Kâtip Çelebi

Konu 'Tarihçiler' bölümünde ◊ΘGöKKuŞΘ◊ tarafından paylaşıldı.

  1. ◊ΘGöKKuŞΘ◊

    ◊ΘGöKKuŞΘ◊ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Aralık 2007
    Mesajlar:
    915
    Beğenileri:
    649
    Ödül Puanları:
    16

    Kâtip Çelebi

    Kâtip Çelebi Târih, coğrafya, bibliyografya ve biyografya ile meşgul olmuş meşhur âlim.

    Asıl adı Mustafa olup, 1608 (H. 1017)de İstanbul’da doğdu. Babasının adı Abdullah’tır. Babası, Osmanlı devlet ve siyâset adamlarının yetiştirildiği Enderûn mektebinde tahsil görerek yetişmiş bir askerdir. Mustafa bin Abdullah, ordu kâtipliğinde bulunduğu için ulemâ ve halk arasında Kâtip Çelebi diye tanındı. Hacca gittiği ve başmuhâsebeci ikinci halîfesi olduğu için Hacı Halîfe ismiyle meşhur oldu. Babası dindâr bir zât olduğu için beş-altı yaşlarında onu ilme teşvik etti. O da İmâm Îsâ Halîfe-i el-Kırîmî’den Kur’ân-ı kerîm ve tecvid dersleri almaya başladı. On dört yaşına kadar çeşitli hocalarından din ve fen ilimleri tahsil etti.

    On dört yaşında Anadolu muhâsebesi kalemine kâtip oldu. 1624 yılında babasıyla birlikte Tercan, bir sene sonra da Bağdat Seferine çıktı. Dönüşte babası bir müddet Diyârbakır’da kaldı. 1627-1628’de Erzurum kuşatmasına katıldıktan sonra İstanbul’a geldi ve yaklaşık iki sene, Bağdat Seferine katılana kadar, Kâdızâde’nin derslerine devâm etti. 1630 Bağdat kuşatmasında ordunun defterini tuttu. Seferden sonra tekrar İstanbul’a dönerek Kâdızâde’nin derslerine devâm etti. 1633-1635 Halep Seferinde hacca gitme fırsatı buldu. Dönüşte bir kış Diyârbakır’da kalıp oradaki âlimlerle görüştü. 1635 senesinde Sultan Dördüncü Murâd Han ile Revan Seferine katıldı. On sene kadar çeşitli savaşlarda bulunduktan sonra İstanbul’a döndü ve kendisini tamâmen ilme verdi.

    A’rec Mustafa Efendi, Ayasofya dersiâmı Abdullah Efendi ile Süleymâniye dersiâmı Mehmed Efendiden ders aldı ve A’rec Mustafa Efendiyi kendisine üstâd edindi. Bir taraftan kendisi öğrenirken, diğer yandan birçok talebeye ders verdi.

    1645’te Girid Seferi münâsebetiyle haritaların nasıl yapıldığını, tedkik etti ve bu konuyla ilgili yazılan eserlerde çizilen haritaları gördü. Bu arada memuriyetten ayrıldı ve üç yıl vazîfe almadı. Bu üç yıl içinde bâzı talebelerine çeşitli konularda dersler verdi. Yine bu zaman içinde âni olarak hastalandığı için tedâvi çârelerini aramak maksadıyla tıp kitapları okudu. Kalbini kötülüklerden temizlemek, mânevî sağlığa kavuşmak için de Esmâ ve Havâs kitaplarını okudu. Din âlimlerine olan aşırı sevgisi sebebiyle devamlı onlarla berâber olmaya çalışırdı. 1648 yılında tekrar memuriyete girdiğinde Şeyhülislâm Abdürrahîm Efendinin en yakın arkadaşlarından oldu ve pek çok eserini bu yıllarda yazdı.

    Kâtib Çelebi 1656 senesinde vefât etti. Kabri, Vefâ’dan Unkapanı’ndaki Mahmûdiye (Unkapanı) Köprüsüne inen büyük caddenin sağ kenarındadır.

    Kâtip Çelebi çalışkan, iyi huylu, vakarlı, az konuşan, çok yazan biri olarak bilinir. Arabî, Fârisî yanında Lâtinceyi de bilirdi. Osmanlı Devletinde batı ilmiyle en fazla ilgilenen, doğu ilmiyle mukâyesesini ve sentezini yapan ilk Türk ilim adamlarından biridir.

    Eserleri:

    1) Keşf-üz-Zünûn an Esâmi-il-Kütüb vel-Fünûn: Arabî, çok kıymetli eseridir. On beş bine yakın kitap ve on bine yakın müellifi tanıtan büyük bir bibliyografya ansiklopedisi mâhiyetindedir. Mısır’da, Almanya’da, İstanbul’da basıldı. Lâtinceye de tercüme ve tâb edildi.

    2) Cihannümâ: En eski coğrafya kitabımızdır. Haritalarıyla birlikte İbrâhim Müteferrika matbaasında basılmıştır. Daha sonra yazılacak coğrafya kitaplarımıza kaynak teşkil edebilecek bu eser, Avrupa dillerinde tercüme edilmiştir.

    3) Tuhfet-ül Kibâr fî Esfâr-il Bihâr: Denizcilik târihi bakımından mühim bir eserdir. Osmanlı Devleti zamânındaki deniz savaşlarından bahseder.

    4) Takvîm-üt-Tevârîh: Âdem aleyhisselâmdan 1648 târihine kadar geçen vakaların kronolojik açıklamasını ihtivâ eder. Arabî ve Fârisî dilde basılmıştır.

    5) Fezleket-üt-Tevârîh: Bir mukaddime, üç usûl ve bir son sözden ibâret olan bu eser, varlıkların başlangıcı, peygamberlerin ve hükümdârların târihi diye hülâsa edilebilecek bir târih kitâbıdır.

    6) Fezleke: Fezleket-üt-Tevârih’in devâmı niteliğindedir. 1591’den 1654 târihine kadar vukû bulan olayları anlatır. 1879’da iki cilt olarak basılmıştır.

    7) Kânûnnâme, 8) Târîh-i Firengî Tercümesi, 9) Târîh-i Kostantiniyye ve Kayâsire, 10) İrşâd-ül-Hayâfâ ilâ Târîh-ul-Yunân ver-Rûm, 11) Süllem-ül-Vusûl ilâ Tabakât-ilFuhûl, 12) İhlâm-ül-Mukaddes, 13) Tuhfet-ül-Ahfâr fil-Hikem ve’l-Emsâl ve’l-Eş’âr, 14) Dürer-i Müntesira vel Gurer-i Münteşira, 15) Düstûr-ül-Amel fî Islâhil-Hâlâl, 16) Beydâvî Tefsîri Şerhi, 17) Hüsn-ül-Hidâye, 18) Resm-ür-Recm bis-Sim ve’l-Cîm, 19) Câmi-ul-Mütûn min Cüll-il-Fünûn, 20) Mîzân-ül-Hak fî İhtiyâr-il-Ehak.

Sayfayı Paylaş