inkılap tarihi Zorunlu göç neden

Konu 'Sosyal Bilgiler 8. Sınıf' bölümünde ß@$@K tarafından paylaşıldı.

  1. ß@$@K

    ß@$@K Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2010
    Mesajlar:
    50
    Beğenileri:
    50
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar 8.sınıf inkılap tarihi sayfa 34 35 36 ve 37 deki soruların cevapları lazım lütfn yardm edin:)
    SORULAR
    1.Ermeni isyanlarının hangi sebep ya da sebeplerle ortaya çıktığı söylenebilir?
    2.Birinci Dünya Savaşı'nda cephelerde Türk askerlerinin durumu nasıldı?
    3.Konu başlığındaki ifade kimler için,neden söylenmiş olabilir?(Geldikleri Gibi Giderler...)
    4.Ali Fuat ve İsmet paşaların ortak endişesi nedir?
    5.Mustafa Kemal Paşan'nın ateşkes maddelerinin açık olmaması konusundaki endişelerinin sebebi ne olabilir?
  2. Sevqi. .

    Sevqi. . Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.130
    Beğenileri:
    1.863
    Ödül Puanları:
    0
    peri12 ve hymenalos bunu beğendi.
  3. Sevqi. .

    Sevqi. . Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.130
    Beğenileri:
    1.863
    Ödül Puanları:
    0
    ERMENİ MESELESİNİ HAZIRLAYAN SEBEPLER


    Daha önce de ifade edildiği gibi,3 Mart 1970 tarihli Ayastefanos ve 13 Haziran-13 Temmuz 1978 tarihleri arasında yapılmış olan Berlin Kongresi sonunda imzalanan antlaşmalara,Ermeniler’in bulunduğu yerlerde iyileştirmeler yapılmasına dair hükümler konulduktan sonra bu hükümlere dayanılarak büyük devletlerin Osmanlı Devleti’nin içişlerine müdahalede bulunmasıyla Ermeni meselesi ortaya çıkmıştır.
    Ermeniler çeşitli vaatlerle tahrik edilmişler,bunu neticesi olarak kanlı olaylar meydana gelmiş,Ermeni çetelerince masum Türk insanına akla hayale gelmeyecek,insanlıkla bağdaşmayacak çok çirkin mezalim yapılmış ; Türk halkına kelimenin tam karşılığı ile soykırım yapılmıştır.
    Bu olayları hazırlayan sebepler arasında Ermeni Kilisesi,din faktörü,misyoner faaliyetleri ve propaganda unsuru çok müessir olmuştur.
    ß@$@K bunu beğendi.
  4. Sevqi. .

    Sevqi. . Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.130
    Beğenileri:
    1.863
    Ödül Puanları:
    0
    CEPHEDEN HABER VAR, Birinci dünya Savaşında cephelerde Türk askerinin durumu nasıldı?



    NedenleriHam Madde ve sömürge arayışı.
    İngiltere ve Almanya arasındaki ekonomik rekabet.
    Silahlanma yarışının hızlanması.
    Fransız ihtilalinin getirdiği milletçilik akımının etkisi.
    Fransızların alsos-loren bölgesini Almanlardan geri almak istemesi.
    Devletlerarası bloklaşma.
    Avusturya’nın ve Rusya’nın balkanlar üzerindeki çıkar çatışmaları.
    Siyasi birliğini geç tamamlayan Almanya ve İtalya’nın siyasi dengeleri değiştirmesi.

    Üçlü ittifak:Almanya, Avusturya-Macar imparatorluğu, İtalya (1915′e kadar), Bulgaristan, Osmanlı devleti


    Üçlü itilaf:İngiltere, Rusya, Fransa, İtalya (1915′ten sonra), Sırbistan, Japonya, Romanya, Portekiz, a.b.d. brezilya, Yunanistan




    Osmanlı devletinin savaşa girmesiOsmanlı devleti önce tarafsızlığını ilan etti. Almanya Osmanlı’nın jeopolitik konumundan yararlanarak yeni cephelerin açılmasını sağlamak ve halifelik sıfatından yararlanmak için savaşa girmesini istedi.
    İtilaf devletleri Osmanlı devletinin savaşa girmemesi için kapitülasyonların kaldıracağını ve maddi yardım yapılacağını açıkladı. İttihat ve terakki yönetimi Almanların savaşı kazanacağını ve kaybedilen Toprakların geri alınacağını düşünerek kapitülasyonların tek yanlı olarak kaldırıldığını ilan etti. Midilli ve yavuzlu adı verilen alman gemileri Rus limanlarını bombaladılar. Bu olay sonucunda Osmanlı savaşa girmiş oldu.


    1. (birinci) Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin savaştığı cepheler
    Kafkasya cephesi:Osmanlı devleti doğu Anadolu’da Ruslarla savaştı. Ruslar 1914 yılının aralık ayında doğu ana doluya saldırdı. Enver paşanın yönettiği karşı taarruz, şiddetli soğuklar yüzünden başarısız oldu. Bu nedenlerden dolayı Sarıkamış ve yöresinde Askeri birliklerimiz çok kayıplar verdi.

    1916 yılında muş ve Trabzon’u ele geçirdi. Ancak Çanakkale savaşlarından sonra gönderilen Mustafa kemal, muş ve Bitlis’i Ruslardan geri aldı.1917 Rus ihtilali, Kafkas cephesi’nde savaşın durmasına neden oldu.


    Kanal cephesi:Osmanlı Devleti, Mısır’da yeniden egemenlik kurmak ve Süveyş kanalı’nı ele geçirmek amacındaydı. Bu kanal Osmanlılar tarafından alınırsa, İngilizlerin, sömürgeleriyle olan bağlantısı kesilecek ve oralara n aldığı Asker ve malzeme desteği önlenecekti.

    Bu yüzden Osmanlı Almanya’nın etkisiyle İngilizlerin Elinde bulunan Süveyş kanalı’na bir saldırı düzenledi.(1915) ancak gerekli önlemler alınmadan, hazırlıksız olarak yapılan savaşta İngiliz birlikleri karşısında başarılı olamadı. İngilizler, Sina yarımadası’nı ele geçirerek Suriye sınırına dayandı (1916)


    Hicaz ve yemen cephesi:Bir kısım Osmanlı birlikleri kutsal yerleri korumak için bu bölgede İngilizlerle çarpıştı.
    Ancak Sina’da gerek çölün olumsuz koşulları gerekse güçlü İngiliz kuvvetleri karşısında bir sonuç alınamadı.
    Osmanlı devleti bu cephede, İngilizler Veonların kışkırttığı Araplarla mücadele etmek zorunda kaldı. Bu cephede İngiliz üstün duruma geçti.


    Irak cephesi:İngilizler, Türk kuvvetlerinin İran’ a girmesi ve Hindistan’ı tehdit etmesini önlemek istiyordu. Ayrıca, kuzeye çıkarak Ruslarla birleşmek amacındaydılar. Irak petrollerini ele geçirmeyi planlayan İngiltere, Basra’ya asker çıkardı. İngiliz birlikleriyle savaşan Osmanlı kuvvetleri başarılı oldu.
    Küt’ ül amare denilen yerde, İngiliz kuvvetleri geri çekildi(1915). Ancak elde edilen bu başarı uzun sürmedi. Yeniden Basra’ya asker çıkaran İngilizler, 1917 yılında Bağdat’ a girdiler.




    Suriye ve Filistin cephesi:Bu cephede Türk kuvvetlerine, yıldırım ordular grup komutanı olan alman general liman
    Von Sanders komuta ediyordu. Bu general, ateşkes hükmü gereğince görevden alındı, yerine Mustafa kemal paşa atandı. Suriye cephesi’nde İngilizlere karşı bazı başarılar kazandı. Mustafa kemal paşa, bugünkü Suriye sınırımızı savunmak için önlemler aldı.
    Galiçya, Romanya ve Makedonya cepheleri:
    Osmanlı devleti, Avrupa cephelerine kuvvet göndererek, kendi bağlaşıklarını desteklemişti gönderilen kuvvetler 1916–1917 yıllarında Avrupa cephelerinde muharebelere katıldılar. Rusya, Romanya ve Fransa’ ya karşı mücadele ettiler.


    Çanakkale cephesi:Türk tarihinin kaderini değiştiren, Türk milletinin vatanını savunmak için canını feda etmekten çekinmediği önemli bir savaştır.

    İtilaf devletlerinin bu cephedeki amacı; Rusya’ya silah yardımı yaparak bu devletin doğu Avrupa’ya yönelik saldırısını kolaylaştırmak, Almanya’nın doğuya yayılmasını önlemek, boğazlar ve İstanbul’ u alarak Osmanlı devleti’ni savaş dışı bırakmaktı.

    İngiltere ayrıca, mısır’daki varlığını güvence Altına almak, Ortadoğu’daki zengin petrol yataklarına sahip olmak istiyordu.

    İtilaf devleri, Çanakkale boğazı’ndan geçmek için, Şubat 1915′ten itibaren saldırıya geçtiler. Güçlü top atışı ve
    Nusret mayın gemisinin önceden boğaz’a döktüğü mayınlar yüzünden başarısızlığa uğradılar. 18 Mart 1915′ te, daha büyük bir saldırı başlattılar. İtilaf devletleri’ nin savaş gemilerinin bir kısmı batırıldı, bir bölümü ise saf dışı edildi.

    Böylece Çanakkale’yi denizden geçilemeyeceğini anladılar. Bunun üzerine 25 Nisan tarihinde Gelibolu yarımadası’ nda
    Seddülbahir ve Arı burnu kıyılarına çıkarma yaptılar.

    Amaç; Çanakkale’yi karadan geçmekti. İçlerinde Avusturya ve yeni Zelandalı askerlerden oluşan
    Anzakların da bulunduğu itilaf devleti’nin birlikleri, karşılarında Mustafa kemal’ i ve onun inançlı askerlerini buldular.

    Türk ordusu, bu cephede büyük bir zafer kazandı. Boğazlar ve İstanbul’a yönelen tehlike önlendi. İtilaf devletleri amaçlarına ulaşamadılar. Bu cephede kazanılan zafer nedeniyle savaş bir süre uzadı.


    Sonuçları:Avrupa ve Asya’da devletlerarası dengeler bozulmuş, Osmanlı, Avusturya-Macar imparatorluğu ve Rusya tarihe karıştı.
    Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya ve Macaristan kuruldu.
    Yeni siyasi rejimler ortaya çıktı.
    Yenilen devlerin imzaladığı ağır Antlaşmalar 2. dünya savaşına ortam hazırladı.
    Sömürgecilik isim değiştirerek “mandacılık” adı altında devam etti.
    Osmanlı devleti parçalanmış Hıristiyan azınlıktan sonra Müslüman Araplarda bağımsızlıklarını ilan etti.
    ABD bu savaştan sonra Avrupa politikasına karışmaya başladı.
    Cemiyet-i akvam kuruldu.

    Yenilen devletlerin imzaladığı antlaşmalar:Almanya: versay antlaşması
    Avusturya: st. germain antlaşması
    Macaristan:riyanon antlaşması
    Bulgaristan: nöyyi antlaşması
    Osmanlı devleti: Sevr antlaşması
    Anahtar Kelimeler: 1. dünya savaşı, birinci dünya savaşı, nedenleri, sonuçları, dünya savaşının nedenleri, dünya savaşının sonuçları

    Konu Anlatımları
  5. Sevqi. .

    Sevqi. . Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.130
    Beğenileri:
    1.863
    Ödül Puanları:
    0
    TC. İnkılap Tarihi Dersi Milli Uyanış:Yurdumuzun İşgaline Tepkiler Ünitesi Geldikleri Gibi Giderler Konusu 2. ve 3 Kazanım (2 Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması ve uygulanması karşısında Osmanlı yönetiminin ,M.Kemal’in ve halkın tutumunu değerlendirir.
    3 Kuvayi Milliye ruhunun oluşumunu,
    milli cemiyetleri ve milli varlığa düşman cemiyetlerin faaliyetlerini analiz eder ) için hazırlanan sunudur
  6. Sevqi. .

    Sevqi. . Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.130
    Beğenileri:
    1.863
    Ödül Puanları:
    0
    MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASININ
    Toplantıya İngiltere,Fransa. ve İtalya katılmış, Yunanlılar bir gemide sonucu beklediler. Türkiye adına İsmet paşa katıldı.
    Türkiye ile Yunanistan arasındaki silahlı mücadele sona erdi.
    Yunanlılar 15 gün içerisinde Doğu Trakya’yı Meriç Irmağı’nın sol kıyısına kadar ,terk edecek.
    İstanbul ve Boğazlar T.B.M.M ‘ne bırakıldı. Böylece savaşmadan İstanbul , Boğazları ve Doğu Trakya’yı kurtarmış olduk.
    Kurtuluş Savaşı’nın silahlı safhası bitmiş, diplomatik safhası başlamıştır.
    Osmanlı Devleti’nin merkezi İstanbul T.B.M.M’ ne bırakılmakla, Osmanlı Devleti hukuken sona erdi.

    Türk Orduları bir yandan İzmir'e girerken bir yandan da İstanbul ve Çanakkale Boğazı'na doğru ilerliyorlardı. Başkomutan, büyük devletlerden biri veya bir kaçı ile savaşa girmeden, Boğazlar bölgesini güvenlik altına almak, Yunan Ordusu'nun buralara gelmesini engellemek ve Trakya'da yapılacak olan bir harekat ve İtilaf Devletleri'ni, Türk isteklerini kabule zorlamak için gerekli hazırlıkları yapmış ve komutanlara gereken emirleri vermişti.

    Yunan Orduları'nın 30 Ağustos'ta perişan olduğunu duyan İngiltere büyük endişeye kapıldı. Türkiye'nin Ağustos ayı içindeki iyi niyetli barış görüşmelerini reddeden, Fethi Bey'le görüşmeyi bile kabul etmeyen İngiliz Kabinesi'nin başı şimdi büyük korkuya kapılmıştı. Çünkü İngiltere, Boğazların korunması için Fransa ve İtalya'nın yardımcı olmayacağını biliyor, bu işin yalnızca İngiltere'ye kalacağını görüyordu. İngilizler Yunanlıları kesin bir imhadan kurtarmak için, 1827'den beri yaptıkları gibi, 3 Eylül'de Yunanistan'ın yaptığı ateşkes önerisini Fransa ve İtalya'ya iletti. Fakat Fransa, Yunan kuvvetlerinin Anadolu'yu boşaltmalarını şart koştu. İtalya yanıt bile vermedi. Bu durumda Çanakkale'nin Anadolu yakasının savunulması 8.000 İngiliz Askeri'ne kalıyordu. Londra, müttefikleri yardım etmediği takdirde, Çanakkale'nin terk edileceğini General Harrington'a bildirdi. 4 Eylül'de Rauf Bey'den M. Kemal Paşa'ya, İstanbul'dan ateşkes önerisi istendiğini bildiren telgraf geldi. M. Kemal 5 Eylül'de verdiği yanıtta, Yunan Ordusu'nun bütünüyle imha edildiğini, ateşkesin kabulü için, Trakya'nın ateşkesten sonra 10-15 gün içinde, 1914 sınırlarına kadar boşaltılmasını, tutsakların serbest bırakılmasını ve Yunan Hükümeti'nin, Anadolu'da Yunan Ordusu'nun yaptığı zararları ödemeyi kabul etmesini şart koştu. Yunanistan 7 Eylül'de yine İtilaf Devletleri aracılığı ile yeni bir ateşkes teklifinde bulundu. Fakat bu konuda T.B.M.M. yazışmaları sürerken Türk Ordusu 9 Eylül'de İzmir'e girdi. General Harrington bir önlem olarak aynı tarihte, bir Albaya kuvvet vererek Türklerin tarafsız bölgeyi geçmelerini engellemek ve Çanakkale'yi savunmakla görevlendirdi. İngiliz savaş gemileri de yeni birlikler getirdiler. Aynı tarihte İstanbul'un Anadolu yakasında Caddebostan-Büyük Çamlıca hattında savunma önlemleri aldılar. İngilizlerin aldığı bütün bu önlemler Türk Ordusu'nun kararını değiştirmedi. 18 Eylül'den itibaren Türk birlikleri Boğazlar üzerine yürüdüler ve İngiliz Askeri, Yunan ordusunu onbeş günde yok edip Çanakkale şehrinin 15 km yakınına gelen Türk askeri ile karşılaştı. Türk birliklerine, düşman ateş açmadıkça ateş açmaması emredilmişti. Harrington da İngiliz birliklerine, Türk Askeri ateş açmadıkça ateş açılmamasını emretmişti. 23 Eylül'de Çanakkale yakınında Erenköy'de Türk Askeri, tüfekleri omuzlarında, namlusu yere dönük asılı olarak İngiliz Askeri'nin yakınma kadar geldi. İngiliz Subayı Türk birliklerinin geri çekilmesini istedi. Türk komutan bu isteği reddedince İngilizler çember içine girmemek için geri çekildiler. Taraflar arasında bir çatışma çıkması olasılığı varken Lloyd George Türkiye'ye karşı son kozlarını oynuyordu.

    İngiliz Kabinesi 15 Eylül'de toplanarak, Çanakkale ve İstanbul'a doğru ilerleyen Türk Ordusu'na karşı kuvvet kullanılması kararı aldı ve müttefikleriyle dominyonlardan yardım istendi. Bahriye Bakanlığı da bir bildiri yayımlayarak, müttefiklerin, dominyonların ve Balkan Devletlerinin, Boğazların korunması için yardımını istedi. Türklerin ne olursa olsun Avrupa'ya geçmesini engellemek ve Türk başarısının yarattığı üstün durumu ortadan kaldırmak kararında olan Lloyd George'un çağrısına ne müttefiklerinden, ne de dominyonlardan, ne de Balkan Devletlerinden olumlu yanıt geldi. Hiç kimse İngiliz politikası uğruna maceraya atılmayı istemiyordu. Fransa ve İtalya, Türkiye ile yapılacak diplomatik görüşmelere katılmayı kabul ettiler. 18 Eylül'de İstanbul'daki Müttefik Devletler, T.B.M.M, temsilcisi Hamit Bey'e bir nota vererek, tarafsız bölgeye girilmemesini istediler.Fakat 19 Eylül'de Fransız askeri birlikleri, Fransa Başbakanı'nın emriyle Çanakkale Boğazı'nın Anadolu yakasından Rumeli yakasına taşındılar. İtalyanlar ise Türklere karşı savaşmayı kesinlikle red ettiklerinden İngilizler yalnız kaldı. Müttefikler durumu görüşmek için 19 Eylül'de Paris'te toplandılar. Fransa'yı Başbakan Poincare, İngiltere'yi Lord Curzon ve İtalya'yı Kont Sfortza temsil ettiler. Paris'te bu görüşmeler sürerken,Fransız General Pelle İzmir'e gelerek M. Kemal ile görüştü. General Pelle, Türk birliklerinin tarafsız bölgeye girmemelerini istedi. Mondros Ateşkesi hükümlerine göre, stratejik bölgelerin işgal altında bulunduğunu, T.B.M.M. Hükümeti'ni, Babıali'nin devamı olarak kabul edip, Türklerin tarafsız bölgeye girmemelerinde ısrar etti. M. Kemal Paşa, Müttefiklerin Mondros Ateşkesi hükümlerini en baştan beri çiğnediklerini, emperyalistlerin Yunanlıları Türkiye'ye saldırttıklarını,üç yıl Türk Ulusu'na zulüm yapılırken seslerini çıkartmadıklarını sert bir şekilde hatırlattıktan sonra, Türkiye'nin tarafsız bir bölge tanımadığını, Türk Orduları'nı durduramayacağını ve ateşkesin uzaması halinde ordularını hareketsiz bırakamayacağını, Trakya dahil bütün ülkenin terk edilmesini istedi. Boğazlar konusunda görüşmeye hazır olduğunu bildirdi. M. Kemal Paşa İzmir Limanı'nda bulunan İtilaf Devletleri donanmasına bir nota vererek 24 saat içinde İzmir Limanı'nı terk etmelerini bildirdi. Donanma bu notadan sonra "Geldiği gibi gitti.".

    Paris'te Müttefik görüşmeleri sert bir hava içinde geçiyordu. Fransa, Edirne dahil bütün Doğu Trakya'nın Türkiye'ye verilmesini istedi. İtalya da kendisini destekledi. İngiltere'nin savaş çıkartmak isteyen tutumu karşısında Fransa Başbakanı Lord Curzon'a çok sert bir konuşma yaparak, İngiltere'yi yalnız bırakacağını bildirdi. İngiltere Fransa'nın bu isteğini 22 Eylül'de kabul etti ve hazırlanan notayı imzaladı. Hazırlanan nota 23 Eylül'de İzmir'de bulunan Başkomutan M. Kemal Paşa'ya gönderildi. Aynı gün Türk birlikleri İngilizlerin tarafsız bölge dedikleri yerlere girip, Çanakkale'de İngiliz birliklerine iyice yaklaşmışlardı. Franklin Bouillon M. Kemal Paşa'ya başvurarak, durumun gergin olduğunu ve kendisiyle görüşmek istediğini bildirdi. General Harrington, Lloyd George'un kendisine gönderdiği emirleri işleme koymayıp, İngiliz birliklerine silaha başvurulmaması emrini verdi. 24 Eylül'de Yunanistan'da ihtilal çıktı. Kral tahtını bıraktı ve İhtilal Mahkemesi kurularak, yenilginin sorumluları yargılanmaya başladılar. Sovyetler Birliği de 24 Eylül'de İngiltere, Fransa, İtalya, Balkan Devletleri ve Mısır'a bir nota göndererek, Yakın Doğu'da çıkan ciddi soruna bugüne kadar büyük devletlerin katılmadığını hatırlatıp, olay büyürse, Avrupa'nın yeni sarsıntılarla karşılaşacağını hatırlatıp, bu sorunun çözümünün, Türk halkının Türk ülkesine ve Boğazlara mutlak egemen olması ile çözülebileceğini, Boğazlar konusunun Sovyetler için önemini belirttikten sonra, Boğazlar konusunda Rusya'nın katılmadığı ve çıkarlarına ters düşen bir kararı kabul etmeyeceklerini bildirdiler. 25 Eylül'de Türk birlikleri İngiliz müstahkem mevkilerinin tel örgülerinin yanına kadar geldiler. 26 Eylül'de General Harrington, M. Kemal Paşa'ya bir telgraf göndererek, Türk birliklerinin tarafsız bölgeyi, görüşmelerin yararı için terk etmelerini istedi. M. Kemal verdiği yanıtta, tarafsız bir bölge tanımadığını, Türk Ordusu'nun yenik Yunan Ordusu'nu izlediği, İngiltere'nin Yunan Ordusu için tarafsız bölge ilan edemeyeceğini ve Yunanlıların yaptığı yıkımı hatırlatarak, Boğazlar konusunda Türkiye'nin her zaman görüşmeye hazır olduğunu bildirdi. Bu arada Franklin Boulillon da M. Kemal Paşa ile görüşmek için 28 Eylül'de İzmir'e geldi. İzmir'de ikisi arasında kararlaştırılan esaslar çerçevesinde Türk Orduları'nın Boğazlara doğru harekatı durduruldu. M. Kemal aynı gün General Harrington'un ikinci mektubuna da yanıt vererek, Müttefiklerin İstanbul halkına uygulamakta oldukları tedbirleri kaldırmalarını, Yunan donanmasının bir daha İstanbul'a gelmemesini istedi ve ileri harekatın durdurulduğunu bildirdi. Müttefiklerin Paris'ten gönderdikleri notayı da 29 Eylül'de yanıtlayıp, askeri harekatın durdurulduğunu fakat, Yunanlıların Edirne dahil bütün Trakya'yı hemen boşaltmalarını bildirdi. İngiliz Kabinesi ise 29 Eylül'de toplanarak, Lord Curzon'un karşı çıkmasına rağmen, General Harrington'a bir telgraf göndererek, Türkiye'ye Türk Askeri'nin tarafsız bölgeyi terk etmelerini; aksi takdirde ateş açılacağını bildirir bir nota vermesini istedi. Fakat Harrington bu emri yerine getirmedi. Barışın hazırlandığı bir sırada, yeni bir savaşı başlatabilecek bu emri uygulamamakla en akıllı yolu izledi. 1 Ekim'de Londra'ya yolladığı bir telgrafta emri niçin uygulamadığını açıkladı. M. Kemal Paşa ile Harrington arasında Mudanya'da bir Konferans toplanmasının belirmesi üzerine İngiliz Kabinesi yeni hazırlıklara başladı.
  7. Sevqi. .

    Sevqi. . Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.130
    Beğenileri:
    1.863
    Ödül Puanları:
    0
    zorunlu goc

    olarak 14 haziran 1934 tarihinde çıkarılan yasa ve 21 haziran 1934 tarihinde bu yasanın kabul edilişiyle türkiye de yürürlüğe girmiş ve etkisi günümüzde hala devam etmekte olan,bir insanlık ayıbı olarak nitelendirebileceğimiz olaydır.

    bu yasayla birlikte o dönemde yüz binlerce insan yaşadıkları,bağlı oldukları yerlerden zorla iskan ettirilmiş ve hiç bilmedikleri yerlerde yaşamaya sevk edilmiştir.özellikle 90 lı yıllardan sonra belirli bölgelerde(diyarbakır gibi) ordu tarafından yaklaşık 4 bin köy boşaltılmış,gitmek istemeyenlerin evleri tarlaları yakılarak barınacak yer bırakmayarak gitmeleri sğlanmış;3 milyondan fazla insan hak ve özgürlükleri hiçe sayılarak göçe zorlanmıştır.

    yapılan bu zorunlu göçe devletin hiçbir hazırlığı bulunmamakla birlikte,yersiz yurtsuz bırakılan halk kendi çabalarıyla bir yerlere (bkz: istanbul) yerleşmeye çalışmış ve yoksulluk ve açlık içinde istanbulda sefalet mahalleleri ni oluşturmuştur.

    zorunlu göç nedeniyle işsiz ve evsiz kalan halk,kentin çeperlerine gecekondular yaparak ya da kentin merkezinde bir varoş mahallesi olan tarlabaşı na yerleşerek kendilerine barınacak bir yer bulmaya çalışmışlar ancak bunu sefalet içinde sürdürmüşlerdir.

    bugün bu zorunlu göçün etkisini bu sefalet mahalleleri diye tabir ettiğimiz mahallelerde görüyoruz.ne koşulda yaşadıklarını,17 kişilik ailenin sadece 900 ytl maaşla geçinmeye çalıştığına bizzat şahit oluyoruz.bugün de tarlabaşı nda,ayazma da gaziosmanpaşa da sözde kentsel dönüşüm çalışmaları ile zorunlu göç yapılmaya başlanmış ancak zaten evi barkı olmadığı için oraya yerleşmiş halkı nereye yerleşeceklerini belirlemeden,doğru düzgün hiçbir destek sağlamadan bu mahallelerden göç ettirmeye çalışmaktadırlar.

    1934 seneseinden bugüne milyonlarca kişi evsiz ve işsiz kalarak yaşamlarını devam ettirmeye çalışmışlar ve hatta bazılarının çok iyi bilmesine karşı ''istanbul neden bu halde?'' diye rol kesmesine neden olunmuştur.ancak bu devlet her zamanki gibi yaşadıklarından pay çıkarmamış,yaptıklarının üstüne kat kat koyarak daha da beterlerini yapmaya çalışmaktadır.haydi hayırlısı demeden ve bir de şu bakınızı vermeden edemeyeceğim bu konuyla ilgili:
    konuya evleri,tarlaları yakılarak göç ettirilenler değil de bu sefer de istanbul un merkezinde,bir kültür mirası,surların içindeki kültür akımı olarak bakarsak ve onların da evlerinin zorla yıkıldığını akıllara getirirsek birebir bağdaşacak bir mahalle daha


    nereye gidecek o insanlar,hangi koşullarda nerelerde yaşayacak,atlarını nereye bağlayıp,çalgılarını nerede çalacak ve de en önemlisi o koskoca kültürü nereye taşıyacaklar kimsenin umrunda değil tabiki.koskoca bir kültür yok oluyor vatandaş kimse mi bir şey yapamaz?yapılamıyor işte maalesef.surların içindeki kültür mirası yıkılıyor ve ordaki insanlar parasız pulsuz zorunlu göçe sevkediliyor.sonra da hırsızlık,kapkaç vs. neden arttı diye bir sürü vesvese çıkıyor.sen zorunlu göçü yapmaya devam edersen bu suçlar da artar ne yazık ki.bir de bunu bile bile ''neden?'' diye soruluyorsa bu da ********liğin daniskasıdır.
  8. gamze1997

    gamze1997 Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    62
    Beğenileri:
    29
    Ödül Puanları:
    0
    arkadaşlar 8.sınıf inkılap tarihi sayfa 34 35 36 ve 37 deki soruların cevapları lazım lütfn yardm edin
    SORULAR
    1.Ermeni isyanlarının hangi sebep ya da sebeplerle ortaya çıktığı söylenebilir?
    2.Birinci Dünya Savaşı'nda cephelerde Türk askerlerinin durumu nasıldı?
    3.Konu başlığındaki ifade kimler için,neden söylenmiş olabilir?(Geldikleri Gibi Giderler...)
    4.Ali Fuat ve İsmet paşaların ortak endişesi nedir?
    5.Mustafa Kemal Paşan'nın ateşkes maddelerinin açık olmaması konusundaki endişelerinin sebebi ne olabilir?
    cevaplarıı nelerdirr derss kitabıı lütfenn 1.sorununn cevabı 2. sorunun cevabı şekilde yaparsanız sevinirimm :)
  9. gamze1997

    gamze1997 Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    62
    Beğenileri:
    29
    Ödül Puanları:
    0
    yaa cece kuşlarıı biz soruların cevaplarınıı istiyoz senn uzunn uzunn konuyu yazıonn :( lütfen sorularıın cevabını biliyorsanızz onuu yazınn
    ß@$@K bunu beğendi.
  10. baslantaj

    baslantaj Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    inkılap ders kitabı 87/88/89/90/91/92+ yapabilirmisiniz?
    yapanlara 1 teşekkür borcum olsun .D

Sayfayı Paylaş