İlginç Bilgiler :)

Konu 'Bilgi Köşesi' bölümünde omervural1995 tarafından paylaşıldı.

  1. omervural1995

    omervural1995 Üye

    Katılım:
    24 Ocak 2011
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Lavabodan su niçin sağa dönerek boşalıyor?
    Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boĢalmayacak, döne döne bir hortum oluĢturacak Ģekilde boĢalacaktır. Bu dönüĢ yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna "Coriolis" kuvveti diyorlar.
    Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boĢalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüĢünün etkili olup olmayacağı tartıĢma konusu.
    Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı Ģekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.
    A'yı ekvatorda, B'yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düĢünelim. Bir top mermisini A'dan tam kuzeye niĢanlayıp attığımızda, atıĢ sırasında ekvatorun dönüĢ hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.
    Aynı Ģekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüĢ hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düĢecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her Ģey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleĢmektedir.
    Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluĢan bir tabiat olayıdır.
    Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını
    hala tartıĢıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkıĢ Ģekil ve hızının, lavaboya düĢtüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal Ģartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!

    Niçin ayı bazen gündüz de görüyoruz?
    Ay sadece gece görülebilir diye bir Ģey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneĢin atmosferimizde yansıyan ıĢınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneĢle birlikta yıldızları da görebilecektik.
    Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneĢten iyi ıĢık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyahta değildir. Biz gökyüzde aya baktığımızda sadece onun güneĢten yansıttığı ıĢığı görüyoruz. GüneĢ kadar ıĢık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan bin kat daha fazla ıĢık yansıtabiliyor.
    Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın
    olduğu bölgede ıĢık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava Ģartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.
    GüneĢi büyük bir ampül, ayı da büyük bir ayna olarak düĢünebiliriz. Bazı durumlarda ampülün ıĢığını dğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ıĢığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. GüneĢi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ıĢığı bloke etmiĢtir. Ayı, yani aynadan yansıyan ıĢığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise aynı gündüz görünme durumudur.
    Genellikle "ayın karanlık yüzü" diye kullanılan deyiĢ Ģekli yanlıĢtır. Doğrusunun "ayın arka yüzü" olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüĢ süresi ile kendi etrafındaki dönüĢ süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneĢ arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneĢe bakan arka yüzü aydınlıktır.

    YaĢanmıĢ en düĢük ve en yüksek sıcaklık kaç derecedir?
    ġimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düĢük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüĢtür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağıĢı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağıĢ alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düĢen her yağıĢı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.
    Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneĢten daha az ıĢık alır ve güneĢin gittiği zamanlarda bu ıĢığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90'ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. YaĢam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.
    Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taĢ mutlaka göktaĢıdır.
    Dünyamızda ölçülebilecek en düĢük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düĢük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna 'mutlak sıfır' denilir.
    Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika'daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir Ģekilde değiĢirdi.
    Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya'da El-Azizia'da ölçülmüĢtür.
    Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anl***** gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.
    Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. Ġnsanlar terleyince ter buharlaĢıp havaya karıĢamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuĢ havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir. :rolleyes:

Sayfayı Paylaş