Kalbteki Beyin

Konu 'Alıntı Yazılar' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113

    [​IMG]

    Sadece Türkçede değil, başka milletlerin dillerinde de; "Mangal gibi yüreği var. Kalb kalbe karşıdır. Sen hep kalbimdesin. Narin bir kalbi var. Kalbinin sesini dinle. Kalbim kırıldı…" gibi ifadelerle kalbe, zengin ve derin mânâlar yüklenmiştir. Hâl böyleyken, modern tıp kalbi, sadece fizyolojik yapısıyla sınırlandırmış; akıl, düşünce, karar verme ve hislerin kaynağı olarak da beyni nazara vermiştir. Peki, hakikatte kalb, vazifesi sadece kan pompalamak olan bir organ mıdır? Bu mevzudaki çalışmalarıyla tanınan Dr. Armour ve Dr McCraty'nin araştırmaları, kalbin kan pompalamak dışında birçok fonksiyonunun olduğunu ortaya koymuştur.

    Bugün modern tıbbın yeni bir alanı olan nörokardiyoloji (kalb-sinir bilimi) alanında çalışmalar yürüten Dr. Armour ve Dr. Ardell; kalbde merkezî sinir sisteminden bağımsız, öğrenme, bilgi işleme, hatırlama ve idrak gibi fonksiyonlarla donatılmış, küçük bir beyin olarak vasıflandırılan bir nöron ağı keşfetmiştir. Beyinden bağımsız en az 40.000 sinir hücresinden meydana gelen, kendine has karmaşık bu sinir sistemi, kalbdeki muhteşem beyin olarak tarif edilmektedir. Kalbde bulunan nöron hücreleri hem beyinle iletişim kurmakta, hem de kalbin faaliyetlerini düzenlemektedir. Böylelikle hem kalbden beyne hem de beyinden kalbe bilgi akışı gerçekleştirilmektedir. Araştırmalar kalbden beyne gönderilen bilgi miktarının beyinden kalbe gönderilenden daha fazla olduğunu ortaya koymuştur.

    Beyindeki mücerret, analitik ve mantıkî zekânın; bilgi işleme, depolama, hatırlama fonksiyonları yanında; kalbin de, duygu ve iletişim zekâsıyla donatıldığı, duyguların ilk üretim merkezinin kalbde vücut bulduğu, kalbde üretilen duygu taşıyan sinyallerin, limbik sisteme çok hızlı şekilde taşındığı, beyin üzerinden hislerle alâkalı cevabın bütün hücrelere ve civardaki insanların kalb ve beyin dalgalarına tesir ettiği, kalbin de aynı beyin gibi; yargılama, karar verme, bilgi işleme ve hatırlama fonksiyonlarının olduğu farklı ilim adamları tarafından (McCraty, McCraty ve Childre, Thurber ve arkadaşları) 2010 yılında, değişik merkezlerde yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. Nörokardiyoloji bilimi çerçevesinde yapılan bu araştırmalar, insana dâir bakış açısını ve ön kabulleri kökten değiştirecek gibi görünmektedir.

    Son ilmî araştırmalar (McCraty, 2002, 2010; Haspel, 2009), bilhassa kalb ve beyin arasındaki münasebete dikkat çekerek, kalbin beyinle dört farklı yol üzerinden iletişim kurduğunu ortaya koymaktadır:

    1. Sinirler (nörolojik yol),

    2. Hormonlar ve nörotransmitterler (biyokimyevî yol),

    3. Kan basıncının oluşturduğu nabız dalgaları (biyofızikî yol),

    4. Elektromanyetik alanların karşılıklı etkileşimi.

    Kalb-beyin ve kalb-diğer vücut sistemleri arasındaki bu iki yönlü iletişim ağı, bilinen en kompleks iletişim ağlarından biridir. Her bir kalb atışı sadece kanı pompalamakla kalmaz; aynı zamanda bütün vücuda kan basıncıyla, nörolojik, hormonal ve elektromanyetik yollarla bilgi gönderir ve ondan aynı yollarla bilgi alır.


    Kalb atım hızı değişkenliğinin hayatımıza tesirleri

    Kalb atım hızı değişkenliği (HRV), sinoatrial düğümdeki (kalbde elektrik akımı üretilmesinde görevli sinir hücreleri topluluğu) elektrik uyarılarının sağlıklı düzenlenip düzenlenmediğini aksettirir. HRV parametresi, beyinden kalbe ve kalbden beyne giden düzenleyici sinyallere kalbin cevap verme kabiliyetini ölçmeye yarayan bir pencere meydana getirdiği için, kalb atım ritimlerinin değişiklik yüzdelerinin anlaşılması son zamanlarda ehemmiyet kazanmıştır.

    Kalbin bir atımından diğerine geçen süre, kalb atım hızı değişkenliği olarak tarif edilmektedir. Kalbin her bir atışı arasında geçen zaman miktarı, her zaman düz bir çizgi takip etmemektedir. Thurber ve arkadaşları 2010 yılında kalb atım hızı değişkenliğinin insanın ruhî durumuna tesiri üzerine yaptıkları araştırmada, enteresan bulgulara ulaşmışlardır. Bu çalışmaya göre; eğer kalb atışları arasındaki değişkenlik tutarlı ise, bütün vücut sistemleri bundan müspet etkilenmekte, tersi durumda ise bütün vücut menfi tesir altında kalmaktadır.

    Ferdin içinde bulunduğu hissi duruma göre kalb; atım hızı değişkenliği yoluyla beyin sapına, amigdalaya ve kortekse gönderdiği bilgilerle beyin dalgalarına ve fonksiyonlarına tesir etmektedir. Bütün bu tespitler, kan pompalamanın yanında, kalbe, bedenin tamamında tesirli uyum ve ritim bütünlüğünü düzenleyici ve yönetici sinyal merkezi olarak da vazife verildiğini göstermektedir. Fertler; öfke, sevinç, korku ve ümitsizlik gibi farklı duygular yaşarken, kalb atım hızı değişkenliğindeki ritmik desenler de farklılık gösterir. Meselâ insan; şükran, takdir, kıymet verme, sevme, merhamet gibi pozitif duygular yaşıyorsa, kalb atım hızı değişkenliği tutarlı olmakta; korku, endişe, ümitsizlik, depresyon vb. menfi duygular içinde ise, kalb atım hızı değişkenliği tutarsız hâle gelmektedir. Ayrıca kişi müspet duygular içinde ise kalbin pozitif duyguları algılaması daha kolay olmakta, tersi durumda ise bu tür duyguların idraki zorlaşmaktadır. 2009 yılında McCraty ve arkadaşlarının ve ayrıca Halpel'in yapmış oldukları araştırmalar, insanda niyetli/şuurlu olarak pozitif duyguların meydana getirilebileceğini göstermiştir. Kişinin şükran, takdir, merhamet, sevgi duygularını yaşama arzusu, kalb atım hızı değişkenlik oranlarını düzenleyerek daha müspet duygular yaşaması için tetikleyici bir güç oluşturmaktadır (Şekil–1).

    [​IMG]


    Kalbin elektromanyetik alanı ve hayatımıza tesirleri

    İnsan kalbi, vücutta en güçlü ve geniş elektromanyetik alanın üretildiği bir reaktördür. Kalbde üretilen biyoelektromanyetik alan, insan kalbinden yaklaşık 50–70 cm mesafeden, Süperiletken Kuantum İnterference Cihazı (SQUID) tabanlı magnetometreler ile ölçülebilmektedir. McCraty'nin ölçümleri ile kalbde elektrokardiyogram olarak (EKG) ölçülebilen elektrik alanının, beyinde kaydedilen elektroensefalogramdan (EEG) genlik (amplitude) bakımından ortalama 100 misli daha büyük, manyetik bileşeninin de, beyinde üretilenden yaklaşık 5.000 kat daha güçlü olduğu tespit edilmiştir. Kalbin bu ritmik aktivitesi ile üretilen kan basıncı, ses basıncı ve elektromanyetik dalgalardaki değişiklikler, vücuttaki her organ ve hücre tarafından algılanmaktadır. Kalbden gönderilen elektromanyetik dalgalar beyin dalgalarına tesir etmektedir. Yakın zamanda Bedell ve Kaszkin-Bettag ve ayrıca Haspel'in yaptığı araştırmalar ise, ilk hissî durumun başlangıcının kalb olduğunu, beynin bu duyguları hisseden alan olarak vazife yaptığını düşündürmektedir. Kalb atım hızı değişkenliği neticesinde oluşan dalgalar ile beyin dalgaları ne kadar uyumlu olursa, kişi kendini fizikî ve psikolojik olarak o kadar sağlıklı hissetmektedir. Bu da göstermektedir ki, zamana bağlı olarak nabız atımları desenlerinde gözlenen değişmeler, beyin ve kalb arasındaki dengenin bir ölçüsüdür. Bu denge aynı zamanda hâlet-i ruhiyemize göre sürekli değişkenlik gösterebilmektedir.

    Kalb atım hızı değişkenliği 0.10 hertz olduğunda beden ve ruh dünyamızda tam bir uyum gerçekleşmesi söz konusudur. Bu uyum içinde beynin iki lobundan yayılan dalgaların aynı fazda, uyumlu, tek bir dalga hâline dönüştüğü müşahede edilmiş; başka bir ifadeyle, beynin iki yarısının tam bir uyum içinde çalışmaya başladığı tespit edilmiştir. Ayrıca beynin bu safhada haz duygusu oluşmasına vesile olan endorfini, ciddi miktarda salgıladığı belirlenmiştir. Bu dalga boyuna gelebilmek, ancak şefkat, sevgi, yakınlık, takdir, affetme ve şükran gibi duyguları hissettiğimizde gerçekleşmektedir (Thurber ve arkadaşları, 2010; McCraty ve Reese, 2009). Bu uyumun büyük bir kısmı, elektromanyetik iletişim yoluyla gerçekleşirken; sezme, konsantrasyon ve yeni fikirler üretme gibi faaliyetler de güçlenmektedir. Diğer taraftan bağışıklık sisteminin güçlenmesi, stresin azaltılması ve kişideki iyilik hâlinin artması da temin edilmiş olur.

    Bütün bunlara ilâveten, McCraty tarafından 2002 yılında yapılan bir araştırmada; her kalb atışında vücudu çeviren manyetik bir tesir alanının meydana geldiği tespit edilmiştir (Şekil–2). Kalb hem bütün hücrelere hem de beyne gönderdiği bilgilerle vücut sistemlerinin çalışmasına tesir ederken, aynı zamanda dışarıya da bilgi göndererek başka insanların kalblerine ve beyin dalgalarına tesir etmektedir. Yakınımızdaki kişilerin hem kalbimize (duygularımıza) hem de beynimize (düşünce ve karar verme) tesir edebildiklerine çok defa şahit olmuşuzdur. Bu da bilhassa anne ve babaların, eğitimcilerin çocuklarla sürekli aynı ortamı paylaştıkları için, onların kalb ve gönül dünyalarına niçin kolayca tesir ettiklerini gösterir. Bu yüzden her insan, bilhassa anne-babalar ve öğretmenler kalb ve gönüllerinden geçenlere çok dikkat etmelidir.


    [​IMG]

    Bütün organlara tesir eden davranışların güzelliği, kalbdeki hüsn-ü niyet, ihlâs ve samimiyetle mütenasiptir. Gözün güzel görmesi, aklın şuur üzere düşünmesi, kulağın hakikati duyması, elin helâle uzanması, ayakların hayra yürümesi, kalbdeki hüsnüniyete bağlıdır. "Allah sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, kalblerinize bakar." (Müslim, Birr, 33) ve "Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur; bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalbdir." (Buhari, İman 39) mealindeki hadîs-i şerîfler bu hususu ne kadar güzel ifade etmektedir. İnsanoğlunun "kalbini" yeniden keşfetmesi için, kalbine doğru yeni bir yolculuğa çıkma vakti çoktan gelmiştir.
    tphilsteas, lophillliell ve alonndaund bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş