İngilizce Diyaloglar ve Çevirileri

Konu 'İngilizce 9. Sınıf' bölümünde Adenozin tarafından paylaşıldı.

  1. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64

    Husband:
    Darling, can you lay the table while I finish making the lunch?
    Wife:
    Just a moment, I'm hanging the washing.
    Husband:
    O.K, but we're going to have lunch right now.
    Wife:
    Coming. (after having lunch)
    Wife:
    Can you wash the dishes? I've got to work.
    Husband:
    Don't worry, I'll load the dishwasher now.

    Çeviri

    Koca :
    Hayatım, ben öğle yemeği hazırlamayı bitirirken sen masayı hazırlayabilir misin?
    Eş/Karı:
    Bir dakika, çamaşırları asıyorum..
    Koca :
    Tamam, fakat şimdi öğle yemeği yiyeceğiz.
    Eş/Karı:
    Geliyorum. (öğle yemeğinden sonra)
    Eş/Karı:
    Bulaşıkları yıkayabilir misin? Çalışmam gerekiyor
    Koca :
    Merak etme, ben şimdi bulaşık makinesini dolduracağım.
    YaRqısıZ-iNfaZ bunu beğendi.
  2. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Julia:
    Ah! It's very small.
    Maria:
    Well it's big enough for two people.
    Julia:
    The thing is I want a big sofa with an enormous television opposite.
    Maria:
    With this sofa, Marcus and I will be very close together, because it's very small…
    Julia:
    And a fireplace, I want to have a fireplace.
    Maria:
    What for? It's never cold here. Also, you need a lot of money for that.

    Çeviri

    Julia:
    Ah! Çok küçük.
    Maria:
    Aslında iki kişi için yeterli büyüklükte.
    Julia:
    Sorun şu ki karşısında kocaman bir televizyon olan büyük bir kanepe istiyorum.
    Maria:
    Bu kanepe ile, Marcos ile ben birbirimize çok yakın olacağız, çünkü o çok küçük…
    Julia:
    Ve bir şömine, bir şömine istiyorum.
    Maria:
    Ne için? Burası hiç bir zaman soğuk değil. Ayrıca, bunun için çok paraya ihtiyacın var.
  3. YaRqısıZ-iNfaZ

    YaRqısıZ-iNfaZ Üye

    Katılım:
    22 Ekim 2011
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    :)

    Güzel olmuş

    Ekli Dosyalar:

  4. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Boss:
    You are late again!
    Thomas:
    I am sorry. The traffic was bad this morning.
    Boss:
    You always say the traffic is bad. It is never bad when I am coming to work!
    Thomas:
    Yes but I usually take the motorway and there are always lots of cars.
    Boss:
    Why don’t you come by train? It is never very busy and you can often get a seat.
    Thomas:
    I rarely take the train because it is too far from my house….
    Boss:
    Enough excuses! Just be on time tomorrow!

    Çeviri

    Patron:
    Yine geç kaldın!
    Thomas:
    Özür dilerim. Bu sabah trafik çok kötüydü.
    Patron:
    Sen her zaman trafiğin kötü olduğunu söylüyorsun. Ben işe gelirken hiç kötü olmuyor!
    Thomas:
    Evet ama ben genellikle otobanı kullanıyorum ve orada çok fazla araç oluyor.
    Patron:
    Niye treni kullanmıyorsun? Tren hiç kalabalık olmuyor ve sık sık boş koltuk bulabiliyorsun.
    Thomas:
    Ben nadiren treni kullanıyorum çünkü tren evimden çok uzakta…
    Patron:
    Bu kadar bahane yeter! Yarın zamanında gel!
  5. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Christina:
    At last it's spring! Good weather's here.
    Julia:
    The cold has finished and the allergies start…
    Christina:
    Do you have allergies?
    Julia:
    Yes, in spring I can't stop sneezing.
    Christina:
    That's horrible.
    Julia:
    Yes, but I like spring.
    Christina:
    It's the season of love.
    Julia:
    Yes, and also it's close to the summer holidays.

    Çeviri

    Christina:
    Sonunda bahar! İyi hava geldi.
    Julia:
    Soğuk sona erdi ve alerjiler başladı…
    Christina:
    Alerjin mi var?
    Julia:
    Evet, baharda hapşırmadan duramam.
    Christina:
    Bu korkunç.
    Julia:
    Evet, fakat baharı severim.
    Christina:
    Aşkın mevsimidir.
    Julia:
    Evet, ve ayrıca yaz tatilleri de yaklaşır.
  6. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Paul:
    I'm hungry and there's nothing in the fridge!
    Anna:
    OK, let's go shopping.
    Paul:
    We need to make a list. What do we need?
    Anna:
    Everything. Milk, bread, chicken fillets...
    Paul:
    I'm making a cake and I need eggs!
    Anna:
    We need some pasta too.
    Paul:
    Also chocolate, pork chops…
    Anna:
    Do we have money for all this food?!

    Çeviri

    Paul:
    Açım ve buzdolabında hiçbir șey yok!
    Anna:
    Tamam, hadi alıșverișe gidelim.
    Paul:
    Liste yapmamız gerekiyor. Neye ihtiyacımız var?
    Anna:
    Her șeye. Süt, ekmek, tavuk filetoları...
    Paul:
    Ben kek yapıyorum ve yumurtaya ihtiyacım var!
    Anna:
    Makarnaya da ihtiyacımız var.
    Paul:
    Ayrıca çikolata, domuz pirzolası…
    Anna:
    Tüm yiyecekler için paramız var mı?
  7. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Maria:
    Peter, get out of the bathroom right now!
    Peter:
    Coming.
    Maria:
    I need to get into the bathroom.
    Peter:
    Wait a moment, I'm in the shower.
    Maria:
    Open up or I'll be late for work! (Peter finally opens the door)
    Peter:
    I'm done.
    Maria:
    Hurry up I have to put my make-up on.
    Peter:
    Why don't you put your make-up on in your room?

    Çeviri

    Maria:
    Peter, hemen şimdi banyodan çık!
    Peter :
    Geliyorum.
    Maria:
    Banyoya girmem lazım.
    Peter :
    Bir dakika bekle, duştayım.
    Maria:
    Aç yoksa işe geç kalacağım! (Peter sonunda kapıyı açar)
    Peter :
    Bitti.
    Maria:
    Acele et makyaj yapmam lazım.
    Peter :
    Neden makyajı kendi odanda yapmıyorsun?
  8. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Paul:
    Thomas, you always arrive late.
    Thomas:
    I'm sorry…, it's just…
    Paul:
    You always have some excuse. You have to get up earlier.
    Thomas:
    My alarm clock rings at 7 am.
    Paul:
    What time do you get up?
    Thomas:
    I normally get up at 8:00, but today I got up at 8:20.
    Paul:
    At 8:00 you have to be in the office, not in bed.
    Thomas:
    Tomorrow, I'll set my alarm for 6:00.

    Çeviri

    Paul :
    Thomas, her zaman geç geliyorsun.
    Thomas:
    Özür dilerim…, sadece…
    Paul :
    Her zaman bir bahanen var. Daha erken kalkmalısın.
    Thomas:
    Çalar saatim sabah yedide çalar.
    Paul :
    Kaçta kalkıyorsun?
    Thomas:
    Normalde 8.00'de kalkarım, fakat bugün 8.20'de kalktım.
    Paul :
    8:00'de ofiste olman gerekiyor yatakta değil.
    Thomas:
    Yarın alarmımı 6:00'ya kurarım.
  9. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Marc:
    Good morning, darling! I've made scrambled eggs for breakfast!
    Julia:
    What? Do you know I'm on a diet?
    Marc:
    But, don't you feel like some eggs?
    Julia:
    Of course I do, but they make you fat.
    Marc:
    Well if you want, I can prepare a coffee and toast.
    Julia:
    Let me think…Well today is Sunday…, so let's try them.
    Marc:
    Perfect! After breakfast, we can go for a walk.

    Çeviri

    Marc :
    Günaydın, hayatım! Kahvaltı için sahanda yumurta yaptım!
    Julia :
    Ne? Diyette olduğumu bilmiyor musun?
    Marc :
    Fakat, biraz yumurta istemez misin?
    Julia :
    Tabi ki isterim, fakat onlar seni şişman yapıyor.
    Marc :
    Peki eğer istersen, kahve ve tost hazırlayabilirim.
    Julia :
    Bir düşüneyim…Peki bugün pazar…, öyleyse onları deneyelim.
    Marc :
    Mükemmel! Kahvaltıdan sonra, yürüyüşe gidebiliriz.
  10. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Wife:
    This flat is becoming too small for all of us.
    Husband:
    Yes, it is, but flats are too expensive…
    Wife:
    I'd like to live in a duplex flat or a terraced house…
    Husband:
    I prefer a bright attic in the city centre…
    Wife:
    And, what about a country house as a temporary residence?
    Husband:
    That sounds great, but, don't you think we should look at prices before we talk?
    Wife:
    So, we'd better think about renovating the house.

    Çeviri

    Karı:
    Bu daire hepimiz için küçük kalmaya başlıyor.
    Koca:
    Evet, fakat daireler çok pahalı…
    Karı:
    Ben dubleks bir daire veya teraslı bir evde yaşamak isterdim…
    Koca:
    Şehir merkezinde ferah bir tavan arası tercih ederdim …
    Karı:
    Ve, geçici bir konut olarak sayfiye evine ne dersin?
    Koca:
    Harika bir fikir, fakat, konuşmadan önce fiyatlara bakmamız gerektiğini düşünmüyor musun?
    Karı:
    O zaman, evi restore etmeyi düşünsek iyi olur.

Sayfayı Paylaş