Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) gibi Fransız yazarlar öykü örnekleri vermişlerdir.Türk Edebiyatında Hikâye

    Türk edebiyatında roman kavramı ortaya çıkana dek, kısa veya uzun, nesir ya da nazım her yazıya hikâye denmiştir.

    Buna rağmen hikâye, Türk edebiyatına yabancı bir tür değildir. Özellikle “Kırk Haramiler”, “Kırk Vezir Hikâyeleri”, “Dede Korkut Hikâyeleri”, aşk ve savaş hikâyeleri Türk toplumunda asırlarca anlatılagelmiştir.

    Tanzimat döneminde Fransız edebiyatının etkisiyle romanla tanışılınca, romanın kısa olanına hikâye denmiştir. İki tür arasındaki ayrımdan ilk söz eden, Nabizâde Nazım olmuştur.

    Öykü türü edebiyatımıza Tanzimat'la birlikte girmiştir. İlk öykü örneklerini edebiyatımızda "Letaif-i Rivâyet" (Söylenegelen Güzel Hikâyeler) adıyla Ahmet Mithat Efendi vermiştir (1870). Aynı yazarın "Kıssadan Hisse" adlı eseri de ilk öykü örneklerindendir. Batılı anlamda ilk öykü örneklerini ise "Küçük Şeyler" adlı eseriyle Tanzimat'ın ikinci kuşak sanatçısı Samipaşazâde Sezai ortaya koymuştur (1892).

    Türk öyküsü, Milli edebiyat döneminde Ömer Seyfettin'le asıl çıkışını yapmış, bu tür Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık, Tarık Buğra, Sabahattin Ali, Haldun Taner... gibi yazarlarla iyice gelişmiştir.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    _AyseL_ bunu beğendi.
  3. furkans02

    furkans02 Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2010
    Mesajlar:
    18
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    buyur

    :shy:
    arkadasım al işine ne yarıyosa al hersey war bi tesekkuru de esirgeme yani:330:

    Hikaye (Öykü)
    Yaşanmış veya yaşanması mümkün olan olayların okuyucuya haz verecek şekilde anlatıldığı kısa edebi yazılara “hikâye (öykü)” denir.
    Hikâye, insan yaşamının bir bölümünü, yer ve zaman kavr***** bağlayarak ele alır.
    Hikâyede olay ya da durum söz konusudur. Olay ya da durum kişilere bağlanır; olay ya da durumun ortaya konduğu yer ve zaman belirtilir; bunlar sürükleyici ve etkileyici anlatımla ortaya konur.
    Hikâyelerde düşündürmekten çok, duygulandırmak ve heyecanlandırmak esastır.
    Hikâyeler, gerçek ya da düş ürünü bir olayı kısa şekilde anlatır.
    Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.
    Hikâye, olay eksenli bir yazı türüdür. Hikâyede temelde bir olay vardır ve olaylar genellikle yüzeyseldir.
    Hikâyeler genellikle kişilerin anılarını anlatması şeklinde oluşur.
    Hikâye kısa bir edebiyat türü olduğu için bu eserlerde fazla ayrıntıya girilmez. Olayın ya da durumun öncesi, sonrası okura sezdirilir. Okur, bazı sözcüklerden yararlanarak ve düş gücünü kullanarak kişiler hakkında ya da olaylar ve durumlarla ilgili yargılara ulaşabilir.
    Hikâyeler Batı’da romanla aşağı yukarı aynı dönemde oluşmaya başlamıştır. Özelikle Realizm döneminde hikâye türü başlı başına bir tür olarak yetkinlik kazanmıştır.

    Hikâyenin Öğeleri

    Hikâyenin temel unsurları “olay, yer, zaman ve kişi”dir.

    a- Olay:

    Öykü kahramanının başından geçen olay ya da durumdur. Hikâyede temel öğe veya durumdur. Hikâyeler olay eksenli yazılardır. Hikâyelerde bir asıl olay bulunur. Ancak bazen bu asıl olayı tamamlayan yardımcı olaylara da rastlanabilir.

    b- Çevre (Yer):

    Hikâyede sınırlı bir çevre vardır. Olayın geçtiği çevre çok ayrıntılı anlatılmaz, kısaca tasvir edilir. Olayın anlatımı sırasında verilen ayrıntılar çevre ve yer hakkında okuyucuya ipuçları verir.

    c- Zaman:

    Hikâye kısa bir zaman diliminde geçer. Hikâyeler geçmiş zamana göre (-di) anlatılır. Konu, yazarın kendi ağzından veya kahramanın ağzından anlatılır. Özellikle durum öykülerinde zaman açık olarak belirtilmez, sezdirilir. Hatta bu tür öykülerde zaman belli bir düzen içinde de olmayabilir. Olayın ve durumun son bulmasından başlayarak olay ya da durumun başına doğru bir anlatım ortaya konabilir.

    d- Kişi:

    Hikâyede az kişi vardır. Bu kişiler “tip” olarak karşımıza çıkar ve ayrıntılı bir şekilde tanıtılmaz. Hikâyede kişiler sadece olayla ilgili “çalışkanlık, titizlik, korkaklık, tembellik” gibi tek yönleriyle anlatılır. Kişiler veya tipler, belli bir olay içinde gösterilir. Bu tiplerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Romanda olduğu gibi, kişilerin bütün yönleri verilmez. Bu bakımdan hikâyede kişilerin psikolojik özelliklerine de ayrıntılı olarak girilmez.

    NOT: Hikâye - Roman Farkı

    Hikâye anlatım olarak romana benzer; ama aslında onun romandan çok farklı yanları vardır:
    Hikâye türü, romandan daha kısadır.
    Hikâyede temel öğe olaydır. Romanda ise temel öğe karakter, yani kişidir. Hikâyeler olay üzerine kurulur, romanlar ise kişi üzerine kurulur.
    Hikâyede tek olay bulunmasına karşılık romanda birbirine bağlı olaylar zinciri vardır. Romandaki olaylardan her biri hikâyeye konu olabilir.
    Hikâyede kahramanların tanıtımında ayrıntıya girilmez, kahramanlar her yönüyle tanıtılmaz. Romanlarda ise kahramanlar ayrıntılı bir biçimde, hemen her yönüyle tanıtılır. Romandan farklı olarak hikâyede kişiler sadece olayla ilgili yönleriyle anlatılır. Bu yüzden hikâyelerdeki kişiler bir karakter olarak karşımıza çıkmaz.
    Öyküde, olayın geçtiği yer (çevre) sınırlıdır ve ayrıntılı olarak anlatılmaz. Romanlarda olaylar çok olduğu için olayların geçtiği çevre de geniştir. Bu çevreler çok ayrıntılı olarak anlatılır.
    Hikâyeler kısa olduğu için anlatım yalın, anlaşılır ve özlüdür. Romanlarda ise anlatım daha ağır ve sanatlıdır.

    Hikâye Türleri

    Hikâyeciliğin tarihsel süreci incelendiğinde karşımıza iki tür hikâye çıkmaktadır. Bu türler “olay öyküsü” ve “durum öyküsü” olarak adlandırılır.

    1. Olay öyküsü
    Bu tarz öykülere “klasik vak’a öyküsü” de denir.
    Bu tür öykülerde olaylar zinciri, kişi, zaman, yer öğesine bağlıdır.
    Olaylar serim, düğüm, çözüm sırasına uygun olarak anlatılır.
    Olay, zamana göre mantıklı bir sıralama ile verilir, düğüm bölümünde oluşan merak, çözüm bölümünde gi-derilir.
    Bu teknik, Fransız sanatçı Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) tarafından geliştirildiği için bu tür öykülere “Maupassant tarzı öykü” de denir.
    Türk edebiyatında bu tarz öykücülüğün en büyük temsilcisi Ömer Seyfettin’dir. Ayrıca Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Necati Cumalı, Talip Apaydın da olay türü öykücülüğünün temsilcileri arasındadır.

    2. Durum öyküsü
    Bu tarz öykülere “modern öykü” de denir.
    Her hikâye olaya dayanmaz.
    Bu tür öykülerde merak öğesi ikinci plandadır.
    Yazar, bu öykülerde okuyucuyu sarsan, çarpan, heyecana getiren bir anlatım sergilemez. Onun yerine günlük hayattan bir kesit sunar veya bir insanlık durumunu anlatır.
    Bu öykülerde kişisel ve sosyal düşünceler, duygu ve hayaller ön plana çıkar.
    Durum öyküsü ünlü Rus edebiyatçı Anton Çehov tarafından geliştirildiği için bu tür öykülere “Çehov tarzı öykü” de denir. Bu tarz öykünün Türk edebiyatındaki temsilcileri: Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal.

    Dünya Edebiyatında Hikâye
    Öykünün ortaya çıkma sürecinde karşımıza önce fabl türündeki eserler, sonra kısa romanlar sonra da “Bin Bir Gece Masalları” çıkar.
    Rönesanstan (16. yüzyıl) sonra Giovanni Boccacio (***asyo), “Decameron (Dekameron) Öyküleri” adlı eseriyle öykü türünün ilk örneğini vermiş ve çağdaş öykücülüğün başlatıcısı olmuştur.
    18. yüzyılda Voltaire (Volter) öykü türünde ürünler vermiştir. İnsan dışındaki yaratıkları ve olmayacak öyküye katmıştır.
    Ne var ki öykü, bir tür olarak karakteristik özelliklerini ancak 19. yüzyılda Romantizm ve Realizm akımlarının yaygınlaşmasıyla kazanmıştır.
    Alphonse Daudet (Alfons Dode), Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) gibi Fransız yazarlar öykü örnekleri vermişlerdir.

    Türk Edebiyatında Hikâye
    Türk edebiyatında roman kavramı ortaya çıkana dek, kısa veya uzun, nesir ya da nazım her yazıya hikâye denmiştir.
    Buna rağmen hikâye, Türk edebiyatına yabancı bir tür değildir. Özellikle “Kırk Haramiler”, “Kırk Vezir Hikâyeleri”, “Dede Korkut Hikâyeleri”, aşk ve savaş hikâyeleri Türk toplumunda asırlarca anlatılagelmiştir.
    Tanzimat döneminde Fransız edebiyatının etkisiyle romanla tanışılınca, romanın kısa olanına hikâye denmiştir. İki tür arasındaki ayrımdan ilk söz eden, Nabizâde Nazım olmuştur.
    Öykü türü edebiyatımıza Tanzimat'la birlikte girmiştir. İlk öykü örneklerini edebiyatımızda "Letaif-i Rivâyet" (Söylenegelen Güzel Hikâyeler) adıyla Ahmet Mithat Efendi vermiştir (1870). Aynı yazarın "Kıssadan Hisse" adlı eseri de ilk öykü örneklerindendir. Batılı anlamda ilk öykü örneklerini ise "Küçük Şeyler" adlı eseriyle Tanzimat'ın ikinci kuşak sanatçısı Samipaşazâde Sezai ortaya koymuştur (1892).
    Türk öyküsü, Milli edebiyat döneminde Ömer Seyfettin'le asıl çıkışını yapmış, bu tür Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık, Tarık Buğra, Sabahattin Ali, Haldun Taner... gibi yazarlarla iyice gelişmiştir. arzu asi pardon aynı yeden almısız :D
    _AyseL_ bunu beğendi.
  4. _AyseL_

    _AyseL_ Üye

    Katılım:
    28 Eylül 2010
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    ama bu çoook uzun daha kısası yok mu acaba?? :(
  5. furkans02

    furkans02 Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2010
    Mesajlar:
    18
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    arkadas yazmıs arzu_asi doğru işte
  6. Jettmen

    Jettmen Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    561
    Beğenileri:
    224
    Ödül Puanları:
    0
    Olmuş ya da olması mümkün olan olayları anlatan kısa sanat eserleridir.
    -Tek bir olay vardır.Olaylar yoktur.
    -Şahıs kadrosu romana göre dardır.
    -Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir anı içinde anlatılır.

    İki tür hikaye görülür;
    a)Olay Hikayesi: Maupassant tarzı da denir. Olay esastır.Bizdeki temsilcisi, Ömer Seyfettin'dir.
    b)Durum Hikayesi: Çehov tarzı da denir. Olaydan çok insanın belli bir zaman dilimindeki durumu anlatılır.Bizdeki temsilcisi, Sait Faik Abasıyanık'tır.
  7. vldan

    vldan Üye

    Katılım:
    27 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Hikaye (Öykü)
    Yaşanmış veya yaşanması mümkün olan olayların okuyucuya haz verecek şekilde anlatıldığı kısa edebi yazılara “hikâye (öykü)” denir.
    Hikâye, insan yaşamının bir bölümünü, yer ve zaman kavr***** bağlayarak ele alır.
    Hikâyede olay ya da durum söz konusudur. Olay ya da durum kişilere bağlanır; olay ya da durumun ortaya konduğu yer ve zaman belirtilir; bunlar sürükleyici ve etkileyici anlatımla ortaya konur.
    Hikâyelerde düşündürmekten çok, duygulandırmak ve heyecanlandırmak esastır.
    Hikâyeler, gerçek ya da düş ürünü bir olayı kısa şekilde anlatır.
    Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.
    Hikâye, olay eksenli bir yazı türüdür. Hikâyede temelde bir olay vardır ve olaylar genellikle yüzeyseldir.
    Hikâyeler genellikle kişilerin anılarını anlatması şeklinde oluşur.
    Hikâye kısa bir edebiyat türü olduğu için bu eserlerde fazla ayrıntıya girilmez. Olayın ya da durumun öncesi, sonrası okura sezdirilir. Okur, bazı sözcüklerden yararlanarak ve düş gücünü kullanarak kişiler hakkında ya da olaylar ve durumlarla ilgili yargılara ulaşabilir.
    Hikâyeler Batı’da romanla aşağı yukarı aynı dönemde oluşmaya başlamıştır. Özelikle Realizm döneminde hikâye türü başlı başına bir tür olarak yetkinlik kazanmıştır.
  8. furkans02

    furkans02 Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2010
    Mesajlar:
    18
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    :shy:

    Hikaye (Öykü)
    Yaşanmış veya yaşanması mümkün olan olayların okuyucuya haz verecek şekilde anlatıldığı kısa edebi yazılara 'hikâye (öykü)' denir.
    Hikâye, insan yaşamının bir bölümünü, yer ve zaman kavr***** bağlayarak ele alır.
    Hikâyede olay ya da durum söz konusudur. Olay ya da durum kişilere bağlanır; olay ya da durumun ortaya konduğu yer ve zaman belirtilir; bunlar sürükleyici ve etkileyici anlatımla ortaya konur.
  9. _AyseL_

    _AyseL_ Üye

    Katılım:
    28 Eylül 2010
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    bunlarda çok kısa :D neyse bn en baştakini yazıyım :)
  10. Jettmen

    Jettmen Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    561
    Beğenileri:
    224
    Ödül Puanları:
    0
    -Yaşanmış veya yaşanması mümkün olan olayların okuyucuya haz verecek şekilde anlatıldığı kısa edebi yazılara “hikâye (öykü)” denir.
    -Hikâye, insan yaşamının bir bölümünü, yer ve zaman kavr***** bağlayarak ele alır.
    -Hikâyede olay ya da durum söz konusudur. Olay ya da durum kişilere bağlanır; olay ya da durumun ortaya konduğu yer ve zaman belirtilir; bunlar sürükleyici ve etkileyici anlatımla ortaya konur.
    -Hikâyelerde düşündürmekten çok, duygulandırmak ve heyecanlandırmak esastır.
    -Hikâyeler, gerçek ya da düş ürünü bir olayı kısa şekilde anlatır.
    -Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.
    -Hikâye, olay eksenli bir yazı türüdür. Hikâyede temelde bir olay vardır ve olaylar genellikle yüzeyseldir.
    -Hikâyeler genellikle kişilerin anılarını anlatması şeklinde oluşur.
    -Hikâye kısa bir edebiyat türü olduğu için bu eserlerde fazla ayrıntıya girilmez. Olayın ya da durumun öncesi, sonrası okura sezdirilir. Okur, bazı sözcüklerden yararlanarak ve düş gücünü kullanarak kişiler hakkında ya da olaylar ve durumlarla ilgili yargılara ulaşabilir.
    -Hikâyeler Batı’da romanla aşağı yukarı aynı dönemde oluşmaya başlamıştır. Özelikle Realizm döneminde hikâye türü başlı başına bir tür olarak yetkinlik kazanmıştır.

    Hikâyenin Öğeleri
    Hikâyenin temel unsurları “olay, yer, zaman ve kişi”dir.
    _AyseL_ bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş