inkilap soruları

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 11. Sınıf' bölümünde asimelek tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. asimelek

    asimelek Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2008
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    6

    1.batı cephesi ne zaman nasıl oluşmuştur.
    2.amasra genelgesinin türk kurtuluş savaşındaki yeri ve önemi nedir.
    3.amasya görüşmelerinde temsil heyeti ile istanbul hükümeti arasında hangi konularda anlaşmaya varılmıştır.
    4.erzurum kongresinin ne zaman ve hangi amaçla toplandığını belirtininz.
    5.svas kongresini diğer kongrelerden ayıran özelliği nedir,bu kongrenin kurtuluş savaşımızdaki yeri ve önemini belirtiniz.
    6.amasya genelgesinin amasya görüşmesinden farkını açıklayınız.
    7.temsil kurulu nerede niçin kurulmuştur?bu kurulun ankaraya geliş amacı nedir.
    8.istanbul itilaf devletleri tarafından ne zaman hangi gerekçe ile işgal edilmiştir.
    9.ilk tbmm'nin özelliği nedir?dayandığı temel ilkeyi belirtiniz.
  2. asimelek

    asimelek Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2008
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    yardım ederseninz sevinirim.
  3. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    Batı Cephesi’nin kuruluşu

    Asıl olarak Yunan işgaline karşı Batı Anadolu’da verilen savaşları kapsayan Batı Cephesi ya da Garp Cephesi, 22 Haziran 1920’de Milne Hattı’ndan başlayan genel Yunan saldırısının hemen ardından, 25 Haziran 1920’de oluşturuldu ve komutanlığına Ali Fuat Paşa getirildi. Bu arada Yunan kuvvetleri 24 Mart 1920’de Dumlupınar’ı, 28 Mart’ta da Afyon’u ele geçirmişlerdi. Yunanlılara karşı verilen asıl savaşlar da bu tarihten sonra oldu. Ancak Ali Fuat Paşa, genel Yunan saldırısı ve Çerkez Ethem'in faaliyetleri karşısında başarısız bulundu ve Batı Cephesi komutanlığından alındı. TBMM Hükümeti, 9 Kasım 1920’de Batı Cephesi'nin iki kısma ayrılmasına karar vermiştir. Bu karara göre Kuzey Cephesi, İzmit, Ertuğrul, Eskişehir, Kütahya sancaklarını kapsayacak ve Genelkurmay Başkanı Albay İsmet Bey komutasında olacaktır. Güney Cephesi ise Afyonkarahisar, Isparta, Burdur, Denizli, Aydın, Menteşe, Antalya, Konya, Silifke, Niğde ve Adana merkez sancağını kapsayacak ve İçişleri Bakanı Albay Refet Bey komutasında kurulacaktır.

    Yeniden teşkillenen Batı Cephesi kuvvetleri, kuruluşunda 1.098 subay, 19.406 er, 10.283 tüfek, 90 ağır makineli, 23 hafif makineli, 45 top, 4.294 nakliye hayvanı ve 439 araba idi.
  4. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    AMASYA GENELGESİNİN TÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ



    Havzadan Mustafa Kemal Paşa 12 Haziran 1919’da Amasya’ya gelmiştir. 13 Haziran 1919’da Sultan Beyazıt Camii vaizi Abdurrahman Kamil efendi “Tek kurtuluş yolu halkın doğrudan doğruya egemenliği eline alması ve iradesini kullanmasıdır. Hep birlikte Mustafa Kemal Paşanın çevresinde toplanarak yurdu kurtaracağız.” Diyerek Mustafa Kemal’i tek kurtarıcı ve başbuğ olarak göstermiştir. Amasya, milli bağımsızlık mücadelesinde ilk önemli adımın atılmasına imkan vermiştir. Bu Amasya tarihine eklenen şanlı ve şerefli bir sahifedir. (5.6)

    Mustafa Kemal Söylevinde; (7)

    “18 Haziran 1919 günü Trakya’ya verdiğim yönergede altını çizdiğim bir noktanın uygulanması zamanı gelmiş bulunuyordu. Anımsarsınız ki o nokta Anadolu ve Rumeli ulusal örgütlerini birleştirmek, bunları bir merkezden yönetmek ve adlarına iş görmek üzere Sivas’ta ulusal bir kurultay toplamaktı. Bu amaçla emir subayım Cemal Abbas beye 21/22 Haziran 1919 gecesi Amasya’da yazdırdığım genelgenin başlıca noktaları şunlardır.” Diyor.

    1- 1- Yurdun bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir.

    2- 2- İstanbul’daki hükümet üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerine getirmemektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş tanıttırıyor.

    3- 3- Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

    4- 4- Milletin durumunu ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etkiden ve denetimden kurtulmuş milli bir kurulun varlığı gerekmektedir.

    5- 5- Anadolu’nun her yerden en güvenli yeri olan Sivas’ta milli bir kongrenin tez elden toplanması kararlaştırılmıştır.

    6- 6- Bunun için bütün illerin her sancağından, halkın güvenini kazanmış üç delegenin mümkün olan süratte hemen yola çıkarılması gerekmektedir.

    7- 7- Her hangi bir kötü durumla karşılaşılabileceği düşünülerek bu iş bir sır gibi tutulmalı ve delegeler gereken yerlere kimliklerini gizleyerek gelmelidirler.

    8- 8- Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. O güne kadar diğer il delegeleri de Sivas’a ulaşabilirse, Erzurum Kongresinin delegeleri de Sivas’ta yapılacak genel kongreye katılmak üzere yola çıkacaklardır.

    Genelgenin kapsamında dikkati çeken noktalar özellikle şunlardır. “Yurdun bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir” denilmekle tehlike çanı çalınmakta, alarm işareti verilmektedir.

    Genelgede yer alan en önemli bir hükümde, “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” parolasıdır. Milli egemenliğe ve milli bağımsızlığa yer veren bu ilke, daha sonra tarihi gelişmelerle Türk Devriminin bir temel dayanağı olacaktır.Genelge, bölgesel değil, bütün ülkeyi içine alacak bir kuruluş öngörmekte ve bu amaçla kongrenin toplanması gereğini belirtmektedir.

  5. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    AMASYA GÖRÜŞMELERİ ve PROTOKOLÜ (20-22 Ekim, 1919)


    Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin temsilcisi Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Sivas Kongresi Temsil Heyeti adına Başkan Mustafa Kemal Paşa, Rauf (Orbay) ve Bekir Sami (Kunduh) Beyler arasında Amasya'da görüşmeler yapıldı. Amasya görüşmesi ve imzalanan protokoller, Anadolu'da başlatılan milli mücadelenin İstanbul Hükümeti'nce tanınması bakımından önemlidir. Yapılan toplantılar sonunda, önemli kararlar ve hükümler içeren, üçü açık ve ikisi gizli beş protokol hazırlanıp kabul edildi.

    AMASYA GÖRÜŞMELERİ (20-22 Ekim 1919)

    İstanbul'da yeni kurulan Ali Rıza Paşa uzlaşmak durumunda olduğunu görmektedir.Bu amaçla Bahriye Nazırı Salih Paşa'yı Sivas Temsil Heyeti başkanı Mustafa Kemal'le görüşmek üzere Amasya'ya gönderdi. Bu görüşme sonrasında kabul edilen kararlar şunlardır:

    İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi kararlarını aynen kabul edecektir.

    İstanbul Hükümeti Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni yasal bir kuruluş olarak tanıyacaktır.

    Azınlıklara siyasi ve ekonomik ayrıcalıklar verilmeyecektir.

    Meclis-i Mebusan'ın bir an önce toplanması sağlanacaktır.

    Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerin işgaline izin verilmeyecektir.

    İtilaf Devletleri ile yapılacak barış görüşmelerinde Temsil Heyeti'nin uygun göreceği kişilerin bulunması sağlanacaktır.

    Bu kararlar dışında taraflar arasında gizli kalması kararlaştırılan bir protokol de imzalanmıştır.

    Amasya Görüşmeleri'nin Önemi

    İstanbul Hükümeti temsilcisi Erzurum ve Sivas kongresi kararlarını kabul etmekle Anadolu'da ki ulusal mücadeleyi hukuksal olarak tanımış oluyordu.

    Anadolu'nun haklılığı ulusal mücadeleye katılımı artırırken itilaf Devletleri de Türk ulusunu diledikleri
    gibi yönlendiremeyeceklerini anlamaya başladılar.

    NOT : İstanbul Hükümeti Amasya Görüşmeleri'nde alınan Meclis-i Mebusan 'ın açılması kararı dışında hiç bir karara uymadı.





    TEMSİL HEYETİ'NİN ANKARA'YA GELİŞİ
    (27 Aralık 1919)

    Amasya Görüşmeleri gereği Osmanlı Mebuslar meclisi toplanacaktı. Bu amaçla tüm yurtta seçimler yapıldı. Yeni milletvekilleri belirlendi. Mustafa Kemal'de Erzurum milletvekili olarak seçildi.
    Mustafa Kemal'in Mebus an Meclisi’nin Anadolu’da her türlü işgal ve denetimden uzak bir yerde toplanması isteği, Kanun-i Esasiye'ye aykırıdır gerekçesiyle reddedilmiştir. Meclis İstanbul’da çalışmalarına başlayacaktı. Bu durum üzerine Mustafa Kemal meclis çalışmalarını yakından izlemek amacıyla, 27 Aralık 1919 ' da Temsil Heyeti ile Ankara'ya geldi. Ankara'yı tercih etmesinin diğer nedenleri:

    işgallerden uzak korunaklı bir bölge oluşu.

    Haberleşme ve ulaşım olanaklarının elverişliliği,

    Batı cephesi'ne yakınlığı

    Ankara halkının Ulusal mücadeleyi başından beri desteklemesi .

    Damat Ferit Paşa'nın istifasından sonra yeni kurulan İstanbul Hükümeti'nin, Mustafa Kemal Paşa ile temasa geçmesi, Amasya'da görüşmeler yapılması, İstanbul'un Anadolu ve Rumeli Mudafaai Hukuk Cemiyeti'nin hem varlığını, hem de kudretini tanımış olduğunu gösteriyor ki yeni Türk Devleti'nin kapıları aralanıyordu diyebiliriz. Ve sonrasın da;
    Amasya görüşmeleri sonucu Meclis-i Mebusan seçimi, İstanbul'un işgali, Meclisin zorla kapattırılması Anadolu'da Milli Mücadele hareketinin daha çok güçlenmesine, itilaf Devletlerine karşı harekete geçişin kolaylaşmasına neden olmuştur. Ulusal mücadele sonrası TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ tüm zorluklara karşın kurulmuştur.
    Milli mücadelenin Sivas kısmında Ata'nın Sivas'a ilk teşriflerinde Onu bağrına basan bir Sivas olduğu unutulmamalıdır. Ata Sivas için şu sözleri dile getirir: " 27 Haziran 1919'da Sivas'ta gördüğüm manzara Sivas'ın muhterem ahalisinin bana ne kadar merbut ve muhabbet kar olduğunun canlı şahidi idi."
    Sonsuza dek, varlığını genç kuşaklar aracılığı ile sürdürecek olan Cumhuriyetin, Sivas'ta ayrı bir yeri vardır. Sivas Cumhuriyetin bekçisidir ve öyle kalacaktır. Kimse buna engel olamayacak, Sivas halkı da bağlı olduğu değerlere sahip çıkacak kongre ruhunu yitirmeyecektir. Bu kent Ulu Önder'in izinden yürüyecektir.
  6. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    Sivas Kongresi Kararları

    1. Milli sınırları içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz.
    2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet top yekün kendisini savunacak ve direnecektir.
    3. İstanbul Hükümeti, harici bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.
    4. Kuvay-ı Milliye'yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.
    5. Manda ve himaye kabul olunamaz.
    6. Milli iradeyi temsil etmek üzere, Meclis-i Mebusan'ın derhal toplanması mecburidir.
    7. Aynı gaye ile, milli vicdandan doğan cemiyetler, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında genel bir teşkilat olarak birleştirilmiştir.
    8. Genel teşkilatı idare ve alınan kararları yürütmek için kongre tarafından Temsil Heyeti seçilmiştir.
  7. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    Erzurum Kongresi



    Erzurum Kongresi Mart 1919 tarihinde merkezi İstanbul’da bulunan Vilayât-ı Şarkîye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye/Doğu İllerinin Haklarını Koruma adı ile kurulmuş Cemiyetin Erzurum Şubesi, Amerikan mandasi'nin kabul edilmesi ön fikri ile bir Erzurum il toplantısı planlamıştı.

    Bu cemiyet, kendi adına olan etkinlikleri düzenlemek için Heyet-i Faale/Faal-Aktif Heyet adında Halide Edip'in de savunduğu Manda fikrinin heveslisi bir üst kurul oluşturmuştu. Bu kurulun, Trabzon’daki kendi cemiyetleri ile aynı amaçlar için çalışan bir başka teşkilatla temasa geçmesi sonucu Doğu illerini kapsayan bir toplantı kararlaştırılmıştı. Aynı dönemde Erzurum’a gelen Mustafa Kemal Amasya tamimi sonrasi il toplantisindan bolge kongresine cevirilen toplanti oncesinde, delegeler ile on temaslar sonrasi, Manda fikrine karsi cikilmasi gorus hakimiyetiyle Osmanli ordusundan istifa etmisti. Kendisine fahri hemsehrilik veren ve daha sonrada nufus kaydi alarak Millet Meclisinde ilk milletvekili olarak temsil edecegi Erzurum'da, Mustafa Kemal'e Kazim Karabekir Pasa bir suvari alayi ile gelerek bir milli kurtulus harbi icin katilma istegini belirtmis, sehri ve kendisini koruma altina almistir. Bu çalışmaların paralelinde Erzurum Kongresi bir okul salonunda Bitlis, Erzurum, Sivas, Trabzon ve Van vilayetlerinden gelen 56 delege ile 23 Temmuz 1919 tarihinde toplanmıştır. Gelmesi gereken diğer il temsilcileri çeşitli engellemeler yüzünden kongreye katılamamışlardır. Mustafa Kemal kongreye 48 oyla başkan seçilmiş ve kongre, çalışmalarını 7 Ağustos tarihine kadar sürdürmüştür . Bu süre zarfında, Erzurum’da, özellikle Trabzon’dan gelen temsilcilerin, biraz İngiliz sempatizanlığından, biraz Prens Sabahattin liberalizminden ve biraz da liman ticaretinin ortaya çıkardığı burjuvazi anlayışından kaynaklanan alternatif program taslağı ile, Amasya’da ortaya çıkmış olan askeri bürokratik merkezileştirici formüller çatışmıştır. Bu çatışmayı Amasya grubu kazanmakla birlikte, Trabzon ve diğer illerin baskısı ile, Mustafa Kemal ve Rauf Bey’in, yerel mülkî amirlerin, yetki bölgelerinde faaliyette bulunan örgütlerin/Kuva-yı Milliye örgütlerinin doğal başkanları sayılmaları önerisi kabul görmemiştir. Bu olay aslında biraz ileride de değineceğimiz üzere Milli Mücadele’de tabanın etkisini göstermesi bakımından önemlidir . Üstelik askeri ve bürokratik ağırlıklı Amasya önderlik grubu ve önder/Mustafa Kemal, Erzurum’da ilk defa olarak sivil tabanla buluşmuştur. Bunun sonucunda hem Amasya grubu sivil meşruluk kazanmıştır, sivilleşmeye başlamıştır hem de kongreye tek ve merkezi yönetim fikrini aşılamıştır .

    Erzurum Kongresi'nde Alınan Kararlar


    Erzurum Kongresi'nde alınan başlıca kararlar.Erzurum’da, ileri ki yılların uygulamalarında da daima göz önünde tutulacak olan bu kararları alan kongre, başkanlığını Mustafa Kemal’in yapacağı ve kongre adına hareket edecek, kongrenin icracı kurulu olarak görebileceğimiz dokuz kişilik Temsil Heyeti’ni seçtikten sonra dağılmıştır.

    Erzurum Kongresi, Doğu Anadolu’nun kaderini görüşmek üzere toplanmış olsa da memleketin bütününü ilgilendiren meseleler hakkında karar almıştır . Bu kongre, ulusallık eğilimlerini açıkça taşımış olmasına karşın özellikle temsili niteliği açısından bölgeseldir, sadece Doğu ve Kuzeydoğu illerini kapsamaktadır. Ayrıca bu kongre Mustafa Kemal’in ve onun önderliğinin etkisi altında cereyan edecek ve bunun izlerini taşıyacak olmakla beraber, yerel girişimlerin ürünü olarak ortaya çıkmıştır . Fakat her şeye rağmen bu kongre ile Milli Mücadelenin kayıtsız şartsız istiklale ve kayıtsız şartsız milli hakimiyete dayalı programı netlik kazanmıştır. Kongrede vatan sınırları belirtilerek, vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı ilan edilmekle, emperyalistlere de Anadolu’nun, öz yurdun işgal edilemeyeceği anlatılmak istenmiştir. Anadolu’ya da, yöresel direniş örgütlerinin bir çatı altında birleştirilebileceğini, vatanseverlerin tek amaç çevresinde toplanabileceğini göstermiştir. Bu yönüyle ilerleyen süreç içinde Sivas Kongresi’nin toplanmasını da kolaylaştırmıştır. Son olarak, Temsil Heyeti’nin, gerektiğinde bir hükümet olarak vazife göreceği açıklanmakla Milli Devletin yürütme organı olma çabası, Amasya’dan sonra daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmakta idi.

    Erzurum Kongresi’ne, doğal olarak İstanbul Hükümeti ve İşgal Kuvvetleri tepki göstermişler ve, Mustafa Kemal ile Rauf Bey’in tutuklanarak İstanbul’a gönderilmelerini istemişlerdi. Oysa bu iş artık o kadar kolay değildi. Artık Anadolu’da devletleşme eğilimleri başlamış ve doğu illeri adına bir Temsil Heyeti oluşturulmuştu .

    Vikikaynak'ta
    Erzurum Kongresi ile ilgili metin bulunmaktadır.
    Erzurum Kongresi yetkilerini Temsil Heyeti’ne devrettikten sonra dağılmış ve Mustafa Kemal de Heyet-i Temsiliye Reisi sıfatıyla Doğu İlleri’nde Cemiyetin teşkilatını yaymak, kökleştirmek için çalışmalara başlamıştı. Bununla birlikte Amasya Genelgesi’ne uygun olarak Milli Kongre’nin hazırlıklarını yapmak üzere 2 Eylül 1919’da Sivas’a gelmiştir .

    Sivas Kongresi’nin hazırlık çalışmaları yapılırken gerek kamuoyu gerekse temsilciler bazı fikirler çerçevesinde çatışmalar ya da çelişkiler yaşamakta idi. Sivas Kongresi’nin hemen öncesinde ya da kongre sıralarında etrafında toplanılan ya da savunulan görüşleri şu şekilde toparlayabiliriz:

    Bazıları tümden, Damat Ferit’in görüşlerini paylaşıyorlar; bu Kongre’nin İngilizler başta olmak üzere İtilaf/Anlaşma Devletlerini Osmanlılar’a karşı iyice olumsuz bir tavır içine sokacağını ileri sürüyorlardı. Bazı vatanseverler ise böyle bir girişimin hiçbir yararı olmayacağını düşünüyorlardı; veya bu kongreye katılmaktan çekiniyorlardı. Bazı kesimlerde, 1919 yılı içinde Anadolu’nun diğer bölgelerinde toplanmış olan yerel ya da bölgesel kongreler tipinde bir değerlendirme ile Sivas Kongresi’ni de yerel bir girişim olarak görüyorlardı. Bunların dışında, Kongre’ye taraftar olanlar, hatta katılmak isteyenlerin seçimi veya seçildikten sonra Sivas’a gönderilmeleri İstanbul tarafından her çeşit taktik kullanılarak engellenmeye çalışılıyordu ki doğal olarak bu da Kongre’ye yönelik düşünceleri etkiliyordu.Bütün bu güçlüklere rağmen Sivas Kongresi ancak 4 Eylülde açılabildi. Bununla beraber az önce üzerinde durduğumuz görüşler çerçevesinde katılım beklenen kadar olmadı ve üstüne üstlük bu fikirlerden bazıları Manda Sistemi ile beraber Kongre’de ön plana çıkmış ve şiddetli tartışmalara yol açmıştır
  8. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    Amasya Görüşmesi hakkında bilgi

    Damat Ferit Paşa Hükümeti'nin istifası üzerine Padişah yeni hükümeti Tevfik Paşa'ya kurdurmak istedi. Tevfik Paşa kabul etmeyince 2 Ekim'de Ali Rıza Paşa Sadrazam olarak atandı. Ali Rıza Paşa, milliyetçilerin baskısının önemini biliyordu. Mustafa Kemal Paşa Ali Rıza Paşa'ya Erzurum ve Sivas Kongreleri'nin kararlarına saygılı olmak koşuluyla yardımcı olacağını vaat etti. Buna rağmen Ali Rıza Paşa, İstanbul'da iyi niyetli bir Hükümet bulunduğunu ileri sürerek, Heyet-i Temsiliye'nin çalışmalarına gerek kalmadığını üstü kapalı bir şekilde belirtmeye çalıştı. M. Kemal Paşa ile İstanbul Hükümeti arasında 3 Ekim'den itibaren başlayan yazışmalarda M. Kemal İstanbul Hükümeti'nin, Erzurum ve Sivas Kongreleri kararlarına bağlı olmasını, Ulusal Meclis toplanana kadar hükümetin önemli kararlar almamasını, Barış Konferansı'na Temsil Heyeti'nin güvenini kazanmış kimselerin gönderilmesini, Hükümet'in yayımlayacağı bildirilerin kendisi tarafından görülmesini, atama işlemlerinin Temsil Heyeti'nce uygun bulunması, Genelkurmay Başkanlığı'na Cevat yada Fevzi Paşa'nın getirilmesi isteniyordu. İstanbul Hükümeti de bu isteklere karşı, bu isteklerin bazılarını kabul etmekle beraber, Temsil Heyeti'nin kendileriyle işbirliği yapmasını, İttihatçılıkla ilişkileri olmadıklarını, seçimlerin serbest yapılacağını ve hükümet işlerine karışmayacaklarını açıklamalarını istiyordu. Ancak bütün bu yazışmalar bir sonuç vermediği için İstanbul Hükümeti Anadolu'ya bir temsilci göndermeye karar verdi. Bu öneriyi yapan Salih Paşa temsilci olarak görevlendirildi. Ali Rıza Paşa'nın isteği üzerine, Amasya'da bir görüşme yapılması M. Kemal Paşa tarafından kabul edildi.

    M. Kemal Paşa Amasya'ya gitmeden önce, komutanlara iç ve dış politika konusu ile ordunun durumu hakkında fikirlerini sordu. Aldığı yanıtlar onların bu konularda yetersizliğini ve bütün işlerde kendisinin karar vermesi gerektiğini ortaya koyuyordu.

    M. Kemal Paşa, yanında Rauf ve Bekir Sami Beylerle birlikte 18 Ekim'de Amasya'ya geldi. Salih Paşa'nın gelmesinden sonra 20 Ekim'de görüşmeler başladı. Ve Sivas Kongresi'nce kabul edilmiş bulunan esaslar üzerinde görüşmeler başladı. Ve Sivas Kongresi'nce kabul edilmiş bulunan esaslar üzerinde görüşmeler 22 Ekim'e kadar sürdü. Taraflar şu esaslar üzerinde anlaştılar:

    1- Türk illerinin düşmana şu veya bu suretle terk olunmaması, hiç bir himaye ve manda kabul edilmemesi, Türk vatanının bütünlüğünün ve bağımsızlığının korunması 2- Müslüman olmayan topluluklara Türk memleketlerinin siyasi egemenlik ve sosyal dengesini bozacak biçimde ayrıcalıklar verilmemesi 3- Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneği'nin hukuki bir kurul olmak üzere İstanbul Hükümeti tarafından tanınması 4- İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında barışın kurulması için toplanacak konferansa Heyet-i Temsiliye tarafından da uygun görülen kimselerin gönderilmesi 5- Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın İstanbul'da toplanmasının güvenlik bakımından uygun olmadığı Son madde, yani meclisin İstanbul dışında toplanacağı hükmü, anayasaya aykırı olacağı gerekçesiyle İstanbul Hükümeti tarafından doğrudan kabul edilmedi. M. Kemal Paşa da ısrar etmedi.

    Amasya'da varılan anlaşma ile İstanbul Hükümeti Temsil Heyeti'ni resmen tanımış oluyordu. İstanbul Hükümeti'nin temsilcisi, Amasya Genelgesi'nin yayımlandığı şehre getirildi ve genelgenin imzalanmasından tam üç ay sonra ulusal iradeyi kabul etti. M. Kemal Paşa böylece "ulusun bağımsızlığını, yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır" ilkesini ilan ettiği şehirde, bütün ülkeye ve dünyaya gücünü gösteriyordu.

    ŞEYH RECEP VE ADAPAZARI OLAYI

    M. Kemal Paşa Amasya'ya geldiği sırada Sivas'ta Şeyh Recep adında birisi 18 Ekim akşamı adamları ile Sivas Postanesi'ni basıp, silah tehdidi ile Salih Paşa'ya ve 19 Ekim'de de M. Kemal Paşa'ya birer telgraf çekti. Salih Paşa'ya bağlılık dile getirilirken, M. Kemal Paşa tehdit edilerek, halkın ancak Padişah'a bağlı olacağı belirtiliyordu. İstanbul'a çektiği telgraflarla da Padişah'a bağlılıkları belirtilerek Salih Paşa'nın Sivas'a gelmesi isteniyordu. M. Kemal Paşa bu olaya çok önem vererek suçluların tutuklanması için Sivas Valiliği'ne emir verdi. Suçlular tutuklandıysa da Vali bu olayı fazla önemsemedi. Oysa hareket İstanbul'da M. Kemal Paşa'nın otoritesinin sarsıldığı biçiminde yorumlanıyordu. Sonradan anlaşıldı ki, bu olayın arkasında İngiliz Muhipler Derneği ve Sait Molla vardı.

    Ulusal Mücadele'ye karşı M. Kemal Paşa'yı geri getirmek, görevinden azletmek ve son olarak tutuklatmak gibi yollarda başarılı olamayan Padişah ve İngilizler, milliyetçilere karşı yeni bir yol olarak, iç ayaklanmalar yöntemine başvurdular. Yunanlılar Batı Anadolu'yu ele geçirmişlerdi. M. Kemal Paşa Anadolu'da bağımsızlık bayrağını açmış, ulusu örgütlüyordu. İtilaf Devletleri'nin ise M. Kemal üzerine gönderecek yeterli askeri yoktu. Çünkü kendi kamuoyları savaştan bıkmış ve Orta Doğu'da ülkelerinin yeni bir savaşa girmesini istemiyorlardı. Bu durumda İngilizler Padişah ve İstanbul Hükümeti aracılığı ile iç karışıklık yoluyla M. Kemal'in otoritesini ve doğmakta olan ulusal iradeyi daha başlangıçta yok etmek istiyorlardı. Bu amaçla Adapazarı yöresinde birkaç kişi paralı askerler tutarak "M. Kemal Paşa'nın Padişah olmasını kabul etmeyeceğiz" şeklinde bir sloganla Kuva-yı Milliye'ye karşı çıktılar. M. Kemal Paşa'nın İstanbul Hükümeti'ni uyarması ve İzmit'ten gönderilen ulusal birliklerle bu olay bastırıldı.

    İstanbul'da Hürriyet ve İtilaf Partisi, Askeri Nigehban Cemiyeti ve İngiliz Muhipler Derneği bir birlik kurarlarken, Ali Kemal ve Sait Molla da Müslüman halkı Ulusal Mücadele'ye karşı kışkırtıyordu. Bütün bu kışkırtmaları yapanlar henüz yeterince örgütlü değildi. Fakat kısa bir süre sonra, planlı bir şekle dönüşen bu hareketler, Ulusal Mücadele'yi içten çökertebilecek kadar tehlikeli boyutlara ulaşarak iç ayaklanmalar haline geldiler. Bu konudan daha sonra ayrıca söz edileceği için şimdilik bu kısa açıklama ile yetineceğiz.

    KOMUTANLAR TOPLANTISI

    Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı Padişah tarafından dağıtıldıktan sonra seçime gidilmemişti. Hükümet seçim konusunda vaadde bulunmasına rağmen hiç bir çalışması yoktu. M. Kemal Paşa İstanbul Hükümeti ile ilişkileri koparır koparmaz, 13 Eylül 1919 tarihinde seçim konusunda vali ve komutanlara bir bildiri yayımlamıştı. Ferit Paşa Hükümeti'nin düşürülmesi, Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin M. Kemal Paşa ile yumuşak ilişkiye girmesi Salih Paşa ile Amasya'daki görüşmelerde Meclis'in toplanması kararlaştırılmıştı. Salih Paşa, Hükümet ile Heyet-i Temsiliye arasında tam bir antlaşma sağlamayı vaad etmiş, olmazsa istifa edeceğini belirtmişti. Fakat ne bu antlaşmayı ne de sözünü yerine getirmedi. Toplanacak Ulusal Meclis'in mutlaka İstanbul dışında Eskişehir veya Ankara'da toplanmasını isteyen M. Kemal Paşa'nın aksine, Hükümet İstanbul'da toplanmasında ısrar ediyordu. İşin garibi Ali Fuat Paşa dışında Anadolu'daki bütün komutanlar da aynı görüşte idiler. M. Kemal Paşa bu durum karşısında Sivas'ta yüksek düzeyde bir toplantı yapmaya karar verdi. 16 Kasım'da Sivas'ta komutanlar Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşalar ve diğerleri, Heyet-i Temsiliye ve önemli kişiler, 1- Millet Meclisi'nin toplantı yeri 2- Toplantıdan sonra Temsil Heyeti'nin ve ulusal örgütün alacağı şekil ve çalışma yöntemi 3- Paris Barış Konferansı'nın bizim için olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi üzerine nasıl davranılacağı şeklindeki üç maddelik gündemi görüşmek üzere toplandı. Çeşitli görüşlerin tartışıldığı bu toplantıda, M. Kemal Paşa düşman toplarının tehdidi altında toplanan bir meclisin hür iradesini belirtemeyeceği için Anadolu'da güvenli bir yerde toplanmasını istiyordu. Fakat kurul, Meclis'in İstanbul'da toplanmasının bütün sakıncalarına rağmen İstanbul dışında toplanmasını Hükümet uygun bulmadığı için yurdu sarsıntıya düşürmemek amacıyla İstanbul'da toplanmasını kabul etti. Önlem olarak, bütün milletvekilleri tek tek aydınlatılacak, İstanbul'a gitmeden önce Trabzon, Samsun, İnebolu, Eskişehir, Edirne gibi yerlerde toplanacaklar, Millet Meclisi tam güvenlik içinde olduğunu açıklayana kadar, Temsil Heyeti çalışmasını sürdürecek Meclis güvenlik içinde olunca Temsil Heyeti Genel Kongre'yi toplayarak Cemiyetin ileride alacağı durumu belirleyecekti. Paris Barış Konferansı olumsuz bir karar alır ve Meclis bunu onaylarsa, ulusal iradeye başvurmak için en uygun yola gidilecekti. Meclis'in İstanbul'da toplanması kararından sonra M. Kemal Paşa milletvekillerine verilmek üzere bir yönerge hazırladı. Bu yönergede Kuva-yı Milliye ilkelerine bağlı olanların bir grup oluşturması ve alınacak önlemler belirtildikten sonra "Mebusan Heyeti'nin dağıtılması ve azasının (üyelerinin) tevkif edilmesi veya İstanbul'dan sürülmesi uzak değildir" denerek muhtemel tehlike dile getiriliyordu.

    GELİŞEN OLAYLAR

    Sivaslı kadınlar Kongre sırasında etkilenmişlerdi. 18 Kasım 'da bir toplantı yaparak ülkenin düştüğü kötü durumu ve Türklere karşı yapılan haksızlıkları görüştüler. İtilaf Devletleri temsilcilerine çektikleri telgrafla da, Yunanlıların gösterdiği vahşet, Türk topraklarının haksız yere işgal edildiği ve Avrupa ile Amerika'nın bu haksızlıklara göz yumduğu belirtiliyor, kendilerinden adalet istendikten sonra da, Türk kadınının da erkeğinin yanında bağımsızlık din ve namus için savaşacakları belirtiliyordu. Aralık ayında "Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti"ni kuran Sivaslı kadınlar, İstanbul ve diğer şehirlerde de şubeler açtılar. Gazetelerde yazılar yayınlayarak çalışmalarını sürdürdüler.

    Bu arada İstanbul Hükümeti Anadolu'ya "Nasihat Heyetleri" göndererek, halkı ve yöneticileri; hükümet politikası dışına çıkmamaya, silahlı mücadeleye girmemeye çağırıyordu.

    Aynı tarihlerde Doğu Anadolu'da Ermeniler saldırılarda bulunuyorlardı. Güney Anadolu'da ise İngilizler ve Fransızlar Adana'yı işgal etmişlerdi. Antep, Urfa Ocak 1919'dan beri İngiliz işgali altındaydı.

    Bu işgallerle birlikte buralara önemli Ermeni göçleri başladı ve bu sebeple buradaki Türklerin can, namus ve mal güvenlikleri kalmadı. Diğer yörelerin aksine, Mondros Ateşkesi'nden sonra burada "Müdafaa-i Hukuk" ve "Redd-i İlhak" gibi dernekler kurulmamıştır. Kilikyalılar Derneği ise varlık gösterememişti. Sivas Kongresi'ne ise bu yöreden hiç temsilci katılmamıştı. M. Kemal Paşa'nın askerlikten ayrıldığını ancak iki ay sonra öğrenebilen bu yörenin, ulusal örgütlenme çalışmalarının dışında kalması, yörenin her türlü ulaşım ve haberleşmenin dışında olması ve buraları işgal eden İngilizlerin işgalinin geçici olduğu inancı idi. Fakat İngiltere ile Fransa arasında 15 Eylü1 1919'da yapılan anlaşma ile Suriye ve Güney Anadolu, Fransız Mandasına verilince bu bölgeye Fransız yönetimi ve Fransızların yanı sıra Ermeniler yerleşmeye başladı. Bu yeni gelişme Temsil Heyeti'nin de dikkatini çekti. Bu tarihe kadar sorun yokken, bu yörede de yeni bir cephenin kurulması gerekiyordu. Oysa Temsil Heyeti'nin elinde düzenli yeterli askeri birlik yoktu. Temsil Heyeti yayınladığı bir bildiri ile bölgeyi üçe ayırdı. Ulusal birlik için birleşilmesini, alışverişin mutlaka Müslümanlar arasında yapılmasını, güvenlik kuvvetlerinin mümkün olduğunca Müslümanlardan oluşmasını ve yönetimin elde bulundurulmasını önlem olarak aldı. Buradaki Kuva-yı Milliye'nin örgütlenmesi için üç subay görevlendirildi ve bunlar bölgenin örgütlenmesi için çalıştılar. Hepsi birer kahramanlık destanı olan Antep, Maraş, Urfa savunmalarını ileride ayrıca ele alacağız.

    Yine aynı tarihlerde İtilaf Devletleri Eskişehir-Ankara demiryolunun işletmesini engelliyor, Fransızlar, Bandırma-Soma demiryolunun kontrolu bahanesiyle Bandırma'ya asker çıkartıyor, işgal altında bulunan yerlerde yayınlanan bazı gazeteler Ulusal Kuvvetlere karşı yayın yapıyorlardı. Diğer yandan seçimler yapılıyor ve Meclis'in toplanması yaklaşıyordu.
  9. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASINDAN SONRA İTİLAF DEVLETLERİ HANGİ BÖLGELERİ İŞGAL ETMİŞLERDİR?


    Madde hükümleri uygulanmaya başladı.

    Anlaşma Devletleri donanması 13 Kasım 1918 de İstanbul Limanına demirledi.( Her an işgale hazır )

    Çanakkale ve İstanbul boğazları işgal edildi.

    İngilizler Musul,Urfa,Antep,Maraş'ı işgal ettiler ( Sonra Musul hariç Fransa'ya verildi)

    Samsun,Merzifon İngilizlerin denetimine verildi.

    Fransızlar Adana ve yöresini ( Çukurova Bölgesi )

    İtalyanlar Antalya ve Konya çevrelerini işgal ettiler.
    ( İşgaller 7.maddeye dayanmaktadır.)
    * İşgal bölgeleri gizli antlaşmalarla önceden belirlenmişti.

    Osmanlı hükümeti ateşkes hükümlerini yerine getirdi.

    İttihat ve Terakki düşmanlığı başladı.

    Ahmet İzzet Paşa Kabinesi yerine Tevfik paşa kabinesi yerine Damat Ferit Kabinesi ( 10 Mart 1919 ) getirildi.

    Osmanlı Parlamentosu padişah tarafından dağıtıldı.
  10. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    İlk TBMM'nin Özellikleri

    İLK T.B.M.M’NİN ÖZELLİKLERİ

    • Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.(yasama ,yürütme ,yargı güçlerinin mecliste toplanması)Böylece çabuk ve uygulanabilir kararların alınması sağlanmıştır.(Çünkü o sırada ülkemiz işgal altında)
    • Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu ve meclisin üstünde bir gücün olmadığı belirtilmiştir.
    • Meclisin başkanı aynı zamanda hükümetinde başkanıdır.
    • Padişah ve halifenin yeri meclisin alacağı kararla belli olacaktır.

    İLK ANAYASA ( TEŞKİLAT-I ESASİYE - 20 OCAK 1921)

    • Kurtuluş savaşının devam ettiği günlerde kabul edilmiştir.
    • Bu anayasa ile Türk tarihinde ilk kez egemenlik ulusa verilmiştir.
    • Güçler birliği prensibi benimsenmiştir.(Yasama, yargı, yürütme meclis tarafından yapılıyor.)
    • Yeni Türk Devletinin hukuki ve siyasal belgesi olmuştur.
    • Anayasaya göre meclis başkanı hükümetin de başkanı olmakla “Meclis Hükümeti Sistemi” benimsenmiştir.
    NOT:Cumhuriyetin ilanıyla “Meclis Hükümeti Sistemi” terkedilerek “Kabine Sistemi” ne geçilmiştir.

    İLK T.B.M.M’ NE KARŞI ÇIKAN AYAKLANMALAR

    • Ayaklanmaların çıkmasında; Bazı çıkar sahiplerinin halkı kışkırtması, azınlıkların devlet kurmak istemesi, İstanbul hükümetinin M. Kemal aleyhinde bildiriyi Anadolu’da halka dağıtması,düzenli ordu kurulması sırasında bazı Kuva-yi Milliyecilerin orduya katılmak istememesi, M. Kemal’in idam cezasına çarptırılmış olması T.B.M.M’ ne karşı ayaklanmaların çıkmasında etkili olmuştur.
    1.İstanbul Hükümeti ve İngilizler Tarafından Desteklenen Ayaklanmalar: Anzavur , Kuva-yi İnzibatiye, Bolu-Düzce-Hendek ve Adapazarı , Yozgat Yenihan, Konya , Afyon , Milli Aşireti ayaklanmalarıdır.
    2.Azınlıkları Çıkardığı Ayaklanmalar:Rum Pontus ,Ermeni ayaklanmalarıdır.
    3.Kuva-yi Milliye Taraftarlarının Çıkardığı Ayaklanmalar: Çerkez Ethem , Demirci Mehmet Efe ayaklanmalarıdır.

    T.B.M.M’NİN AYAKLANMALARA KARŞI ALDIĞI TEDBİRLER

    • 29 Nisan 1920’de Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı.
    • 11 Eylül 1920’de İstiklal Mahkemeleri kurularak isyancılar sert bir şekilde cezalandırıldı.
    • İstanbul hükümetinin olumsuz propagandalarına karşı halkı doğru bilgilendirmek için Anadolu Ajansı kuruldu.
    • Damat Ferit hükümetinin Anadolu hareketi aleyhine yaptırdığı fetvalara karşı Ankara müftüsü Rıfat Börekçi fetva yayınlayarak Anadolu’daki mücadelenin haklılığı tüm yurda ilan edilmiştir.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş