kitap özeti

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde gizem58 tarafından paylaşıldı.

  1. gizem58

    gizem58 Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2010
    Mesajlar:
    16
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    sergüzeşt ve şair evlenmesi adlı kitapların özetlerini gönderirseniz çok mutlu olurum :)
  2. Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.028
    Beğenileri:
    875
    Ödül Puanları:
    113

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    sergüzeşt ve şair evlenmesi adlı kitapların özetlerini gönderirseniz çok mutlu olurum :)
    Genişletmek için tıkla...
    Sergüzeşt

    KİTABIN KONUSU:
    Evinden ayrılan küçük bir kızın başından gecen olaylar dramatize edilerek anlatılmıştır. Kızın başından gecenler oldukça acıklıdır. Uzun bir süre kölelik hayatı yaşamıştır.

    KİTABIN ÖZETİ:
    Evinden ayrılıp bir gemi ile yurdundan uzaklaşan küçük kız, onun gibi başka bir esir kız ile birlikte neresi olduğunu bilmediği bir yere getirilmiştir. Bu kızı bundan sonra birçok sürprizler beklemektedir.
    İlk olarak kız (henüz bir ismi yoktur), yaşlı fakat zengin bir kadını yanına ona hizmet etmesi amacıyla satılmıştır. Küçük kız burada tam bir esaret hayatı yaşamaktadır. Sürekli olarak buradan nasıl kurtulabileceğinin planlarını yapmaktadır. Bu evin hanımının yanı sıra hanıma hizmet etmekte olan başka bir kadın da kıza baskı yapmaktadır. Bu durum kızı yıpratmakta, zaten bir umudu olmayan yaşamdan onu iyice somutlamaktadır. Bir gün kız bu evden kaçmayı iyece kafasına taktığı bir anda bir gece yarısı evden kaçar. Çevreyi pek tanımadığı için saatlerce yürür fakat bir yerede yorgun bir şekilde yere yığılmaktan başka çaresi yoktur. Yerde kaldığı bölgede bir evin bahçe kapısının önüdür.
    Sabah olunca evin hizmetlilerinden biri kızı farkeder ve onu içeri almak için yaşlı ev sahibine danışır. Oda bunu çok olumlu bir şekilde karşılar ve hemen yardım etmek niyetiyle onu yanına alır. İlk olarak karnı doyurulur, güzel bir uyku çektirirlir. Daha sonra kız kendine gelince ona neler olup bittiği sorulur. Oda analatır evin hanımı kızın yaşadıklarını duyunca çok üzülür ve ona yardım edeceğini söyler, kızdabuna çok sevinir. Evin hanımı ona sahibinden izin alacağını ve artık kendi yanında kalacağını söyler. Bunun için hanımı kızın kaçtığı eve gider. Ve onu yanına almak istediğini söyler. Fakat kadın bunu onur meselesi yaparak kabul etmez. Bundan sonra kızda eski evine geridöner. Bu olay kızı çok etkilemiştir. Çünkü daha önce kaçtığı eve tekrar dönmüştür. Gider gitmez yine hiç hoş olmayan durumlarla karşılaşmıştır.
    Günler böyle geçip giderken birgün Mustafa bey evin sahibi birkaç yıl önce işlediği bir hatadan dolayı bir çok borcu olmuştu ve bu borçları ödemek için karısıyla tartışırdı. Birgün karısıyla beraber kızın satılmasına kara veridler.
    Kızın adı kaçtığı evde hanımın onu çok güzel bulması üzerine ‘dilber’ olarak koyulmuştu. Bundan sonrada ona ‘dilber’ olarak seslenilmeye başlandı. Dilber kendisi hakkında satılması kararının alınmasından sonra bir esirciye satıldı. Ve Dilber’in bütün hayatı bu yönde değişti. Dilber bundan sonra belli bir süre esir hayatı yaşamıştır. Bu süre içinde bir çok kendisi gibi esir hayatı yaşamış olan kız arkadaşları olmuştur. Onların hayatlarını dinledikçe aslında kendi hayatının okadarda kötü olmadığının farkına varmıştır. Daha nice insanların kendisi gibi cefa çektiğini anlamıştır. Buradaki bir çok kızın çeşitli meziyetleri vardır. Bir tanesi çok iyi bir şekilde ud çalmaktadır bu yüzden çoğu yerden çağrılmaktadır. Dilber’de onun gibi ud çalabilmeyi çok istemektedir.

    ilber’e bir gün bir talip çıkmıştır, ve Dilber’de o eve gitmek zorunda kalmıştır zaten onun böyle bir şeyi isteyip istemediği pek önemli değildir, önemli olan bir kaç kişinin işinin görülmesidir.
    Dilber’in gittiği bu evde ona bir esir gibi değil, bir insan gibi yaklaşılması onu çok etkilemiştir. Evde bir hanımefendi, onun kocası ve onların tek oğlu olan Celal bey bulunmaktadır. Celal bey aynı zamanda bir ressamdır. Yaptığı porrelerle ün kazanmıştır. Dilber’i evde görünce o da çok şaşırmıştır. Çünkü Dilber’i Cleopatra’ya benzetmişti. Celal bey yalnız yaşadığı için kız arkadaşı ya da sevgilisi yoktur. faKat Dilber’I gördüğü andan itibaren içinde bir kıvılcım oluşmuştur. İlk zamanlarda Dilber’de buna bir karşılık doğmamış fakaat günler geçtikçe Dilber’de onaa karşı ilgi duymaya başlayacaktır. Celalbey Dilber’I boş bulduğu zamanlarda odasına çağırıp onun resimlerini yapmaya başlamıştır. Kimi zaman nü resimlerinide çalışır. Dilber’in bebeksi vücudunu gördüğü zamanlarda daha önce hç yaşamadığı duyguları tadıyordu. Ona her baktığında onun daha değişik bir güzelliğini yakalıyordu. Günler geçtikçe Dilber zamanının büyük bir kısmını Celal beyin yanında geçirmeye başlar. Böylelikle Celal beyin Dilber’e olan aaşkı da diğer ev halkı tarafından da öğrenilir. Bu arada Celal bey açıkça aşkını Dilber’e de belli etmeye başlar. Dilber bu olaya ilk önceleri çok şaşırır. Çünkü böyle bir şeye asla imkan vermez. Bunun nedeni de onun esir kız olmasıdır. Daha ssonraları Dilber de Celaal beye karşılık vermeye başlar. Günler geçtikçe onlar aşklarını bariz bir şekilde yaşarlar. Evin baahçesinde yıldızları seyrederler, beraber gezerler. Fakat bu durum Celal beyin annesini olddukça rahatsız eder ve buna akarşı bir önlem almak ister. Bu beraberliği bitirmek için Dilberi Celal beyin evde olmadığı bir zamanda bir esirciye satar. Tabii Dilber’in yapacak birşeyi yoktur. Celal bey daha sonra eve döner ve ilk olarak Dilber’in nerede olduğunu sorar önce bunu öğrenemesede daha sonra öğrenir fakat onu bütün aramalrına rağmen bulamaz. Bundan sonraki bütün hayatı boyunca oda Dilber’de mutlu olamaz.
    Bundan sonra ikiside hiç mutlu olmadığı gibi bu olay biçare dilberi intihara kadar sürükler bu yaptıklarına Celal bey’in aileside çok pişman olur ama yapabilecek bir şey yoktur.

    KİTABIN ANA FİKRİ:
    Kitabın ana fikri evinden ayrılan bir insanın başına her zaman hertürlü kötülüğün gelebileceği bunlardan kurtulma yolununda sadece kendi elinde olduğu kimseden yardım alamayacağı tek başına kalacağı.

    -------------------------------------------------------------------------

    Şair Evlenmesi

    ESERDE YER ALAN KİŞİLER:

    ASIL KİŞİLER:

    MÜŞTAK BEY: Güvey ve Kumru Hanımın aşığı. Müştak Bey aşka susamış, aşkla körü körüne hareket eden, sevincin ümitsizliğinde en son derecesine çıkan biridir. Müştak Bey alafranga tutum ve davranışı, kılık ve kıyafetiyle mahallelinin hoşuna gitmeyen, fakir fakat oldukça kafalı bir insandır.
    KUMRU HANIM: Müştak Beyin sevgilisi ve Sakine Hanımın kız kardeşidir. Kumru hanım çok genç ve güzel bir hanımefendidir. O da Müştak Beye aşıktır.
    SAKİNE HANIM: Kumru Hanımın büyük kız kardeşidir. Sakine Hanım; Kumru Hanıma göre oldukça yaşlı, çirkin, kart, kambur ve evde kalmış bir bayandır. Sakine Hanım eserde Müştak Beyin nikahlısıdır.

    YARDIMCI KİŞİLER:

    HİKMET EFENDİ: Müştak Beyin en iyi dostlarından biridir. Çok pratik zekalı bir kişiliğe sahiptir. Hikmet Efendi; aklı başında, ağırbaşlı ve Müştak Beyi o zor durumdan kurtaran kişidir.
    ZİBA DUDU: Evlenmeye aracılık yapan kılavuz kişidir. Müştak Beyin başına bu derdi açanlardan biridir. Ziba Dudu; çok geveze, laf taşıyan ve ortalığı karıştırmayı seven bir kişiliktir.
    HABBE KADIN: Müştak Beyin yengesidir. Müştak Beyin başına gelenleri duyunca feryadı basıp ortalığı karıştırıyor. Çok aceleci ve panik bir kişiliğe sahiptir.
    EBULLAKLAKATÜL’ENFİ: Sakine Hanımın nikahını kıyan imamdır. O da Sakine Hanımı Müştak Bey’e yamamaya çalışanlardan biridir. Çok düzenbaz, aşağılık ve dini başka şeylere alet eden bir tiptir. Aynı zamanda oldukça geveze, gürültücü, iri ve uzun burunlu çirkin biridir.
    BATAK ESE: Mahallenin bekçisidir. Müştak Beye oynanan bu oyunda onun da çok büyük bir payı vardır. Oldukça cahil biridir ve ne duyarsa duysun, doğruluğunu araştırmadan hemen buna inanır ve mahalleyi karıştırır. Ayrıca her işe burnunu sokan biridir.
    ATAK KÖSE: Mahallenin süprüntücüsüdür. İmama yardakçılık yapanlardan biri de odur. Oyunda arkasında küfe giyer, çok saf ve cahil bir tiptir.
    MAHALLELİ: Eserde mahalleden tiplerde vardır. Bunlar genellikle cahil ve dedikoducu kişilerdir. Bunların çoğu esnaftan seçilmiştir.

    ESERİN ÖZETİ:

    Müştak Bey Kumru Hanımla evleneceği gün çok heyecanlıydı, bir an önce nikahın kıyılıp bitmesini ve Kumru Hanımla baş başa kalmayı istiyordu. Fakat olaylar hiç de onun beklediği gibi gelişmedi. Müştak Bey Kumru Hanıma deli gibi aşıktır ve onu sevdiği için kendini akıllı ve şanslı görmekteydi. Kumru Hanımın dış güzelliği yanında huyunun da güzel olduğunu söyler. Müştak Bey onun ablasını çok çirkin bulmakta ve onun ismini dahi sevmemektedir. Çünkü Sakine Hanım onların evlenmelerine engel olduğu gibi, kırk beş yaşına gelmiş olmasına rağmen ev de kaldığı için aklını yitirmiş olduğunu düşünüyordu. Müştak Bey böyle bir baldızı olduğu için herkesten utanıyordu. Ayrıca Müştak Bey Sakine Hanımı Hikmet Efendiye vermek ister. Çünkü o zamanlarda büyük evde dururken küçüğü evlendirmezlerdi. Hikmet Efendi mahallelinin bir oyun oynayarak Müştak Beye Sakine Hanımı verebileceklerini önceden sezmişti. Müştak Beye bu durumu söyledi fakat o bunu şaka zannediyordu. Daha sonra Müştak Beyin kılavuzu Ziba Dudu gelin odasına doğru geliyordu. Müştak Bey Kumru Hanımın getirildiğini sanıp iyice heyecanlanıyordu. Müştak Bey Ziba Duduya teşekkür ediyordu. Kumru Hanımı beklerken Müştak Bey bazı tereddütlere kapıldı. Zaten maddi durumu da pek iyi değildi. Yüz görümlüğü için ne verebileceğini düşündü. Sonra gelin hanım geldi fakat gelen sakine hanımdı ve Müştak Bey onu görünce kederinden bayıldı. Müştak Bey evleneceği kadının o olduğunu görünce onunla evlenmek yerine ölümü tercih edebileceğini söyledi.
    Habbe kadın ise onun hasretine kavuştuğu için sevinç delisi olduğunu düşünüyordu. Müştak Bey hüzünle ahlayıp, ofluyordu. Ziba Dudu ile Habbe kadın gelinin duvağını açtırmak için uğraşıyorlardı. Müştak Bey istemeyerek elini çekerken, Sakine Hanımın beyaz saçı ve duvağı eline ilişir. Müştak Bey şok olmuştur. Ziba Dudu onu zavallı kadının sırma saçlarını yolmakla suçlar. Sonra mahalleli ve imam aceleyle onları nikahlamak için gelirler ve Müştak Beyi zorla Sakine Hanımla evlendirmek isterler. Müştak Bey ise buna kesinlikle karşıdır ve onunla evlenmektense hapiste dahi yatmaya razı olduğunu söyler. Ziba Dudu İmamın elini öperek ona Müştak Beyi şikayete başlar. Güya Müştak Bey Sırma Hanımın saçlarını yolmuş onlara da küfretmişti. İmam Müştak Beyin konuşmasına hiç izin vermeden onu suçlamaya ve aşağılamaya başlar. Eğer Sakine Hanım ile evlenmezse onun ırzına leke sürmüş olacağını söylüyor ve bunu mahalleliye de onaylatıyor. Müştak Bey kendisine nikah edilenin Sakine Hanım olmadığını söylese de boş. Çünkü imam ille de onu nikahlamak istiyor ve eğer bu gerçekleşmezse Müştak Beyi edepsizlik belgesi alarak köyden dahi uzaklaştırabileceğini söylüyor. Hikmet Efendi devreye giriyor fakat imam onunda aynı suçlardan suçlanabileceğini söylüyor. Fakat Hikmet Efendi gizlice imama para kesesini gösterir ve imam bir anda değişiverir. Rüşveti alan imam bir anda Hikmet efendinin dediklerini yapmaya ve Müştak Beyi savunmaya başlar. Mahalleli ise bu durumun farkına varamamıştır. Zaten onlarda imam ne derse ona itaat eden tiplerdi. İmam güya nikahını kıydığımız kız büyük olandır derken boy olarak uzun olanı yani Kumru Hanımı kastetmek istemişmiş. İmam Habbe Kadına seslenerek bir an önce Kumru Hanımı getirmesini ister. İmam böylece daha önce yaptığı bir yanlışı düzeltmiş olacağını söyler. Hatta Hikmet Efendiye dönerek daha önce yapmış olduğu başka yanlışlar varsa onları da düzeltebileceğini söyler. Bu arada Atak Köse ve Batak Ese bir daha böyle işlere karışmayacaklarına dair kendilerine söz verirler. Habbe Kadın Kumru Hanımı getirir. Kumru Hanım ağlamaktaydı. Habbe kadın onun mutluluktan ağladığını imama söyler.
    İmam Müştak Bey ile Kumru hanımı nikahlayarak, mahalleliden evi boşaltmalarını ister. Mahalleli ve imam evi terk eder fakat Hikmet Efendi evi terk etmemişti. Çünkü Müştak beye görücü usulüyle evlenmenin zararlarını anlatmak istiyordu. Müştak Bey ise onu dinlemiyor, tek istediği şey Hikmet Efendinin bir an önce gidip onları yalnız bırakması. Bir süre sonra Hikmet Efendi de evi terk etti, artık yalnız kalmışlardı. Fakat Müştak Bey için bu evlilik çok iyi bir tecrübe olmuştu.

    OLAYIN GEÇTİĞİ MEKAN: Olayın neredeyse tamamı gelin odasında geçmektedir.
    OLAYIN MEYDANA GELDİĞİ ZAMAN: Eserdeki olay Tanzimat yıllarında meydana geliyor ve o zamanın en önemli sorunlarından birini anlatıyor.

    . . .
  • gizem58

    gizem58 Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2010
    Mesajlar:
    16
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşekkür ederimmm :)
  • Sayfayı Paylaş