İstanbul'u Bulmak

Konu 'Sizin Şiiriniz' bölümünde daddu.cadı tarafından paylaşıldı.

  1. daddu.cadı

    daddu.cadı Üye

    Katılım:
    14 Ocak 2009
    Mesajlar:
    151
    Beğenileri:
    56
    Ödül Puanları:
    0

    bir de rüzgarın sesini dinleyin...


    İstanbul'u Bulmak
    Henüz tanımıyorsunuz beni,
    Son dizelerime kadar benim gibi.
    Amacım tanıtmak değil kendimi,
    İçimde kaybettiğim ruhumu bulmak,
    Sonunda ben olmak, benliğime kavuşmak…
    Bizlere kim olduğumuzu söyleyecek,
    Hatırlatacak arkadaşlarımız olması gerek.
    Yoksa bir derin karanlığa girerseniz ki,
    Göremezsiniz aynanın karşısındakini dahi.
    Çok arkadaşım vardı benimde,
    Eskiden İstanbul’da…
    Özlediğim o gecekonduların arasında,
    Beraber büyümüşlüğümüz var açlıkta toklukta.
    Büyüdük ve bir fırtına ile açıldık İstanbul’a,
    Gecekonduların arasından uzandık gökdelenlere.
    Meğer ne farklı şehirmiş İstanbul,
    Hüznü bile bir nazlı olan.
    Güneşten bihaber büyürken gölgelerin arasında,
    Denizle tanışmak bir anda…
    Arkadaşlarım, eski arkadaşlarım…
    Birini içine, dile gelmiş lalelerin,
    Diğerinin ise erguvanların kokusu sinen arkadaşlarım.
    Hepsi; denizin dostu olmuş martılara,
    Yuvası olmuş gemilere,
    Küçük okyanusunda ayaklarını serinleten köprülere,
    Denizin korumasında kız kulesine aldanıp
    Bir daha çıkmamak üzere girdi mavi derinliklerine…
    Arkadaş dediğin her şeyi beraber yaptığın,
    Oynadığın, eğlendiğin varlık,
    Bense ağlarken bile bulamıyorum artık.
    Şimdi tek başıma aşındırıyorum 7 tepeyi,
    Kız kulesinin küstüğü,
    Dalgaların öfkelendiği karayı…
    2 âşık yakayı birleştiren
    Çöpçatan köprüyü.
    Medusa’nın korumasındaki,
    Yerebatan Sarnıcı’nı
    Hazarfenin kuş olup uçtuğu,
    Galata Kulesi’ni.
    Eski büyük yangının küllerinden,
    Yeniden doğan Kapalı Çarşısını,
    Altından değil Altı Minareli Cami’yi
    Kaşıkçı elmasının Topkapısı’nı.
    Boğazın gerdanında dizili yalıların Esma Sultanını,
    Efsanelerin Haliç’ini,
    Ayasofya’yı, Markiz’i, Beylerbeyi Sarayı’nı…
    Dünyanın başkenti İstanbul’u;
    Tek başıma üflüyorum.
    Yaklaşıyorum her üflediğimde,
    O küçük kasvetli muma…
    Üfleyip de söndürsem karanlık ışığı,
    Söndürsem de bulsam körleşmiş aynamı.
    Fark ettiğim bir arkadaşım daha var benim,
    Her zaman o küçük ışığıyla,
    Büyük geçmişini bana yol yapan.
    İstanbul, ey koca şehir!
    Yapbozun parçaları senden ibaretmiş meğer.
    Kırılmış aynamın etrafa dağılan parçaları,
    Ey koca İstanbul, buldum seni!
    Artık bende görüyorum kim olduğumu,
    Evet, İstanbul; ben senin bazen sıcak,
    Bazen soğuk hissettiğindim.
    Bazen bunaldın, bazen titredin,
    Ve çok çok kızdın bana.
    Lakin benim amacım incitmek değil,
    Fark edilmekti, fark etmek!
    Evet İstanbul, duyuyor musun
    Aynadaki yansımamın sesini?
    Görmemek için gözlerini kapasan ne çare,
    Kulaklarını kapatacak ellerin kalır mı ki?
    Dinle İstanbul,
    Ben sadece senin,
    Senin mevsimlerinin rüzgârıydım…

Sayfayı Paylaş