ingilizce ders kitabı 20-21-22-23-24-25

Konu 'İngilizce 8. Sınıf' bölümünde okul_37 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. okul_37

    okul_37 Üye

    Katılım:
    15 Mart 2009
    Mesajlar:
    23
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    4

    Arkadaşlar nolur yardım edin çok ihtiyacım var yarına lazım:(:(:(
  2. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    Konuyu yaz bir bakalım..;)
  3. okul_37

    okul_37 Üye

    Katılım:
    15 Mart 2009
    Mesajlar:
    23
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    4
    bir arkadaşın var ingilizcesi iyi değil sınavdan çok çok düşük not alıyo ona you should youshouldnt you can and because but kelimelerini kullanarak öneride bulunacaksın diğer sayfaları bilmiyorum bu 20. sayfa
  4. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    burada diyalog şeklinde var


    1 TAVSİYE

    Farazi bir çekimsiz fiil olan should tavsiyeye değerlilik ifade eder Türkçe’ye -meli, -mesi gerek biçiminde çevrilmesine rağmen zorunluluk göstermez


    You should study harder (Daha çok çalışmalısın)
    You shouldn’t spend so much moncy (Bu kadar para harcamamalısın)


    Should çekimsiz fiili geçmiş zamanda da kullanılır ve biçim olarak değişmez Ama bu durumda bir yan cümlecik içindedir


    I told him he should study harder (Ona daha çok çalışmasını söyledim)
    He said I should stay with him (Onunla kalmam gerektiğini söyledi)
    okul_37 bunu beğendi.
  5. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    I can drive a car, but I can’t fly an airplane.
    A cat can climb a tree, but a dog can’t.
    Babies can’t talk.
    Birds can fly

    Örneklerden "can" kelimesinin manasını tahmin edebildiniz mi? İngilizce olarak kendimizi ifade ederken, becerilerimizi anlatmak için can kelimesini kullanırız. Kullanımı sanki bir yardımcı fiil gibidir. "Can" kelimesini "mümkün" kelimesi anımsatır.

    "Can" sözüğünün kullanımı her şahıs için aynıdır. Olumsuz yapmak için "can’t" veya "cannot" kullanırız. Cannot biraz daha "resmi"bir ifadedir.

    I cannot come to the park with you.
    Süleyman can’t whistle.
    Convicts cannot go out of prison.



    Soru haline getirmek için can’i cümlenin başına getiririz. Unutmayalım ki, yüklem olan fiil yalın halde kullanılmalıdır.

    Can an elephant fly?
    Can you give me Ali’s phone number?
    Can’t you run faster?
    Can’t this car go faster??


    En sık olarak becerileri ifade eder.
    I can ride a bicycle.
    Ali can talk French.
    The dog can dig a hole.
    My little brother can’t reach the top shelf of the bookcase.



    Mümkün olan veya olmayan durumları ifade etmek için de kullanabiliriz.

    I can **** you with your maths homework. I am good at maths.
    "Good at" bir öbektir. Ardından bir isim ile ya da "v-ing" formu ile kullanılır. Bahsedilen eylemde "iyi, başarılı" olunduğunu anlatır.
    I can’t lend you any money because I don’t have much.



    İhtimal bildirmek için "may" kullanımı daha yaygındır. Can ise, daha çok cümlede ihtimalin bir koşula bağlı olduğu gibi bir nüans varsa tercih edilir.

    I can pick you up from the airport because I have a car.



    Bazen de izin istemek ve izin vermek için kullanırız:
    Can I make a call with your phone?
    Can my friend come over after school?
    All students can go outside after the test.
    You can’t play with your friend after school.


    "Can’t" kelimesi ile ilgili bir diğer ilginç ayrıntı da, İngiliz ve Amerikan aksanları arasındaki farkı hissedeceğiniz ilk kelimelerden olmasıdır. İki bölgede birbirinden çok farklı söylenir. İngiliz aksanında daha kalın bir sesle "Kant" şeklinde, Amerikan aksanında ise "kent" şeklinde çok daha ince bir sesle söylenir.




    "Could", modalı en çok can modalının past hali gibi kullanılır.

    He couldn’t talk when he was 15 months old.
    I could run faster two years ago.



    Bu sözcük izin istemek, nazik ricada bulunmak için "can" modalının biraz daha kibar hali olarak kullanılabilir.
    Could I open the window?
    Could you give me directions to the library?
    Could you **** me for a minute?
    Could you explain this example to me?



    Öneride bulunmak için de "could" sözcüğünü kullanabiliriz.
    Let’s go to the park.
    ** could go to the park.

    He could have gone to the cinema. Instead, he came here. (past)



    Could, ihtimal de ifade edebilir. Olumsuz hali, imkansızlık bildirir.
    -I need some **** for my homework.
    -You could ask your father for ****, or you could phone a friend.

    You could have asked your teacher earlier. (past)



    -I am bored. What should I do?
    -You could read a book, or you could go outside for a walk.

    You could have visited a friend. (past)



    That couldn’t be true!
    That car couldn’t be his!
    I believe it was an accident.

    He couldn’t have done it on purpose! (past)




    buda yardımcı olabilir..
    başak_38, esmeryarim_05 ve okul_37 bunu beğendi.
  6. 123561

    123561 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    12 Ekim 2009
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşekkür ederim çok işime yaradı kelimenin ne olduğunu daha iyi anlayabildim...
  7. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    rica ederim..:)
    esmeryarim_05 bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş