İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatına Dair Herşey

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde zeki kız tarafından paylaşıldı.

  1. zeki kız

    zeki kız Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ Türk Edebiyatı, Türklerin dâhil oldukları üç medeniyet ve kültür dairesine paralel olarak üç safhada incelenmektedir.

    1. İslâmiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı,

    2. İslâmî Devir Türk Edebiyatı,

    3. Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatı.

    Bu tasnif Fuat Köprülü tarafından ortaya atılmış ve edebiyat araştırmacıları tarafından bugüne dek kullanılagelmiştir.

    Türk Edebiyatının Devirlere Ayrılmasında Kullanılan Kıstaslar

    Türk edebiyatı devirlere ayrılırken değişen dil anlayışı, kültürde görülen farklılaşma, yeni dinî hayat, dil coğrafyasındaki gelişme, kısaca medeniyet değişikliği kıstas olarak alınır.

    Çünkü Türk tarihinde görülen üç medeniyet (iki medeniyet değişikliği), edebiyatın da seyrini değiştirmiş, onun konu ve şekil özelliklerini de etkilemiştir.

    Bu arada tanışılan ve alış verişte bulunulan uluslar da edebiyatı etkilemişlerdir.

    Meselâ, Araplardan ilmî eserlerle birlikte Arapça kelime ve tamlamalar, İranlılardan da İslâmiyet’le birlikte nazım tür ve çeşitler

    alınmıştır.

    Türk edebiyatının üç devire ayrılmasını sağlayan iki medeniyet değişikliği vardır

    1.
    İslâmiyet’in kabul edilmesi,

    2. Batı medeniyetinin tanınması ve benimsenmesi.

    Bu bilgiler ışığında Türk edebiyatının devirlerini şöyle belirleyebiliriz

    I. İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI (?-11. yy.)

    İslâmiyet’ten önceki Türk Edebiyatı, Türklerin Orta Asya’da yaşadıkları devirlerde bütün Türk boyları arasında müşterek ve büyük bölümü sözlü olan edebiyattır.

    İslâm öncesi Türk edebiyatı ulusal bir edebiyattır; nazım şekil ve türleriyle kullanılan ölçü tamamen millîdir.

    Bu dönem edebiyatı, İslâmiyet’in kabul edilmesinden sonra oluşmaya başlayan yeni edebiyat anlayışına kadar devam etmiş, hatta etkisi daha sonraki dönemde de görülmüştür.

    İslâm öncesi Türk edebiyatı sözlü dönem ve yazılı dönem olmak üzere ikiye ayrılır.

    A. Sözlü Dönem ( ?-8. yy.)
    Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdir. Yani başlangıçtan 8. yüzyıla kadar olan dönemdir.

    Bu dönem ürünleri tamamen sözlüdür ve genellikle şiir şeklindedir.

    Bazı ürünlerin bazıları günümüze kadar gelmiştir.

    Sözlü Dönemin Özellikleri

    Ø Bu döneme ait yazılı eser yok denecek kadar azdır.

    Ø Bu dönemde Türkler, göçebeliğe dayanan günlük hayatlarında ve özellikle düzenledikleri törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) bir araya geldiklerinde “ozan”, “kam” veya “baksı” denilen şairler “kopuz” denilen saz eşliğinde “koşuk”lar ve “sagu”lar söylerlerdi.

    Ø
    Bu şiirler (sagu, koşuk, destan) hece ölçüsüyle söylenen ve yarım kafiye kullanılan şiirlerdir.

    Ø Anlatım söze dayanır.

    Ø Düşünce ve hayaller şiirle anlatılmıştır.

    Ø Nazım biçimi dörtlük, vezin hece veznidir.

    Ø Yarım kafiye kullanılmıştır.

    Ø Dil sadedir.

    Ø Bu ürünler düzenlenen törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) ortaya çıkmıştır.

    Ø Şiirler kopuz denilen saz eşliğinde söylenir.

    Ø Daha çok somut konular işlenmiştir.

    Ø Kahramanlık, savaşlar, tabiat ve aşk konuları işlenir.

    Ø
    Şairlere ozan, kam, baksı, oyun, şaman gibi adlar verilir.

    Sözlü dönem ürünleri

    1. Koşuk

    Ø Hece vezni ve yarım kafiye ile söylenen şiirlerdir.

    Ø Kopuz eşliğinde söylenir.

    Ø
    Yiğitlik, aşk, tabiat konularını işler.

    Ø Nazım birimi dörtlüktür.

    Ø
    Bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca… (aaab cccb dddb)

    Ø Bu şiirlerin İslâm sonrası halk edebiyatındaki adı koşma’dır.

    Ø Sığır denilen sürek avlarında söylenen lirik şiirlerdir.

    2. Sagu


    Ø Ölen bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir.

    Ø Ölen kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini anlatır; ölümlerinden duyulan üzüntüyü dile getirir.

    Ø
    Koşuk nazım şekliyle söylenir.

    Ø Bu şiirlere İslâm sonrası halk edebiyatında “ağıt”, Divan edebiyatında “mersiye” denir

    Ø
    “Yuğ” denilen ölüm törenlerinde söylenir.

    Ø Divanu Lûgatit-türk’teki Alp Er Tunga sagusu bu türün önemli bir örneğidir.

    3. Sav

    Ø Türk toplumunun dünyaya bakışını, geleneklerini, varlık anlayışlarını ortaya koyan özlü sözlerdir.

    Ø Bugünkü “ata sözü”nün karşılığıdır.

    Ø Divanu Lûgatit-türk’te pek çok sav vardır.

    4. Destan

    Bütün dünya edebiyatlarının başlangıç eserleri olan destanlar, çeşitli konularda yaradılış hikâyeleri yanında, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının millet

    muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle zenginleştirilmiş uzun manzum hikâyeleridir.

    Türk destanları, kâinatın, insanın, kadının ve erkeğin yaradılışı; Türk milletinin doğuşu, çeşitli Türk devletlerinin kuruluş gelişme, çöküşleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebep açıklayıcı efsaneyi de içinde barındırır.

    Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır.

    Milletlerin toplumu derinden etkileyen, tarihî önem arz eden önemli olaylarını (doğal afetler, savaşlar, göç, yangın vb.) konu edinirler

    Manzum hikâyelerdir.

    Destanlarda olağan üstü olaylar ve olağan üstü özellikte kahramanlar vardır.

    Destanlar anonim ve sözlü edebiyat ürünleridir.

    Ağızdan ağıza dolaşmak suretiyle oluşmuşlardır.

    Destanlarda anlatılan olayların geçtiği yer ve zaman bilinmez.

    Kahramanlar lider ve kurtarıcı rolündedir.

    İlk Türk Destanları

    Altay-Yakut:
    Yaradılış Destanı

    Sakalar Dönemi:
    Alp Er Tunga Destanı, Şu Destanı

    Hun Dönemi:
    Oğuz Kağan Destanı

    Köktürk Dönemi:
    Bozkurt Destanı, Ergenekon Destanı

    Uygur Dönemi:Türeyiş Destanı, Göç Destanı

    B. Yazılı Dönem ( 8-11. yy.)

    Bu dönemde Göktürkler ve Uygurlar

    tarafından kendi alfabeleriyle eserler verilmiştir.

    Türk dilinin tespit edilebilen en eski yazılı metinleri VII. asrın sonlarına ve VIII. asrın ilk yarısına ait olan dikili taşlar (Yenisey ve Orhun anıtları) ve Uygur dönemine ait olan dinî metinlerdir.

    Anıtlar arasında yer alan, Kültigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilen Orhun Anıtları, gerek muhtevaları, gerekse mükemmel dil ve üslûplarıyla Türk dilinin, edebiyatının ve tarihinin şaheserleri arasında yer almaktadır. Abidelerin yazarı Yolluğ Tigin’dir.

    Yenisey Kitabeleri

    Yenisey ırmağı çevresinde daha çok mezar taşlarından oluşan bu kitabelerin edebi olarak fazla bir önemi yoktur.

    Göktürk Kitabeleri

    Tonyukuk Anıtı
    720 yılında Göktürk devleti veziri Tonyukuk adına dikilmiştir. Kitabede Tonyukuk, anılarını ve dönemin tarihini anlatmıştır. Anlatımda, atasözlerine bolca yer verilmiştir.

    Kültigin Anıtı 732 yılında dikilen anıt Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır. Anıtta Kültigin’in ölümü ve yas töreni anlatılmıştır.

    Bilge Kağan Anıtı 735 tarihini taşır. Bilge Kağan’ın yiğitlikleri ve Türk milletine iletmek istediği mesajlar anıtın içeriğini oluşturur. Bu anıt da Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır.

    Göktürk (Orhun) Kitabelerinin Özellikleri

    Türklerin ilk yazılı eseridir.

    Doğu Göktürklerin tarihine ışık tutar.

    Söylev türünde yazılmıştır.

    Oldukça gelişmiş ve işlenmiş bir dil kullanılmıştır.

    Türk dilinin gelişmişlik düzeyine ilişkin etraflı bilgiler edinilebilir.

    Hem dinî hem de din dışı konular işlenmiştir.

    Tarih, coğrafya ve edebiyata kaynak olacak niteliktedir.

    Türk tarihini, toplumun yaşam biçimini, dünyaya bakış tarzını ortaya koyar.

    Kitabelerde idarecilerin ve sultanların halkı aydınlatması, yaptıklarının hesabını halka vermesi söz konusudur.

    Kitabeleri Strahlenberg bulmuş, 1893’te Wilhelm Thomsen okumuştur.

    Bir yüzleri Göktürk alfabesiyle, diğer yüzleri Çince yazılmıştır.

    Dinî Eserler


    İslâm öncesi Türk edebiyatı yazılı eserleri arasında, Uygur alfabesiyle yazılmış olan çeviri dinî eserler de sayılabilir. Bunlar Mani ve Buda dinlerine ait eserlerdir.
  2. ayşegül_ea

    ayşegül_ea Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2008
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çok tşk ederim yaradı işime
  3. zehra

    zehra Üye

    Katılım:
    31 Mart 2008
    Mesajlar:
    199
    Beğenileri:
    7
    Ödül Puanları:
    16
    saol arkadaşım ....
  4. zey010

    zey010 Üye

    Katılım:
    1 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çok teşekkürler arkadaşım...
  5. acemiressam

    acemiressam Üye

    Katılım:
    23 Kasım 2008
    Mesajlar:
    11
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    1. İSLAMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK EDEBİYATI
    a) Sözlü Edebiyat Dönemi
    b) Yazılı Edebiyet Dönemi

    2. İSLAMİYETİN ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI
    a) Divan Edebiyatı
    b) Halk Edebiyatı

    3. BATI EDEBİYATI ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI
    a) Tanzimat Edebiyatı
    b) Servet-i Fünun Edebiyatı
    c) Fecr-i Âti Edebiyatı
    d) Milli Edebiyat
    e) Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı
    f) 1940 Sonrası Türk Edebiyatı
    İSLAMİYET'TEN ÖNCEKİ TÜRK EDEBİYATI
    (..?-11.yy.)

    A) SÖZLÜ EDEBİYAT DÖNEMİ:

    M.S.VIII. yüzyıla gelinceye kadar Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır. Bu dönem edebiyatı, sözlü olarak üretilmiş ve kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönemde edebiyatımızı Şamanizm, Maniheizm, Budizm gibi dinler etkilemiştir.

    Genel özellikleri:
    1. Bu dönem edebiyatı müzik eşliğinde (“kopuz” adı verilen sazla) dile getirilmiştir.
    2. **çü, ulusal ölçümüz olan “hece” ölçüsüdür.
    3. Nazım birimi “dörtlük”tür.
    4. Dönemine göre arı bir dili vardır.
    5. Dizelere genel olarak yarım uyak hakimdir.
    6. Daha çok doğa, aşk ve ölüm konuları işlenmiştir.
    7. Bu döneme yönelik elimizdeki en önemli ve eski kaynak Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügat-it Türk” adlı eseridir.




    Dönemin ürünleri:


    1. KOŞUK: “Sığır” denilen sürek avları sırasında söylenen şiirlerdir. Konusu daha çok doğa, aşk, savaş ve yiğitliktir. Bu tür daha sonra Halk edebiyatında “Koşma” adıyla anılmıştır.

    2. SAV: Dönemin özlü sözleridir. Bugünkü atasözlerinin ilk biçimi niteliğindedir.

    3. SAGU: “Yuğ” adı verilen ölüm törenlerinde, ölen kişilerin erdemlerini ve duyulan acıları dile getiren şiirlerdir.

    4. DESTAN: Toplumu derinden etkileyen olaylar sonunda halk arasında kendiliğinden oluşan uzun nazım türüdür.



    DESTANLARIN ÖZELLİKLERİ

    1. Toplumun ortak görüşlerini yansıtması
    2. Olağanüstü özellikler taşıması
    3. Kişilerinin seçkin olması (Kral, Han, Hakan...vb.)
    4. Milli dilde söylenmiş olması
    5. Milli nazım ölçüsüyle söylenmiş olması
    6. Oldukça uzun olması
    7. Konuları bakımından savaş, deprem, yangın, mizah, ünlü kişilerin yaşamları şeklinde sıralanabilmesi







    TÜRK DESTANLARI
    Destanlarımız yazıya geçirilmedikleri için bugün bunların ancak konularını bilmekteyiz. Bunları da İran, Çin ve Arap kaynaklarından öğreniyoruz.

    A) SAKA DEVRİ DESTANLARI
    1) Alp Er Tunga Destanı: Türk-İran savaşlarında Alp Er Tunga’nın yiğitliklerini ve bu savaşları anlatır.
    2) Şu Destanı: İskender’le Türkler arasındaki savaşı ve Türk hakanı Şu’nun kahramanlıklarını anlatır.
    B) HUN DEVRİ DESTANI
    Oğuz Destanı, Hun hükümdarı Mete’yi ve onun yaşamını anlatır.
    C) GÖKTÜRK DEVRİ DESTANLARI
    1) Bozkurt Destanı: Göktürklerin dişi bir kurttan türeyişini anlatır.
    2) Ergenekon Destanı: Bir savaşta yenilen ve Ergenekon’a açılan Türklerin orada bir demir dağı eritip intikamlarını almalarını anlatır.
    D) UYGUR DEVRİ DESTANLARI
    1) Türeyiş Destanı: Uygurların bir erkek kurttan türeyişi anlatılır.
    2) Göç Destanı: Uygur Türkleri’nin anayurtlarından göçünü anlatır.
    NOT: Destanlar oluşumları bakımından iki grupta incelenebilir.
    a) Doğal Destanlar: Halk arasında ortaya çıkan anon,im ürünlerdir. Bunlar genellikle daha sonra bir şair tarafından derlenip düzenlenmiştir. Bu türe örnek olarak şu destanları sıralayabiliriz.
    İliada, Odysseia Yunanlıların (Homeros)
    Kalevala Finlilerin
    Nibelungen Almanların
    Ramayana, Mahabarata Hintlilerin
    Cid İspanyolların
    Chanson de Roland Fransızların
    Gılgamış Sümerlerin

    b) Yapma (Suni) Destanlar: Bir olayın doğal destana benzetilerek bir şairce destanlaştırılmasıdır. Yapma destan örneği olarak şunları sıralayabiliriz:
    Virgilius Aeneit
    Dante İlahi Komedi
    Tasso Kurtarılmış Kudüs
    Milton Kaybolmuş (Kaybedilmiş) Cennet
    Firdevsi Şehnâme




    B) YAZILI EDEBİYAT DÖNEMİ

    Bu dönemi Göktürk ve Uygur dönemi eserleri olarak iki grupta inceleyebiliriz.
    1) Göktürk (Orhun) Yazıtları (VIII. yy): Bunlarda Çinlilere karşı bağımsızlık savaşı yapan, Türk bütünlüğünü yeniden kurmak için içte ve dışta svaşan Göktürklerin hikayesi anlatılır. Bu abideler 38 harfli olan Göktürk alfabesiyle yazılmıştır. Bunlardan en önemli olanları üç tanedir.
    a) Bilge (Vezir) Tonyukuk Yazıtı (720-725): Dört bakana vezirlik etmiş olan Tonyukuk tarafından yazılmıştır. Daha çok Çinlilerle yapılan savşlar anlatılmaktadır.
    b) Kül Tigin Yazıtı (732): Göktürk hakanı olan Bilge Kağan kardeşi Kül Tigin’in ölümü üzerine bu abideyi dikmiştir.
    c) Bilge Kağan Yazıtı (735): Göktürk hakanı olan Bilge Kağan’ın ölümünden sonra yazdırılmış birabidedir. Son iki yazar daha çok dönemin olaylarından , törelerinden ve Bilge Kağanın ulusuna dilediği iyi dileklerden söz eder.

    * “Türk” adının geçtiği ilk yazılı belge ve Türk edebiyatının ilk yazılı örnekleri olan Göktürk abidelerindeki yazılar Prof. Thomsen ve Radloff tarafından okunmuştur.

    2) Uygur Dönemi Eserleri: Göktürk devletinin yıkılmasından sonra kurulan Uygur hanlıklarından kalma eserlerdir. Daha çok Buddha ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Bunlar Turfan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Uygurların kağıda kitap basma tekniğini bildikleri anlaşılmaktadır. Dönemden kalma birçok hikayenin yanında “kökünç” denilen bir tür ilkel tiyatro eserleri de vardır. Uygurlar bu eserleri 14 harfli Uygur alfabesiyle yazmışlardır

Sayfayı Paylaş