kan hastalıklarıyla ilgili yazı ve fotoğraf lazım

Konu 'Biyoloji 11. Sınıf' bölümünde uçuk tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. uçuk

    uçuk Üye

    Katılım:
    6 Ocak 2010
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    yardımınız gerekiyor kan hastalıklarıyla ilgili geniş kapsamlı yazı ve fotoğraf lazım aradım ama yazılar karmakarışık düzenli varsa yardımcı olabilir misiniz?
  2. Red

    Red Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    15 Kasım 2009
    Mesajlar:
    816
    Beğenileri:
    1.033
    Ödül Puanları:
    0
    A

    * Agranülositoz
    * Ailevi Akdeniz Ateşi
    * Akdeniz anemisi
    * Aplastik anemi

    B

    * Billurubin Neonetal

    G

    * Granülositopeni

    H

    * Hemofili
    * Hemoglobinopati


    H (devam)

    * Hemolitik üremik sendrom
    * Hodgkin lenfoma

    L

    * Lökopeni
    * Lösemi

    M

    * Megaloblastik anemi

    P

    * Pansitopeni
    * Pernisyöz anemi
    * Polisitemi


    R

    * Retikülositoz

    T

    * Trombositopeni
    * Tromboz

    V

    * Von Willebrant hastalığı

    İ

    * İdyopatik Trombositopenik Purpura

    Ş

    * Şablon:Hematoloji-taslak
    uçuk bunu beğendi.
  3. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Kan hastalıkları nelerdir ?
    Bu sorunun yanıtını anlayabilmek için öncelikle kanın işlevlerini ve yapısını kabaca kavramak gereklidir. Bir erişkinin vücudunda bulunan kanın hacmi yaklaşık 4-5 litre civarındadır. Kan organlara beslenmeleri ve kendi kendilerini yenilemeleri için gerekli olan maddeleri taşıyan, organların hormon denilen maddeler yardımıyla iletişim kurmalarını mümkün kılan, vücuda giren yabancı madde ve ******ları temizleyen, vücutta oluşan zararlı maddeleri atılmak üzere akciğer ve böbrek gibi organlara ulaştıran bir sıvıdır.

    Kan mineraller, besin faktörleri, hormonlar, organlardaki hücrelerin çoğalmaları ve kendilerini yenilemeleri için gerekli olan proteinler, normal şartlar altında sıvı halde kalmasını, yaralanma halinde ise pıhtı oluşmasını sağlayan proteinler, organların çalışmaları neticesinde oluşan toksik maddeler ve hücreler içerir. Kanın içinde bulunan hücreler kırmızı hücre (eritrosit), beyaz küre (beyaz kan hücresi, lökosit) ve kan pulcuğu (trombosit) olmak üzere 3 çeşittir. Bu hücrelerin sırasıyla oksijen ve karbon dioksid transferi, vücudu ******lar ve zararlı etkenlere karşı savunma ve kanama halinde pıhtılaşmayı sağlama işlevleri vardır. Kırmızı kan hücresinin içinde bulunan ve oksijen-karbon dioksid taşınmasını sağlayan moleküllere hemoglobin denilir. Kan hücreleri kemik iliğindeki kök hücreler tarafından üretilirler ve belli bir sürenin sonunda parçalanıp yıkılırlar. İlik sürekli olarak üretim yaptığı için kan hücrelerinin sayıları belli sınırlar içerisinde sabit kalır.

    Lenf bezleri, timus bezi ve dalak vücudun ******lara ve zararlı etkenlere karşı korunmasında kanın beyaz hücreleri ile birlikte işbirliği halinde çalışırlar (bağışıklık sistemi). Lenf bezleri lenfosit adı verilen bir çeşit beyaz kan hücrelerinin ******larla savaşı öğrenmek üzere yetiştirildikleri küçük organlardır. Timus bezinin de benzer bir görevi vardır.

    Hematoloji biliminin ilgilendiği başlıca hastalık gurupları aşağıda özetlenmiştir:

    1. Kan hücrelerinin veya hemoglobin'in ilikteki üretimlerinde bozulma (değişik anemi -kansızlık-, lökopeni ve trombositopeniler)

    2. Kan hücrelerinin yıkımlarının hızlanması (hemolitik anemiler, İTP, vb)

    3. Kan hücrelerinin işlevlerinin bozulması (orak hücreli anemi, değişik trombosit ve lökosit işlev bozuklukları, vb)

    4. Kanın pıhtılaşmasının bozulması (hemofililer, von Willebrand hastalığı, vb)

    5. Kanın damar sistemi içinde gereksiz yere pıhtılaşması (tromboz, akciğer tromboembolisi, tromboflebit, vb)

    6. Kanı üreten ilik hücrelerinin ve lenf bezi hücrelerinin kanserleşmeleri (lösemiler, lenfomalar, myeloma, vb)



    Kan Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir ?

    Halsizlik, solukluk, çabuk yorulma, sık infeksiyon geçirme, düzelmeyen ateş, durduk yerde ya da hafif bir travma neticesinde ortaya çıkan kanamalar, yaralanma halinde kanamaların uzun sürmesi, boyunda, koltuk altında ya da kasıklarda gittikçe büyüyen ağrısız şişlikler (beze) ve bir bacağın tümünde ya da diz altındaki kısmında ani gelişen ağrılı ödem (genişleme) kan hastalıklarında izlenen başlıca belirtilerdir (semptom).



    Kan Hastalıklarının Teşhisinde Kullanılan Başlıca Yöntemler Nelerdir ?

    Kan hastalıklarının teşhisi için çok değişik testlere baş vurmak gerekebilmektedir: Kan hücrelerinin ve hemoglobin miktarının ölçülmesi (tam kan sayımı), hemoglobin alt tiplerinin elektroforez ile analizi, kanın mikroskop altında incelenmesi (periferik yayma), kemik iliğinin incelenmesi (kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi), kan yapımı için gerekli olan demir, vitamin B12 ve folik asit düzeylerinin incelenmesi, kan pıhtılaşmasının tetkik edilmesi, kan hücrelerinin işlevleri ve yaşam süreleri ile ilişkili testler, bağışıklık sistemi hücrelerinin ürettikleri proteinlerin tetkik edilmesi, kan hücrelerinin ya da onları üreten kemik iliği hücrelerinin kromozomlarının ve diğer yapı taşlarının tahlil edilmesi ve radyolojik incelemeler en sık ihtiyaç duyulan testlerdir.



    Kansızlık Nedir ? Demir Eksikliği Neden Olur ?

    Kansızlık ya da anemi, kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunan ve oksijen taşımakla görevli olan hemoglobin molekülünün miktarında azalma olmasıdır. Anemi'nin çok çeşitli sebepleri vardır. Demir eksikliği bunlardan en sık görülenidir.

    Demir, hemoglobin molekülünün üretilmesi için gereklidir. Besinlerle demir alımının az olması ya da aşikar veya farkına varılamayan kanamalar nedeniyle vücuttan demir kaybının artması bu mineralin eksikliğine yol açar. Bu eksikliğin yol açtığı başlıca rahatsızlık kansızlıktır.

    Kansızlık halsizlik, solukluk ve çabuk yorulma gibi yakınmalara sebep olur.

    Demir eksikliği özellikle genç bayanlarda, ergenlik çağında ve iyi beslenmeyen bebeklerde gelişmektedir.



    Kan Transfüzyonu (Nakli) Zaman Yapılır ? Kan Bağışı Yapmanın Zararı Var mıdır ?

    Kan günümüzdeki bilimsel imkanlar çerçevesinde yapılması mümkün olmayan, dolayısıyla yalnızca gönüllü kişilerin bağışlarıyla temin edilebilen, doğru kullanıldığında hayatlar kurtarabilen, yanlış kullanıldığında ise alıcıda çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen değerli bir tedavi maddesidir. Bu nedenlerle kan bağışı sağlıklı bireyler için bir toplumsal sorumluluk, doğru ve dikkatli kan kullanımı ise hekimler için bir görevdir. Kan bağışı yapacak kişiler dikkatli bir sağlık sorgulamasından geçirilmektedir. Sağlıklı kişilerde kan bağışlamanın korku ve endişeden kaynaklanabilen reaksiyonlar dışında sağlık üzerine olumsuz etkisi yoktur.

    Şiddetli kanamalarda, hastanın yaşamını tehlikeye sokan ya da yaşam kalitesini bozan ve ilaç tedavileriyle makul bir sürede düzeltilme ihtimali az olan kansızlıklarda, kan pulcuğunun (trombosit) sayısının tehlikeli düzeylere düştüğü hallerde, kan pulcuğu veya kandaki pıhtılaşma proteinleri azalmış olan kişilerde bazı kanamalı hallerde ya da kanama olması beklendiğinde kan ürünleri transfüzyonu gerekebilmektedir. Şiddetli kanamalar dışında genellikle tam kan nakli yapılmaması, hastalara yalnızca vücutlarında eksik olan komponentin nakledilmesi tercih edilir.



    Kemik İliği Aspirasyon ve Biyopsisi Niçin ve Nasıl Yapılır ?

    İlik, kan hücrelerinin (= kırmızı hücre, beyaz küre ve kan pulcukları) üretildikleri organdır. Kemik iliğinde kan hücrelerini doğuran ana hücreler vardır. Kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi adı verilen tetkikler bu hücrelerin sayı, yapı ve işlevleri konusunda bilgi elde etmeye yararlar. Böylelikle kan testleri, radyolojik incelemeler gibi tetkiklerle tanıları konulamayan kan hastalıklarının teşhis ve tedavileri mümkün olabilmektedir.

    1. Randevu saatinde, size reçetesi verilen kemik iliği iğnesi ile birlikte geleceksiniz. Doktorunuz, bazen çok yüksek sıcaklıklarda sterilize edilmek suretiyle bir çok kez kullanılabilen ve hastanede ya da ofisinde hazır bulunan iğneleri kullanmayı tercih edebilir. Bu durumda size işlem için iğne reçetesi verilmeyecektir.

    2. İşlem için aç olmaya gerek yoktur. İlik örneği, kemer hizasındaki kalça kemiğinin (= iliyak kemik) ön ya da arkasından veya göğüsün ortasındaki dikey kemikten (= sternum) alınır. Örneğin alınacağı yer açılacak şekilde giysilerinizi çıkardıktan sonra uygun pozisyonu almanız istenecektir. İşlem, en sık olarak kalça kemiğinin arkasından yapılır. Bu durumda, yüzükoyun yatmanız ya da sağ veya sol yanınıza yatıp üstte kalan bacağınızı karnınıza doğru çekmeniz istenecektir.

    3. İlik örneğinin alınacağı sahadaki cilt batticon ya da benzeri bir lokal antiseptik ve alkol yardımıyla iyice temizlendikten sonra cilt, cilt altı doku ve kemiği kaplayan zar bir lokal anestetik ilaç iğnesi yapılarak uyuşturulur. Bu uyuşturma iğnesinin yapacağı ağrı, kalçadan herhangi bir iğne yapılması sırasında hissedilen ağrıdan daha fazla değildir.

    4. Uyuşma (= anestezi) sağlandıktan sonra ilik iğnesi sokulur ve kemik iliği (kandan biraz daha yoğun kıvamdadır) ilik iğnesinin arkasına monte edilen bir enjektör yardımıyla çekilir. Çekilen örnek enjektör içinde, lam denilen küçük camlar üstüde ya da küçük tüpler içinde laboratuvara gönderilir. İlik iğnesinin sokulması fazla bir ağrı yapmayacaktır. Ancak, ilik örneği enjektörle çekilirken bacağa doğru yayılabilen kısa süreli bir ağrı hissedilebilir. Doktorunuz bu kısa süreli ağrıya hazır olmanız için bu aşamada sizi uyaracaktır.

    5. Yukarıda tarif edilen işlem kemik iliği aspirasyonu olarak adlandırılır. Doktorunuz, bazen aspirasyon ile birlikte biyopsi yapılmasını da isteyebilir. Biyopsi, aspirasyon işleminden hemen sonra ve genellikle aynı yerden alınır. Bu işlem ilik iğnesi yardımı ile çok küçük bir kemik parçasının çıkarılmasıdır. Bu sırada kısa süreli bir ağrı hissedilebilir.

    6. Bütün bu işlemler yaklaşık 15-20 dakika sürecektir. İşlem bittikten sonra iğne yeri pansuman yapılarak kapatılır. İşlemi yapan doktorun önerisine göre hemen ya da bir süre dinlendikten sonra kalkmanıza izin verilecektir.

    7. Yara yerindeki pansuman 24-48 saat tutulduktan sonra çıkarılabilir. Bu süre zarfında pansuman ıslanacak şekilde banyo yapılmaması gereklidir.

    8. Uyuşturucu ilacın etkisi geçtikten sonra iğne yerinde hafif bir ağrı hissedilebilecektir. Yürümek, bu ağrıyı hafifletebilir. İhtiyaç halinde doktora danışarak 4-6 saatte bir parasetamol (minoset, parol, vb) isimli ağrı kesici ilaç alınabilir.

    9. Yara yerinden şiddetli kanama gelişmesi halinde (nadiren olur) doktorunuzu aramanız uygun olacaktır.



    İlik Nakli (Kök Hücre Nakli) Hangi Hastalara ve Nasıl Yapılır ?

    Kök hücreler kemik iliğinde bulunan ve kan hücrelerini üreten ana hücrelerdir. Allojeneik (dokuları uyan akrabadan) ve otolog (kendi kendinden) nakil olmak üzere başlıca iki çeşit kök hücre nakli vardır. Dokuları uyan akraba dışı kişilerden ve plasenta (eş) kanından kök hücre nakli yöntemleri de son yıllarda uygulanmaya başlanmıştır. Kök hücreler ilikte kalmayıp kana da çıkabilirler. Bu nedenle vericinin kemik iliğinden ya da aferez cihazları denilen kan işleme makinaları yardımıyla kandan toplanır ve hastaya damardan zerk edilirler. Nakledilen kök hücrelerin hastanın iliğine yerleşebilmeleri ve vücuda zarar vermemeleri için nakilden önceki günlerden başlayıp işlemi takiben aylar-yıllar boyunca çeşitli ilaçların kullanılması gerekebilmektedir.

    Günümüzde kök hücre naklinin en çok uygulandığı hastalıklar bazı akut lösemi çeşitleri, kronik miyeloid lösemi, ağır aplastik anemi, ağır beta talassemi hastalığı, bazı lenf tümörleri (= lenfoma) ve multiple myeloma hastalığıdır.



    Lösemi nedir ? Tedavi edilebilir mi ?

    Lösemi, kan kanseri ya da ilik kanseri olarak da bilinen bir hastalıktır. Kemik iliğinde kan yapımından sorumlu hücrelerin kanserleşmeleri sonucunda gelişir ve aslında tek bir hastalık değildir; çok değişik tipleri vardır. Kanserleşen ilik hücreleri sağlıklı kan üretmedikleri gibi, iliği istila etmek suretiyle sağlıklı kan üretebilecek hücrelere de yer bırakmazlar.

    Lösemiler en kaba şekilde akut ve kronik olmak üzere 2 guruba ayrılabilirler. Akut lösemiler tedavi edilmedikleri zaman sıklıkla haftalar-aylar içinde ölümle sonuçlanırlar. Bu hastaların önemli bir bölümü kemoterapi adı verilen ilaç tedavileriyle ya da ilik nakli (kök hücre nakli) ile iyileştirilebilirler. Kronik lösemili hastalar ise kendi seyirlerine bırakılmaları halinde sıklıkla yıllarca (hatta bazen on yıllarca) yaşayabilirler. Kronik lösemili hastaların ilaç tedavileriyle iyileştirilmeleri daha zordur. Bu hastalarda ilaç ve destek tedavileri genellikle tam iyileşme değil, yalnızca yaşam kalitesinin düzelmesi ve hayat süresinin uzamasına olanak sağlayabilirler. Bazı tip kronik lösemiler kök hücre nakliyle iyileşebilirler.
    facia ve uçuk bunu beğendi.
  4. uçuk

    uçuk Üye

    Katılım:
    6 Ocak 2010
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşekkür ederim
  5. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    BAŞKA BİR KAYNAKTAN ;


    Kan Hastalıkları

    --------------------------------------------------------------------------------


    ANEMİLER



    Anemiler,hemoglobini azaldığı bir durumdur.Buna ilaveten,genellikle alyuvarların sayısı azalmıştır.Çeşitli sebepleri olan bir çok anemi vardır.Grup olarak anemiler kan bozuklarının en yaygın olanıdır.


    Anemi başladığı zaman belirti ve semptomları o kadar hafiftir ki çoğu zaman fark edilemez,fakat durum ilerledikçe bunların şiddeti artar.Başlangıçta normalden daha solgun ve yorgun olabilirsiniz.Solgunluğu kontrol etmek için en uygun yer tırnaklarınızın altı,yani tırnak yatağı,göz kapaklarınızın ve dudaklarınızın alt tarafları ve avuçlarınızdır.önemli sıklıkla avuçlarınızın içindeki kırışıkların çerçevesindeki deri kadar solgun olmasına yol açar.Fiziki çalışma yaptığınızda normalden kısa sürede nefesiniz kesilir.Aynı zamanda kalp atışlarınızın normalden süratli olduğunu fark edersiniz
    Demir Eksikliği Anemisi:
    Demir eksikliği anemisi,vücuttaki demir miktarı gereken ölçüde hemoglobin yapılmasına imkan vermeyecek kadar yetersiz olduğu zaman meydana gelir

    Demir eksikliği anemisinin semptomları öylesine tedricen meydana gelme eğilimindedir ki sıklıkla,bunları fark etmek zordur.Diğer anemilerde olduğu gibi kendiniz yordun hissedebilirsiniz ve harekete dayanıklılığınız azalabilir.cildiniz,diş etleriniz ,tırnak yataklarınız ve göz kapağı civarlarınız solgunlaşır.sonunda kalp atışlarınız daha süratli ve fark edilebilir gibi hissedeceğiniz kadar şiddetli olabilir

    Ender olarak,bu durumdaki kişilerin yiyecek olmayan şeylere karı şiddetli bir yeme istekleri belirir.Bu kişiler toprak,kil veya buz yiyebilirler.Bu maddelerin bazıları bağırsak sisteminde demir emilmesini olumsuz etkileyeceği için demir eksikliğini daha da kötüye götürebilir

    Doktorunuz demir eksikliği anemisini teşhis etmek için çeşitli kan tahlilleri yapabilir.Tek tek alyuvarların boyutu küçülmüştür,fakat sayıları normale yakın olabilir hücrelerdeki hemoglobin miktarı düşüktür ve mikroskop altında alyuvarlar soluk görünecektir.

    Sindirim yolundan kan kaybı söz konusu olduğu zaman özel testler dışkıdaki kan miktarını tam olarak ölçebilir.
    Pernisiyöz Anemi:
    Belirtiler:
    -Fiziki çalışmaya dayanıklılığın azalması ve fark edilebilen süratli kalp atışları.
    -Dilde yara ve acıma durumu.
    -İştah azalması ve dengenin bozulması.
    -Hafıza kaybı,depresyon ve bunama dahil olmaz üzere zihinsel değişiklikler.
    -Elde ve ayaklarda duyu azlığı.

    Pernisiyöz anemi kırmızı kan hücrelerini normal yapımı için gerekli olan B12 vit*****n eksikliyle meydana gelir.Sıklıkla kalıtsaldır.Pernisiyöz terimi etkili bir tedavini bilinmediği ve bu hastalığın kesinlikle öldürücü olduğu zaman benimsenmiştir.

    B12 ihtiva eden yiyecekler et ve süt ürünleridir.Fakat ,katı vejetaryenler hariç,bu hastalık bu yiyeceklerden yeteri kadar yenmemenin sonucu değildir.Daha ziyade,pernisiyöz anemi sindirim yolunun B12 vit*****ni emmeyi başaramamasından kaynaklanır.Emme işleminin böyle bozulmasının karmaşık bir proses olduğu düşünülmektedir.


    Folik Asit Anemisi:
    Belirtileri:
    -Hastalığın başlangıç safhasında genellikle görünümde bir belirti yoktur.
    - Fiziki çalışmaya dayanıklılığın azalması ve fark edilebilen süratli kalp atışları.
    -Kilo kaybı.
    -Diyare(İshal)

    Pernisiyöz anemide olduğu gibi folik asit eskilklği alyuvarlaın yapısın olumsuz yönde etkiler.Folat olarak da bilinen folik asit,B vit***** grubunun bir üyesidir.Bunun yokluğu alyuvarların boyları büyümüş fakat sayıları azalmış olma özelliği gösteren bir anemiye sebep olur.Eksiklikler,eğer gıdanızda vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar folik asit almazsanız ve bağırsaklarınız bunu emmezse meydana gelir.
    Orak Hücre Hastalığı:
    Belirtiler
    -Yorgunluk,nefessiz kalma ve süratli kalp atışları.
    -Büyüme ve gelişmenin geri kalması.
    -Bacakların aşağı kısımlarında cilt ülseri.
    -Retina etkilendiği zaman görme problemleri

    Orak hücre hastalığında,kırmız kan hücreleri esnek ve yuvarlak olmak yerine sertleşir ve yarım veya orak şeklini alır.Alyuvarlarda meydana gelen bu değişiklikler ağrı krizlerini hızlandırır.Bu rahatsızlık adını ,hemoglobin S olarak bilinen,anormal bir çeşit hemoglobinin varlığından doğan bu biçim değişikliğinden alır.Bu hücreler kolayca hasar görebilir ve hemoliz eğilimi gösterirler,yani alyuvar parçalanır ve hemoglobini plazmanın içine boşaltır,buda kansızlık sonucu doğurur.Bu hastalık kalıtsaldı
    LÖSEMİLER
    Lösemiler,vücudun,kemik iliği ve lenf sistemi dahil olmak üzerekan yapan dokuların kanseridir.Bu kanserler büyük miktarlarda anormal akyuvarların meydana gelmesine yol açar.Bu anormal akyuvarlar kemik iliğinde,lenf sisteminde ve kanda yüksek konsantrasyona ulaşır ve bunların birikime hayati organların fonksiyonunu bozabilir.Sonunda bunlar sağlıklı kan hücrelerinin;akyuvarlar alyuvarlar ve trombositler dahil olmak üzere yapımın engeller.

    Anormal Akyuvarların aşırı bolluğuna ek olarak sağlıklı olanlarında sayısı yetersizdir.Dolayısıyla vücudun enfeksiyonlar mücadele kapasitesi azdır.Anormal akyuvalr kemik iliğinde alyuvar ve trombositlerin yapılmasını engeller.Alyuvarların eksikliği vücudun organlarının yeterli oksijen almadıkları anl***** gelir,trombositlerin yetersizliği kanın pıhtılaşma yeteneğini azaltır,bu şekilde kanamaya ve yaralanmaya daha yatkın hale gelir.Bütün bu etkilerinde dolayı tedavi edilmezse öldürücüdür....

    Löseminin nedenleri bilinememektedir.Araştırmacılar,belirli kimyasal maddelerin ve virüslerin bunda rolü olabileceği görüşünü ortaya atmışlardır.Lösemiye yatkınlık kalıtımsal olabilir.Hastalık bazı ailelerde nesiller boyu görülebilir.

    Lösemiler lenfositik,miyelojen ve monositik olarak sınıflandırılır.bu sınıflandırma hangi tip akyuvarların etkilendiğine dayalı olarak yapılır.

    Miyelojen lösemi,granülositlerin bir tür kanseridir ve granülosit ise kemik iliğinde yapılan bir tür akyuvardır.lenfositik lösemi lenfositlerin bir hastalığıdır;lenfositler lenf sisteminde veilikte üretilen bir tip akyuvardır.Monositik lösemikemik iliğini akyuvarları olan monositlerle ilğilidir

    Lösemi tipleri,ne kadar süratli ilerledikleri ve etkilenen hücrelerin olgunluk durumuna göre daha başka bölümlere ayrılır.Akut lösemi,olgunlaşmamış olan hücrelerin çogalmasıyla,süratle ilerler.Blast adı verilen bu hücreler daha olgun akyuvarların habercisidir.Kronik lösemi ağır ağır ilerler ve özelliği hem blastların hem de daha olgun akyuvarların aşırı derecede üretilmesidir.Hem akut hem de kronik şekilleri erkeklerde kadınlara nazaran daha sık görülmektedir.
    LENFOMALAR
    Lenfomalar,lenf sistemin kanserleridir.Lenf sistemi bütün vücuda yayılmış ve birbirine lenfatik denilen küçük damarlarla bağlı olan lenf düğümlerinde ve lenf guddelerinden meydana gelmesidir.Dalak da lenf sisteminin bir parçasıdır.Sıklıkla lenfomanın ilk belirtisi başka bariz belirti olmaksızın lenf düğümlerini büyümesidir.Normal olarak fasülye boyunda olan lenf düğümlerini şişmesi her zaman lenfoma belirtisi olmayabilir,diğer bir çok durum düğümlerin büyümesine yol açabilir.Fakat eğer guddeler 3 haftadan fazla bir süre şiş kalırsa doktorunuza danışınız.Lenfomalar çok geniş alana yayılan bir tür hastalıktır.
    KEMİK İLİĞİNİ BÜYÜME BOZUKLUKLARI:
    Polycythemia Vera:
    Belirtiler
    -Güçsüzlük.
    -Kaşıntı,özellikle sıcak banyoda.
    -Baş dönmesi.
    -Başta bir doluluk hissi ve yüzün ve ellerin kızarması.
    -Karnın sol üst kısmında doluluk hissi.

    Polycythemia Vera ,kemik iliği fazla sayıda kan hücresi ürettiği zaman meydana gelir.Polycythemia kanda çok hücre olduğu anl***** gelir.

    Bu rahatsızlıkta,dolaşan kanda çok yüksek bir konsantrasyonda alyuvar vardır,fakat akyuvarların ve trombositlerinde sayısı atmıştır.Bu durum normal dışıdır ve sebebi bilinmemektedir.Polycythmeia vera genellikle orta yaş sonlarında meydana çıkar,çocuklarda son derece nadirdir.
    Multipl Myelom:
    Belirtiler
    -Aneminin sonucu olarak yorgunluk.
    -Sinsice ilerleyen sırt ağrısı.
    -Özellikle omurgada veya kaburga kemiklerinde olmak zere açıklanamayan kemik kırılmaları.
    -Burun kanamaları ve kanayan diş etleri gibi kanama problemleri.
    -kemik kırılması.

    Multipl myelom,ilikte plazma hücresi dene tipteki akyuvarların kontrolsüz olarak çoğalmasına yol açan bir hastalıktır.

    Bu hücreler büyüyüp ilikte daha fazla yer kapladıkça kemikler zayıflayabilir,bu ağrıya sebep olur,özellikle de sırtta ve kaburgalarda kemikler daha hassas hale geldikçe daha kolay kırılır.
    KANAMA BOZUKLUKLARI:
    Hemofili:
    Belirtileri:
    -Bir çok derin veya büyük çürükler.
    -Mafsallarda iç kanama nedeniyle ağrı ve şişme
    -İdrarda veya dışkıda kan
    -Kesik veya yaralardan veya ameliyat,diş çektirmeden sonra uzun süreli kanama.

    Hemofili kan seven anl***** gelen yunanca kelimelerden adını almış olarak belirli pıhtılaşma faktörlerinin bir çok kalıtımsal bozukluğunu içine alır.Bunların en yaygını “Hemofili A” dır.Buna klasik hemofili de denir.Pıhtılaşma faktörü VII yetersizdir.Hemofili B olan ve Faktör IX in yokluğu olan diğer çeşit geri kalan vakaların çoğunu meydana getirir.

    Hemofili A’ya ve Hemofili B’ye çekinik olan ve cinsiyete bağlı olan genler sebep olur.Dolayısıyla bu rahatsızlık hemen her zaman erkeklerde olur,kızlarda değil.Bir hemofili genin aileden alan kızlar genellikle belirti göstertmeyen taşıyıcılardır.Bunlarda hemofili özelliği bulunduğu söylenir,çünkü onlar diğer X: kromozomlarındaki normal gen tarafından korunurlar.Büyük sıklıkla hemofili portör olan anne yoluyla dededen erkek toruna geçen bir geçmişe sahip ailelerde görülür.Yine de hiçbir geçmişi olmayan ailelerde de yeni vakalara rastlanmaktadır.
    Von Willebrand Hastalığı:
    Belirtileri:
    -Burun kanamaları ve aşırı ay hali kanamaları.
    -Kolayca çürük oluşması
    -Dışkıdan kan,özelliği siyah ve katransı görünüm

    Bu kronik kanama bozukluğuna von willebrand faktörü denen pıhtılaşma faktöründeki bir bozukluk yol açmaktadır.Bir çok vakada aynı zamanda Faktör VIII inde yetersizliği vardır.Normal olarak,bu iki faktör trombositlerin kan damarı yaralanma yerine toplanmalarını sağlamak için ihtiyaç duyulan aktif kompleksi meydana getirmek üzere birleşirler.Von willebrand hastalığında trombosit toplanması ve pıhtı formasyonu bozulmuştur.


    uçuk ve facia bunu beğendi.
  6. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
  7. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş