Karınca Yuvaları

Konu 'Fen Bilgisi 8. Sınıf' bölümünde kırsehırlı tarafından paylaşıldı.

  1. kırsehırlı

    kırsehırlı Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2008
    Mesajlar:
    190
    Beğenileri:
    250
    Ödül Puanları:
    0

    karınca yuvalarının özellikleri neler arkadaşlar lütfen yardımca olun ya kardeşimin ödevide biraz çabuk olursanız sevinirim
    .aykut. ve ERZİNCANLI bunu beğendi.
  2. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.023
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    Karıncalar dünyadaki canlıların en özellerindenler. Onlar en az 130 milyon yıldır yaşamaktadırlar. Yeryüzünde yaşayan kuş türü yaklaşık 9 bindir, ama karıncaların tür sayısı bundan biraz azdır. Onların boylarının 2-33 mm arasında olmaklarına rağmen, Dünyadaki biyolojik kütlenin % 10’dan fazlasını oluşturmuşlar. Bu da sayılarının çok fazla olmasına bağlıdır. Karıncalar çok güçlüler. Örneğin böcekler kendilerinden 25 kere fazla olan bir yükü kaldırabilirler. Karıncalar 100 kere fazlasını, ama şampiyonlar sülüklerdi. Onlar kendilerinden 1500 defa fazlasını kaldırırlar.
    Karıncalar insanlardan sonra ikinci en sosyal toplumlardırlar. Onlar aileler ile yaşarlar ve bir ailede en az 50 karınca olur. Aynı aninin yavruları, biri diğerine çok daha yardımcı olurlar ve yemeklerini en fazla onlarla paylaşırlar. Aileler, akrabalıkla bağlı oldukları, kendi toplumları içinde yaşarlar. Bir devlet gibi, aynı kanunlara ve emirlere uyan karınca kolonilerinde (toplumlarında) karınca sayısı milyara ulaşabilir. Japonya da rastlaşan böyle çok büyük kolonilerin üyeleri biri diğerleri ile geçitlerle bağlı olan 45 bin karınca yuvasından oluşabilir. Böyle koloni yerleştiği arazinin boyutları 100 kilometre mertebesinde olabilir. Bu kadar büyük alanlarda, böyle çok sayıda karıncalar nasıl iletişimde olurlar ve iyi şekilde idare edilen bir devlet gibi yaşam sürdürürler.

    Karıncaların kendi boyutları ile karşılaştırıldıkta, dünyadaki en büyük binaları (termitleri) inşa ediyorlar. Çamurdan yapılan en büyük termitin yüksekliği 12.8 metredir. Çin’de rastlanan böyle termitte yaşayan toplumun üye sayısı 50 milyon civarındadır. Bilim adamları böyle büyük inşaatın çok küçük bölgelerinde bile iyi havalandırma sistemlerinin olduğuna şaşırtıyorlar. İnsanlar böyle büyük yaşam binaları yapabilirler mi? En büyük gökdelenin yüksekliği yalnız 250 kişi yüksekliğindedir, ama onlarınki boylarını 2000 defadan fazla aşıyor. Acaba çamura ne ekliyorlar ki onları yerüstü inşaatları güçlü yağmurlara ve rüzgârlara karşı durabiliyor?

    Karıncalar adeta annelere, yavrulara, her zaman işçilik yapanlara ve ömrü boyu asker olanlara bölünürler. İşçiler askerlik yapmazlar ve savaşlarda dövüşmezler. Göç eden karınca kolonisinde hareket ettikleri ve durdukları zaman anneler, yavrular ve yumurtaları taşıyan işçiler en ortada yerleşirler. Profesyonel askerler yanlarda, önde ve arkada. Askerler diğer kolonilerle savaş yaparak onların besinlerini ve yumurtalarını alırlar. Bu yumurtalardan çıkan karıncaları köle olarak çalıştırırlar.

    Karıncalar görmüyorlar. Birileri diğerlerini ve akrabalarını kokusu ile tanıyorlar. Onlar sakat olanlarını ömrü boyu besliyorlar. Karıncalardan bazıları çevreni kontrol edenlerdir. Yemek bulunan yerden yuvalarına kader yollar ayarlarlar ve koku ile belirtirler. Sonra bu yolları kullanarak işçiler besinleri yuvalarına taşırlar. Disiplin o kadar iyi ki, sayılarının çokluğuna rağmen trafik sorunu olmuyor. Karıncaların beyinlerinin kütlesinin, kendi kütlelerine oranı canlılar içinde en fazladır.

    Karıncaların kendi toplumuna karşı sevgi dolu, sosyal ve disiplinli olduklarını sizlere hatırlattık. Şimdi direkt olarak konuya geçelim. Anne dışındaki karıncalar çok az yaşarlar. Sadece 7- 13 gün yaşam zamanında onlar bu kader bilinçli olduklarını sergileye bilirler. Bu keder az yaşayarak onların (kendilerini, yumurtaları ve besinleri) yer altında ki yuvalarını, kış boyu su baskınlarından nasıl koruya bildiklerini düşünelim. Karıncaların yuvaları 6 m derinliklere kader yer altına gide bilir. Yuvaların kapıları açık olduğundan yağmur ve sel suları oraya kolaylıkla girer. Acaba karıncaların fizik bilgileri ne seviyededir ki onlar evlerini (yalnızca yuvalarını, yaşam bölgesinin tümünü değil) sudan koruyabilirler. Su ısıyı da çok iyi ilettiğinden yuvalarını soyuta ta bilir.

    Doğal olarak tam lise seviyesinde bilgiye onlar gerek duymuyorlar. Suyun ıslatmasını ve öz kütlesini, basıncın ne olduğunu ve atmosfer basıncının önemini ve ek olarak hava basıncının onun hacmine nasıl bağlı olduğunu bilmeleri, güvenli yuva yapması için, onlara yeterlidir. Yuvanın ıslanmayan kısmının hacminin karıncaların sayına oranı, havalandırma sistemi ve diğer bilgileri ağaçlarda ve bitkilerin gövdesinde yaşayan karıncalar kader bilmeleri de gerekir. Onlar az yaşadıklarından ve başka nedenlerle Antalya kolyeci 10 sınıf örgencisi olan Kardelen gibi çok bilgi sahibi olamazlar ve gitara çalamazlar.

    Toprak ıslanan zaman, araçların ve hayvanların ağırlığı altında çöker ve yuva bozula bilir. Bu ve toprağın alt katlarının kışta daha sıcak ve yazında daha serin olduğu nedenlerle karıncalar yuvalarını kayaların, ağaçların ve binaların altında, bu imkanlar bulunmayan yerlerde birkaç metre derinlikte yapıyorlar. Yuvalar giriş koridorları ile U şekildeki borulara benzer (sifon) girişlerle bağlanmalı. Buraya toplanan su tıkaç (mantar) görevini üstlenir. Yer yüzünde su birikip ise, su dışarıda U şekilli kısma kader olan yolu doldurur. Suyun karıncaların yaşam alanlarına girmemesi için, bu alanın duvarları hava geçirmez şekilde önceden karıncaların çıkartıları ile işlenmeli. Böyle havadan yalıtılmış bölge için yaklaşık (sıcaklık sabit kalmadığından) olarak buradaki hava basıncın onun hacmine çarpımı sabit olarak kalır. Anlaşılır ki karıncalar sabit kütlesi ve sıcaklığı olan gaz için PV=sabit (basınç çarpı hacim) kanununu milyar yıldır biliyorlar.

    Bir atmosfer basınç yaklaşık olarak 10 metre su sütununun basıncına eşit olduğundan karıncaların yer altındaki evlerinde hava basıncı 1.5-1.7 atmosferi aşmaz. Böylelikle evleri kuru kalır ve burada karıncalar için birkaç günlük temiz hava da birikmiş olur. Unutmayalım ki diğer böcekler ve kuşlar da kendilerine suya ve rüzgara karşı dayanaklı yuvalar yapıyorlar. Örneğin yukarıda adını çektiğimiz termitler.

    İnsan toplumu karınca toplumundan kaliteli eğitimi, bilimsel düşünce ve bilim birikimi, yeni teknolojiler üretimi ile üstündür.


    Bu daha ayrıntılı sanırım..:=)

    Karınca yuvalarının kimi toprağın içinde, kimi ağaçların içinde kazılmış olduğu gibi, mukavvadan meydana gelip tropikal orman ağaçlarına asılı olanları da vardır. Bazı karıncalar ise bitkilerle kayaların tabiî oyuklarından yararlanır, ya da başka böceklerin yuvasına yerleşirler. Karınca yuvası daima çevreye uyar. Dikkati çeken bir başka husus da bu yuvaların, arılarla eşek arıları'nınki gibi belli bir mimarisi olmayışıdır. Koridorları ve odaları plansız olarak uzayıp gider.

    Avrupa'da en yaygın karınca yuvaları toprağın içinde kazılmış olanlardır. Derinlikleri ender olarak yarım metreyi geçer ve derine inildikçe ve merkezden uzaklaşıldıkça tünellerinin arası o nispette genişler. Karıncalarımız mandibulalarıyle toprağı kazar ve süpürürler. Toprak zerreleri bu arada birbiri arkasından yuvanın ana ****ğinin etrafına yığılır ve bir çeşit krater meydana getirir. «Çayır karıncası» (Formica pratensis), «kırmızı orman karıncası» (Formica rufa) ve «kan kırmızı karınca» lar (Formica sanguinea) çam iğnesi, yaprak parçası ve küçük taş gibi çeşitli malzemeden bir kubbe bina ederler. «Siyah karınca» (Lasius niger) ile «kehlibar şansı karınca» (Lasius flavus) kubbelerinin içi oyuktur. Tabiat bilginleri, bu yapıtın, güneşin ısısını çekip alıkoymaya yaradığı kanısındadırlar. Texas'ın çalışkan «Tachymyrmex turrifex» karıncaları da yuvalarının ana ağzının üzerinde topraktan örülmüş bir kule dikerler.

    «Dağ karıncalan», yukarıdaki duvarcı karıncalardan farklı olarak, yuvalarını, kendilerine kubbe vazifesi gören yassı taşların altında yaparlar. Taş kaldmlınca, koridorlar ve larva, nimfa ve yumurta dolu odalar meydana çıkar. Taş, burada kubbe ile aynı işi görerek güneş ışınlarını çekmek suretiyle kanncalan ısıtır.
    2 000 - 3 000 metredeki karıncaların ısınmak ihtiyacı duymalarına karşılık çöllük bölgelerde yaşayanlar da güneşin kızgınlığından korunmak için çok derin yuvalar kazarlar.

    Yeraltında kazılanlarının büyüklüğün sınırı yoktur. 50 100 metre kare alanında olup ağzının üzerinde 1 metre yüksekliğinde ve 4 metre çevresinde kubbesi bulunanları görülmüştür. Bu yuvalar insan ölçüsünde büyütülecek olsalar, New York ve Londra gibi dünyanın en büyük şehirleri bunların yanında köy gibi kalırdı. Aynı türlere ait bazı karınca yuvalarının aralarında birleşerek bir konfederasyon meydana getirdikleri de görülmektedir. Fransa'nın Jüra bölgesindeki böyle bir konfederasyon, her biri 5 000-500 000 nüfuslu 200 yuvadan meydâna gelmişti. Birleşik Amerika'nın Penns.vlvania eyaletindeki daha muazzam bir tanesi ise 2 000 metrekarelik bir alan kaplıyor ve yeraltı galerileriyîe birbirine bağlanan 1 600 yuvayı içine alıyordu.
    kırsehırlı bunu beğendi.
  3. kırsehırlı

    kırsehırlı Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2008
    Mesajlar:
    190
    Beğenileri:
    250
    Ödül Puanları:
    0
    çok ama çok teşekkür ederim şu anda kardeşim sana minnettar çok teşekkür
    .aykut. ve ERZİNCANLI bunu beğendi.
  4. masum_gulus

    masum_gulus Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    618
    Beğenileri:
    388
    Ödül Puanları:
    0
    arıncalar dünyadaki canlıların en özellerindenler. Onlar en az 130 milyon yıldır yaşamaktadırlar. Yeryüzünde yaşayan kuş türü yaklaşık 9 bindir, ama karıncaların tür sayısı bundan biraz azdır. Onların boylarının 2-33 mm arasında olmaklarına rağmen, Dünyadaki biyolojik kütlenin % 10’dan fazlasını oluşturmuşlar. Bu da sayılarının çok fazla olmasına bağlıdır. Karıncalar çok güçlüler. Örneğin böcekler kendilerinden 25 kere fazla olan bir yükü kaldırabilirler. Karıncalar 100 kere fazlasını, ama şampiyonlar sülüklerdi. Onlar kendilerinden 1500 defa fazlasını kaldırırlar.
    Karıncalar insanlardan sonra ikinci en sosyal toplumlardırlar. Onlar aileler ile yaşarlar ve bir ailede en az 50 karınca olur. Aynı aninin yavruları, biri diğerine çok daha yardımcı olurlar ve yemeklerini en fazla onlarla paylaşırlar. Aileler, akrabalıkla bağlı oldukları, kendi toplumları içinde yaşarlar. Bir devlet gibi, aynı kanunlara ve emirlere uyan karınca kolonilerinde (toplumlarında) karınca sayısı milyara ulaşabilir. Japonya da rastlaşan böyle çok büyük kolonilerin üyeleri biri diğerleri ile geçitlerle bağlı olan 45 bin karınca yuvasından oluşabilir. Böyle koloni yerleştiği arazinin boyutları 100 kilometre mertebesinde olabilir. Bu kadar büyük alanlarda, böyle çok sayıda karıncalar nasıl iletişimde olurlar ve iyi şekilde idare edilen bir devlet gibi yaşam sürdürürler.

    Karıncaların kendi boyutları ile karşılaştırıldıkta, dünyadaki en büyük binaları (termitleri) inşa ediyorlar. Çamurdan yapılan en büyük termitin yüksekliği 12.8 metredir. Çin’de rastlanan böyle termitte yaşayan toplumun üye sayısı 50 milyon civarındadır. Bilim adamları böyle büyük inşaatın çok küçük bölgelerinde bile iyi havalandırma sistemlerinin olduğuna şaşırtıyorlar. İnsanlar böyle büyük yaşam binaları yapabilirler mi? En büyük gökdelenin yüksekliği yalnız 250 kişi yüksekliğindedir, ama onlarınki boylarını 2000 defadan fazla aşıyor. Acaba çamura ne ekliyorlar ki onları yerüstü inşaatları güçlü yağmurlara ve rüzgârlara karşı durabiliyor?

    Karıncalar adeta annelere, yavrulara, her zaman işçilik yapanlara ve ömrü boyu asker olanlara bölünürler. İşçiler askerlik yapmazlar ve savaşlarda dövüşmezler. Göç eden karınca kolonisinde hareket ettikleri ve durdukları zaman anneler, yavrular ve yumurtaları taşıyan işçiler en ortada yerleşirler. Profesyonel askerler yanlarda, önde ve arkada. Askerler diğer kolonilerle savaş yaparak onların besinlerini ve yumurtalarını alırlar. Bu yumurtalardan çıkan karıncaları köle olarak çalıştırırlar.

    Karıncalar görmüyorlar. Birileri diğerlerini ve akrabalarını kokusu ile tanıyorlar. Onlar sakat olanlarını ömrü boyu besliyorlar. Karıncalardan bazıları çevreni kontrol edenlerdir. Yemek bulunan yerden yuvalarına kader yollar ayarlarlar ve koku ile belirtirler. Sonra bu yolları kullanarak işçiler besinleri yuvalarına taşırlar. Disiplin o kadar iyi ki, sayılarının çokluğuna rağmen trafik sorunu olmuyor. Karıncaların beyinlerinin kütlesinin, kendi kütlelerine oranı canlılar içinde en fazladır.

    Karıncaların kendi toplumuna karşı sevgi dolu, sosyal ve disiplinli olduklarını sizlere hatırlattık. Şimdi direkt olarak konuya geçelim. Anne dışındaki karıncalar çok az yaşarlar. Sadece 7- 13 gün yaşam zamanında onlar bu kader bilinçli olduklarını sergileye bilirler. Bu keder az yaşayarak onların (kendilerini, yumurtaları ve besinleri) yer altında ki yuvalarını, kış boyu su baskınlarından nasıl koruya bildiklerini düşünelim. Karıncaların yuvaları 6 m derinliklere kader yer altına gide bilir. Yuvaların kapıları açık olduğundan yağmur ve sel suları oraya kolaylıkla girer. Acaba karıncaların fizik bilgileri ne seviyededir ki onlar evlerini (yalnızca yuvalarını, yaşam bölgesinin tümünü değil) sudan koruyabilirler. Su ısıyı da çok iyi ilettiğinden yuvalarını soyuta ta bilir.

    Doğal olarak tam lise seviyesinde bilgiye onlar gerek duymuyorlar. Suyun ıslatmasını ve öz kütlesini, basıncın ne olduğunu ve atmosfer basıncının önemini ve ek olarak hava basıncının onun hacmine nasıl bağlı olduğunu bilmeleri, güvenli yuva yapması için, onlara yeterlidir. Yuvanın ıslanmayan kısmının hacminin karıncaların sayına oranı, havalandırma sistemi ve diğer bilgileri ağaçlarda ve bitkilerin gövdesinde yaşayan karıncalar kader bilmeleri de gerekir. Onlar az yaşadıklarından ve başka nedenlerle Antalya kolyeci 10 sınıf örgencisi olan Kardelen gibi çok bilgi sahibi olamazlar ve gitara çalamazlar.

    Toprak ıslanan zaman, araçların ve hayvanların ağırlığı altında çöker ve yuva bozula bilir. Bu ve toprağın alt katlarının kışta daha sıcak ve yazında daha serin olduğu nedenlerle karıncalar yuvalarını kayaların, ağaçların ve binaların altında, bu imkanlar bulunmayan yerlerde birkaç metre derinlikte yapıyorlar. Yuvalar giriş koridorları ile U şekildeki borulara benzer (sifon) girişlerle bağlanmalı. Buraya toplanan su tıkaç (mantar) görevini üstlenir. Yer yüzünde su birikip ise, su dışarıda U şekilli kısma kader olan yolu doldurur. Suyun karıncaların yaşam alanlarına girmemesi için, bu alanın duvarları hava geçirmez şekilde önceden karıncaların çıkartıları ile işlenmeli. Böyle havadan yalıtılmış bölge için yaklaşık (sıcaklık sabit kalmadığından) olarak buradaki hava basıncın onun hacmine çarpımı sabit olarak kalır. Anlaşılır ki karıncalar sabit kütlesi ve sıcaklığı olan gaz için PV=sabit (basınç çarpı hacim) kanununu milyar yıldır biliyorlar.

    Bir atmosfer basınç yaklaşık olarak 10 metre su sütununun basıncına eşit olduğundan karıncaların yer altındaki evlerinde hava basıncı 1.5-1.7 atmosferi aşmaz. Böylelikle evleri kuru kalır ve burada karıncalar için birkaç günlük temiz hava da birikmiş olur. Unutmayalım ki diğer böcekler ve kuşlar da kendilerine suya ve rüzgara karşı dayanaklı yuvalar yapıyorlar. Örneğin yukarıda adını çektiğimiz termitler.

    İnsan toplumu karınca toplumundan kaliteli eğitimi, bilimsel düşünce ve bilim birikimi, yeni teknolojiler üretimi ile üstündür.



    kırsehırlı bunu beğendi.
  5. kırsehırlı

    kırsehırlı Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2008
    Mesajlar:
    190
    Beğenileri:
    250
    Ödül Puanları:
    0
    hepiniz süpersiniz ya çok teşekkür ederim
    .aykut. ve ERZİNCANLI bunu beğendi.
  6. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.023
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    Birşey değil arkkadaşım...:)
  7. masum_gulus

    masum_gulus Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    618
    Beğenileri:
    388
    Ödül Puanları:
    0
    yardımımız olduysa ne mutlu bize :)

Sayfayı Paylaş