insanlar düşünmek sevmek ve inanmak için dünyaya gelmiştir makale

Konu 'Felsefe' bölümünde bobo1806 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. bobo1806

    bobo1806 Üye

    Katılım:
    5 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    insanlar düşünmek sevmek ve inanmak için dünyaya gelmiştir lütfen bu konu ile ilgili makale yazabilirmisiniz
  2. izosh

    izosh Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2008
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    1
    konu kısaca yaşamın anlamı nedir oluyor bir de bu konuyu savunacak mısın yani evet bunlar için gelmiştir ya da hayır bunlar için gelmemiştir sen hangisini savunuyorsun ona göre sana bir konu göndereyim
  3. izosh

    izosh Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2008
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    1
    Yaşamak; Sevinçle, acıyla, hüzünle, kederle, insanların birbirleriyle olan iletişimleriyle, ilişkileriyle, hayallerle, geçmişte olanlarla, tartışmalarla hayattan büyük bir zevk çıkarmasını bilmektir. Hani şekspir yaşam bir rüyadır adlı eserinde hayatın ne olduğunu açıklıyor. Hayat nedir? Bir ****lik. Hayat nedir? Bir yanılsama, bir gölge, bir masal…
    Ve en önemli şeyin bile bir değeri yoktur, çünkü tüm yaşam bir rüyadır ve rüyalarda yalnızca rüya... Macbeth'tede şöyle diyor; Gezinen bir gölgedir hayat, gariban bir aktör sahnede bir ileri bir geri saatini doldurur ve sonra duyulmaz olur sesi, bir masaldır gürültücü bir salağın anlattığı ki yoktur hiçbir anlamı.

    -Yaşamak; Bir amacı olmalı?
    Yaşamın amacı: İnsanın kendi düşüncelerinin, kendi felsefesinin, kendi ideolojisinin peşinden yürümesi midir? Yoksa Sevginin, Aşkın, Heyecanın ve de tutkunun aşırı bir şekilde yaşanması mıdır? Ya da sadece bunları düşünmesi midir?

    -Yaşamak; Niyedir?
    Niye mi yaşıyoruz insan çile çektikçe yücelir, büyür bu dünya büyük insanlar için kurulu, büyük dediğim manevi büyüklük, diğerleri figüran yani büyümek için doğduk ve yaşamalıyız.

    -Yaşamak; Doğmaktır.
    Doğduğumuz için yaşıyoruz, belki de çoğu insana doğmak ya da yaşamak ister miydin? Sorusuna hayır cevabı verebilirdi. Ama yaşadığımıza göre EN GÜZELİNİ YAŞAMAK DURUMUNDAYIZ.

    -Yaşamak; Bir yerlere varabilmektir.
    Belki uzun belki kısa bir yoldasınız. Her başarısızlık sizin için birer kavşak. Endişeleriniz, birer viraj.Arkadaşlarınız bazen gaz pedalı olur bazen fren. Düşmanlarınız trafik ışıklarındaki kırmızı. Aileniz yolunuzdaki uyarı tabelaları. İş hayatınız ise engebeli bir arazi. Ama: Deponuz prensiplerinizle doluysa, Motorunuz iradeniz kadar sağlamsa ve yan koltukta tanrının varlığını her zaman hissediyorsanız, dilediğiniz yere mutlaka varacaksınız.

    - Yaşamak; Dans etmektir.
    Partnerinizle tango yaparsınız, ayaklar birbirine dolandığında ne kadar büyük bir bağlılıkla birbirinizi, sevdiğinizi anlarsınız. Halay çekersiniz, el ele tutuşursunuz ve bu ne kadar birbirinize bağlı olduğunu gösterir.

    -Yaşamak; Sevdiğini bulabilmektir.
    Neden ALLAH sadece bir kalp verdi bize? İki ayak verdi yürümek için, iki el verdi tokalaşmak için, iki kulak verdi duymak için, iki göz verdi görmek için, fakat neden bir kalp verdi. Çünkü diğer kalbi başka birine verdi. gidip bulmamız için.

    -Yaşamak; Sevdiğini mutlu edebilmektir.
    İster miyim rüzgârlar kırsın dalını?
    İster miyim güzel gözlerin nemlensin?
    Hıçkırık sarmasın dudaklarını;
    Tanrı şahidimdir, hep benimlesin.
    Ne aşkını dilendim, nede sev dedim!
    Ellerini tutmadım, gönülden sevdim.
    Adını kimseye hissettirmedim,
    İyi bak, gör kendini, gözlerimdesin.

    -Yaşamak; Baharı beklemektir.
    Her insan kendi baharında yaşamak ister ve o baharı bulabilmek için, İkinci bir bahar olmadan.

    -Yaşamak; Bir şeyleri yaşayıp ta, yaşamamaktır.
    Eflatuna iki soru sormuşlar:1. �insanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir? Eflatun tek tek sıralamış: Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler ama sağlıklarını geri almak için para öderler. Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü nede yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar ancak hiç yaşamamış gibi ölürler. Sıra gelmiş ikinci soruya: Peki sen ne öneriyorsun? Bilge yine sıralamış: kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
    ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR.

    -Yaşamak; Kendi yaşamlarını yönlendiren birilerinin olduğudur.(bir erkeğe göre)
    Bir erkeğin düşünsel yeteneği, estetik birikimleri ne olursa olsun, hayatta durduğu yer, içinde doğduğu yerdir, tanıdığı ilk kadının annesinin onu bıraktığı yerdir. Giyim zevkinin bulunmadığı bir bahçede doğduysanız, giyim zevkinin gelişmiş olduğu bir bahçeye sizi ancak bir kadın götürür. Sofralarının inceliklerle donatılmadığı bir yerde doğduysanız, incelikli sofraların bulunduğu yere sizi götürecek olan bir kadındır. Birlikte olduğunuz kadın değiştiğinde, değişen yalnızca bir kadın değildir, hayatın neredeyse bütünü değişir, bir başka yere, bir başka bahçeye geçersiniz, orada her şey farklıdır. Dinlediğiniz müzik, okuduğunuz kitap, yediğiniz yemek, gittiğiniz yerler, buluştuğunuz arkadaşlar hatta taktığınız kravat bile değişir. Bir erkeği hayatın içinde kadınlar gezdirir, hayatın katları arasında dolaştırır. Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, esprili bir kadına rastlarsanız espriniz, zeki bir kadına rastlarsanız zekânız gelişir; yeni huysuzluklar, kaprisler, kavga nedenleri, acılarda öğrenirsiniz.

    Hayat kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi kat kattır.Babil’in asma bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir.Bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.Bugün durduğunuz teras,seyrettiğiniz manzara,gördüğünüz hayat,yanımızdaki kadının terası,manzarası,hayatıdır.Hayatın hangi katında durduğunuzu,yanınızdaki kadının durduğu yer belirler.Peki ya kadın için?

    - Yaşamak;Her şeydir..
    Söylediklerinize dikkat edin düşüncelere dönüşür.
    Düşüncelerinize dikkat edin duygularınıza dönüşür.
    Duygularınıza dikkat edin davranışlarınıza dönüşür.
    Davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklarınıza dönüşür.
    Alışkanlıklarınıza dikkat edin değerlerinize dönüşür.
    Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür.
    Karakterinize dikkat edin kaderinize dönüşür. (mahatma gandhi)

    -Yaşamak; Neden yaşıyoruz?
    Bu soru, insanoğlunun ne kadar aciz bir varlık olduğunu gösteriyor. Tamamen biyolojik bir şans sonucu yaşıyoruz! Niçin yaşıyoruz? Bu soruya tüm çağlar boyunca filozoflar yanıt aramış, ancak felsefe ve filozoflar buna bir cevap bulamamışlardır. Neden? Çünkü yaşamın cevabına maddenin içinde rastlanmamaktadır.

    Niçin yaşıyoruz? Sorusuna sadece dinler bir cevap getirmektedirler. Bu cevaplarının temeli, elçilerin getirdiği haberlerdi. Rab: Ben kullarımı ancak bana ibadet etsinler diye yarattım diyor. Bu bir imtihan dünyası, insanların elbette ki diğer canlılardan farkı var. Aklı var, iradesi var ve nefsi var. Dünyaya gelme amacımız, beklide bu imtihan... Allah’a en güzel kulluk ederek, sadece ona ibadet ederek, onun için yaşayarak hayatımızı tamamlamak mıdır?
    Bu dünya yalancı bir dünya. Bakın etrafınıza her şey sahte. Her şey yalan. Bugün varlar yarın yoklar. Yaşımız ilerliyor, bakın yüzünüze nasılda kırışıyor, bakın saçınıza nasılda beyazlıyor. Bir zaman sonra merdivenlerden çıkarken bile kesileceğiz. Yaşlanacağız. Sağlığımız, gençliğimiz, diriliğimiz bile yalan. Zamanla onları bile kaybedeceğiz. Peki, bu gidişat nereye hiç düşündünüz mü? Lütfen düşünün bu soruyu tekrar tekrar sorun kendinize.


    -Yaşamak; Boşa geçen koskoca bir yaşamdır.
    Sıkıntıyı sevmez insanoğlu. Kolay yollar, ucuz çareler arar. Hemen anlamak, kavramak ister her şeyi. Kendini en başta. Kendini anlamadan, anlamaya çalışmadan bir ömür tükenir gider. Kişi ölüme yakın bir anında sorar kendisine; Ben kimdim? Ne yaptım? Neden yaşadım? Ne için? Hangi amaç için? diye. Yanıt veremediğinden ki veremez- boşa uçtuğunu anlar koskoca yaşamın.


    -Yaşamak; Mücadele edip, savaşmaktır.
    İnsanlar, önlerine birer hedef koyup ve bu hedefleri gerçekleştirebilmek için, sürekli bir arayış ve de mücadele içinde olup hep savaşırlar… Bunu yaparken de ve de sonlara doğru yaklaşırken, büyük bir haz alırlar. Bu haz onlara yaşamın amacını anımsatır. Hedefler sona ulaştıkça yeni hedefler başlar ve psikolojik olarak tatmin olmaya çalışırlar. (iyi ki yaşıyorum)

    -Yaşamak; Beklemektir.
    Bazen hayatınızda sürekli olarak bir şeyleri beklersiniz ama sadece beklersiniz.

    -Yaşamak; **mektir.
    **mek için yaşıyoruz. Yaşadığımız bu günlerde iki tane gencimizi trafik kazasında kaybettik. bunlardan bir tanesi benim akrabamdı. Onu defnederken şunu düşündüm; biz ölmek için yaşıyoruz herhangi bir anlamı ve de amacı olmadan. Sadece yaşıyoruz.


    -Yaşamak; İnsanın ta kendisidir aslında.
    Genel çerçevede düşündüğümüz zaman; İnsanın ruh hali ne ise, yaşamın amacı odur.
    Senin ruh halin seni nereye götürüyorsa, yaşamın amacı o dersin. Sevmek mi? var ruh halinde, amaç SEVGİDİR dersin. Hastalık mı? Var ruh halinde, amaç SAĞİLIKLI BİR YAŞAM dersin. Aşk mı? Var amaç AŞKIN PEŞİNDEN YÜRÜMEK dersin. bir yerde sürgün olarak mı yaşıyorsun amaç ÖZGÜRLÜKTÜR dersin. Taziyede misin amaç **ÜMDÜR dersin vs.



    benim konum yaşamın amacı nedir üzerine kurulu bir konuydu ve ben bu yazıyı kullandım herkeste çok beğendi :)
  4. hilly

    hilly Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    1.711
    Ödül Puanları:
    113
    dostum bu makaleyi sen yazabiLirsin;) çünkü çok basit..herkezin üzerinde fikir yürüteceği bir konu..
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş