İnsan Dünya'yı Biçimlendiriyor

Konu 'Coğrafya (Soru-Cevap-Konu Anlatım)' bölümünde karamelek tarafından paylaşıldı.

  1. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.692
    Beğenileri:
    458
    Ödül Puanları:
    36

    Bugünün insanı çevresindeki araziyi eskiye göre çok daha büyük ölçüde değiştiriyor. Teknik ve enerji kullanarak doğal çevresini tümüyle kendi amaçları doğrultusunda biçimlendirme olanağına sahip. Ama insanın çevresini değiştirme konusunda oynadığı bu etken rolün doğa için her zaman olumlu sonuçlar getirdiği de söylenemez. Bilgisizlik, umursamazlık ve kendini beğenmişlik yeryüzü üstünde insan için de zararlı olan ve geri dönüşü bulunmayan yıkımlara yol açıyor.

    Doğal Çevreden İnsan Yapısı Çevreye
    İnsanın iki milyon yıldan bu yana aklını kullanan bir yaratık olarak gelişmesi, onun doğal yeryüzü biçimleri üzerindeki doğrudan ya da dolaylı etkisinin de giderek artan bir biçimde çoğalmasına neden oldu. Avcılık ve toplayıcılık döneminde Dünya’nın yüzey yapısının ve bitki örtüsünün biçimlenişi doğal süreçlerle sınırlı kalmıştı. Bundan sonra, ilk uygarlık merkezleriyle birlikte, insan etkisinin payının giderek arttığı alanlar ortaya çıkmaya başladı. Tarım ve hayvancılığa geçiş, doğal dengeye ilk büyük müdahale oldu. Bunun en önemli örneklerinden biri, Eski Yunanlılar ve Romalılar Akdeniz kıyısındaki ormanların yok edilmesidir. Eskiden bu ormanlarda korunan toprak, aşınmaya uğrayarak akıp gitmiş, böylece de insan varlığının temeli olan verimli tarım arazisi yok olmuştur. Bugün İspanya, Güney İtalya ve Yunanistan’daki kurak topraklar, buralarda yaşayan insanların atalarının bu düşüncesizce davranışlarının bir sonucudur.

    16. yüzyıla değin Avrupa’da gelişme o kadar ilerledi ki, bu kıtada ormanların tükenmesi nedeniyle ahşap gereksinmesi başka kıtalardan sağlanmaya başladı. Bugüne değin ekolojik bütünlüğünü koruyabilen son yerler olan tropik yağmur ormanları da büyük ölçüde tehlikededir. Yağmur ormanları 1 milyar hektar dolayındaki alanlarıyla yeryüzündeki ormanların yaklaşık yüzde 40’ını oluştururlar. Bu da, insanların bu ormanlara girmesinden önceki büyüklüğün ancak yarısıdır. Bugün her yıl tropik yağmur ormanlarının yüzde 1’i insan etkinlikleri sonucunda yok olmaktadır. Örneğin insanlar Madagaskar Adası’nın değerli bitki ve hayvan türleri barındıran ormanların yüzde 66’sını (74.000 kilometrekare) yok etmişlerdir; bunun yüzde 45’i de son 30 yıl içinde gerçekleşmiştir.
    Ama gezegenimizdeki yaşam alanının değişmesini etkileyen yalnızca ormanların kesilmesi değildir. Nüfus artışı, gittikçe daha çok arazinin tarım amacıyla kullanılmasını zorunlu kılıyor. İklimi elverişli olmayan pek çok yerden, sulama yoluyla daha fazla verim sağlama olanağı vardır. Ama bu, su kaynaklarının doğal dengesinin bozulmasına ve getirdiği yaralardan daha büyük sorunlara yol açıyor. Örneğin sulama amacıyla daha çok suyun başka yere yöneltilmesi nedeniyle Asya’da, Kazakistan-Özbekistan sınırındaki Aral Gölü’nün alanı son 25 yılda yüzde 40 küçülmüştür. Limanlar dolmuş, balıkçılık durmuş ve suların çekilmesiyle ortaya çıkan ekilmemiş büyük alanlarda 43 milyon ton tuz birikmiştir. Sulu tarımın yapıldığı yerlerde rüzgarın etkisiyle tuz birikir ve bu da toprağı verimsiz hale getirir.
    İnsanlar denizlerin kıyılarına da doğrudan ya da dolaylı olarak müdahalede bulunmaktadır. Eğer denizlere dökülen büyük akarsuların su toplama alanlarındaki ekolojik denge, ormanların kesilmesi ya da baraj yapılması gibi bir nedenle bozulursa, bundan hem sular, hem de suların sürüklediği parçalar etkilenir. Bu da akarsuyun denize ulaştığı kıyı bölgesi üzerinde olumsuz etkilere yol açar. Örneğin Romalılar döneminde Valencia’da bulunan kıyı düzlüğü, ırmağın getirdiği döküntülerle 4 km genişlemiştir. Batı Afrika’da Gana’daki Volta Irmağı üstünde yapılan Akasombo Barajı’nın 1961’de tamamlanmasından sonra Atlas Okyanusu her yıl yaklaşık 6 m genişliğinde bir kıyı şeridini yutmaya başlamıştır. Çünkü baraj, ırmağın taşıdığı alüvyonların kıyıya ulaşmasını engellemektedir.
    Limanların, baraj ve setlerin yapılması da kıyıların değişmesine neden oluyor. Hollanda’nın IJssel Gölü kıyılarında 15.yüzyıldan beri yapılan setlerle denizden 160 bin ha büyüklüğünde bir arazi kazanılmıştır. Bir arazinin en üst katmanı da, yapılan müdahalelerle çok çeşitli biçimde değişebilir. Yüzyıllardan beri yeryüzünün pek çok yerinde,eğimli arazinin teraslanması ile en dik yamaçlarda bile tarım yapılabildiği bilinmektedir. Büyük Okyanus’un güneyindeki, her yerden uzak Fiji Takımadaları’nın en büyüğü olan Viti Levu’da bile böyle teraslar bulunmuş ve ele geçen çanak çömlek parçalarından bunların İÖ 1200’den kalmış olduğu anlaşılmıştır.

    Kent Arazisi ve Sanayi Arazisi
    Yeryüzündeki en önemli değişim büyük olasılıkla kentlerin ve büyük sanayi kuruluşlarının bulunduğu yerlerde görülüyor. Ocaklardan çıkarılan maden cevheri Dünya’nın kabuğunda büyük delikler oluşmasına yol açıyor, sanayi toplumu, kentlerin yakınlarında büyük çöp dağlarının yükselmesine neden oluyor. Örneğin Münih kentinin ürettiği çöp son 20 yıl içinde iki katına çıkmıştır.
    Yeni yerleşim ve yolların yapılmasıyla her yıl değerli tarım toprakları ortadan kalkıyor. Hızla genişleyen ulaşım ağı için yollar, havaalanları, tüneller ve köprüler inşa etmek gerekiyor. Konut bölgeleriyle sanayinin alan gereksinmesi de sürekli bir artış içindedir. Her gün yaklaşık 120 ha’lık bir alanın, yani aşağı yukarı 170 futbol alanı büyüklüğünde bir yerin evler, otoparklar, yollar ve havaalanları yapmak için kullanıldığı hesaplanmıştır.
    Kentlerdeki arazi gereksinmesi gittikçe artan bir nüfus yoğunlaşmasına yol açıyor. Arsalar sonuna kadar yapılarla doluyor, yapıların kat sayısı artıyor. Yoğunlaşma koşut olarak kentlerdeki zemin yüzeyinin taşlaşması da yaygınlaşıyor. Bu, gittikçe daha çok toprak parçasının, yağmur sularını alarak zemine aktarmak gibi doğal bir işlevi yerine getirmesi anlamına geliyor. Yağmur suları kanalizasyon borularıyla akarsulara veriliyor, taşkınlara yol açmaları için de önlemler alınması gerekiyor.
    Pek çok mimar, yönetici ve bölge plancısı eskiden beri sürekli artan arazi gereksinmesi ile bunun doğuracağı sorunlara çözüm getirmek için çalışmaktadırlar. Bugün ekoloji konusunda bildiklerimiz bize, doğal dengeleri bozmadan büyük ölçekli değişiklikler yapmanın ancak çok büyük bir özenle ve olası bütün etkenlerin hesaba katılmasıyla gerçekleşebileceğini göstermektedir.

Sayfayı Paylaş