İman Nedir?

Konu 'İman Esasları' bölümünde blackbat tarafından paylaşıldı.

  1. blackbat

    blackbat Üye

    Katılım:
    18 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    16
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    0

    İman, bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ tarafından
    bildirilen, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından
    getirdiği emir ve yasakların hepsine inanmak ve inandığını dil ile
    söylemek demektir.
    Amentü şöyledir:
    Âmentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rüsülihi vel
    yevmil ahiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel
    ba'sü ba'del mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü
    enne Muhammeden abdühü ve resülühü.
    [Yani, Allah’a, meleklerine, gönderdiği kitaplarına,
    peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan
    olduğuna, öldükten sonra dirilmeye inanıyorum. Allah’tan başka ilah
    olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın da Allah’ın kulu ve son
    Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum.]
    İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği
    dini, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan
    tasdik etmek yani kabul edip, beğenip, inanmaktır. Akla uygun
    olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek olur, Resulü tasdik etmek
    olmaz. Yahut Resulü ve aklı birlikte tasdik etmek olur ki, o zaman
    Peygambere itimat tam olmaz. Tam olmayınca, iman olmaz. Allahü
    teâlâ, (Onlar gayba [görmedikleri halde Resulümün bildirdiği her
    şeye] iman ederler) buyuruyor. (Bekara 3) Resulü de, (Dini
    [hükümleri, dinde bildirilenleri] aklı ile ölçenden daha zararlısı
    yoktur) buyurdu. (Taberani)
    Nazara yani göz değmesine inanmayan bir kimse, (Bugün fen,
    gözle görülemeyen şuaların iş yaptığını açıklıyor. Mesela bir
    kumanda ile TV’yi, radyoyu veya arabamızı açıp kapatabiliyoruz.
    Bunun için gözlerden çıkan şuanın zarar verebileceğine artık
    inanıyorum) dese bunun kıymeti olmaz. Çünkü bu insan dine değil,
    kumandadan çıkan şuaya inanıyor. Yahut şua ile birlikte
    Peygambere inanıyor. Yani fen kabul ettiği için, şuaların etkisini
    gözü ile gördüğü için inanıyor ki bu iman olmaz. Dinde bildirilen her
    şeyi, fen ispat edemese de, fayda veya zararını gözü ile görmese
    de, yine inanmak lazımdır. Hakiki iman gayba inanmaktır yani
    görmeden inanmaktır. Gördükten sonra artık o iman olmaz.
    Gördüğünü itiraf etmek olur. Bekara suresinin 3. âyetinde, gayba
    inanmak, görmeden inanmak övülüyor. İmanın altı şartı da gayba
    inanmayı gerektirmektedir. Çünkü hiç birisini görmüş değiliz.
    Peygamber efendimiz, aşağıda bildirilen iman ile ilgili âyetleri
    açıklayarak imanı şöyle tarif etti:
    (İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret
    gününe, [yani Kıyamete, Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana],
    kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, ölüme, öldükten
    sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve
    benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.)
    [Buhari, Müslim, Nesai]
    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Asıl iyilik; Allah’a, ahirete, meleklere, kitaplara, nebilere
    inanmaktır.) [Bekara 177]
    (Onlar gayba [Allah'a, meleklere, kıyamete, cennete,
    cehenneme görmedikleri halde] inanırlar.) [Bekara 3]
    (Onlar, sana indirilene, senden önceki kitaplara ve ahirete
    iman ederler.) [Bekara 4]
    Bu üç âyette, Allah’a, ahirete, meleklere, kitaplara,
    peygamberlere ve gayba inanmak bildiriliyor.
    (Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir.) [Bekara
    255]
    (Ölümü Allah’ın iznine bağlı olmayan hiç kimse yoktur.) [Al-i
    İmran 145]
    (Ölüm zamanını takdir eden ancak Allah’tır.) [Enam 2]
    Bu üç âyet, takdirin Allah tarafından olduğunu bildirmekte,
    kadere iman etmeyi göstermektedir.
    (Kendilerine bir iyilik dokununca, "Bu Allah’tan" derler;
    başlarına bir kötülük gelince de "Bu senin yüzünden" derler.
    "Küllün min indillah" [Hepsi Allah’tandır] de, bunlara ne oluyor ki
    bir türlü laf anlamıyorlar.) [Nisa 78]
    Bu âyet, hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu bildirmektedir.
    (Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın Resulü ve nebilerin
    sonuncusudur.) [Ahzab 40]
    Bu âyet de, Resulullahın peygamber olduğunu bildirmektedir.
    Amentü’nün manası
    Allah’a inanmak:
    Allahü teâlânın varlığına, birliğine, Ondan başka ilah
    olmadığına, her şeyi yoktan yarattığına, Ondan başka yaratıcı
    olmadığına kalben inanmak, kabul etmek demektir. Âlemlere rahmet
    olarak gönderdiği son Peygamberi Muhammed aleyhisselam
    vasıtasıyla bildirdiği dinin hepsini kabul etmek, beğenmek demektir.
    Bir âyet-i kerime meali:
    (Allah’a ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin!) [Araf 158]
    Meleklere inanmak:
    Melekler nurani cisimlerdir. Hiçbirinde erkeklik dişilik yoktur.
    Hepsinin günahsız, emin olduğunu kabul etmek, tasdik etmek,
    yaptıkları işleri beğenmek şarttır. Bir âyet-i kerime meali:
    (Asıl iyilik; Allah’a, ahirete, meleklere, kitaplara, nebilere
    inanmaktır.) [Bekara 177]
    Kitaplara inanmak:
    Zebur, Tevrat, İncil, Kur’an ve diğer kitapların Allahü teâlâ
    tarafından gönderildiğine, hepsinin hak olduğuna inanmak lazımdır.
    Ancak, Kur’an-ı kerimden önceki kitapların insanlar tarafından
    değiştirildiğini, Allah kelamı olmaktan çıktıklarını bilmek, bunu kabul
    ve tasdik etmek demektir. Önceki kitapların hiç birisi değişmemiş
    bile olsa, Allahü teâlâ tarafından nesh edildiğine yani yürürlükten
    kaldırıldığına iman etmek gerekir. Bir âyet-i kerime meali:
    (Onlar, sana indirilene [Kur’an-ı kerime], senden önceki
    indirilen kitaplara iman ederler.) [Bekara 4]
    Peygamberlere inanmak:
    Peygamberlerin hepsinin Allahü teâlâ tarafından seçilmiş olup,
    sadık, doğru sözlü, günahtan masum olduklarını kabul ile tasdik
    etmek demektir. Onlardan birini bile kabul etmeyen, beğenmeyen
    kimse, kâfir olur. Peygamberlerin ilkinin Âdem aleyhisselam ve
    sonuncusunun, Muhammed aleyhisselam olduğuna iman etmek,
    kabul ve tasdik etmek demektir. Peygamber efendimizin bildirdiği
    dini hükümlerin hepsini, en güzel şekilde ve eksiksiz tebliğ ettiğine
    inanmak, bu emir ve yasakların hepsini kabul edip, hepsini
    beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime meali:
    (Bütün Peygamberlere iman edip, hiçbirini diğerinden
    ayırmayanlar Allah’ın mükafatına kavuşacaktır.) [Nisa 152]
    Kaza ve kadere inanmak:
    Allahü teâlânın insanlara cüzi irade verdiğini, insanların bu cüzi
    iradeye göre tercih ettikleri ve yaptıkları her şeyi Allahü teâlânın
    yarattığına iman etmek demektir. Hayır ve şer, her şeyi kulların talep
    ettiklerini, Allah’ın da bunu dilediği takdirde yarattığını bilmek, bunu
    kabul ile tasdik etmek ve beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime
    meali:
    (Allah’ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir
    kaderdir.) [Ahzab 38]
    Ahirete inanmak:
    İnsanların kıyamet kopunca, dirileceklerine, hesap ve mizandan
    sonra, Müslümanların Cennete, kâfirlerin Cehenneme gideceklerine
    ve orada ebedi kalacaklarına iman etmek, bunu kabul etmek ve
    beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime meali:
    (Onlar [Müslümanlar], ahiret gününe iman ederler.) [Bekara 4]
    Kelime-i şehadete inanmak şöyle olmalı:
    Ben şehadet ederim ki, yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki,
    Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed
    aleyhisselam Onun kulu, resulü ve son Peygamberidir. İki âyet-i
    kerime meali:
    (Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın Resulü ve nebilerin
    sonuncusudur.) [Ahzab 40]
    (Allah’a ve resulüne inananlara, rableri katında nurları ve
    ecirleri vardır.) [Hadid 19]


    Bir TEŞEKKÜR Yeter...
    Son düzenleyen: Moderatör: 6 Ocak 2011
  2. !!emine!!

    !!emine!! Üye

    Katılım:
    20 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    532
    Beğenileri:
    629
    Ödül Puanları:
    94
    Yer:
    Istanbul
    Allah razı olsun...

Sayfayı Paylaş