Kahraman Tazeoğlu Şiirleri ~

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    Sizde eklemek istediğiniz şiiri veya sözleri varsa ekleyebilirsiniz arkadaşlar :)



    [​IMG]


    Aklım Karakış

    ben seni yaralarından tanıdım
    ecelime son kurşundun deli davalım
    n'olur bulutsuzluğuma darılma
    dudağında bizi gül
    kıyametime adım kala
    beni senden alma

    aklım kara kış
    ellerim seni üşüyor
    bugün günlerden soğuk

    ben aysız gecelerde
    çocukluğuma mektup yazardım
    ah çocukluğum kağıt gemilerim
    düşlerim dudaklanıyor

    sesin kokuma gizli
    yıldızları sönük gecelerde
    dilime yağmursun

    gözlerini uyuyorum her gece
    bu kent içimin bahçesi
    gemilerim çözülüyor yüreğine
    ellerinle okşuyorsun
    bilmiyorsun
    kendi bakışlı kız
    ömrümün kırçıl masalısın
    uçurumlar vaadetme bana
    yaralısın...

    Kahraman Tazeoğlu


    [​IMG]
  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113


    [​IMG]

    Araz

    " Yalnızım çünkü sen varsın

    " geldesen gelirdim
    gittiğin uzakta bendim
    dağ gibi bir ihanetten düştüm
    bu kendime son gelişim

    ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
    kendimi suçüstü yakalıyorum
    ve kentsizliğimin isimsizliğini
    Araz'a uyak düşüyorum
    gözlerime senden düşler sürüyorum
    ıslak bileklerim kan bayr***** yatıyor
    bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
    sonra bir durağa yaslanıyorum
    sonra bir kente
    ve sen gidiyorsun
    ben kanıyorum
    diyorlar ki " kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun
    oysa " geldesen gelirdim biliyorsun

    yorgun Haliç'e biraz inat
    biraz ihanet bırakıyorum
    ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
    aklıma düşüyorsun
    düşüyorum
    düşünce
    üşüyorum
    azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
    ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
    yalanlarımla bir hiçlikteyim
    beni içinden kaç!

    bu kentte her yağmur kendini ağlar
    aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
    ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
    nerde, kimi üşüyorsun?
    artık kendini yakan bir ateşim
    kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
    şimdi boş duraklarda yaslanıyorum
    boş kentlere
    oysa " geldesen gelecektim

    gündüşlerime dönüşlerimde
    bakışın içiyor beni gözlerimden
    gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
    uzaklığına uzanıyorum
    sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
    ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
    yıkılıyorum şarkılara
    " kimseler biliyor
    yalnızlık dostumdu
    şimdi korkum oluyor
    oysa " geldesen gelecektim

    artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
    güzartığı saçlarımda oynaşan sensizlik
    gözkarana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
    kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
    göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
    düş satıcısı, ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
    uysal yalnızlıklar satın alıyorum
    gülüşümle ödeyerek
    ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
    yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
    cüzzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
    kirli sözlerimi temize çekme
    oysa " gel" desen gelecektim

    gözlerim ihanete ihbar taşıyor
    kuşkulu bir cinayete fısıldıyor kaşlarına
    sözü namluna sürmelisin şimdi
    en yaralı yanımdan vurmalısın beni
    çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır

    avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
    ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
    susuşuna kan döküyor gözlerim
    sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
    oysa bilmelisin Araz'ım
    kimsenin içi görünmez
    ve hiç bulamadıklarını
    asla yitiremezsin
    bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
    söylenecek bütün sözler

    her sabah akşam oluyorsun
    alnından ellerine damlıyorsun
    yüzündeki yağmurla iniyorsun kent'e
    içine dert oluyorsun kentin
    dışına yağmur
    yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
    duvarların kan öksürüyor
    ve sen
    başkalarının gözlerini
    yüzümde aramamayı öğreniyorsun
    beni bir durağa yaslıyorsun
    beni bir kent'e
    gidiyorsun
    oysa " geldesen gelecektim

    susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
    en susmakta neydi öyle
    sen en dinlerken
    biliyorum Araz'ım
    insan kendini bulmamalı, hep aramalı
    gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
    gece cinnetlerimi de alıp yanıma
    denize bakmayı bilmeyenler
    bir gün mutlaka boğulur
    işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

    siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı?

    ben şimdi gurbetim
    içimde taşıyorum
    heba olsa da senlerce yılım
    oysa " geldesen gelecektim

    ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
    ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
    şairler ölüdür derler (inanmıyorum) !
    en karanlık ceketimi giyiyordum
    ışığa kördüm çünkü
    şimdi ise güneşe ilerliyorum
    dirilmek için

    kimliği paslanıyor eski bir anarşistin
    gecenin kör gözünden utanıyorum
    hadi bana en militan kelimelerle saldır
    batır içime cümlelerini
    beyhude bir dehşet bırak bana
    hakediyorum

    gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime
    can kaybından ölüyorum
    cenazemde namaz kılacağım
    zan altındayım
    yalanıma inanıyorum

    yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
    kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
    kinim kendime
    susuşum sana
    küsüşüm tüm dünyaya
    üstü kalsın ihanetimin
    " geldesen gelecektim
    yine bir tren geçiyor içimden
    sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
    saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
    görmüyorum, söylemiyorsun, kırılıyorum
    hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
    sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan
    süsle beni ey aşk!
    geçtiğin yerleri öpüyorum

    yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
    dişlerindeki nikotin tadı terkimde
    sirenler ve ateş hatları içip
    sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
    ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla
    ve bir asansör kapısı önünde
    aslında yüzüme tükürüyorsun da ihanetimi
    ben habersiz gülümsüyorum
    yasadışıyım
    tutukla beni gözlerimden

    kalemim bitti, yitirdi şiirini şuur
    öldü kanımdaki mürekkep balığı
    solumdaki sis'e intihar etti intiharlar
    bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
    yaşamak için geç bir zaman
    ölmek için ise erken

    çok davullu bir senfoni sürçüyor
    dikiş tutmaz ayrılığımda
    kirpiğinden yapılma bir darağacına
    geceyi asıyorum
    yoksun
    bu yağmurlar ıslatmıyor beni
    bir durağa yaslanıyorum sensiz
    gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum
    " geldesen gelecektim oysa

    kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
    şimdi herkes biraz sen, biraz acı
    göğsümde bir vagon
    gizli sözler batıyor
    fırtınalar çıkıyor üstüme

    şakağımda
    intihar acemisi bir şairin
    delilik provaları
    arkandan uluyan kapılardan
    söküyorum kokunu
    yokluğunu kokluyorum
    yokluğunu yokluyorum

    çöz gözlerimi senden hadi!
    ücranda yak bakışımı
    gözlerine bekçi sevdam
    dünden ve senden kalmayım
    içine her düşen
    kendi keşfi sanıyor seni
    oysa sen
    melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
    ve kendini acıtmak istiyorsun
    ama güller kendine batamaz
    bilmiyor musun?
    'gel' mi diyorsun?

    herkes kendi gördüğüne bakar
    peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz?
    kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
    hadi! en kanadığımız yerden susalım
    'gel' desen gelirdim
    'git' dedin ve gittin

    Aşka...
    Rüzgara...
    Ayrılığa...
    Zamana...
    ...

    Kahraman Tazeoğlu


    [​IMG]



  3. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113


    [​IMG]


    Askın Yalan Olduğunu Söylemediler Bana

    Aşkın yalan olduğunu söylemediler bana, bu yüzden yara bereyim gönül evimde...
    Kaşlarımdaki öfkeyi susturacak söz bulamıyorum lugatımda!
    Yakışmıyor artık sana susmalar tadını kaçırdın yıllarca. Aramıza boyumuzdan büyük ayrılıklar koydun oldu mu? Bende kalabalığın tenhalaşıyor yavaştan... Meltem esmiyor nicedir, fırtınalar susmadı henüz. Hayat anlamsız geliyor tutunamıyorum canıma...
    Ben hiç mutluluktan delirmedim ama; delirmekten mutluluğu aşkta öğrendim.
    Neden herkes bakışlarını üstüme yapıştırmış bana bakıyor? Biliyorum, çok çirkinim kimin yüreğinin zilini çalsam açılmaz kapılar ardında kalırım kimsesizliğimden... Oysa ben düşlerin pembesini yüreğimin görünmezliğinde saklarım... Temiz hayallerimden kurşun yemek öldürüyor içime sığmayan umutlarımı: Yine de her gece mektuplar yazarım sana hiç okumayacağın.

    Yüzün flulaştı gözümde, aklım yavaş, yavaş seni unutmaya yelteniyor sevgili!
    O duyumsuz bakışlarından aldığım yitik anlamı göğsümde tutuyorum...
    Geç bastırılmış bir yalnızlık ihtilali için MERHABA! bu yüzden zehirli geceler bırakıyorum ve seni onarıyorum kendimi yaralayarak. Yalnızlığımdan bir sen çıkarıyorum sensizlik büyüyor yanımda...
    Mor bir ölüm giyiniyorum sensizliğimin, sessizliğinde... Seni çıkarıyorum hücrelerimin beyinden kan revan her parçan, ben kanıyorum gözlerimden sen düşerken.

    Seni bende devleştirmeseydim bu kadar sen de bilmeyecektin farkının farkındalığını sevgili!...
    Sen de unutamayacaksın yar beni... Her şarkıda biraz beni hatırlayacak sevgimi bırakıyorum yüreğine usulca haykırarak farkında olmasan da.
    Göm şimdi beni aklının dehlizlerine sana da bu yakışır sevgili!
    Beni saçlarının toroslarında uyut, beyaz gelinliği sen giydir başımın mezarına!
    Sonranın azı, mor dağların eteğinde ölüm kusacak aşkın ciğerlerimden... Bu ölüm beni de korkutuyor ama; gelsem yoksun, gelmesen ölüm oluyorum; nedir bu ters denklem anlamıyorum!
    VE BEN SENİ BİLMESENDE, HALA ÇOK SEVİYORUM..............

    Kahraman Tazeoğlu

    [​IMG]



  4. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113


    [​IMG]


    Ayrılık Gelmeden Git Sen

    kimsesiz bir gökyüzüne
    lâl bir dilin tüm sesiyle haykırması kadar sağır,
    karanlık sularda,bir âmânın gözlerini araması kadar kör;
    yani anlamsızlığa yeni anlamlar yükler gibi
    yalnızca yalnızlığa anlatıyorum kendimi…
    çıkmaza düşmüş şiirlerin koynunda
    bir uzun yol oluyor kalemden süzülen her harf
    her hece aklımın kabristanlarında yankılanan
    sahipsiz bir ölüm çığlığı,
    masumiyeti sesimde eskiyen…
    ve dudaklarımın ucunda bitmek bilmeyen acılı tiryakilikler
    ve sonrasızlığın deminde keder dökülüyor kağıtlara
    hâsılı aşk; ölü doğmuş bir çocuk şimdi
    yüreğimin sevda çukurlarında…
    hadi yâr kendini al gecelerimden
    al ve git!
    zaten bir uzak düştü benimki;
    ertelenmiş zamanlarda resmedilirken mavinin imkansızlığı,
    şiirler nice sevdaya küs bakış hüküm giymişken,
    ezbersiz acılar eşliğinde gözlerinde tükenmek
    ve ölebilmek kirpiklerinin iz düşümünde
    hani meçhul bir izbede seninle el ele…!
    oysa mutluluğu çoktan rehin bıraktım ben
    bilmem hangi şehrin emanetçisinde
    ve senden habersiz,
    adından acılar türetiyorum şimdilerde…
    dilimin ucuna geliyorsun bir zaman
    yaşamak soruyorsun!
    yaşamak; kör bir sancıdır sol yanımda,
    dönüşsüz bir türkünün kambur sesinde yitip giden…!
    ve dinledikçe kendimi,
    kâbus olup büyür geceler karanlığın uğultulu yollarında…
    ben kaçmak isterken her şeyden
    gözlerin adına kendime sefer üstüne sefer eylerim.
    sana çok benzeyen bir şehir olur geçtiğim her yer
    her yer öylece uzar gider içinde gözlerimin
    ve bizden çok uzakta
    mevsim çömezi bir haziran
    sonbahara uyanır şehr-i İstanbul,
    gözlerinde bir mavi yangın
    ve saçlarından dökülür martılar
    Üsküdar’da ******* bir deniz kızının
    sâhi martılar diyordu bir şair:
    “martılar ki sokak çocuklarıdır denizin”
    yani öylesi kimsesiz ve unutulmuş
    yani morarmış kanatlarında münzevi bir hayat taşıyan
    sonrası geç kalmış yaşanmışlıklarda
    bulutsuzluğa prangalı bir çift yağmur damlası,
    yağmasın diye kulelerde saklanan..!

    işte böyle “can” dediğim:
    yetim çocuklar hüznünde
    kâhır yüklü gölgeme
    çokça sahiplik etmişken bedenim,
    yorgunluğun kıyısında
    hüzün olup işlenmişim ömür gergefine…
    çapulcu dillerin nazarında
    sevdaya zûl libaslar giyinen,
    uğursuzluk alâmeti koca bir hiç’miş adım…
    ötesi yok!
    gurbet yokuşu ağlamalar pazarında
    iki damla gözyaşıymış bedelim
    ve soyunup benliğimden
    elem üstüne elem giyinmiş
    sana pervane yüreğim
    gözlerimde gözlerini ateş bilip yanmışım öylece
    hiç ses etmemişim
    meğer ne çok kedermiş
    gözlerinin içinde tutuklu kalmak..!
    lâkin sevmişim işte
    her şeyden ve herkesten öte
    sadece sevmişim seni…
    ama sen kendini sök düşlerimden
    sök ve git şimdi!
    yolların koynunda
    başımı yaslayıp ölümün yamacına
    bunca acıyla yoldaş olmuşken ben
    sen kaç benim kalabalığımdan
    ve bir intiharın şafağında
    sesini sil şiirlerimden
    olmasın dönüşü gittiğin yolun
    kalemi kırılmış gelişlerin hükmünde
    sonsuz bir gidişle
    unutmalara aç yüreğini,
    yüreğini toparla yüreğimden
    cellat bayramı asılışlarda
    nasırlı urganlar kuşanmış şiirlerde seyreyle yüzümü
    ve zamana not düşsün akreple yelkovan
    yüzün kalbimin ortasında
    yalnızlık yazgısı yemin olsun
    ki belki arınıp mezar kalabalıklardan
    ben yine ben olurum…!
    yağmurlu bir gökyüzü akşamı
    hani olur ya!
    düş yorgunu bir martı gelir de hatırlatırsa beni
    “ziyan ömürler kucağında
    kendine has ölümler büyüten
    bir deli çocuktu” dersin…
    hadi git şimdi
    git ki gözlerine “ayrılık” değmesin...

    Kahraman Tazeoğlu


    [​IMG]


  5. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113


    [​IMG]


    Benden Kaç Olursa Sen Olmaz

    Şimdi beklentisine küsmüş çocuklar gibi,kazınmıyor bakışlarım duvarlardan....

    Tek başıma saklambaç oynuyorum bulunmaz bir hiçlikte...Ebe de ben sobe de...

    Anlatıcalak ne kaldı ki ...sensiz her zaman biriminde geriye alıyorsam kendimi..

    Ne vakit düşünsem gelecek beklentisini...Yapışkan geçmişim döve döve içeri alıyor beni...

    Gece tüm karanlığıyla gelirken üstüme üstüme,kaçıncı sayışta uyuyabilirim...bir rüya olsun sensiz...

    Biliyorum matematik çizelgelerini...kendime denedim..

    anladım ..benden kaç olursa sen olmaz..sonsuza akan bir ırmağın iki yakasıyız seninle...

    sessiz ...derinden..aşınan..

    kıyımı aşındıran sulara soruyorum seni...sen kuşsuz bir dal gibi dururken karşı kıyıda...

    artık beklentisine küsmüş çocuk gibi,gözleri yatırıp dudaklara..

    kendimce sana bir tanım aramaktayım...ilk günaha ve son davete gün içirdin..

    böyle sevdirdin bana ateşi...ve sonra ölüm koyusu bir sonla o sırra üşüşen sendin..

    bense ilk kurşunda vurulan bir asker gibi kalakaldım kanlı meydanlar ortasında...

    artık gelmeyecek trenleri bekliyorum ıssız grisinde peronların...

    sabır tesbihleri yapıyorum mahpushane işi..

    çekiyorum...susuyorum...susacaklarım bitmiyor..

    yüreğime diktiğim bunca umut çiçekleri...çektiğim bunca hasret...sözcükleri yaza-çize ertelenmiş baharlardır yazdığım ..örselenmiş düşlerim saçak altlarında..

    pusuda bekleyenler var...çattım kaşlarımı...dışarı çıkamam...çıkamam dışarı kaşlarım var..

    al işte veriyorum: bunlar örgütsel dökümanları aşkın..

    bedili ödenmiş...yarım kalmış ...ölümcül bir sevda....

    Kahraman Tazeoğlu



    [​IMG]


  6. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113




    [​IMG]


    Bu sonu önce ben yazdım

    Kimselerin başını bile bilmediği o günlerde
    ayrılık sevgiyi hissettiğim ilk anda korkum oldu
    seni bulup bulup yitirdim düşlerimde
    sonra yeniden buldum yeniden yitirdim
    bende kalacağın bir yarın kurgulayamadım
    sevgiyi ve korkuyu birlikte yaşadım
    bu yüzden bir daha göremeyecekmişim gibi uzun ve derindi bakışlarım
    her yeni buluşma ilki kadar heyecanlıydı ve sensizlik hep seninleydi...

    bu sonu önce ben yazdım
    kimselerin başını bile bilmediği o günlerde
    bilseydin ayrılığa yazgılanmış bir sevgiye açar mıydın yüreğini
    takvimden günleri birer ikişer çalmama
    aylara yıllara yerleşmeme izin verir miydin
    görüyor musun farkında olmadan ne çok şey paylaşmışız seninle

    bu sonu önce ben yazdım
    kimselerin başını bile bilmediği o günlerde
    hayallerin ardından serüvenlere sürüklendik seninle
    hiç görmediğimiz ülkelerde hayatlar kurar evler döşerdik
    kısa vadeler seçerdik hayatlarımızı yenilemeye
    o gün gelmezdi bir türlü
    vade dolmazdı
    birileri çıkar yolumuzu değiştirirdi
    yeni hayaller armağan ederdi bize
    çocuk olur kanardık
    sonuna kadar gidilecek yollar yerine böyle kopuk maceralara tutkunduk
    seviyorduk
    bir yaz gecesi dolunaydı
    bana bakmıştın.
    bende korkularımı yenmiştim
    bizden başka inanacak kimsem kalmamıştı
    yorgunduk kazanmak zorundaydık üstelik
    adımlarımıza güç verecek sağlam zeminlerden yoksunduk
    içimiz bir kararsa bir daha güneşi göremezdik
    birbirimize güvendik, bize aşılmayacak dağ taş kalmadı sandık
    en güzel günlerimizdi o günler

    bu sonu önce ben yazdım
    kimselerin başını bile bilmediği o günlerde
    sonra her şey değişiverdi
    umutlarımızı yitirdik
    kendi ayak izlerimizden yürüdükçe birbirimize
    dostluğun vermiş olduğu lezzeti üretmekten bıkkın
    kışkırtıcı huysuzluklardan medet umduk
    ayrı dünyaları özledik
    kendi peşimizden koştuk başkaları diye
    şimdi şarkılar söylediğimiz birbirimizin gözlerinde eriyip gittiğimiz puslu gecelerin kokusu burnumda tütüyor
    beni beni böyle bir gecede öldürmeliydin
    bir cennetten bir cennete geçmeliydim
    itirazım olmazdı
    sürgünleri bana vermemeliydin.
    Beni beni böyle bir gecede öldürmeliydin
    ayrılık çığlıkları kanımı dondururken
    gemilerimi yakacak çılgınlıklarımı gemleyip
    kendime ve sana en mutlu bölünmeleri vaat etmiştim
    benden armağan olacak bütün bensizlikleri reddettin
    ve ben hiç bilmediğim dokunuşlarınla yüreğimden izlerini kazıdım
    bu sonu önce ben yazdım

    Kahraman Tazeoğlu



    [​IMG]




  7. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113


    [​IMG]


    Bulmaca

    bir şehri gömüp yüreğine
    gittin
    hırsız adımların kaldı geride

    seni bulmaca oynuyorum

    Kahraman Tazeoğlu


    [​IMG]




  8. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113




    [​IMG]


    Düşkavuran

    Gittiğine inansam dönmeni beklerdim
    Köhne gemiler geçiyor içimden
    Hangi sokağa dalsam hangi kapıyı açsam
    Ardında sen

    Hep sesine bir kulaç kala boğuluyorum
    Bilmem
    Sen mi erken demir alıyorsun
    Ben mi geç kalıyorum

    Ellerimi bıraktığın yerden
    Çığlar yuvarlanıyor ta şurama
    Her gece fırlatıp denizlere
    Yitirilmiş tebessumleri
    bir cigarayla parmak uçlarımı öldürüyorum
    çürümüş rüyalardan arta kalan mirasınla
    yolcusuzu yollara döndüm
    alnımdaki girdaplar şimdi kan tarlası

    fırtınalar kopuyor demişsin
    yüreğinin en rüzgarsız yerlerinde
    oysa ben
    bin mevsim sana fırtınalandım
    sen bilmedin
    gittiğine inansam dönmeni beklerdim

    Kahraman Tazeoğlu



    [​IMG]



  9. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113


    [​IMG]

    En Fazla İçimde Ölürsün

    En fazla içimde ölürsün
    Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
    Kızıl sonbaharım
    Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi

    Ellerimde çoğul bir gölge kuşu
    Adının arkasına basmadan yürüdüm
    Alnımda birikti çizikler
    Adımdan çıkardım aklımı
    Aklımsız kaldım
    Neylersin
    İnsanız
    Ne yapsak eksiğiz işte
    Ölüme ayarlı saatiz


    En fazla içimde ölürsün
    Sorarım
    Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?
    Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?
    Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu
    Hangi rüzgârlara sattın da saçlarını
    Devrik cümlelerimin öznesi oldun?

    İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim
    Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım


    En fazla içimde ölürsün
    Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana
    Kalan gidene denk neyi varsa susuyor.
    Ve susmak inceltiyor her yarayı
    Ve susmak bakmak oluyor
    Gitmediğin her yere

    Kim tutuklanmış yalnızlıktan
    Gizin içine gizlenen kim
    Söyle beni nerene sakladın
    Ki şimdi bu kadar sokaktayım

    En fazla içimde ölürsün
    Karla karışık yağarsın yara Bereme
    Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde
    Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte
    Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde
    Sana borcum olsun
    Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde





    En fazla içimde ölürsün
    Yanağında yanar avucum
    Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır
    Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi
    Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar
    Gırtlağıma kadar aşka batarım
    Yeteri yok. Eksiği fazla.

    Neyin kaldı eksilenlerden arta
    İçeri doğru kapanan bir kapıydın
    Saçlarından geçtim önce
    Ve kendimden öylece
    Neyim yoksa var bildim
    Eğildim
    Eksildim
    Eridim
    Bir seni bitirmedim

    Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını
    Uğultusuna tutunamadın

    Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan
    Öyle yaşadım gözlerini
    Tenimde itiş kakış
    Cebimde depremlerin
    Esrarlı gece ayinleri
    Volkanik şiirler
    Usul usul giymedim mi sözlerini
    Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer
    Sensizlik seni anlattı en çok
    Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti
    Söyle saçlarında öldüğüm
    Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?


    En fazla içimde ölürsün
    Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
    Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri
    Açar gibi yaparak açık bir kapıyı
    Beni ikiye böldün
    Hadi içimi kendine aldın da
    Beni nerde bıraktın
    Hangisini seçerdin benim için
    Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için

    Ben yarama çoktan sen bastım
    Yaşım kadar gencim
    Adın çabuk diye geçti
    Ardında aç köpekleri bırakarak
    Ezberimden geçtim.
    Hızla biten aşk şarkılarından geçtim
    Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk
    Bildim


    Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine
    Onurlu bir karanlığı seçtik
    Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik
    Cesurduk çünkü
    Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar

    Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız
    Gerisi hiçlik
    Gerisi yokluk

    Sensizliğin anlattığı ne vardı senden başka
    Bir hayatın tüm yanılgılarını
    Saçlarında çözdüm
    Şimdi beni hangi yanımdan susacaksın
    Sessizlikte bir dildir
    Çoğul susulur
    Pusulur
    Şimdi beni hangi yanımdan kusacaksın

    Yıkık şehrimin izbesi
    En fazla içimde ölürsün
    En çok
    Gözlerime gömülürsün.
    Gözlerimi kaparım
    Vasiyetimi yazarım

    Kahraman Tazeoğlu




    [​IMG]



  10. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113


    [​IMG]


    Gece Geçilen Şehirler Işık Seli Gibidir


    acılar büyütülerek unutulur sevdiğim
    yüzünden kopunca bir buzul çığlık
    ellerin buz tutmuş iki yarım şarkı olur
    ve ben yoksulluk kokulu bir gidiş bırakırım sana

    beni adresime sorsun esmer bakışların
    dönsen de bulamazsın nasılsa gitsen de

    kentlerden sakındığım bekçi duruşlarımı ara
    emaresi boldur sokakların
    sol omuz başımdaki kokundan yakalanırım
    sokul ki geceme avuçların ıslanmasın

    saat başlarını beş geçer yelkovanın
    senle zamansızım amansızım
    senle büyük susarım
    kendime yenilirim her kavgada
    sonra koca ağız bir çocuk olurum
    bütün trabzanlardan kayarım
    bütün köprülerden sarkarım
    yüzüm kente sürülür
    içime sesin kaçar
    ben seni ağlarım

    alışmak ölümdür
    sanki hiç ölmedik
    tanrının göğsümüze taktığı bir nişandır ölüm

    teneşirlere yatırılıyor şimdi ellerim
    sana uzanmaktan yargılıyım

    hırçın bir iklimin sır girdabısın
    seni anlamak kendine çelmeler takmaktır
    ve kendini affetmesidir her seferinde
    (bazen beni affedebiliyorum istanbul)

    zehir yüklü bir mektup var
    dalgakıranlarımda parçalı bulutlu durur
    sana kent şiirleri biriktirdiğim bir gecede
    çok eşli bir yağmur başlar
    kentin en dövüşçü çocukları ağlar
    bilirim dışarıda yağmur varsa
    sen içinde ağlıyorsundur
    ağlama ki gülmesinler bize
    bak sen seviyorsun diye var sonbahar
    her mevsim gelişine söz veriyor
    saçlarına fısıldıyor
    saçlarına
    bana bir pencere bile açmadığın saçlarına

    sensizliğe alışmak bir bozgun ağırlamaktır içinde biliyorum
    örtülerine unutma beni çiçekleri takıyorum
    şimdi yaşama hakkım sana
    gel de yağmurumdan iç
    seni seviyorum

    Kahraman Tazeoğlu


    [​IMG]



Sayfayı Paylaş