İlahi, nefes, nutuk, devriye, şathiye nazım şekilleri

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde yıldız1456 tarafından paylaşıldı.

  1. yıldız1456

    yıldız1456 Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2012
    Mesajlar:
    28
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0

    İlahi, nefes, nutuk, devriye, şathiye nazım şekilleri
  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.662
    Beğenileri:
    4.569
    Ödül Puanları:
    0
    İlahi
    1. Allah’ı övmek ve O’na yalvarmak için yazılan, Allah sevgisiyle, insan sevgisini bütünleştiren içten şiirlerdir.
    2. Özel bir beste ile söylenir.
    3. Hece ve vezninin 7’li, 8’li ve 11’li kalıbıyla söylenirler.
    4. Dörtlüklerden oluşur. Dörtlük sayısı 3 ila 7 arasında değişir.
    5. Genelde şiirin içinde şairin mahlası geçer.
    6. İlahi denince akla Yunus Emre gelir.

    Not: İlahiler tarikatlara göre farklı isimler alır. Mevleviler’de âyin, Bektaşilerde nefes, Aleviler’de deme, Gülşeniler’de tapuğ, Halvetiler’de durak, öteki tarikatlar da hur ya da ilahi gibi.
    --
    Nefes
    1. Bektaşi şairlerinin yazdığı tasavvufi şiirlerdir.
    2. Genellikle, nefeslerde tasavvuftaki Vahdet-i Vücud felsefesi anlatılır.
    3. Bunun yanında Hz. Muhammed (A.S.M) ve Hz. Ali (R.A) için övgüler de söylenir.
    4. Nazımbirimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı 3 ila 8 arasında değişir.
    5. Hece ölçüsüyle yazılırlar. Ama aruz ölçüsüyle yazılan nefesler de vardır.
    6. Nefeslerde, kalenderâne ve alaycı bir üslup dikkati çeker.
    7. Duygu ve düşünceleri nükteli bir şekilde ve zarafet ölçüleri içinde söylemek nefesin en belirgin özelliğidir.
    --

    Nutuk, tarikata yeni giren dervişlere, tarikat derecelerini, tarikat adâbını öğretmek için söylenmiş şiirlerdir. Türkmen Alevi ve Bektaşilerinin, aşık tarzı halk edebiyatı nazım türü olan nefese verdiği isimdir. Türün en önemli temsilcisi Kaygusuz Abdal’dır.

    1. Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren dervişlere öğüt vermek, çeşitli konularda bilgilendirmek ve tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek için söyledikleri şiirlerdir.
    2. Şekil yönüyle koşmaya benzer.


    Devir kuramını anlatan şiirlere denir. Devir kuramı Muhammed’in “Ben nebî iken Âdem su ile çamur arasındaydı.” hadisi ile ilgilidir. Mutasavvıflara göre vücut halindeki Muhammed, yeryüzüne sonradan gelmiştir. Halbuki ruh halindeki Muhammed ezelden beri vardı. Vakti gelen ruh maddi aleme iner. Önce cemâdata (cansız varlıklara) sonra nebata (bitkilere), hayvana, insana en sonra da İnsan-ı Kamil’e geçer. Oradan da Allah’a döner ve onunla birleşir. Bu inişe nüzul, tekrar Allah’a dönüşe de huruc denir. Bu inişi ve çıkışı anlatan şiirlere devriye denir.

    Lâ mekân ilinde bir nokta iken İsmi var, cismi yok yerden gelirim Daha hiçbir nesne yaratılmadan Kandilin içinde Nûr’dan gelirim.
    Dört nesneden yoğrulup da yapıldım Şekillendim, fırınlara atıldım Mevla’m ruh verince ayağa kalktım Adem denen bir beşer’den gelirim.




    1. Devir kuramını anlatan şiirlerdir.
    Devir kuramı; Hz. Muhammed’in (a.s.m) “Ben Nebi iken Âdem su ile çamur arasındaydı” hadisi ile ilgilidir. Mutasavvıflara göre vücut halindeki Hz. Muhammed (S.A.S) yeryüzün sonradan gelmiştir. Halbuki ruh hâlinde olan Hz.Muhammed(A.S.M) ezelden beri vardır. Vakti gelen ruh maddî âleme iner. Önce cansız varlıklara sonra bitkilere, hayvana, insana en sonra da insan-ı kâmile geçer. Oradan da Allah (c.c)’a döner ve onunla birleşir. Bu inişe nüzûl Allah’a dönüşe de hurûç denir. Bu inişi ve çıkışı anlatan şiirlere devriye denir.

    2. Ölçü ve uyak bakımından ilahiye benzer.

    Dokuz ay on gün batn-ı mâderde
    Kudretten gözüme çekildi perde
    Vaktim tamam olup ahir yerde
    Çıkıp ten donundan cihana geldim

    Hüsnî




    Dini ve tasavvufi halk şiirinde mizahi manzumelere genel olarak şathiye adı verilir. Şathiyeler, mutasavvuf şairlerce söylenmiş ya da yazılmış, tasavvufi inançları dile getiren, anlaşılması yorumlanmasına bağlı şiirlerdir. Tasavvufi konuları işleyenleri şathiyat-ı sûfiyâne adını alırlar. Şathiyelerde Allah’ın celâl sıfatının değil, cemâl sıfatının ön plana çıkarıldığı görülür. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi-Alevi şairlerinde rastlanır. Allah ile alay eder gibi yazılmış şathiyeler küfür sayılmıştır. Ama şathiyeler asla küfür değildir.Şathiyeler biçimce komik ve alaylı olabilir ama şathiyede aranan şiirin arkasındaki düşüncedir. Anlanıp yorumlandığında çok derin anlamlara sahip oldugu görülür.Şathiye çok derin tasavvufi konular işleyen felsefi şiirlerdir.Kaygusuz Abdal şathiye yazmıştır.



    şathiye
    1. İnançlardan teklifsizce, alaycı bir dille söz eder gibi yazılırlar.
    2. Görünüşte saçma ve dini esaslara aykırı sanılan bu şiirlerin içinde ince ve derin anlamlar, yorumlandığında tasavvufla ilgili değişik konuların olduğu görülür.
    3. Nefesin bir türüdür.
    4. Tanrıyla konuşur gibi şakalaşırcasına yazılan şiirlerdir.

    Çıktım erik dalına
    Anda yedim üzümü
    Bostan ıssı kakıyıp
    Der ne yersin kozumu

    Ker*** koydum kazana
    Poyraz ile kaynattım
    Nedir diye sorana
    Bandım verdim özünü

    Yunus Emre

    Not: Halk edebiyatında aruz ölçüsüyle söylenen Divan, Kalender, Satranç, Selis vb. nazım örnekleri de vardır.
    yıldız1456 ve Murat AKSOY bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş