İbret Olsun Diye Günahlarımızı Anlatabilir miyiz?

Konu 'Dini Bilgiler' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113

    [​IMG]

    Kişinin geçmişte işlediği günahları anlatması doğru değildir. Çünkü günahlarına başkalarını da şahit tutmuş olmaktadır. Eğer başkalarına örnek olması için anlatmak gerekirse, o takdirde isim vermeden "şöyle bir hadise olmuştu" şeklinde anlatmalıdır.

    Dinimiz, hem kişinin kendi kusurlarını hem de başkalarının kusurlarını gizlemeyi emretmiştir. İnsan her ne kadar Allah’ın mükemmel bir biçimde yarattığı varlık olsa da zaman zaman bilerek ya da bilmeyerek hata, kusur ve ayıp olarak nitelendirilebilecek türden davranış ve tutumlar sergileyebilir.

    Ömür sürecinde hemen herkesin bu tür bir davranış veya tutum sergilemesi olağandır. Zaten Hz. Peygamber (asm),

    Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir.”(1)

    sözüyle bu hususa dikkat çekmiştir. İslam’da kişilerin sergilemiş olduğu bu tür menfi davranışların, araştırılması ve ifşa edilmesi değil, örtülmesi teşvik edilmiş, emredilmiştir. Hz. Peygamber (asm),

    Bir kul bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter.”(2) buyurmuştur.

    Herkesin anasından, babasından ve bütün yakınlarından, dostlarından kaçacağı,(3) her şeyin ayan beyan meydana çıkacağı o büyük günde(4), her insanın ortaya çıkmasını hiç de istemediği ayıp ve kusurları olabilir. Eğer o gün ayıp ve kusurlarımızın kapanmasını arzu ediyorsak, bugün ayıplarının kapanmasını isteyen insanlara yardımcı olmamız gerektiği bilinciyle hareket etmeliyiz. Sergileyeceğimiz davranışların dünyevi ve ahlaki boyutu bir tarafa uhrevi boyutta da birtakım kazanımlar elde edeceğimizi asla göz ardı etmemeliyiz.

    Şunu unutmayalım ki, o gün, bu tür kazanımlara ifade edemeyeceğimiz derecede muhtaç olacağız. Gerçek şu ki, o gün bu günden kazanılır, bu günden kaybedilir. Ne kadar ayıp ve kusur örtebilirsek, o gün o kadar ayıp ve kusurumuzun örtüleceğini düşünmeliyiz. İnandığımız kutsal değerler ekseninde ayıp ve kusurları ifşa etmenin değil örtmenin erdem olduğunu asla unutmamalıyız.

    Dinimiz İslam, insanların ayıp ve kusurlarının araştırılmasını, onların gizli hal ve özel hayatlarının deşifre edilmesini yasaklamıştır. Buna karşın, dinimiz, bir kimsenin ayıplarını, kusur ve hatalarını örtmeyi ahlaki bir fazilet olarak telakki etmiştir. Şu kadar var ki, örtülmesi istenilen ve Allah’ın da kıyamet gününde örteceği ayıp, kusur ve hatalar, kul hakkına taalluk etmeyen, zulüm ve haksızlık olmayan, söylenilmesi halinde kimseye fayda sağlamayan türden ayıp, hata ve kusurlardır. Bu tür günah, hata veya kusurlara muttali olanların bunları gizlenmesi dinen caiz değildir.

    Çünkü bu tür günah ve kusurların gizlenmesinde, başkalarının mağduriyeti söz konusudur. Dinimiz, hata, kusur veya kuralları ihlal eden kimselere öngörülen yaptırımların uygulanması esnasında dahi, İslam,’ın “rahmet ve insanın saygınlığı” prensiplerinin göz önünde bulundurulmasını önerir.

    Dipnotlar:

    1. Tirmizi, Sıfatü’l-Kıyamet, 49.
    2. Müslim, Birr, 72. Ayrıca bk. Buhari, Mezalim, 3; Ebu Davud, Edeb, 38.
    3. Abese, 34-36.
    4. Mü’min, 16.

Sayfayı Paylaş