Hun ve Çin Savaşlarının Sebepleri

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 9. Sınıf' bölümünde kaan96 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. kaan96

    kaan96 Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2010
    Mesajlar:
    116
    Beğenileri:
    110
    Ödül Puanları:
    44

    Tarayıcılardann aradım bir türlü bulamadım.Aramalarda hep Talas Savaşı çıkıyor ama aradığım o değil.Yardımcı olursanız sevinirim :confused:
  2. mustafaltun

    mustafaltun Üye

    Katılım:
    26 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    AnTalas Savaşı (Zaferi)
    İlk müttefik Türk ve İslam orduları ile Çin ordusu arasında yapılan meydan savaşı. İslamiyet'i henüz kabul etmeyen Türklerin, Orta Asya’da İslâm dînini tanıtıp yayan Araplarla birlikte, Çinlilere karşı, Talas’ta yaptıkları bu savaş, sebep ve sonuçları bakımından çok önemlidir.
    Göktürk İmparatorluğu'nu yıkmış olan Çin’in başındaki Tang Sülâlesi (618-906) devrinde İmparator Hivang-Çang (713-755), Türk Hanoğulları’nın hâkimiyetindeki Şaş/Taşkent şehrini ele geçirmek istedi. Bu gayeyle Taşkent Seferine çıkan Kuça Valisi Kao ***n-tche çok geçmeden Taşkent hükümdarı Bagatur-tudun’u esir alarak Çin İmparatoruna gönderdi.

    Bagatur-tudun’un öldürülmesi üzerine oğlu Tüen-en, başta Karluklar olmak üzere bölgedeki Türk boylarını Çin’e karşı birlikte harekete çağırdı. Ancak Göktürklerin yıkılmasından sonra henüz birliğini kuramamış olan Türkler, Çin kuvvetleriyle tek başlarına mücadele edemeyeceklerini bildikleri için Abbasîlerden yardım istediler. Ziyad bin Sâlih kumandasında gelen İslam ordusu, yardımcı Türk kuvvetleriyle birleşti. Bunu haber alan Çin komutanı Kao ***n-tche de 100 000 kişilik orduyla, Talas şehrine geldi ve burada müttefik kuvvetlerle karşılaştı. 751 yılı Temmuzunda başlayan savaş, pek şiddetli bir şekilde beş gün devam etti. Savaşın son gününde Çin kuvvetlerinin arkasına sarkan Karluklar, düşmana ağır bir darbe indirdiler. Kao ***n-tche az bir kuvvetle canını zor kurtarabildi. Savaşta Çinliler, elli bin ölü ve yirmi bin esir verdiler.

    Talas Meydan Muharebesinin zaferle neticelenmesi; Türk, Çin, İslam ve dünya tarihiyle medeniyetinde çok önemli tesirler bıraktı. Çinliler Talas yenilgisinden sonra 20. yüzyıla kadar, Tanrı Dağları (Tiyenşan) batısına geçemediler. Batı Türkistan, Çin tehlikesinden kurtuldu.

    Karluklar, Talas Zaferinden on beş yıl sonra, 766 tarihinde, Tanrı Dağları batısında ve Çu Irmağı boylarında müstakil Türk devleti kurdular. Türkistan’daki Kamlık (Şamanlık), Buda ve Mani dinlerindeki yerli ve göçebe Türklerle Müslümanlar arasında, serbest ticaret, dostluk ve iyi münasebetler başladı. Türkler, Müslümanlarla tanışıp, İslam dînini yakından tanıma imkânına kavuştular. İslam dîninin üstün esasları, mütekâmil hâli, buralardaki Türklerin İslamiyet'i benimsemelerine sebep oldu. İslam medeniyet dairesine, Orta Asya’da, binlerce Türk girdi.

    Türkler, kâğıt yapmasını Araplara öğretti. Semerkand’daki imalathânelerde yapılan ipekten kâğıtlar, Orta Doğu ve Akdeniz’e yayıldı. Müslüman Araplar, hakimiyetlerindeki bölgelerden öğrendikleri kâğıdı imal ederek medeniyetin bütün dünyada hızla yayılmasına hizmet ettiler.
    Bu Olabilir mi??
  3. !!emine!!

    !!emine!! Üye

    Katılım:
    20 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    532
    Beğenileri:
    629
    Ödül Puanları:
    94
    Yer:
    Istanbul
    bunu bulabildim.....:eek:

    Orta Asya'da yaşayan Türk topluluklarıyla Çinliler arasındaki en büyük problem hemen her devirde İpek yolu olmuştur. Hun - Çin savaşlarının da temel nedeni olmuştur.
  4. kaan96

    kaan96 Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2010
    Mesajlar:
    116
    Beğenileri:
    110
    Ödül Puanları:
    44
    Yazdıklarımı okumadın galiba ?
  • kaan96

    kaan96 Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2010
    Mesajlar:
    116
    Beğenileri:
    110
    Ödül Puanları:
    44
    Arkadaşlar başka yok mu ? :/
  • !!emine!!

    !!emine!! Üye

    Katılım:
    20 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    532
    Beğenileri:
    629
    Ödül Puanları:
    94
    Yer:
    Istanbul
  • kaan96

    kaan96 Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2010
    Mesajlar:
    116
    Beğenileri:
    110
    Ödül Puanları:
    44
    Burda yazmıyor :confused: Eğer yazıyor ise buraya kopyalarsan sevinirim :)
  • !!emine!!

    !!emine!! Üye

    Katılım:
    20 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    532
    Beğenileri:
    629
    Ödül Puanları:
    94
    Yer:
    Istanbul
    iLK TÜRK DEVLETLERi
    1. Büyük Hun Devleti (Asya Hun Devleti)
    Türk tarihi Hunlar ile başlar. Orta Asya Türk göçleri sırasında göçe katılmayıp Orta Asya da kalarak Orta Asya nın doğusunda, Orhun ve Selenga ırmakları çevresinde toplanan ve Hun adı verilen bu Türkler, Çin in kuzeyine doğru yayılmışlardı. Çinlilerin Hiung-Nu (fiiyung-Nu) dedikleri Hunlar tarafından Orta Asya da ilk Türk hâkimiyeti gerçekleştirilmiştir. insan, halk anla,mına gelen Hun adını taşıyan bu Türklerin, Orta
    Asya da Asya Hunları (Büyük Hun), Orta Avrupa da Avrupa Hunları, Kuzey Hindistan da da Ak Hunlar adıyla üç ayrı yer ve zamanda siyasi devletler meydana getirdikleri görülmektedir.Tarihte bilinen ilk Türk devleti Büyük Hun (Asya Hun) Devleti dir. MÖ 7. yüzyılda yapılan Türk göçlerine katılmayan Türk topluluklarınca kurulan Büyük Hun Devleti, ilk dönemlerde Orhun ve Selenga ırmakları ile Ötüken ve Ordos bölgesinde yaşamışlardır. Kuruluş tarihleri kesin olarak bilinmeyen Büyük Hun(Asya Hun) Devleti hakkında ilk bilgiler, MÖ 318 yılına ait Çin ile yapılan ve Çince yazılmış bir antlaşma metnidir. Nitekim Hun Türklerinin akınlarından korunabilmek amacıyla Çin Seddi nin 3. yüzyılın sonlarında tamamlandığı bilinmektedir. Bu antlaşma ayrıca, Orta Asya tarihinde bilinen ilk yazılı antlaşmadır. imparator Shih-Huang-ti (MÖ 247 - 210) Hun akınlarını durdurmak amacıyla, kuzey sınırında inşa edilmiş olan kale ve kuleleri bir duvarla birleştirerek ünlü Çin Seddi ni meydana getirmiştir (MÖ 214).

    a) Teoman Dönemi (MÖ 220 - 209)
    Hunların bilinen ilk hükümdarı olan Teoman dan, Çin kaynakları Tuman olarak bahseder. fianyü veya Tanhu unvanları ile de anılan Teoman, birbirinden ayrı yaşayan Türk boylarını birleştirerek tarihte ilk Türk birliğini sağlamıştır. 11 yıl hükümdarlık yapan Teoman fianyü dönemindeki Türklerin askerî üstünlüklerinde, süvarilerin önemli bir yeri vardır. Çin e karşı yapılan akınlarda önemli topraklar kazanan Türk süvarileri,
    Çinlileri zor durumda bırakmakla kalmamış, onları ünlü Çin Seddi bile durduramamıştır. Tanhu veya fianyü: Asya Hun hükümdarlarının unvanı. Gök Tanrı nın tahta çıkardığı hükümdar olarak kabul edilir. Teoman ın en büyük oğlu ve veliahdı Mete idi. Fakat Teoman ın başka bir eşinden bir oğlu daha vardı. Mete nin üvey annesi onun yerine tahta kendi oğlunun geçmesini istediğinden Teoman ı oğlu Mete ye karşı kışkırtmıştı. Teoman, Yüeçilerin kuvvetli olduğu bu dönemde karısının da etkisinde kalarak Mete yi Yüeçilere rehin
    olarak verdi. Ardından da Yüeçilere savaş açtı. O tarihlerde Hunların en güçlü komşuları Tung-hular (Moğol-Tunguz kabilelerinin oluşturduğu birlik) ile Yüeçilerdi. Mete nin Yüeçilerin elinde ne kadar süre rehin kaldığına dair bir bilgi yoktur. Bir fırsatını bulunca Mete, Yüeçilerin elinden kurtulmayı başardı. Geri dönmesine sevinen ve takdir eden babası, onun emrine 10.000 kişilik atlı bir kuvvet verdi. Mete çok disiplinli bir şekilde ordusunu yetiştirdi. Babasını, üvey annesini ve kardeşini kendisine bağlı askerleriyle öldürüp, Hun tahtını ele geçirdi. Başka bir rivayete göre ise Mete, bir av sırasında babasını öldürerek Hun
    tahtına geçmiştir.

    b) Mete Dönemi (MÖ 209 - 174)
    MÖ 209 yılında Mete, şanyü unvanıyla Hun tahtına çıktı. Çin kaynaklarında Mao-tun olarak geçen bu hükümdara Türk tarihçileri Mete demiştir. Dünyanın en disiplinli ordusunu kuran Mete, ülke içindeki karışıklıkları önledi. Bu tarihlerde komşuları güneyde Çin imparatorluğu, güneybatıda Yüeçiler, doğuda ise Tung-hulardı. Mete Han, ilk askerî zaferini kendisinden sürekli toprak isteyen Moğol kökenli Tung-hular üzerine yaptı. Onları ağır bir yenilgiye uğratarak topraklarını ele geçirdi.
    ikinci seferi için Mete, yönünü batıya, ipek Yolu na hâkim olan Yüeçiler üzerine çevirdi. Onları da yenen Mete, ipek Yolu nu kontrolü altına aldı (MÖ 203).

    Hun-Çin ilişkileri :
    Mete, Yüeçilerden sonra Çin e seferlere başladı. Bu sırada Çin e Han sülalesi hâkimdi. Çinliler, Teoman zamanında, Çin in kuzeyindeki otlakları Hunlardan almışlardı. Bu toprakları tekrar almak isteyen Mete, Çin e karşı ilk seferine çıktı. Yapılan bu ilk seferin sonunda Çin sınırındaki Hun otlakları geri alındı (MÖ 201). MÖ 197 de Çin imparatoru Kao-Ti bunun üzerine ordusuyla Mete nin üzerine yürüdü. Ordusunu savaşa hazırlayan Mete bu arada bazı Çin beylerini de kendi yanına çekmeyi başardı. Öncü Hun birlikleriyle mücadele etmekten yorulan Kao-Tinin 320 bin kişilik ordusunu Mete, pusuya düşürmeyi başardı ve onları yendi. Kaçan imparator Kao-Ti, Pai-teng yaylasındaki bir kaleye sığınmak zorunda kaldı. imparatoru takip eden Mete onu kalede kuşattı. Daha sonra barış ve dostluk antlaşması imzalandı
    (MÖ 197). Bu antlaşmaya göre Çin, Sarı Irmak ın güney taraşarını Hunlara terk etti. Ayrıca Çin; yiyecek ve ipek vermeyi, yıllık vergi ödemeyi de kabul etti. Bu antlaşma Doğu Asya tarihinde iki büyük devlet arasında imzalanmış ilk uluslararası antlaşmadır. Mete Han, bütün Çin ülkesini egemenliği altına alabilecek güce sahip olduğu halde, bunu yapmadı. Mete nin böyle davranmasında Çin topraklarının geniş bir alana yayılmış olması ile Çin nüfusunun çok oluşu etkili olmuştur. Mete, Çin in fethiyle buralara yerleşecek olan Türklerin Çin kültüründen etkilenerek benliklerini yitirip yok olacaklarını düşünüyordu. Bu nedenle sadece Çin i baskı altında tutup, vergiye bağlamakla yetindi. Büyük Hun Hükümdarı Mete, MÖ 174 yılında öldüğünde devletin sınırları; doğuda Kore ye, batıda Aral Gölü ne, kuzeyde Sibirya ya, güneyde ise Çin Seddi ve Tibet yaylası ile Karakurum dağlarına kadar uzanıyordu. Büyük Hun Devleti nin askerî ve idari teşkilatı, ekonomik ve sosyal yapısı, hukuk ve sanatı kendisinden sonraki Türk devletlerince de örnek alınmıştır.

    c) Ki-ok Dönemi (MÖ 174 - 160)
    Mete Han ın ölümünden sonra yerine oğlu Ki-ok geçti. Ki-ok, babasının ölümüyle ayaklanan Yüeçilerin üzerine yürüdü ve onları batıya sürdü. Hunlar karşısında tutunamayan Yüeçiler batıya göç ederek MS I.yüzyılda bugünkü Afganistan, Pakistan ve Kuzeybatı Hindistan da Kuşhan Devleti ni kurdular. Ki-ok, MÖ 166 yılında Çin e sefer düzenleyerek başkentteki imparatorluk sarayını yaktı. Bu seferden sonra Çin ile olan ekonomik ve siyasi ilişkileri geliştirmek için, babası gibi Çinli bir prensesle evlendi. Siyasi amaçla yapılan bu tür evlilikler, genellikle Türk devletleri için istenmeyen sonuçlar doğurmuştur. Kalabalık bir heyetle
    gelen Çinli prenseslerin ekibinde casuslar da yer aldığından, bu casuslar Türk boyları ve Türk beylerini birbirine düşürmekten geri durmuyorlardı.

    d) Kün-Çin (Cün-Çin) Dönemi (MÖ 160 - 126)
    :Ki-ok tan sonra Hun tahtına oğlu Kün-Çin geçti. Çin bu dönemde ekonomik açıdan çok güçlenmişti. Çin in en büyük amacı Hun Devleti ni ortadan kaldırarak ipek
    Yolu na tek başına hâkim olabilmekti. Bunun için çok sinsi bir politika izleyen Çin, Çinli prenseslerin ekibinde yer alan casuslar sayesinde Hun beyleri ile Hun devletine bağlı diğer Türk boyları arasına nifak sokarak iç karışıklıkların ve isyanların çıkmasına ortam hazırladı. Ayrıca Türk ülkesine ticaret yoluyla ipek ve lüks eşyalar sokarak halkı rahata ve lükse alıştırdı. Zamanla ülke içinde huzursuzluklar ve kargaşalıklar çıktı. Bazı Hun beylerinin de Çin imparatoruna sığınması Hun-Çin savaşlarının çıkmasına zemin hazırladı.
    Kün-Çin döneminde uzun süren Çin savaşları, Hun Devleti ni temelden sarsarak yıkıma doğru giden bir sürece soktu. Kün-Çin in ölümü sonrasında bu süreç hızlanarak, isyanlar ve taht kavgalarının başlamasına neden olmuştur.

    Büyük Hun Devleti nin Parçalanışı ve Yıkılışı
    Büyük Hun Devleti nin Çinliler karşısındaki üstünlüğünün sona ermesi, Çinlilerin ödedikleri vergiyi ve ipeği kesmesine neden oldu. Bu durum Hun devletini ekonomik açıdan zor durumda bıraktı. Hunların tekrar güç toplayıp Çin e karşı başlattıkları başarılı savaşlar sonucu kazanılan zaferler de kalıcı olamadı. Bu olumsuz
    gelişmeleri değerlendirmek isteyen Çinliler, Hunlara karşı akınlarını artırdılar. Bu akınların sonucunda ipek Yolu nun hâkimiyeti MÖ 60 da Çinlilere geçmiştir. Bu durum karşısında Hun hakanı Ho-Han-Yeh (MÖ 58 - 31), Çin himayesine girmekten başka çare olmadığını düşündü. Bu düşünceye kardeşi Çi-Çi karşı çıktı. Bu düşünceyi utanç verici bulan Çi-Çi, Ho-Han-Yeh in hükümdarlığını tanımadı ve devletin siyasî birliği parçalandı, Doğu Hunları ve Batı Hunları olarak ikiye bölündü (MÖ 58). Batı Hunlarının başına geçen Çi-Çi, Çu ve Talas ırmakları arasındaki bölgeye yerleşerek ülkesini kurdu. Çi-Çi bu bölgede çevresi surlarla çevrili bir başkent inşa etti ve Çinlilerle mücadeleye başladı. MÖ 36 yılında Çi-Çi nin başkentini kuşatan Çinliler, Çi-Çi ye teslim ol çağrısı yaptılarsa da Çi-Çi kahramanca savaşarak ölmeyi tercih etti. Çin hâkimiyetine giren Doğu Hunları ise, hükümdarları Ho-Han-Yeh in ölümü ile Çinlilere karşı tekrar mücadeleye giriştiler. Hükümdarları Yu-Tanhu (MÖ 18 - 46) zamanında tekrar bağımsızlıklarına kavuşarak, kuzeye doğru topraklarını genişletmişlerse de Yu-Tanhu nun ölümü ile iç karışıklıklar tekrar başladı. Bu olumsuzlukların yanında birde Yu-Tanhu nun oğulları arasında başlayan taht kavgaları, devletin tekrar Kuzey ve
    Güney Hunları diye ikiye ayrılmasına neden olmuştur (48).


    Buralara bir bak.Bulabilirsin belki
    :)
  • kaan96

    kaan96 Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2010
    Mesajlar:
    116
    Beğenileri:
    110
    Ödül Puanları:
    44
    Arkadaşım bunları bende biliyorum ben senden savaşların sebebini istedim ;)
  • !!emine!!

    !!emine!! Üye

    Katılım:
    20 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    532
    Beğenileri:
    629
    Ödül Puanları:
    94
    Yer:
    Istanbul
    Çin sarayı ile kurulan ve devam ettirilen akrabalık siyasi bir nitelik taşıyordu. Fakat bu çığırın açılması ilerde Çin ile temas edecek olan hemen bütün Türk devletleri bakımından kötü sonuçlar verecek bir davranış oldu. Hanedanlar arasındaki bu yakınlaşma Çin entrikalarının yoğunlaşması için bir fırsat yaratıyordu. Çin diplomatları ve görevlileri Hun merkezindeki Çinli prensesin himayesinden faydalanıyorlardı. Bu sayede Hun topraklarında serbestçe gezip dolaşıyorlar, Türklerin ve onlara bağlı kavimlerin arasında propaganda yapıyorlardı.
    ÇİN CASUSLARI

    Çin imparatoru VU-Tİ Çin'in en büyük gelir kaynağı olan ipeğe batı ülkelerinde yeni pazarlar bulma gayretindeydi. Bunun içinde İç Asya İran üzerinden Akdeniz kıyılarına ulaşan ünlü ''İpek yolu'' nu güvenlik altında bulundurmak istiyordu. Bu bakımdan Orta ve Batı Asya da yabancıların gücünü kırması gerekiyordu. Türk-Çin mücadelesinin yüzlerce yıl sürmesinin temel sebeplerinden biride bu kervan yoluna hakim olmaktı.

    Vu-Ti ipek yolu üzerindeki memleketleri ve kavimleri öğrenerek Hun'lara karşı işbirliği sağlamayı dış politikasının ana hedefi haline getirmişti. Bu maksatla yüksek rütbeli bir asker olan Çang-Kien'i batıya göndermişti. Bu casus gizli vazifesini yaparken Hun'lar tarafından yakalanıp uzun zaman gözaltında tutuldu.

    Çinli casus batıda geçirdiği on yıl içinde edindiği bilgileri, temaslarını ve tavsiyelerini bir rapor haline getirerek imparatora sundu. Bu önemli rapor sonraki yıllarda takip edilecek Çin siyaseti için başlı başına bir rehber vazifesi gördü.
    ÇİN ORDUSUNDA HUN USULÜNE BENZER YENİLENMELER

    Hanedanlar arasındaki akrabalık bağlarına ve gizli haber alma faaliyetine ek olarak Çin imparatorları askeri ıslahata da önem verdiler. Çin orduları Türk usulüne göre yetiştirilmeye çalışıldı. Tuman zamanında başlayan bu hareketlilik ara verilmeksizin uzun zaman sürdürüldü. Nihayet Çinliler Hun tarzında 140.000 kişilik süvari kuvveti çıkaracak konuma geldiler.
    HUNLARIN ZAYIFLAMASI VE İÇ HUZURSUZLUKLAR

    Hun imparatoru Kiok zamanında pek sorun olmayan bu durum Kiok'tan sonra imparator olan KÜNÇİN zamanında (M.Ö.160-126)gerçek bir huzursuzluk kaynağı olarak ortaya çıktı.

    Künçin Çin'deki Han sülalesine damat olmuştu. Üstelik babası ve dedesi ölçüsünde dirayetli bir askerde değildi. Bu sebepler bir araya gelince Hun iktidarında sarsıntılar olmaya başladı. Bunu fırsat bilen Çin kuvvetleri Hun bölgelerine önce küçük, küçük daha sonra ise durdurulamadıklarından dolayı taarruza geçtiler. Bunun neticesinde zengin güneybatı toprakları (Tanrı dağları-Çungarya-Turfan-Yarkent-Kuça vb.) Çin istilasına uğradı.

    Hun prenslerinin birbirleriyle olan anlaşmazlıkları ayrıca askeri güçsüzlük ve iktisadi darlık karşısında maddi yardım sağlamak için Çin ile bir anlaşma yapılıp Çin himayesine girmek gibi bir eğilim benimsenmeye başlamıştı. Ancak bu görüşe karşı çıkıp mücadeleden yana olanlarda vardı. Bunların başında Prens ÇİÇİ yer alıyordu. Çiçi kardeşinin hükümranlığını tanımadığını ilan etti. Bu durum karşısında Hun meclisi çok yoğun tartışmalar yaşadı. Nihayet Bu görüş ayrılığı maalesef Hun'ların bölünmesiyle neticelendi. Devlet birliğinin parçalanması ile Çin üzerindeki Hun baskısı da tamamen ortadan kalktı. Bu bakımdan M.Ö.58 yılı Doğu Asya tarihinde bir dönüm noktası oldu.

    Daha sonraları Çiçi bütün rakiplerini yenerek Tanhuluk merkezini ele geçirdi. Bu suretle Hun imparatoru durumuna geldi. Kardeşi HOHANYEH kendisine bağlı kütlelerle Çin'in kuzeybatı sınırına çekildi ve burada yaşadılar. Bu kütleler ''Güney Hunlar'' diye anılırlar.

    İşine yarar mı bilmem...
  • Konu Durumu:
    Mesaj gönderimine kapalı.

    Sayfayı Paylaş