Kanli Kavak - Tiplerin özellikleri

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde Murat AKSOY tarafından paylaşıldı.

  1. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38

    KANLI KAVAK

    Tiplerin Özellikleri

    Karagöz: Kabadayı, saf, çabuk sinirlenen bir tip.
    Hacivat: Nazik, kurnaz bir tip.
    Karagöz'ün Karısı: Uyanık, kendi menfaatini düşünen, yeri geldiğinde ders veren bir tip
    Zenne: İstanbul hanımefendisi, nazik bir bayan. Yeri geldiğinde gayet sert olabiliyor.
    Aşık Hasan: Saz çalıp söyleyen bir âşıktır. Korkak bir tiptir.
    Muslu (Aşık Hasan’ın oğlu): Korkak bir tiptir.
    Cin: Kafasını bozanı çarpan, yamultan bir tip.
    Bayram Ağa (Orman Bekçisi)(Arnavut): Sert, acımasız, görevini layıkıyla yerine getirmeye çalışan biri.
    Ramazan Ağa (Orman Bekçisi)(Arnavut): Bayram Ağa'yla aynı özelliklere sahip.

    Tasvirler

    Karagöz

    Hacıvat

    Çarpık Karagöz

    Çarpık Hacıvat

    Aşık Hasan

    Muslu

    Cin

    Bayram Ağa

    Ramazan Ağa

    Kavak Ağacı



    Nâreke zırıltısı ve tef velvelesi ile göstermelik kalkar, Hacıvat semai söyleyerek gelir

    Semai: Makam Ferahnak

    Sözü canları bağışlar
    Şarkı bittikten sonra Hacıvat perde gazelini okur, perde gazeli bittikten sonra devamla;

    Hacıvat: Huzuru haziran cemiyeti irfan vakt-i safayı merdan, laindir dinsizdir münafıktır şeytan, şeytanın dinsizliğine, rahmanın birliğine, bizi seyre gelen dostların sağlığına, ne olur şu dört köşe perdede bana da bir arkadaş olsa, eli temiz, yüzü temiz, sözleri tatlı

    Karagöz: (penceresinden) Hoş geldin ıspanak suratlı

    Hacıvat: Bir yâri vefaşiarım olsa, şu dört köşe perde üzre ayak bassa, o söylese ben dinlesem, haddim olmayarak bendeniz söylesem, bizi seyreden dostlar da sefayab olsa, diyelim işimizi mevlam rast getire ah bana bir eğlence medetttttt

    Karagöz: (içerden) geliyorum, geliyorum

    Hacıvat: Aman bana bir eğlenceeee

    Karagöz: (aşağıya tlar, boğuşurlarken) Dur Hacıvat şaka yaptım

    Hacıvat: Bırak birader sakalımı yoldun (kaçar)

    Karagöz: (yerde sırt üstü yatar) Off amann, öldüm bayıldım, eski hasırlar gibi yerlere yayıldım (ayağa kalkar) seni gidi utanmaz arlanmaz, bacası çökmüş, çatısı yıkılmış, kiremidi kalmamış çingene mutfağı kıyafetli adam seni, hele bir daha gel bak...

    Hacıvat: (gelir) Vay Karagözüm, maşallah maşallah akşamı şerifler hayır olsun

    Karagöz: Senin de silsileni sansarlar boğsun

    Hacıvat: (kızgın) Bak Karagöz böyle gelir gelmez bana vurmaya hakkın yok

    Karagöz: Sen de şu yumruğu al da burnuna sok (vurur)

    Hacıvat: A birader, ben şuraya gelir gelmez bir vaveyladır koptu

    Karagöz: Nerden koptu?

    Hacıvat: Ne?

    Karagöz: O mor leylak

    Hacıvat: Bak Karagözüm bu akşam mübarek Ramazanın on sekizinci gecesi, cenabı hak cemil cümlemizi çok senelere yetiştirsin

    Karagöz: Amin

    Hacıvat: Sen davul çalmasını bilir misin?

    Karagöz: Haydi doğru hapise

    Hacıvat: Ne hapsi Karagözüm?

    Karagöz: Bekçinin davulunu çalayım da, polisler yakalasın öyle mi?

    Hacıvat: Yani Karagözüm ramazan davulcularının çaldığı gibi?

    Karagöz: Haaa! Onu yaparım

    Hacıvat: Davulun var mı?

    Karagöz: Var ya

    Hacıvat: Hadi al da gel

    Karagöz: Ne olacak?

    Hacıvat: Mahalle mahalle dolaşırız, sen davul çalarsın, ben de maniler söylerim, beş on kuruş para kazanırız, haydi git de davulunu al

    Karagöz: Olur (eve girer) Yahuuuu

    Karagözün Karısı: (içerden) Huuu

    Karagöz: (içerden) Şu davulu ver

    Karagözün Karısı: (içerden) Aaa, ben onu kırdım, kasnağınla su ısıttım, çocuğun bezlerini yıkadım

    Karagöz: (içerden) İyi halt ettin

    Karagözün Karısı: (içerden) Ne yapacaktın davulu?

    Karagöz: (içerden) Hacıvatla sokaklarda mani söyleyip para kazanacaktık, sana da fistanlık alacaktım

    Karagözün Karısı: (içerden) Öyleyse şaka söyledim, kömürlükte duruyor, git de al

    Karagöz: Haa şöyle (davulla meydana gelir) Geldim Hacıvat

    Hacıvat: Hadi Karagözüm, şurdan aşağı mahalleye gidelim, gel benimle (birkaç kere giderler gelirler)

    Karagöz: Daha gidecek miyiz, yoruldum be (yere oturur)

    Hacıvat: Kalk Karagözüm işte geldik, haydi başla çalmaya

    Karagöz: (hem söyler, hem çalar) Güm be de güm güm, güm bede güm güm

    Hacıvat: Size geldim size geldim

    İnci mercan dize geldim

    Karagöz: (çalar)

    Hacıvat: Benim güzel komşularım

    Arzulayıp size geldim

    Karagöz: (hem söyler, hem çalar) Güm be de güm güm, güm bede güm güm

    Hacıvat: Başta sarık büklüm büklüm

    Sırtımda davuldur yüküm

    Benim güzel komşularım

    Hele selamın aleyküm

    Karagöz: Aleyküm selam, güm bede güm güm

    Hacıvat: Merdane beyim merdane

    Altın saatler gerdane

    Benim beyimi sorarsanız

    Semt ü civarda bir tane

    Karagöz: Güm be de güm güm, güm bede güm güm

    Hacıvat: Yeni cami direk ister

    Söylemeye yürek ister

    Benim karnım toktur amma

    Arkadaşım börek ister

    Karagöz: Amin Hacıvat aminn güm bede güm güm, güm bede güm güm

    Hacıvat: Havaya attım fişeği

    Döndü dolaştı köşeyi

    Arkadaşımı sorarsanız

    Paçacının kör eşeği

    Karagöz: Bunda halt ettin, tokmak kafana geliyor haaa

    Hacıvat: Aman Karagöz çal, bak hanımlar gülüyor

    Karagöz: Ben eşek olduktan sonra herkes güler

    Hacıvat: Canım sen aldırma çalmana bak

    Karagöz: Bir daha böyle halt karıştırma tepelerim haaa Güm be de güm güm, güm bede güm güm

    Hacıvat: Kağıttan fener yaparım

    Daracık sokaklara saparım

    Arkadaşım ayı olmuş

    Burnuna halka takarım

    Karagöz: (kızgın) Kerata halkayı babanın burnuna tak, şimdi kafana tokmak geliyor haaa

    Hacıvat: Sen çal canım. Bak herkes gülüyor, çal sen çal

    Karagöz: Olur. (çalar) Güm be de güm bede güm

    Hacıvat: Şekerim var ezilecek

    Tülbentlerden süzülecek

    Bekletmeyin iki gözüm,

    Çok yerim var gezilecek

    Karagöz: (hem söyler, hem çalar) Güm be de güm güm be de güm

    Hacıvat: Ayna camlar açılır

    Çil paralar saçılır

    Beyimin gönlü olunca

    Kesenin ağzı açılır

    Karagöz: Açılırrrrr..... Güm be de güm güm, güm be de güm güm

    Zenne: (içerden) Bekçi baba biraz gelirmisiniz

    Hacıvat: Geleyim efendim (gider)

    Zenne: (içerden) Alınız şu parayı, size layık değil ama kusura bakmayınız

    Hacıvat: Aman efendim, ne zahmet ne zahmet...

    Karagöz: Parayı alıyor, bir de kedi gibi ne zahmet ne zahmet diyor.

    Hacıvat: Bahşişim aldım bergüzar

    Sizleri eylemem inkar

    Veren eller dert görmesin

    Hak bereket versin settar

    Hacıvat: Ben söyledim bahşişimi aldım, sen de söyle sen de al (gider)

    Karagöz: Şey... Hacıvat... Gitti kerata (çalar) Güm be de güm güm, güm be de güm güm...

    Dizimde derman bitti

    Kargalar başıma etti

    O sahtekar Hacıvat

    Bana para vermeden gitti

    Güm be de güm güm, güm be de güm gümmmm.......

    Zenne: (içerden) Bana bak davulcu, başımız ağrıyor, git başka yerde çal...

    Karagöz: Hacıvat paraları aldı, savuştu gitti, bana metelik vermedi

    Zenne: (içerden) Sen ne istiyorsun?

    Karagöz: Bana da para verin

    Zenne: (içerden) Ahçıbaşı o bulaşık tenceresini getir, şunun kafasına dök de gitsin

    Karagöz: Hay inayetinizle yerin dibine geçin (gider)

    Aşağıdaki türkü söylenirken perdenin ortasına kavak ağacı konur

    Esirin oldum ey zülfü kemedim
    Karagöz: Aman kolum kanadım, başım gözüm vay vay vay

    Hacıvat: (gelir) Ne oldun Karagözüm?

    Karagöz: (ayağa kalkarak) Bu ağacı buraya kim dikmiş?

    Hacıvat: Ne oldu?

    Karagöz: Ne olacak, atlayım dedim, üstüne düştüm, az daha kafam patlayacaktı

    Hacıvat: Bunun adına kanlı kavak derler, bu ağaç Serez’le Selanik arasında netameli bir ağaçtır, bunun altından çifte gelen tek gider, tek gelen hiç gider, sen bunun altında çok dolaşma, sonra karışmam (gider)

    Karagöz: Hay uydurukçu herif hay, bir alay yalanları uydurdu gitti (ağaca bakarak) Oooo... Burada bir çeşme var. Şundan bir su içeyim. (ağzını çeşmeye yanaştırıken başına vururlar) Aman kafama kim vurdu? (arkasına ve yukarıya bakarak) burda kimseler de yok. Lakin kafama kim vurdu? Belki çocuklar taş atmışlardır. Çeşmenin suyu da soğukmuş, hele biraz daha içeyim.

    Karagöz: (tam su içerken vururlar) Ay aman gene vurdular, neme lazım buradan savuşmalı, Hacıvat buralarda durma demişti (gider)

    Aşık Hasan oğlu Muslu ile aşağıdaki türküyü söyleyerek gelirler

    Makam: Beyâti

    Mor menekşe boynun eğmiş

    Aşık Hasan: Bana bak oğlum Muslu, öyle bir yere geldik ki, buradan çift gelen tek gider, tek gelen hiç gider. Sen şöyle önüme geç oğlum.

    Muslu: Babacığım arkanızdan geliyorum, hiç küçükler büyüğünün önüne geçer mi?

    Aşık Hasan: Sen şimdi beni dinle geç önüme, burası bir netameli yerdir, sonra seni çalarlar (cin gelir Muslu’yu götürür)

    Aşik Hasan: Haydi oglum geç önüme, oglum Muslu

    Karagöz: (pencereden) Hey hemşehri, burada musluk yok, şurada çeşme var, orada takili musluk (çekilir)

    Aşik Hasan: Ah zalim Kavak, budagin kirilsin, yapraklarin solsun, oglum Muslu...

    Karagöz: (pencereden) Baba burada musluk falan yok

    Aşik Hasan: Musluk degil, benim oglumun adi Muslu, bu zalim kavak oglumu aldi gitti benim cigerimi, dagladi

    Karagöz: Yaaa?... Demek bu kantaronlu kavagin hirsizligi da var ha?

    Aşik Hasan: Sazimla şu zalim kavaga yalvarayim, belki insafa gelir de oglumu bana bagişlar.

    Saz divan havasi çalar

    Hak dost

    Vurma zalim nişterin, lokmana dünya kalmadi,

    Şah-i alem hem veli süleymana dünya kalmadi

    Hak dost:

    Kirilsin dallarin yapraklarin hazan olsun,

    Zalim kavak nittin benim muslumu



    Kavak:

    Niçin feryad edersin aşik hasan

    Nidelim senin muslunu be hey avanak



    Aşik Hasan:

    Hak dost:

    Tutar seni intizarim, kurur dalin budagin

    Zalim kavak nittin benim muslumu



    Kavak:

    Intizar etme aşik, bende oglun yok

    Var yürü git altimdan bende muslun yoktur

    (Cin Muslu’yu getirir)

    Aşik Hasan: Ah oglum Muslum nerelerdesin acep?

    Muslu: Buradayim baba

    Aşik Hasan: Oglum nerdesin, geç önüme

    Muslu: Peki babacigim (önüne geçer)

    Aşik Hasan: nerelere gittin oglum?

    Muslu: Beni götürdüler şeker verdiler, şerbet verdiler, tekrar buraya getirdiler

    Aşik Hasan: Haydi oglum buralardan gidelim

    (Türkü söyleyerek giderler)

    Senin yazın kışa benzer

    Karagöz: Ey kantaronlu kavak, sen adamin muslugunu çalarsin, benim de enseme konarsin. (yilan dallar arasindan; dizssssttttt) (karagöz korkar) kişş kişşş... Aaaaa... Gitmiyor. Ben sana şimdi gösteririm. Şurada bacanin üstündeki leylegi getiririm sen görürsün (gider, leylekle gelir) göreyim seni akbaba, şunu becer (leylek uçar, yilani yakalr, biraz boguşurlar, gagasina alir, uçar gider) Seni gidi muzur hayvan seni, haydi ugurlar olsun, gelelim şimdi kantoronlu kavak sana, seni kökünden keser kişin yakarim (yukardan cin gelir, Karagöz’ü kapar götürür, çarpık olarak geri getirir bırakır gider) Oh çabuk kurtuldum elinden, ne acaip şeymiş o, ama benim kollarım oynamıyor (başını eğip kendine bakarak ağlar) Eyvahhh ben çarpılmışım, Ay Hacıvat geliyor.

    Hacıvat: Karagöz, bu halin ne?

    Karagöz: Sorma Hacıvat sorma, bir zırıltı geldi beni aldı götürdü, işte bu hâle koydu

    Hacıvat: Ben sana demedim mi buralarda dolaşma diye, bu ağaca ilişme diye, var hâlini gör

    Karagöz: Kuzum Hacıvat bana bir çare bul

    Hacıvat: Öğütle uslanmayanı tekdir ederler, tekdirle de uslanmazsa döverler. Benim öğüdümü tutmadın dayak yedin

    Karagöz: Kuzum Hacıvat bana bir çare bul

    Hacıvat: Gene senin bu haline acıdım, ben dua ederim sen yalnız amin de, başka lakırdı karıştırma

    Karagöz: Olur karıştırmam, yalnız amin derim, haydi amin amiiinnnn

    Hacıvat: (Makam ile) El-cinni, melâcinni, Amin desene Karagöz

    Karagöz: Amin aminnn

    Hacıvat: El cinni, melâcinni, kör cinni Amin deee

    Karagöz: Amin topal cinnii

    Hacıvat: Aman birader, sen yalnız amin de başka lakırdı karıştırma

    Karagöz: Karıştırmam, yalnız amin

    Hacıvat: Estane, mestane, kuzu kuzu kestane

    Karagöz: Amin, kuzu kebabı şamfıstıkk

    Hacıvat: Aman Karagözüm başka lakırdı karıştırma, sonra cinler kızarlar, beni de senin gibi yaparlar

    Karagöz: (hafif sesle) İnşallahh! Amin aminnn

    Hacıvat: Ne dedin?

    Karagöz: Amin dedim amin

    Hacıvat: El cinni, mela cinni, kör cinni, estane mestane kuru kuzu kestane

    Karagöz: Amin, amin, kabak çekirdeği, sarı leblebi amiinn

    Hacıvat: Aman Karagöz başka lakırdı karıştırma, cinler kızarlar, beni de senin gibi yaparlar, sonra ben ne yaparım

    Karagöz: Karıştırmam, daha beter olursun inşallah, amin aminnnn

    Hacıvat: Gene ağzında bir şeyler dolaşıyor?

    Karagöz: Bir şey yok, amin diyorum aminnn

    Hacıvat: El cinni, mela cinni, kör cinni, estane mestaneeee

    Karagöz: Şu herifi de götür cinni, aminn aminnn

    (Cin gelir Hacıvat’ı götürür, çarpık bir halde geri getirir)

    Karagöz: (gülerek) Ha haayyy, aman Hacı cav cav kuyu çengeline dönmüşsün

    Hacıvat: Sahi mi? (kendine bakarak) Eyvahh, ben ne olmuşum?

    Karagöz: Gülme komşuna gelir başına

    Hacıvat: Ben sana demedim mi aminden başka lakırdı karıştırma diye, senin yüzünden bakar mısın ne hale geldim

    Karagöz: (hafif sesle) Daha beter ol inşallah

    Hacıvat: Ne dedin?

    Karagöz: Allah beterinden saklasın dedim

    Hacıvat: Cinlere yalvaralım, bizi bağışlasın eski halimize koysun

    Karagöz: Yalvaralım Hacıvat

    Hacıvat: Hadi sen amin de

    Karagöz: Olur, amin

    Hacıvat: El cinnii, mela cinnnii

    Karagöz: Amin aminnn

    Hacıvat: Gel cinniii, bizi eski halimize koy cinnii

    Karagöz: Amin, amin

    (Cin gelir, Hacıvat’ı alır gider, eski halien kor getirir)

    Hacıvat: Ohhhhhh! Çok şükür düzeldim, buralardan savuşayım (giderken)

    Karagöz: Aman Hacıvat beni unuttun, gel savuşma, ben senin arkadaşın değil miyim? Beni de kurtar

    Hacıvat: Senin cezandır çek, öğüt dinlemeyenin hali budur işte

    Karagöz: (yalvarırcasına) Bir daha dinlerim, kuzum beni de kurtar

    Hacıvat: Bir daha bana el kaldırmayacağına söz ver bakayım

    Karagöz: Tekme dururken el kaldırmam

    Hacıvat: Ne dedin?

    Karagöz: Kaldırmam dedim

    Hacıvat: Hadi amin de öyleyse

    Karagöz: Olur amin aminnn

    Hacıvat: El cinniii, mela cinnniii

    Karagöz: Amin aminn, çabuk gel cinniii

    Hacıvat: Estaneee mestaneeee

    Karagöz: Amin aminnnn

    (Cin gelir, Karagöz’ü yukarı kaldırır, perdenin biraz yukarısında durur)

    Karagöz: Aman Hacıvat, burda kaldık hadi dua et

    Hacıvat: Ne yapalım dua bitti

    Karagöz: Şuradan aktardan on paralık daha al

    Hacıvat: Aktar dua satar mı hiç?

    Karagöz: Kuzum Hacıvat duaya başla

    Hacıvat: Estanee mestaneeeee

    Karagöz: Amin aminnnnn (cin Karagöz’ü götürür, eski halinde getirir, bırakır gider)

    Hacıvat: Hadi Karagözüm geçmiş olsun

    Karagöz: Allah müstehakını versin (vurur)

    Hacıvat: Yaaa Karagöz, iyiliğe karşı kemlik haa?

    Karagöz: Bugün de yarın da, (tokat atar Hacıvat gider) Ey kantoronlu kavak, ben de senin kökünü kurutmazsam bana da Karagöz demesinler (eve girer) Yahuuu

    Karagözün Karısı: (içerden) Huuu

    Karagöz: (içerden) Benim bir eski baltam vardı şunu ver bakalım

    Karagözün Karısı: (içerden) Ne yapacaksın?

    Karagöz: (içerden) Sana kışlık odun getireceğim (baltayla gelir) Sen şimdi görürsün kantoronlu kavak (ağaca çıkar türkü söyleyerek ağacı kesmeye başlar)

    Türkü

    Kavakta turna sesi var

    (Karagöz ağacın tüm dallarını keser, son bir dalın üzerine oturur, keserken Hacıvat gelir)

    Hacıvat: Aman Karagöz oturduğun dalı kesiyorsun, düşersin kafan gözün patlar

    Karagöz: Sen karışma, defol oradan, şimdi kafana baltayı atarım

    Hacıvat: Yazıklar olsun, güzelim ağacı kesmişsin, elin ayağın kesilsin (gider)

    Karagöz: Nasıl! Bizi çarpar mı, ben de onu parçalayayım da görsün (ağaca baltayı vurunca dalla beraber aşağı düşer) vay kafam vayyyy

    (Korucu Arnavut Bayram ağa gelir)

    Bayram Ağa: More çim çesmiştir bu kavaği?

    Karagöz: (baltayı arkasına saklar) Ne bileyim ben

    Bayram Ağa: Tü allah belasını versin, morey dogru süle çim çesmiştir bu kavayi

    Karagöz: Görmedim ben

    Bayram Ağa: Sen ne yaparsin burda brey

    Karagöz: Ben yolcuyum işime gidiyorum

    Bayram Ağa: Ne var o elinde?

    Karagöz: Çubuk Çubuk

    Bayram Ağa: Ver bana onu bir çekeyim bre

    Karagöz: Delikleri tıkalı

    Bayram Ağa: Dogru söyle morey nedir o elindeki

    Karagöz: Kaval kaval

    Bayram Ağa: Ver onu bir çalayım

    Karagöz: Çatlak çatlak

    Bayram Ağa: (arkadaşı Ramazan ağaya seslenir) Ho more Ramazan

    Ramazan Ağa: (karagözün arkasından gelir) Ne var more bayram

    Karagöz: (arkasına bakarak) Eyvah arnavutlar ikileşti, şimdi ne halt etmeli?

    Bayram Ağa: Ne var bu adamın elinde?

    Ramazan Ağa: Balta more kardaş, balta

    Karagöz: (kendi kendine) Eyvah şimdi hapı yuttuk

    Bayram Ağa: Demek sen çestin bu kavayi

    Karagöz: Hayır ben kesmedim bu balta kesmiş

    Bayram Ağa: Tüü allah mustehakını versin bee

    Karagöz: Tükürme suratıma be

    Bayram Ağa: Ho more Ramazan, ne yapalım bu adamı?

    Ramazan Ağa: Yakalım more yakalım

    Bayram Ağa: Yazıktır more yazıktır

    Karagöz: Yazıktır yaa

    Bayram Ağa: Yazıktır more, bunu keselim, elindeki balta ile keselim

    Ramazan Ağa: Yazıktır more kardaş

    Karagöz: Yaa yazıktır

    Bayram Ağa: Asalım bunu asalım

    Karagöz: Hoppalaaa, beni öldürmek için münakaşa yapıyorlar

    Ramazan Ağa: Yazıktır more kardaş yazıktır

    Karagöz: Yazıktır yaa

    Ramazan Ağa: Bunu kuyuya atalım

    Bayram Ağa: Olmaz olmaz, kuyu lazımdır, bağlayalım bir ağaca üzerine biraz bal sürelim bırakalım

    Karagöz: Eyvah suratımı arılara sineklere yedirecekler

    Ramazan Ağa: Yazıktır more yazıktır

    Karagöz: (kendi kendine) Vay köpoğlu herifler, insanı çeşit çeşit öldürüyorlar

    Ramazan Ağa: Bunun ayaklarına yüz sopa vuralım

    Bayram Ağa: Vuralım more (karagöze) bırak elindeki baltayı, yat aşağıya

    (Karagözü yatırırlar, ayaklarını kaldırırlar, bir tutar biri de vurmaya başlar)

    Bayram Ağa: Bir imiş, iki imiş

    Karagöz: Yavaş vurun be, hay elleriniz kırılsın

    Ramazan Ağa: Nasıl, çeser misin kavayi (vurur) bir imiş, iki imiş üç imiş, dört, beş

    Karagöz: (ağlamaklı) Vay ayacıklarım vay, yavaş vurun be

    Bayram Ağa: More Ramazan kaç oldu bire?

    Ramazan Ağa: Bilmem unuttum

    Bayram Ağa: (vurur) Baştan bir imiş, iki imiş, altı, yedi, yirmi, otuz

    Karagöz: herif hesabı şaşırdı

    Bayram Ağa: More şaşırdım kaç idi?

    Karagöz: Otuzdu otuz

    Ramazan Ağa: More ben de unuttum

    Bayram Ağa: (v

Sayfayı Paylaş