Kadir Zorlu - Şiirleri ve sözleri.

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Hera. tarafından paylaşıldı.

  1. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.

    Öyle zamansız geliyorsun ki aklıma, zaman sızlıyor.

    Kadir Zorlu
  2. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Bana mutluluktan bahsetme, bahşet...

    Kadir Zorlu
  3. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Hep böyledir;
    yanlış insanlar öğretir
    yalnız insan olmayı.

    Kadir Zorlu
  4. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Dahiliye

    önceleri çok güzeldi her şey
    yataktan senin gibi kokarak çıkardım
    ve yürürken ayaklarımın altında
    çocukken üzerinde gidilir sandığımız
    bulutlar olurdu...
    ne desem boş biliyorum
    kalbin dahil

    sana bakıp işte o an,
    "-her şeyin başı şu" demek geçti içimden.
    ama her şey için geçti
    ne var ki sana bakmam için yanımdaki kadını
    ve yanındaki adamı atlatmam gerekiyordu
    durdum biraz kalbini düşündüm
    bir tren geçti içimden
    bütün vagonlar dahil

    allah biliyor ya seni çok seviyorum
    ve hâlâ gözünün altına düşen kirpiğini
    ilk farkeden olmak gibi düşüncelerim var
    nerelisin diye sorarlarsa gülümse
    çünkü asırlardır kafamın içerisindesin
    öyle uzun zaman oldu ki
    sanki sen daha önce gelmişsinde
    bedenim seni kaplamış sonradan
    bazı şeyler var iki kere iki dört etmiyor
    bu konuya fiziğinden başlamak istiyorum
    gözlerin dahil.

    işte sen öyle yürüyorsun
    saçlarında ardından yürüyor
    tıpkı cennetin tanıtımını yapan
    kısa bir film gösterisi gibi
    kokunda var pek tabi ki, yanından geçen her insan
    kendisini tekrar dönüp bakmak zorunda hissediyor
    görüp dokunamamak
    tanıyıp konuşamamak
    tadını bile bilip bir kadının, doyamamak
    öyle yakıyor ki insanın içini
    bütün cehennemler dahil

    uzaklaşıyorsun, içime bir dünya düşüyor
    tek başıma yaşamak zorunda olduğum
    şiirler yazıyorum en ağır
    şarkılar dinliyorum en ağır
    hep her şeyin en ağırını yaşıyorum
    küçükken bulutlar taşır sanırdım
    şimdi ağırlığa dayanamayacak sanıyorum
    hiçbir şey değişmedi aslında
    "üvercinka" ve sen sevdiğim şiirler arasında
    hala en başı çekiyorsunuz
    adını bile değiştirmedim olacak kızımın
    nedir bu halin dersen eğer
    halim yok.
    yaşamak bir yük
    sırtımda bir eyer.

    diyeceğim o ki,
    ne olursa olsun
    bütün kara parçalarına
    dahilim.

    Kadir Zorlu
  5. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Elinin ayasını çenene koyup dört parmağını yanağın ile gözünün arasına yerleştirirdin. Tabi dirseğinde öbür elinin ayasında ve bu düzenek dizlerinin üzerinde kurulurdu. Bir şey vardı tam olarak açıklayamıyorum, beni o şekilde izlediğini görürdüm ama gördüğümü sen anlamazdın. Ve sen bu şekildeyken önüme düşen bir serçe yavrusunun gagasını öpmek, serçe parmağımı çekiştirmesi mesela bir kız çocuğunun, bir bahar havasında gün batarken o hafif esintide çay içmek, günler boyunca çalışan bir insanın başını yastığa koyduğu an, alınan bir hediyenin kutusunu açmak, üç gün sigara içmeyip üçüncü günün sabahında yakılan sigaranın alınan ilk nefesi...

    Ne bunlar şimdi deme bana. Sen, bir insanı o şekilde izlerken bu gibi şeylerin insan üzerindeki örgütlenmesisin.

    Kadir Zorlu
  6. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    "zaman ile unutamıyorsan, ters çevir kelimeyi öyle dene..."

    Kadir Zorlu
  7. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Benimde her insan gibi hayallerim vardı; sana solcu olacaktım, kızıma sağcı, kendime müslüman...

    Kadir Zorlu
  8. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Hiç büyük beklentiler peşine düşmedim ben, küçücük bir şeydi senden istediğim. O kadar küçüktü ki, ellerini ayaklarını nefesinle ısıtabiliyorsun. :eek:

    Kadir Zorlu
  9. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Devrimin İlk Adımı Bir Pazar Sabahı

    Kalabalığı yarıp o pamuk ellerinle sarılacaksın sandım, kaldırımda yürürken en sevdiğimiz şarkıyı duyunca. Ellerim istemsiz çıktı ceplerimden, gözlerimde istemsiz sağa sola hareketler oldu. Kalp atışlarımı hissettim, istemsiz hızlandı. Duraksadım bir kaç saniye, ilgi odağı oldum. Gelmedin, sarılmadın, ellerimi yine ceplerime sokup sessizce yürümeye devam ettim...

    Soğuk hava, ama hiç önemli değil daha soğuk kışlar gördüm ben. Gittiğin sene daha çetindi, ertesi sene de öyle. Zamanla azaldı ama yine çetin geçiyor. Bir acıyı benimsemek gibi, benimseyince acıyı daha az hissetmek gibi bir şey bu. Soğuğu benimsiyorum, olmadığın dakikaları, tek başıma izlediğim filmleri, yediğim yemeği, içmek için demleyip bardakta unutup soğuttuğum çayları, bir kaşık şeker atıp bir kaç dakika sonra tekrar atmamış gibi çay bardağına aynı şekilde yaklaşmayı ne varsa senden geriye kalan, benimsedim...

    Erken yatıyorum geceden korktuğum için ve pazar günleri hariç erken kalkıyorum. Her şey o kadar yolundaki bu korkutuyor beni. Sessizce işleyen cinayet planları gibi ya da bir iç kanaması gibi geliyor. Sesini duyuyorum sabahları nedense, gözlerimi her açtığımda ilk telefonuma bakıyorum senden gelen ve gelme ihtimali halen olan bir kısa mesaj var mı diye. İnsan her şeyden vazgeçiyorda böyle alışkanlıkları atlatamıyor işte. Beni de anla. Biz sıradan bir ilişki yaşamadık çünkü sen sıradan bir kadın değildin benim için. Aşkın gibi acında oldukça büyük geldi bana. Her ne kadar bazen kaldıramayacak gibi olsam da bu acıyı, bir diş ağırısı gibi en çaresiz anlarımı yaşatsan da bana, seni bir romana konu olacak kadar çok seviyorum ve hala biraz önce gitmişsin gibi taze tutuyorum yokluğunu. Yaşıyorsun bu evde, varlığından çok üstelik.

    Biliyorum sona yaklaşıyorum. Bir başka kadını ortak edeceğim hayatıma. Kapattığın defterimi bir başka kadın açacak, kendi satırlarını yazacak. Senin yerinde uyuyacak, senin sarıldığın gibi sarılacak. Kim bilir belki senin gibi kokar. Senin gibi severim. Bakışı, dokunuşu bir kadını kadın yapan ne kadar özellik varsa sana benzesin isterim. Yani diyeceğim o ki; senin gibi gitmesin şu kapıdan, yeter.

    Bak, görüyorsun değil mi çay yine nasıl da soğudu.

    Mutsuz bir pazar sabahından merhabalar sevgilim, bugün bir değişiklik yaptım farkına vardın değil mi?


    Kadir Zorlu
  10. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    bir kaç gündür aynı rüyayı görüyorum
    kahvaltımda aynı şeyler var
    bir gün içerisinde konuştuğum insan sayısı
    daha da azaldı
    eskisi gibi kitap okumuyorum
    erken geliyorum eve, erken uyuyorum
    telefonum genellikle kapalı
    sürekli kendi kendime konuşurken yakalıyorum kendimi
    bir şeyler söylüyorum, anlamadığım şeyler
    gece gibi siyah, namludan çıkan çekirdek kadar kararlı
    var bir şeyler biliyorum;
    belki karşıdaki dağların ardına gizlenmiş
    belki sabahları çöken sisin içerisinde bağdaş kurmuş
    belki bir kaç sokak öte de, elleri ceplerinde yürüyor
    belki de bir kaç dakika sonra da...
    var bir şeyler biliyorum
    bir gün çıkıp "işte geldim..." diyecek
    ve dibine düştüğüm bu karanlık kuyuya
    soğuk kuyuya, kimsenin uğramadığı kendi dünyam olan bu kuyuya
    bir merdiven uzatacak
    insanım işte, bunu hep söyletiyor bu olgu;
    neden olmasın?

    ama bir yandan da
    ama demek istemiyorum işte
    çünkü ama dedikten sonra nedense hep muhtaçlıklar üzerine
    olumsuzluklar üzerine cümleler kuruluyor..

    ama demek istemiyorum işte
    teyakkuzdayım mütemadiyen
    telaffuz etmesinler diye ismini.
    bu yüzden az konuşuyor, az dinliyorum
    kokun bile olur da burnuma gelir diye
    burnum hep bir şeylerin ardında oluyor
    kendi kokumu almaktan bıktım!
    çünkü bu ağırlığı bilemezsin sen
    konuk olduğumuz şu her şeyi iki kat daha ağır yapan
    ketum gecelere nasıl yansıyor bilemezsin
    çünkü herhangi bir aşk değildi bizimkisi
    yıllar oldu bak
    aynı kuyudayım hâlâ
    "işte geldim..." diyecek birisini beklerken bile
    bir kaç sokak, bir kaç dakika ötesini bile umut ederken böyle
    seni düşünerek umudumu bu hüzünle boğabiliyorum
    ama olsun
    bak yine ama dedim bir muhtaçlık sezdim içimde...

    hani ardı ardına sıralanmış dağlar vardır ya
    yol boyunca uzayıp giden elektrik telleri
    bulutlar vardır ya hani, bakınca ufku okşar
    gökyüzüne dokunan denizler
    bazen erken uyuyamıyorum işte
    geceler de böyle oluyor,
    acılar da,
    sende böyle oluyorsun uyuyamadığım zamanlarda...
    saatler ilerledikçe yetişemediğimi hissediyorum
    yorulduğumu, bu yarışı bırakmam gerektiğini.
    sonra
    ellerimi birleştiriyorum-tamam-
    ayaklarımıda birleştiriyorum-tamam-
    ya gözlerim?
    bu kuyu öyle karanlık ki
    artık gözlerimi açık tutmamın gereksiz bir eylem olduğunu düşünmeye başladım
    gözlerim üşüyor
    ve üşümesin diye böyle çok sigara içiyor
    çok duman kaçırıyorum.

    -sıcaktır g ö z y a ş l a r ı-

    saatler hâlâ ilerliyor
    kuyunun iki kat dibine indiğimi hissediyorum
    ve artık bu saatten sonra
    saatinde bir anlamı kalmıyor
    çünkü dışarısı da oldukça uzak
    çocuk sesleri kesildi
    ve bunun anlamını bilmen gerekiyor
    çocukların seslerinin kesildiği bir dünya -ki bu dünya hangi dünya olursa olsun-
    asla artık bir dünya değildir.

    bir şey düşün hemen...

    bir badem düşün meselâ
    onu kaplayan kabuğu
    sonra onu ayakta tutan dalı
    ve ağacı
    sonra toprağı
    sonra yeryüzünü
    sonra dünya dedikleri o yuvarlak şeyi
    sonra güneşi, ayı, yıldızları, gezegenleri, bütün alemi düşün
    ve sonra bunların hiçbirisinin olmadığını
    işte ordayım
    bir insanın düşünürken ötesine geçemediği tek yer
    ötesi olmayan tek yer.
    uzat ellerini, üşüyor gözlerim
    dağların, tellerin, uzayıp giden her şeyin anlatmaya çalıştığı
    bu gece, bu soğukta.


    kadir zorlu - uzayıp giden ellerin

Sayfayı Paylaş