İbni Sina (Doğa felsefesi ve psikoloji)

Konu 'Felsefe Kulübü' bölümünde P!NqUeEn <3 <3 tarafından paylaşıldı.

  1. P!NqUeEn <3 <3

    P!NqUeEn <3 <3 Üye

    Katılım:
    29 Mart 2010
    Mesajlar:
    747
    Beğenileri:
    168
    Ödül Puanları:
    0

    İbni Sina doğa bilimini kuramsal bir çalışma olarak görür ve konularını cisimlerin hareket ve durağanlığıyla sınırlar. Her cisim madde ve formdan (suret) oluşur. Madde cismin aslına; form da niteliğini, niceliğini, yerini, nedenini gösterir. Madde ve form ayırımı yalnızca zihinsel olup gerçekte maddesiz form, formsuz madde bulunmaz. H...er doğal cismin doğal bir yeri vardır. Evren birdir; yaratıcı hareket de birdir ve daireseldir. Cisimlerden hiçbiri kendiliğinden hareketli ya da durağan olamaz. Bunlar’ın başlıca nedenleri doğal güç, nefs (ruh) gücü ve gökkürenin (felek) gücüdür. Cisimlerin sonsuzca bölünebileceği düşüncesiyle atomcu görüşe karşı çıkan İbni Sina, böylece «bölünmeyen en küçük parça»yı kabul eden İslam kelamcılarından kesin olarak ayrılmıştır.

    İbni Sina, Aristoteles geleneğine uyarak psikolojiyi de doğa felsefesi içinde inceler; ancak içerik olarak birçok konuda Aristoteles’den ayrılır. Öncelikle Aristoteles, ruhu bedenin bir işlevi gibi görüp bağımsız bir varlığa sahip olmasından kuşku duyarken İbni Sina ruhun bağımsız varlığını kesin olarak vurgulamıştır.

    İbni Sina psikolojide, Platoncu tasnife uygun olarak, «nefs» adım verdiği ruhu, en ilkelinden en gelişmişine doğru bitkisel ruh, hayvansal ruh ve insansal ruh (nefs-i nâtıka, düşünen ruh) şeklin de üç türlü düşünün Ruhun, basit algılardan akıl yürütmeye kadar birçok yetileri vardır. Bunlar genellikle «dış duyular» ve «iç duyular diye ikiye ayrılır. Dış duyular beş duyudan ibarettir. İç duyular «ortak duyu, tasavvur, hayal, anımsama ve düşünme»den oluşur. İslam düşünce tarihinde ilk kez İbni Sina, bu duyu türlerinden başka, bir de «vehim gücü» adım verdiği bir tür sezgi, önsezi ya da sağduyudan söz etmiştir. İnsan ruhunun asıl kendine özgü işlevi olan düşünme, akıl yetisinin bir işlevidir. Daha sonra Kant’ın kuramsal akıl ve pratik akıl dediğini İbni Sina bir tek aklın iki yetisi sayar ve bunlara «bilme gücü» ve «yapma gücü» adını verir.

    Kaynak;Felsefeekibi.com/

Sayfayı Paylaş