İngiLizCe ŞiirLer - TürkÇe TercümeLeriyLe BirLikte..

Konu 'İngilizce 11. Sınıf' bölümünde S. Moderatör Uğur tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36

    I WOULDN’T LIKE TO BE WITHOUT YOU

    I wouldn’t like the world if given
    If crowns and thrones **re promised,
    I wouldn’t like to stay without you and quiet
    It is not so easy to desert you
    I wouldn’t like it, wouldn’t like to be without you.

    SENSİZ OLMAK İSTEMEM

    İstemem dünyaları verseler
    Taçlar, tahtlar vaat etseler
    Kalmak istemem tek başıma sensiz, sessiz
    O kadar kolay değil senden vazgeçmek
    Istemem, sensiz olmak istemem.

    Yazan: Serdar Yıldırım
    ELEPHANT BOY - Hazır

    An African Negro Boy
    Had been a magician’s apprentice
    Had changed himself into an elephant
    Instead of changing an elephant into human

    While he had been walking,
    In the fields and mountains
    A huge thorn had pricked his foot
    The elephant had felt too much pain

    He had asked the lion, the tiger, the eagle
    The fox, the wolf, the owl
    The rabbit for ****
    Whoever had seen the elephant had run away.


    Mourning and crying
    The elephant had returned to his village
    His mother, father, uncle
    Had escaped from the elephant with childish voice.

    But brave Toro
    Moro’s friend
    Hadn’t known what fear had been
    Had pulled the thorn out.

    Moro had been an elephant forever
    Hadn’t left Toro
    Their story had become
    Legendary in the world.

    FİL ÇOCUK

    Afrikalı bir zenci çocuk
    Büyücü çırağıymış
    Fili insan yapayım darken
    Kendini fil yapmış

    Dağlarda, bayırlarda
    Gezerken ayağına
    Kocaman bir diken batmış
    Filin canı çok acımış

    Aslandan, kaplandan, kartaldan
    Tilkiden, kurttan, baykuştan
    Tavşandan yardım istemiş
    Fili gören korkup kaçmış

    Fil ağlana, sızlana
    Köyüne geri dönmüş
    Anası, babası, amcası
    Çocuk sesli filden kaçmış

    Fakat cesur Toro
    Moro’nun arkadaşı
    Korku nedir bilmezmiş
    Dikeni çekip çıkarmış

    Moro hep fil kalmış
    Toro’dan ayrılmamış
    Onların öyküleri
    Dünyada destanlaşmış.

    Yazan: Serdar Yıldırım

  2. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    YOU ARE THE ONE

    The stars had hung to the sky’s roof
    As if they had been a glimmering candle light
    The trees had come out from the earth’s deep heart,
    Had got the cradle to wag with untimely wind.

    You’ve been in my heart with your endless love for months
    You must know how much I love you
    Don’t care about nonsensical words, let strangers talk
    Loving hearts are making the lover live with love

    You are the one for me, I am ¤¤¤¤ of longing
    Come to me baby, make my expectancy end
    Have such a great love that astonishes me
    Let the sunshine become dull near your love.

    Written by: Serdar Yıldırım

    BİR TEK SEN VARSIN

    Yıldızlar gökyüzünün tavanına asılmış
    Ansızın yanıp sönen birer mum ışığı
    Ağaçlar toprağın kara bağrından fırlamış
    Zamansız rüzgarlarla sallatırlar beşiği

    Doyumsuz aşkınla aylar var ki kalbimdesin
    Seni ne kadar çok sevdiğimi bilmelisin
    Boş sözlere aldırma eller ne derse desin
    Seven kalpler yaşatacak aşklarla aşığı

    Bir tek sen varsın benim için özlem doluyum
    Beklentim son bulsun artık bana gel bebeğim
    Öyle büyük olsun ki aşkın hayret edeyim
    Aşkın yanında sönük kalsın güneş ışığı

    Yazan: Serdar Yıldırım
    YOU TO YOUR WAY, I TO MINE

    You and me,
    How wonderful days had ** lived
    Knowing that those days wouldn’t last
    A nice friendship during a few-**eks-holiday
    During the moonlit nights, under the trees
    In the arms of loneliness ** would chat

    About richness, poverty, happiness, unhappiness
    Fortune, misery for long hours
    Perhaps ** had found its remedy
    Now our ways are separated
    You to your way, I to mine

    What would happen if there **re seas, high mountains?
    Since your name is carved on my heart, don’t think I’ll forget about you
    Goodbye my sympathetic ear, goodbye my friend
    ** might meet somewhere one day
    ** would talk about the past and future
    Goodbye my sympathetic ear, goodbye my friend.

    Written by: Serdar Yıldırım

    SEN YOLUNA BEN YOLUMA

    Seninle ben,
    Ne kadar güzel günler yaşamıştık birlikte
    Bilirdik ki bu günlerin yarınları olmayacak
    Birkaç haftalık tatilde dostça bir arkadaşlık
    Mehtaplı gecelerde, ağaçların altında
    Yalnızlığın kollarında sohbet ederdik

    Zenginlikten, yoksulluktan, mutluluktan, mutsuzluktan
    Servetten, sefaletten uzun uzun konuşmuştuk
    Belki de çaresini bulmuştuk
    Şimdi burada bizim yollarımız ayrılıyor
    Sen yoluna, ben yoluma

    Aramızda derya deniz, yüce dağlar olsa n’olur?
    Unuturum sanma sakın, ismin kalbimde yazılı
    Güle güle dert ortağım, güle güle arkadaşım
    Belki bir gün bir yerlerde karşılaşırız seninle
    Eski günleri anarız, gelecekten bahsederiz
    Güle güle dert ortağım, güle güle arkadaşım.

    Yazan: Serdar Yıldırım

  3. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    LITTLE CHILD

    With pearls in his eyes and pain in his heart
    The little child is crying being lost in darkness
    You mightn’t have a house or parents
    You mightn’t have anybody, you might have been scorned
    Whatever happens and happens
    The time and the days will pass
    One day might come and you might be consoled little child.

    With pearls in his eyes and pain in his heart
    The little child is crying being lost in darkness
    You’d had various troubles making you get lost
    Strangers had taken the little money you deserve
    Whatever happens and happens
    The time and the days will pass
    One day might come and you might be consoled little child.

    KÜÇÜK ÇOCUK

    Gözlerinde inci, yüreğinde sancı
    Karanlıkta kaybolmuş ağlıyor küçük çocuk
    Belki evin yokmuş senin, anan-baban yokmuş senin
    Kimselerin yokmuş senin, belki seni hor görmüşler
    Ne olursa olsun, olsun, ne olursa olsun
    Zaman akıp gidecek, günler gelip geçecek
    Belki bir gün gelecek teselliyi bulacaksın küçük çocuk.

    Gözlerinde inci, yüreğinde sancı
    Karanlıkta kaybolmuş ağlıyor küçük çocuk
    Türlü türlü derdin varmış, dertler seni senden çalmış
    Hakkın olan üç kuruşu o yabancı eller almış
    Ne olursa olsun, olsun, ne olursa olsun
    Zaman akıp gidecek, günler gelip geçecek
    Belki bir gün gelecek teselliyi bulacaksın küçük çocuk.

    Yazan: Serdar Yıldırım
    THE OLD MAN’S TEARS

    Once upon a time I had watched a play somewhere
    There was a curled old man in that play
    **aring ragged clothes
    Having meaningless glance in his eyes
    Being too old, having no energy left, and being deserted,
    Left alone, having lived nothing

    His tears had neither stopped nor finished
    He had so much trouble that hadn’t ever finished
    Breathing was his profit, living was his only ambition
    Having played the greatest tragedy in the world
    On the life stage without curtains
    He had passed on, do you have a clue?

    YAŞLI ADAMIN GÖZYAŞLARI

    Yıllar önce bir yerlerde bir oyun seyretmiştim
    Bu oyunda iki büklüm yaşlı bir adam vardı
    Yırtık pırtık elbise vardı üstünde
    Anlamsız bakışlar vardı gözünde
    Yaşı geçmiş, işi bitmiş, terk edilmiş
    Yalnız kalmış, yaşamamış ihtiyarın

    Yaşlı adamın gözyaşları durup dinmek bilmezdi
    Dertler ne kadar fazla bitip tükenmek bilmezdi
    Nefes almak kazancıydı, yaşamak tek amacıydı
    Perdesi olmayan bu hayat sahnesinde
    Dünyanın en acıklı oyununu oynadı
    Göçtü gitti aramızdan, haberin var mı?

    Yazan: Serdar Yıldırım

  4. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    WHY FALLING IN LOVE WİTHOUT BEING LOVED?

    If eyes see, heart likes and falls in love
    The passion to meet lights fire
    Reality and dream get mixed into each other
    One moment comes and arched eyebrows are frowned.

    He had loved a lot of beautiful ones without being loved
    He knows that there is no remedy for this trouble
    The lover also bears the trouble
    Why falling in love without being loved?

    Days ¤¤¤¤ of hope and expectation
    Passed with happiness and grief
    ** had tried hard but too hard
    But couldn’t ans**r the riddle called love.

    AŞIK OLUP SEVİLMEMEK NEDENDİR?

    Göz görse, gönül sever, aşık olur
    Kavuşmak tutkusu bir ateş yakar
    Hayal, gerçek birbirine karışır
    Bir an gelir hilal kaşlar çatılır.

    Çok güzeller sevmiş, seveni olmaz
    Bilir ki, bu derde çare bulunmaz
    Seven aşık dert yükünü çeker de
    Aşık olup sevilmemek nedendir?

    Umutlar, ümitlerle dolu günler
    Sevinçler, kederlerle geçti günler
    Çok ama pek çok uğraştık yine de
    Aşk denen bilmeceyi çözemedik.

    Yazan: Serdar Yıldırım
    YEARS HAVE PASSED SINCE SPLITTING UP

    Years have passed since splitting up, who knows where you are?
    I could do anything to see you and hear your voice
    Your jetblack eyes, your wavy hair are unforgettable
    Never think you’ve been forgotten, you’re always on my mind without being forgotten.

    Your memory had stayed somewhere deep in my heart
    The oppressive years had pulled you away from me
    Noone has said “I love you” except you
    Noone has known our love except us
    I am left alone and our love has become a song
    I have been thinking of you with this song.

    Written by: Serdar Yıldırım

    AYRILALI YILLAR OLDU

    Ayrılalı yıllar oldu, şimdi sen kimbilir nerelerdesin?
    Seni görebilmek için, sesini duyabilmek için neler vermezdim
    Simsiyah gözlerini, dalga dalga saçlarını unutmak mümkün değil
    Unutuldum sanma, her zaman aklımdasın unutulmuş değilsin.

    Kalbimin bir köşesinde hatıran kalmış
    O zalim yıllar seni benden çekip almış
    Bana senden başkası seviyorum demedi
    Aşkımızı bizden başka kimse bilmedi
    Sensiz kaldım aşkımız bir şarkı oldu
    Yıllardır ben bu şarkıyla seni anarım.

    Yazan: Serdar Yıldırım


  5. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    THE KANGAROO WITHOUT ITS CHILD

    A kangaroo hadn’t been able to have a baby
    It had adopted a rabbit and had put it into its bag
    The kangaroo had been happy and so had the rabbit
    But the others had been angry so,

    They had made a plan to get rid of the rabbit
    They had kidnapped the rabbit while sleeping
    The kangaroo had seen her empty bag when she had woken up
    She had been shocked and sorry

    And had made an arrangement with the poisonous snake
    In the bag had been the snake and the kangaroo among the others
    Being afraid of the snake the others had given the rabbit back
    And they had said that that was a plan in a plan.

    YAVRUSU OLMAYAN KANGURU

    Kangurunun birinin yavrusu olmazmış
    Bir tavşanı evlat edinip torbasına koymuş
    Kanguru memnun, tavşan mutlu
    Ama diğer kangurular kızgınmışlar.

    Tavşandan kurtulmak için, bir plan yapmışlar
    Onlar uykudayken tavşanı kaçırmışlar
    Kanguru uyanınca bakmış torbası boş
    Şaşırmış kalmış buna olmuş içi bir hoş.

    Kanguru zehirli yılanla anlaşma yapmış
    Torbada yılan, kanguru kangurular arasında
    Yılandan korkan kangurular tavşanı geri vermişler
    Plan plan içinde böyle olur demişler.

    Yazan: Serdar Yıldırım
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş