I.ve II.Meşrutiyet Döneminde Seçimler ..

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 11. Sınıf' bölümünde Berryo6 tarafından paylaşıldı.

  1. Berryo6

    Berryo6 Üye

    Katılım:
    6 Aralık 2011
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0

    I.ve II.Meşrutiyet Döneminde Seçimler nasıl yapılıyordu ? Seçme ve seçilme şartları nelerdi ? Yardımcı olursanız ; Teşekkür ediyorum :330:
  2. oyunbozan

    oyunbozan Üye

    Katılım:
    9 Ekim 2010
    Mesajlar:
    32
    Beğenileri:
    40
    Ödül Puanları:
    0
    Meclisi Ayan ve Meclis-i Mebusan vardı bunları mı diyorsun?Eğer bunlarsa ;

    Osmanlı Devleti’nin yönetim şekli meşrutiyettir.
    Padişah’ın yanında iki tane meclis vardır:
    Âyan Meclisi
    Meb'usan (Avam) Meclisi

    Meclis-i Ayan
    Ayanlar tarafından seçilir .
    Ölene dek görev yaparlardı.

    Meclis-i Mebusan
    Halktandır halk seçer.
    4 yıl görev yapma yetkileri vardır.

    Bakanlar Kurulu padişaha karşı sorumludur.
    Kanun teklifini yalnız hükümet yapabilir.
    Barış antlaşmalarını padişah onaylar.
    Padişahın izni olmadan bir kanun mecliste görüşülemez.
    Yasama yetkisi, Ayan ve Meb'usan Meclisi’ne aittir.
    Yürütme yetkisi Padişah ve Bakanlar Kurulu’na aittir.


    Padişah, uygun gördüğü durumlarda meclisi feshedebilir, milletvekillerini sürgüne gönderebilir.










    Osmanlı Devleti’nde ilk siyasi partiler kurulmuştur;


    - İttihat ve Terakki Partisi

    - Hürriyet ve İtilaf Partisi

    - Ahrar (Hürler) Partisi
    serkancel ve Berryo6 bunu beğendi.
  3. Berryo6

    Berryo6 Üye

    Katılım:
    6 Aralık 2011
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Teşekkür ederim canım ..
  4. Berryo6

    Berryo6 Üye

    Katılım:
    6 Aralık 2011
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Otuz Yıldan Sonra Yeniden Gelen Meşrutiyet

    Meşrutiyetin iki devresi arasına Sultan II Abdulhamid’in otuz yıllık “istibdadı” girmiştir Üzerinde haddinden fazla söz ve mürekkep sarf edilen bu devir hakkındaki kelâm etme hakkımızı mahfuz tutarak, sözü “İkinci Meşrutiyet”in seçimleriyle meclisine getirmek istiyoruz Kimimiz nazlanarak kimimiz de kemâl-i ümid ve şevkle yeniden bir seçime doğru giderken, meşrutiyete atf-ı nazarda fayda mülahaza ediyoruz3

    “Hürriyetin ilânı”, “Temmuz inkılâbı” gibi isimlerle de anılan ikinci meşrutiyet 23/24 Temmuz 1908’de birincisi gibi yine Sultan II Abdulhamid’in devr-i saltanatında ilân edilmiştir Meşrutiyetin 1920’ye kadar sürecek on iki yıllık bu ikinci döneminde toplam dört genel seçim yapılmıştır Sonucu bakımından önemli olan 1911 Ara Seçimini de sayarsak toplam beş seçimin yapıldığını söyleyebiliriz Aşağıda, bu beş seçim hakkında kısa bilgiler vermeye çalışacağız


    İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra derhal seçimlere gidildi Seçimlerin başlıca 2 partisi İttihat ve Terakki ile liberal görüşlü Ahrar Fırkası'ydı Seçimleri İttihatçılar kazandı Seçimlerin ardından oluşan yeni Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908'de çalışmalarına başladı

    Bunu izleyen dönemde, ülkeyi perde arkasından yöneten İttihat ve Terakki yönetimine karşı bazı çevrelerde gitgide artan bir hoşnutsuzluk görüldü 6 Nisan 1909 günü muhalif gazeteci Hasan Fehmi Bey'in bir İttihat ve Terakki fedaisi tarafından öldürülmesi, İstanbul'da büyük bir protesto gösterisine yol açtı Ve sonunda 13 Nisan 1909'da bazı askerî birliklerin ve medrese öğrencilerinin katıldığı bir ayaklanma başladı; bazı subaylar ve bazı milletvekilleri linç edildi ve İttihatçı olarak bilinen gazeteler yağmalandı Eski takvimle yeni takvim arasındaki 13 günlük farktan dolayı 31 Mart Olayı olarak anılan bu ayaklanma, Selanik'ten gelen Hareket Ordusu tarafından 24 Nisan'da bastırıldı 27 Nisan'da yeniden toplanan meclis, II Abdülhamit'i bu ayaklanmadan sorumlu tutarak tahttan indirilmesine ve yaşlı şehzade Reşat Efendi'nin V Mehmet Reşat adıyla yerine geçirilmesine karar verdi

    8 Ağustos 1909'da Kanun-i Esasi üzerinde yapılan bir dizi radikal değişiklikle padişahın yetkileri "sembolik" bir düzeye indirildi Artık vekiller heyeti (bakanlar kurulu) meclise karşı sorumluydu Meclisten güvenoyu alamayan vekillerin ve hükümetin görevi sona eriyordu Meclis başkanını padişah değil, meclis kendisi seçiyordu Padişaha meclisi kapatma yetkisi tanınmakla birlikte, bu yetki koşullara bağlamış ve üç ay içinde yeni seçimlerin yapılması zorunlu hale getirilmişti Bu değişikliklerle ilk defa parlamenter sistem uygulanamaya başlanmıştırAyrıca toplantı özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüklerden bazıları anayasaya eklendi

    Ancak gerek Meşrutiyeti sahiplenen halk kitleleri ve gerekse ordu içindeki subaylar tarafından Abdülhamid tahttan indirilmiştir Bundan sonraki süreçte Osmanlı devletinde padişahlık sadece sembolik düzyede kalmıştır


    1912 yılında askerler için bir yasaklama getirilmiştir Bu yıla kadar oy kullanabilen askerin siyasetle ilişkisini kesmek için bir Kanun-u Muvakkatla seçme ve seçilme yasağı konmuştur

    Seçimler, vilayetler çok geniş olduğundan, sancak birimine göre yapılmış ve her seçim dairesindeki 50 bin erkek seçmene bir meb’us düşecek şekilde uygulanmıştır Osmanlı seçimlerinin tümü çoğunluk esasına göre iki dereceli olarak yapılmıştır Nisbî temsil esasını savunanlar da bulunmuştur

    II Meşrutiyet Seçimlerinden Renkli Tartışmalar

    Bu dönem seçimlerinde yapılan tartışmalar toplumdaki gerginlikleri yansıtmaktadır Bilhassa meşrutiyet basını takip edildiğinde bu konuda zengin bir malze-meye ulaşılmaktadır Örnek olarak bazılarını hatırlatabiliriz:

    -Milletvekili maaşları önemli bir tartışma konusuydu

    -Masonluk, zamanın deyimiyle farmasonluk suçlaması rakiplerini yıpratmanın önemli bir aracıydı

    -Azınlıklar ve etnik grup liderleriyle meb’usluk pazarlıkları âşikar bir şekilde yapılıyordu

    -Seçim propagandalarının önemli bir unsuru da temel atma törenleriydi Bu törenlerin en çok ses getireni, 1912 seçimi öncesinde İttihat ve Terakki Fırkasının Selânik’teki yeni binasının temel atma merasiminde Cavid Beyi konuşturması olayıdır

    -Propaganda nutuk ve yazılarında, küfür ve argo kelimelerine sık müracaat ediliyor, buna karşı “terbiye-yi ictimaiyemize uygun bir üslup” bulma tartışması öne çıkıyordu O zamanların siyasi üslubunu yansıtan bir örneği 1912 seçimi yapılırken Tevfik Fikret’te buluyoruz Seçimlerdeki baskılara kızan Fikret; arkadaşı Hüseyin Cahit’e, Hüseyin Fasid, gazetesi Tanin’e de Cenin sıfatını yakıştırır Fikret’in hücumlarından İttihat ve Terakki Cemiyeti’ nin payına İrtikab ve Tedenni Çetesi sıfatı düşer Tevfik Fikret bu halet-i ruhiyenin bir ürünü olarak sonradan Hân-ı Yağma şiirini yazacaktır5

    II Meşrutiyet devrinin bir başka renkli tarafı seçim sandığı ve sandık alayıdır 1908 seçiminde İstanbul’da 500’den fazla ikinci seçmenin oy kullandığı, Matbaa-i Askeriye Müdürü Ziya Bey tarafından “pek san’atkârâne” yapılmış olan sandık devrin basınında bahse konu olmuştur

    Sandık alayı ise 1908’den sonra halkın kendiliğinden düzenlediği bir şenliktir Bayram havasında geçen bu şenlik fener alayı, gelin alayı motiflerinin siyasî izdüşümü gibi görünmektedir Bilhassa müntehib-i sanilere ait oy sandıkları, mahalleli tarafından süslü bir kağnı veya at arabasına konulurdu Sandığa davul-zurna ikilisiyle mahalle esnafı ve eşrafı refakat ederek belediye binasına kadar götürürlerdi Bu sandık alayı özellikle İstanbul’da çok şaşalı olmaktaydı

    II Meşrutiyet Meclisi

    Meclis-i Meb’usan

    İkinci Meşrutiyet meclisi 1908-1920 arasında 45 yılı biraz aşan bir süre çalışmıştır Çalışma dönemlerinin hepsi de fesihle sona ermiştir Birinci dönem İttihat ve Terakki Cemiyetinin, ikinci dönem Gazi Ahmed Muhtar Hükümetinin (bu dönem meclisle hükümetin en çatışmalı dönemidir ve meclis çoğunluğunu elinde bulunduran İttihat ve Terakki Cemiyeti muhalefet konumundadır), üçüncü dönem (Mütarekede) Tevfik Paşanın, dördüncü dönem (Mütare-kede) Damat Ferit Paşanın padişahla anlaşmaları sonunda fesihle son bulmuştur

    Meşrutiyet meclisi ilk olarak halkı mütecanis olmayan bir devletin meclisi olma görevini büyük zorluklar içinde yürütmeye çalışmıştır Kozmopolit bir yapıya sahip olan meclisin en olumlu tarafı meb’usların hür ve serbestçe tartışabilmeleridir 1908 Meclisinde 275 Meb’ustan 142’si Türk, 60’ı Arap, 25’i Arnavut, 23’u Rum, 12’si Ermeni, 5’i Musevi, 3’ü Sırp, 1’i Ulahtır Bu, tam bir “Osmanlılık” tablosudur Tablo sonraki dönemlerde de hemen hemen aynıdır

    Meclis-i Âyan (Heyet-i Âyan)

    II Meşrutiyet Âyanı, sağ kalan eski iki üye ile otuz yeni üyenin birleşmesinden oluşmuş ve görev yapmıştırAslında üye sayısı Meb’usanın 1/3’ü kadar yani 90’dan fazla olması gerekirken bu sayıya hiçbir zaman ulaşılamamıştır Meb’usan buna pek taraftar olmadığından Âyan sayısı 1909’da 44, 1910’da 48, 1911’de 58, 1914’te 48 olarak kalmıştır

    Âyan, yürütme-meb’usan sarkacında çalışmıştır Kabine ve Meb’usân İttihatçıların elinde olduğundan pek fazla bunalım çıkmamıştır Ancak Âyan siyasal sorunlarda hakem rolü de üstlenememiştir Bazen Kabine bazen de Meb’usan lehinde görüş bildirmiştir

    Hulâsa ve Netice-i Kelâm

    Bütün kusur ve noksanlarına rağmen Osmanlı seçimleri ve meclisleri Cumhuriyet devrine önemli bir tartışma, müzakere ve meşveret tecrübesini miras bırakmıştır Bu miras memleketimizin çoğulcu siyasî ha-yatına önemli katkılar sağlamıştır Dolayısıyla siyasî temsil ve siyasî katılma kavramlarının bizim toplumumuzda ve siyaset kültürümüzde neye tekabül ettiğini tespit etmek, bizim sadece ana duraklarını özetlediğimiz bu mirası, yani meşrutiyet olaylarını doğru okumaya bağlıdır Toplumumuz parti, seçim, meclis, hür basın gibi pek çok demokratik kurum ve kuralla bu dönemde tanışmıştır Bu sayede—kesintilere rağmen—Türkiye bugün demokrasiden vazgeçemeyen bir noktaya ulaşmıştır

    Ortada yine de cevaplanmayı bekleyen bir soru durmaktadır Bu ülkede demokrasi neden sık sık kesintiye uğramaktadır? Sorunun cevabı uzun olmakla birlikte bu konuda Bediüzzaman’ın veciz ve beliğ bir “cevabına” müracaat edebiliriz Münaza-rat’ta (s 47) “Efkârı teşviş eden, hürriyet ve meşrutiyeti takdir etmeyen kimlerdir?” sualine verdiği cevap, hem meşrutiyete hem de günümüze ışık tutuyor
    serkancel bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş