inkilap soruları

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 11. Sınıf' bölümünde asimelek tarafından paylaşıldı.

  1. asimelek

    asimelek Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2008
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    6

    1.20 ocak 1921anayasasının en önemli özelliri nelerdir.
    2.tbmm'ye karşı anadoluda çıkan ayaklanmaların nedenleri nelerdir.
    3.kuva-i inzibatiye nedir?anlamını açıklayıp hangi amaçla kimler tarafından oluştırulduğunu belirtiniz.
    4.tbmm ayaklanmalar karşısında ne gibi tedbirler almıştır.
    5.çerkez ethemin milli mücadeledeki rolünü belirtiniz.
  2. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    1921 ANAYASASI VE ÖZELLİKLERİ (TEŞKİLAT-I ESASİYE)

    (20 Ocak 1921)



    (Teşkilat – Esasiye Kanunu) : 20.01.1921- TBMM kabul etti. 24 maddedir. Yeni Türk devletinin temellerinin atıldığı açıklanmıştır. Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir. (Milli egemenlik) Monarşik yapı son buldu. Meclis Hükümeti sistemi var. TBMM Kurucu iktidar. TC yi TBMM yönetir.



    1. Yasama, yürütme ve yargı güçleri TBMM’de toplanmıştır. (Güçler birliği)

    2. Milli egemenlik ilkesinin kabul edildiği ilk anayasadır.

    3. Türk tarihinin en kısa süreli anayasasıdır.

    4. TBMM Başkanı aynı zamanda Devlet Başkanı’dır.

    5. İlk ve tek yumuşak (kolay değiştirilebilir) anayasadır.

    6. Kuvvetler birliği ilkesini benimsemiştir.

    7. Hükümet, seçtiği vekiller tarafından yönetilir.

    8. Seçimler iki yılda bir yapılır.
  3. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    TBMM'YE KARŞI ÇIKAN AYAKLANMALAR

    Nedenleri:

    İstanbul Hükümeti'nin TBMM aleyhine yayınladığı fetva.

    M.Kemal ve arkadaşlarının gıyabî olarak idam istemiyle yargılanmaları.

    İstanbul Hükümeti'nin Anadolu üzerinde otorite kurmak istemesi.

    İstanbul Hükümeti'nin Milli Mücadele'yi İttihatçı ve Bolşevik olarak nitelendirmesi.

    İtilaf Devletleri'nin Milli Mücadele'nin Padişah ve Halifeye karşı yapıldığı şeklindeki propagandaları.

    İngilizler'in boğazların iki tarafında da tampon bölge oluşturmak istemeleri.

    Asker kaçaklarının otorite boşluğundan yararlanmak istemeleri.

    Bazı kişilerin manda ve himaye istemesi.

    Azınlıkların işgallerden yararlanarak bağımsız devlet kurma çabaları.

    Kuva-yı Milliye birliklerinin disiplinsiz hareketleri.

    Bazı Kuva-yı Milliye birliklerinin Düzenli Ordu'ya katılmak istememeleri.



    A)İstanbul Hükümeti'nin Neden Olduğu Ayaklanmalar


    1) Anzavur Ayaklanması

    Jandarma emeklisi Binbaşı Ahmet Anzavur tarafından çıkarılmıştır.

    Balıkesir, Biga, Gönen, Manyas ve Susurluk çevresinde yayılmıştır.

    Ayaklanmayı Çerkez Ethem bastırmıştır.

    2) Kuva-yı İnzibatiye (Halifelik Ordusu) Ayaklanması

    Kuva-yı Milliye'ye karşı İngilizler'in yardımları ile kurulmuştur.

    İzmit ve Geyve çevresinde etkili olmuştur.

    Ayaklanma Ali Fuat Paşa tarafından bastırılmıştır.

    Kuva-yı İnzibatiye birliklerinin bir kısmı Kuva-yı Milliye'ye katılmıştır.



    B)İstanbul Hükümeti ve İşgalci Devletlerin Kışkırtmaları İle Çıkarılan Ayaklanmalar Ayaklanmalar



    1) Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı Ayaklanmaları

    Boğazların kontrolünü sağlamak için İngilizler'in desteği ile çıkarılmıştır.

    Ayaklanma, Çerkez Ethem’in yardımları ile Ali Fuat Paşa ve Refet Bey tarafından bastırılmıştır.

    2) Yozgat Yenihan Ayaklanması

    Osmanlı Hanedanı'na bağlı ayanlardan olan Çapanoğulları Yozgat'ta, Aynacıoğulları ise Zile'de ayaklanmışlardır.

    Çerkez Ethem ayaklanmayı bastırmaya çalışmış, ancak Yunan ilerleyişi başladığından Batı Cephesi'ne geri çağrılmıştır.

    Yıl sonunda ayaklanma merkezden gönderilen güçler tarafından bastırılmıştır.

    3) Afyon Ayaklanması

    Yunanlar'ın kışkırtması sonucu Çopur Musa Afyon'da "Din elden gidiyor" diyerek ayaklanmıştır.

    Kuva-yı Milliye güçleri ayaklanmayı bastırmıştır.

    4) Konya Ayaklanması

    Delibaş Mehmet, hükümet binasını basmış ve binaya el koymuştur.

    Milli güçler tarafından ayaklanma bastırılmıştır (22 Kasım 1920).

    5) Milli Aşiret Ayaklanması

    Urfa Viranşehir'de Fransızlar'ın kışkırtmaları sonucu ayaklanmışlardır.

    Ayaklanma Kuva-yı Milliye tarafından bastırılmıştır.

    6) Ali Batı Ayaklanması : Midyat ve Nusaybin çevresinde çıkmıştır.

    7) Şeyh Eşref Ayaklanması : Bayburt'ta çıkmıştır.

    8) Koçkiri Ayaklanması : Erzincan, Zara ve Koçkiri çevresinde çıkmıştır.

    9) Cemil Çeto Ayaklanması : Garzan ve çevresinde çıkmıştır.



    C)Azınlıkların Çıkardığı Ayaklanmalar



    1) Rum Ayaklanmaları

    Rumlar, Trabzon'da Pontus Rum Devleti'ni kurma düşüncesiyle ayaklanmışlardır.

    İngilizler tarafından desteklenmiştir.

    Kurtuluş Savaşı boyunca en uzun süren ayaklanma, Pontus Rum ayaklanmasıdır.

    Ayaklanma Şubat 1923'te bastırılabilmiştir.

    2) Ermeni Ayaklanmaları

    Fransızlar'ın desteği ile Ermeni İntikam Alayı Adana ve çevresinde katliamlar yapmıştır.

    Ayaklanma Güneydoğu Anadolu'ya yayılmıştır.

    Milli Mücadele'nin kazanılması ile ayaklanmalar bastırılmıştır.



    D)Kuva-yı Milliye Taraftarı Olup Sonradan Ayaklananlar



    1) Demirci Mehmet Efe Ayaklanması

    Denizli, Burdur, Dinar ve Çal çevresinde çıkmıştır.

    Ayaklanmayı I.İnönü savaşından önce Refet Bey bastırmıştır (30 Aralık 1920).

    2) Çerkez Ethem Ayaklanması

    Kütahya, Gediz ve Demirci çevresinde çıkmıştır.

    Çerkez Ethem, I.İnönü Savaşı sırasında Düzenli Ordu'ya saldırmıştır.

    I.İnönü Savaşı'ndan sonra ayaklanma bastırılmıştır (24 Ocak 1921).

    Çerkez Ethem ve arkadaşları Yunanlar'a sığınmıştır.




    TBMM'NİN AYAKLANMALARA KARŞI ALDIĞI ÖNLEMLER

    Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarılmıştır (29 Nisan 1920).

    İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur (11 Eylül 1920).

    İstanbul Hükümeti ile tüm ilişkiler kesilmiş, İstanbul'dan gelen evraklar geri gönderilmiş, İstanbul Hükümeti'nin yaptığı her türlü iş yok sayılmıştır.

    Düzenli Ordu kurularak Kuva-yı Milliye birlikleri kaldırılmıştır.

    İstanbul Hükümeti'nin çıkardığı fetvaya karşılık, Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi tarafından karşı fetva yazılarak Milli Mücadele'nin haklılığı halka duyurulmuştur.



    Ayaklanmaların Sonuçları:



    Kurtuluş Savaşı uzamıştır.

    Milli Mücadele'nin kazanılması gecikmiştir.

    Yunanlar, Anadolu'da ilerleme fırsatı bulmuştur.

    Boş yere kardeş kanı dökülmüştür.

    TBMM gücünü, ayaklanmaları bastırmak için kullanmıştır.

    TBMM, tüm ayaklanmaları bastırarak Anadolu'da otoriteye hakim olmuştur.



    Not : Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Şeyh Said İsyanı olayıyla ilgili çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu, amaç bakımından birbirine benzer.



    İSTİKLÂL MAHKEMELERİ (11 Eylül 1920)



    Kuruluş Nedeni:

    TBMM'ye karşı ayaklanmaların çıkması.

    Anadolu'da eşkıyaların çoğalması ve iç güvenliği tehdit etmeleri.

    Kuva-yı Milliye birliklerinin düzensiz hareket etmeleri.

    Askerden firar edenlerin artması.

    TBMM'nin tüm yurtta otoriteyi eline almak istemesi.



    Hıyânet-i Vataniye Kanunu kabul edilmiştir (29 Nisan 1920).

    İstiklâl Mahkemeleri kurulmuştur (11 Eylül 1920).



    İstiklâl Mahkemeleri'nin Özellikleri:

    Mahkeme kararlarında temyiz hakkı yoktur.

    Mahkeme üyeleri TBMM üyeleri arasından seçilmiştir.



    İstiklâl Mahkemeleri'nin Yararları:

    Asker kaçakları orduya geri dönmüştür.

    Ayaklanmalar bastırılmıştır.

    İç güvenlik sağlanmıştır.

    Devlet organları işlemeye başlamıştır.

    Vergi ve asker alımları kolaylaşmıştır.



    Not 1: İstiklal Mahkemeleri ilk kez TBMM'ye karşı ayaklanmalar sırasında kurulmuştur.

    Not 2: Tekalif-i Milliye Emirleri'ne karşı çıkmalar başlayınca İstiklal Mahkemeleri yeniden devreye girmiştir.

    Not 3: Şeyh Said İsyanı sırasında İstiklal Mahkemeleri yine işlevini yerine getirmiştir.
  4. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    TBMM'NİN AYAKLANMALARA KARŞI ALDIĞI ÖNLEMLER

    Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarılmıştır (29 Nisan 1920).

    İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur (11 Eylül 1920).

    İstanbul Hükümeti ile tüm ilişkiler kesilmiş, İstanbul'dan gelen evraklar geri gönderilmiş, İstanbul Hükümeti'nin yaptığı her türlü iş yok sayılmıştır.

    Düzenli Ordu kurularak Kuva-yı Milliye birlikleri kaldırılmıştır.

    İstanbul Hükümeti'nin çıkardığı fetvaya karşılık, Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi tarafından karşı fetva yazılarak Milli Mücadele'nin haklılığı halka duyurulmuştur.
  5. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    Kuva-i İnzibatiye ''Hilafet Ordusu'' olarak da bilinir. Kurtuluş Savaşı'nda İstanbul Hükümeti'nin TBMM Hükümeti'ne karşı kurduğu, yarı resmi askeri örgüt. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Sivas Kongresi'nde kurulduktan sonra hızla güçlenmesi ve yeni bir siyasal güç odağı olarak ortaya çıkması İstanbul'u ve Damat Ferit Paşa hükümetini telaşlandırmıştı. El altından desteklenen yerel ayaklanmaların sonuç getirmeyeceği ve Kuva-yı Milliye'yi bastıramayacağı anlaşılınca, düzenli bir askeri gücün oluşturulmasına girişildi. Bu askeri gücün adı 18 Nisan 1920 tarihli kararnamede ''Kuva-yı İnzibatiye'' olarak belirtiliyordu.Aynı kararname, Kuva-yı İnzibatiye'nin görevinin ve amacının Düzce, Hendek, Adapazarı dolaylarında Kuva-yı Milliye'ye karşı ayaklamış olanları desteklemek, bu bölgeleri İstanbul Hükümeti'nin etkisi altına alarak milli kuvvetleri ( Kuva-yı Milliye) etkisizleştirmek olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Örgüt Harbiye ve Dahiliye vekaletlerine bağlı olacak, kolluk kuvvetlerine de yardım edecekti.Kuva-yı İnzibatiye, üç piyade alayı ve bir topçu taburundan oluşan bir tümendi. 4.000 kişilik bir askeri güce dayanan tümenin komutanlığına Süleyman Şefik Paşa atandı. Kuva-yı İnzibatiye, daha kuruluş aşamasında zaafa uğradı. Nisan 1920 sonunda karargahıyla birlikte İzmit'e gelen Süleyman Şefik Paşa, İstanbul Hükümeti'yle beraber hareket eden ve Adapazarı - Düzce yöresinin önde gelen Abhaza beylerinden Ahmet Anzavur'la anlaşmazlığa düştü. İstanbul Hükümeti bu çatışmada açık tutum belirlemedi. Bunun üzerine Süleyman Şefik Paşa zaten derme çatma bir birlik olan Kuva-yı İnzibatiye'nin başından ayrılarak İstanbul'a döndü. Bunun üzerine kendisine mirimiranlık (sivil paşalık) verilen Ahmet Anzavur Kuva-yı İnzibatiye'nin başına getirildi. Kuva-yı İnzibatiye, Kuva-yı Milliye'ye yönelik ilk harekatını Ahmet Anzavur komutasında Adapazarı'nda düzenledi. 10 Mayıs 1920'de kenti işgal eden Anzavur kuvvetleri iki gün sonra da Kandıra'ya girdi.Amaç Geyve Boğazı'nı aşarak Eskişehir yolunu açmaktı.15 ve 17 Mayıs'ta Geyve'ye üst üste iki saldırı düzenleyen Anzavur, Ali Fuad Paşa komutasındaki 20. Kolordu birlikleri karşısında yenilgiye uğradı ve Adapazarı'na çekilmek zorunda kaldı.20. Kolordu birlikleri 23 Mayıs'ta bir karşı saldırı düzenleyerek Adapazarı ve Sapanca'yı Kuva-yı İnzibatiye'nin elinden aldı. 14 Haziran'da yeni bir saldırı düzenleyen Kuva-yi İnzibatiye gene yenilgiye uğradı. Bunun üzerine İstanbul Hükümeti Kuva-yı İnzibatiye'nin başarısızlığını kabul ederek İstanbul'a çekilmesini kararlaştırdı. 25 Haziran 1920'de de Kuva-yı İnzibatiye'nin kaldırıldığı, birliğe bağlı askerlerin terhis edildiği açıklandı.
  6. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    Çerkez Ethem'in milli mücadeledeki rolü

    Çerkez Ethem Yunan Ordusuna Sığınıyor

    Ocak 1921, Kütahya civarı

    Çözülmekte olan bir devlet sisteminin yerine bir yenisi doğarken ve bu arada esas olarak halkın gönüllü katılımına dayanan yeni bir askeri örgütlenme biçimlenirken geçmişin profesyonel kadroları dışında yeni askeri önderler ortaya çıkar. Henüz düzenli ordunun olmadığı veya varolan askeri kuvvetlerin bu tür bir örgütlenme modeline ulaşmadığı koşullarda ancak bir gerilla mücadelesinden söz edilebilir.

    Daha önce askerlikle profesyonel bir ilişkisi olmamasına karşın doğal askeri yetenekleri ve cesaretleriyle sivrilerek gerillalara komuta eden bu yeni askeri önderlerin kaderi bir noktada yol ayrımına gelir; ya kendilerinin yönetimindeki birlikler düzenli birliklere dönüşerek yeni devletin askeri liderleri durumuna gelirler, ya kendi dışlarındaki bir takım odakların inisiyatifiyle örgütlenmesini tamamlayan düzenli birliklere katılarak onların bir parçası olurlar, ya da çözülmekte olan devletin yanı sıra doğmakta olan yeni devlete de isyan edip, güçleri yeterse 'kahraman' yetmezse de 'hain' olarak tarihe geçerler!

    Hiç kuşkusuz bu yol ayrımında tutulacak yolun sonunu ve dolayısıyla tarih tarafından nasıl anılacaklarını belirleyen şey kendi yetenek ve cesaretlerinden önce toplumsal koşullardır. Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde de olsa çıkarlarını savundukları sınıfların tarihsel olarak sahip oldukları güç ve örgütlenme düzeyidir.

    1919-1922 yılları arasında Türkiye'deki milli mücadele gelişirken Osmanlı devleti dağılıyor ve yerine "millete dayandığını", siyasal meşruiyet kaynağının millet olduğunu söyleyen yeni bir devlet sistemi adım adım kuruluyordu. İşte daha bu sürecin başlarında, henüz Ankara'daki yeni merkezin elinde ciddi bir askeri kuvvet olmadığı sıralarda Batı Anadolu'daki Yunan işgaline karşı ortaya çıkan "milli direniş" bir yandan Ege'deki efelerin çetelerinde, bir yandan da Çerkez Ethem'in kuvvetlerinde ifadesini bulacaktı. Bunlar milli mücadelenin gerilla örgütlenmesiydi.

    Bandırmalı bir Çerkez ailesinin üç çocuğunun en küçüğü olan Ethem, Birinci Dünya Savaşı sırasında orduya katılmış ve ancak başçavuşluğa kadar yükselebilmişti. Mütarekeden sonra köyüne dönen Ethem'in ağabeyleri Tevfik ve Reşit de orduda subaydı. Yunan işgalinin ardından harekete geçen Ethem önce eski İzmir Valisi Rahmi'nin oğlunu kaçırarak 50 bin lira fidye almış ve daha sonra da civardan 300 kişilik bir müfreze örgütleyerek Yunan kuvvetlerine karşı mücadeleye girişmişti.

    Salihli cephesinde Yunan askeri birliklerine karşı düzenlediği gerilla saldırılarıyla kısa sürede ünlenen Çerkez Ethem'in emrindeki kuvvetlerin sayısı da giderek artacak ve süreç içinde Kütahya ve havalisine egemen duruma gelirken "Kuvvayı Seyyare Umum Kumandanı" olacaktı.

    Henüz Ankara'nın yeni bir iktidar merkezi olarak kendini kabul ettirmediği ve emrinde de önemli bir askeri kuvvet bulunmadığı 1920 yılının başlarında Batı Anadolu'da en önemli kuvvet Çerkez Ethem'di. Nitekim Ankara'daki harekete karşı gelişmeye başlayan yerel isyanların birçoğu Çerkez Ethem tarafından bastırılmıştı. İlk olarak 16 Şubat 1920'de Balıkesir taraflarında İkinci Anzavur isyanını bastıran Çerkez Ethem'in Kuvvayı Seyyare'si ardından Geyve, Adapazarı, Düzce ve Bolu bölgesindeki tüm isyanları bastıracaktı.

    Bu isyanları gerilla birlikleri niteliğindeki Kuvvayı Seyyare'nin bastırabilmesi ve bu arada saflarını genişletmesi anlaşılır bir durumdu. Çünkü bu birlikler gönüllü savaşçılardan oluşuyor, uzun yıllardır süren savaşlar sonucunda halkta subaylara ve düzenli orduya karşı oluşan tepkiyi çekmiyor ve sahip oldukları olanaklar -giyim-kuşam, yiyecek, içecek- açısından da sefalet içindeki yoksul kitlelere cazip geliyordu. Dağınık durumdaki düzenli ordu askerleriyle karşılaştırıldığında Kuvvayı Seyyare çok daha iyi donatılmış durumdaydı.

    Ordudaki askeri disiplin ve hiyerarşinin yol açtığı baskı ve eziyetten de uzak olan bu kuvvetlere halktan insanların katılımı mümkün oluyordu. Birçok yerdeki isyancılar karşılarında düzenli ordu askerlerini değil de aslında aynen kendileri gibi olan müfrezeleri gördüklerinde kolayca onların safına geçebiliyorlardı.

    Zaten birçok yerde de isyanların elebaşılarını cezalandırdıktan sonra geri kalanlara hoş görüyle yaklaşılıyordu. Bu arada yöredeki zenginlerden, eşraftan alınan haraçlar bir adalet duygusuna da hitap ediyor ve yoksulların Kuvvayı Seyyare'ye daha farklı gözle bakmasında önemli bir rol oynuyordu.

    1920 yılında Şubat'tan Mayıs'a kadar Marmara ve Ege bölgesindeki isyanlarla uğraşan ve tümünü de bastıran Çerkez Ethem ve kuvvetlerine Haziran ayında Yozgat yolları göründü. Çünkü Yozgat'ta isyan eden Çapanoğulları şehri ele geçirmişti ve yeni katılımlarla hareket bölgede yayılıyordu. Yozgat bölgesindeki isyanı bastırmak üzere Meclis tarafından Ankara'ya davet edilen Çerkez Ethem, Mustafa Kemal Paşa da dahil olmak üzere o sırada Ankara'da bulunan milli mücadelenin önder kadrosuna yukarıdan bakıyordu. Çünkü silahlı kuvvet kendisindeydi ve anlı-şanlı paşaların emrinde henüz pek bir kuvvet yoktu.

    Zaten bunun için Ege'de Yunan kuvvetleri karşısında bulunan Kuvvayı Seyyare Ankara'nın doğusundaki isyanı bastırmak için çağrılmıştı. Nitekim Yozgat'a geçerken Ankara'daki paşalarla -Mustafa Kemal, Fevzi, İsmet, Refet- yapılan görüşmelerde eski başçavuş, yeni gerilla komutanı Ethem bir hayli sert eleştirilerde bulunacak ve paşalar bunu unutmayacaktı!

    Yozgat isyanını da kısa sürede bastıran Çerkez Ethem asilerin bir bölümünü de kuvvetlerine katarak Ankara'ya döndü. İsyanın sorumlularının yargılanması için kurduğu mahkemede Ankara Valisi Yahya Galip'in de yargılanmasını istedi. Çünkü Yahya Galip, Çapanoğulları ile işbirliği yapmış, Kuvvayı Seyyare'nin üzerlerine geldiğini önceden bildirmişti.

    Bu durum açığa çıkınca da valinin yargılanması gerekliydi ve cezasının ölüm olacağı da açıktı. Ancak aynı zamanda Mustafa Kemal'in yakınlarından olan Yahya Galip'in Çerkez Ethem'in "halk mahkemesi" tarafından yargılanmasına Ankara izin vermedi. Sadece valilik görevinden alarak olayı geçiştirmeye çalıştılar.

    Bunun üzerine öfkelenen Çerkez Ethem'in Ankara'ya geldiğinde "Büyük Millet Meclisi Reisini Meclisin kapısında asacağım" dediği rivayet olunur. Ayrıca Miralay Refet Bey'in de isyanın bastırılmasında hiçbir katkısı olmadığı gibi, kendisi savaşırken Çorum'da saklandığını ileri süren Ethem onu da mahkemeye sevk etti ama sonra araya girenlerce sorun çözümlendi.

    Yozgat isyanının bastırılmasıyla birlikte iyice ünlenen ve hatta Meclis tarafından kendisine "milli kahraman" unvanı verilen Ethem, Temmuz ortasında Ankara'ya döndüğünde Mustafa Kemal Paşa Ankara'da bulunmamayı tercih edecekti. Garp Cephesi'ndeki durumu yerinde görmek üzere Ankara'dan ayrılarak Eskişehir'e giden Mustafa Kemal Paşa o sıralarda Ethem'le karşılaşmak istemedi.

    Ethem Eskişehir'e geldiğinde ise Mustafa Kemal Afyon'a geçmişti. Böylece Ankara ile birlikte hareket eden en önemli gerilla komutanı ile Millet Meclisi Reisi o günlerde köşe kapmaca oynarken varolan gerginliğin azalması için de gereken zaman kazanılmış oldu.

    1920 yazında ününün ve gücünün doruğunda bulunan Çerkez Ethem'e milli mücadelenin önderliğini üstlenen kadronun uzun süre tahammül etmesi pek mümkün değildi. İşgal ettiği alanı genişleterek ilerlemeye devam eden Yunan ordusunun ancak düzenli bir orduyla durdurulabileceği görüşüyle varolan askeri kuvvetlerin hızla yeniden örgütlenmesini ve tam anlamıyla bir milli orduya dönüşmesini savunan Ankara'daki paşalar Çerkez Ethem'in direnişiyle karşı karşıya geldiler.

    Aslında olayların gelişimi içinde böylesi bir yol ayrımına gelinmesi kaçınılmazdı. Ankara'daki paşalara güvenmemekle birlikte aralarında bir iktidar mücadelesinin de gelişmekte olduğunu gören Çerkez Ethem, kuvvetlerinin düzenli ordu birliklerine dönüşmesine de, kendisinin ve adamlarının paşaların komutası altına girmesine de karşı çıktı.

    Bu güçlü gerilla liderini imha etmeden askeri otorite olunamayacağını gören Mustafa Kemal de Yunan kuvvetleriyle ciddi bir çarpışma öncesinde Kuvvayı Seyyare'nin dağıtılmasını zorunlu görüyordu. Nitekim sorunun barışçı yollardan çözümü için yapılan bir dizi görüşme ve tartışmanın ardından Mustafa Kemal 27 Aralık 1920'de Garp Cephesi Komutanlığına Çerkez Ethem'in kuvvetlerinin imha edilmesini emretti.

    Artık bir tür iç savaş başlayacaktı ve bir ay kadar süren bu savaşın başlangıcında Çerkez Ethem'in kuvvetleri yaklaşık 5 bin kişi, düzenli ordu birlikleri de 15 bin kişiydi. Çeşitli çarpışmalar sonucunda Kuvvayı Seyyare yenilgiye uğradı. Milli mücadelenin başlangıcında çok önemli bir rol oynayan, Büyük Millet Meclisi tarafından "kahraman" ilan edilen, Yunan ordusuna karşı ilk önemli direnişi örgütleyen Çerkez Ethem sonuçta Yunan ordusuna sığınmaktan başka çare bulamadı.

    Çoğunluğu Çerkezlerden oluşan kuvvetlerinin yarısına yakınıyla birlikte 26 Ocak 1921'de Yunanlılara teslim olurken, diğer yarısı ise Ankara'nın çağrısına olumlu yanıt vererek düzenli ordunun saflarına katıldı.

    Nazım Hikmet 'Kuvayı Milliye Destanı'nda; "Ve 29 Aralık Kütahya/ 4 top/ ve 1800 atlı bir ihanet/ yani Çerkez Ethem/ bir gece vakti/ kilim ve halı yüklü katırları/ koyun ve sığır sürülerini önüne katıp/ düşmana geçti/ Yürekleri karanlık/ kemerleri ve kamçıları gümüşlüydü/ atları ve kendileri semizdiler.../ Ateşi ve ihaneti gördük" diye yazacaktır ama Çerkez Ethem'in tasfiyesinden iki gün sonra, 28 Ocak'ı 29 Ocak'a bağlayan gece Mustafa Suphi ve arkadaşlarının da topluca bıçaklanarak Karadeniz'in sularına gömülmesini acaba basit bir rastlantı olarak mı görmektedir?

    Çerkez Ethem'in ünlü Yeşilordu ile bağlantıları nedeniyle Bolşevizme eğilim gösterdiği iddiaları varsa da bunların pek ciddiye alınabilmesi mümkün değildir. Ama aynı zamanda Kuvvayı Seyyare'nin bir halk örgütlenmesi, asıl örgütleyici çekirdeği ve gücü etnik olarak Çerkezlere dayanan bir "aşağı tabaka" hareketi olduğu da ortadadır. Bu yoksul kesimin çeşitli özlemlerinin yanı sıra öfkelerini, tepkilerini ve zaaflarını da yansıtması doğaldır. Ya milli mücadele önderliğinin emrine girecekler ya da tasfiye olacaklardı. Birincisini kabul etmeyince ikincisi oldu.

    Öte yandan Bakü'den yola çıkan komünistler ise Ankara'daki önderliğe yardımcı olmak, birlikte mücadele etmek için geliyorlardı. Ama sonuçta Ankara açısından onlar da güvenilir değillerdi. Dünyada hızla yayılmakta olan Bolşeviklik Mustafa Suphi ve arkadaşları aracılığıyla Ankara'da güçlü bir temsil gücü kazandığında olayların nasıl gelişebileceği tahmin edilemezdi.

    Sonuçta bu iki odağın da hemen hemen aynı günlerde tasfiye edilmesi pek de bir rastlantı olmayacak, milli mücadelenin önderliğini ne eski bir başçavuşla, ne de komünistlerle paylaşmaya niyeti olanlar, hareketi kendi bildikleri doğrultuda ve herhalde koşulların da dayattığı biçimde götüreceklerdi.

    Ulaştıkları yerde ve kurdukları yeni devlet sisteminde ne komünistlere yer olacaktı, ne de gerillalara...
  7. tln92

    tln92 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    esrarlı gzler vermıs oldun bilgiler için çok teşkrler:shy:::):330::97:[
  8. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    rica ederim kardeşim ama hem kısatma kullanma yasak hem de teşekkür ederim diye yazmıyoruz teşekkür et butonuna basıyoruz ;)
  9. asimelek

    asimelek Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2008
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    çok teşekkür ederim.
  10. asi melek

    asi melek Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2007
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    arkadaşlar yasama kurumu nasıl çalışır?

Sayfayı Paylaş