Kızma! Hadis-i Şerifinin Verdiği Mesajlar

Konu 'Dini Bilgiler' bölümünde kitapkurdu tarafından paylaşıldı.

  1. kitapkurdu

    kitapkurdu İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım. Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.283
    Beğenileri:
    1.586
    Ödül Puanları:
    113

    O, ifadelerinde söz kesen bir beyan sultanı, mantığında bir muhakeme abidesi ve düşüncelerinde de misyonunun enginliğine denk bir okyanustu. İfadeleri o kadar kıvrak, beyanı o denli vâzıh, üslûbu öylesine zengin ve rengin idi ki, bazen bir-iki cümle ile muhataplarına dünya kadar hakikatleri birden arz eder, bazen mücelletlere sığmayacak kadar geniş konuları bir solukluk söze sıkıştırır, bazen de tevil ve tefsir üstadlarına yorumlamak üzere ne söz cevherleri ne söz cevherleri emanet ederdi.


    Hadis ıstılah olarak, Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve selem) söz, fiil, onay, bedenî ve ahlâkî sıfat, sîret ve kendisine nispet edilen haberlere denir. Bu haberler O’nun Peygamberlik gelmeden önceki bütün söz, fiil ve takrirlerini de kapsar. Diğer bir tabirle Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yaratılışı, ahlâkı ve gidişatına dair her türlü davranış ve sıfatları sünnet diye adlandırılır. Hadisçiler nezdinde hadisle sünnet birbirleriyle paralel ve eş anlamlı olarak ifade edilir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hadisleri diye ifadesini bulan mübarek sözlerinin büyük bir kısmı hem teşriî hem de edebî yönden mucize nevindendir. O, Arab'ın en fasihidir. O’nun edebî yönünün i’câzı, lafızlarıyla rivayet edilen hadislerde tezahür eder.

    Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), çabuk konuşmaz, söyleyeceği sözü üzerinde düşünülsün ve iyice kavransın diye üç kere tekrar ederdi. (Tirmizî, eş-Şemâil, Hıms, 1968, s. 113.) Sanat yapmak için konuşmaz, anlamını kimsenin bilmediği garip kelimeler kullanmazdı. Bununla birlikte edebî gücü çok kuvvetliydi. Mecbur kalmadıkça konuşmaz, sözünün başında ‘Bismillah’, sonunda da ‘Elhamdülillah’ derdi.

    Ebu Ya’lâ senedi ile gelen bir hadiste Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi konuşma üslûbu hakkında: أُعْطِيتُ جَوَامِعَ الْكَلِمِ وَاخْتُصِرَ لِيَ الْكَلَامُ "Bana Cevâmiûl-kelim verildi ve sözler benim için çok özlü ve veciz hâle getirildi." buyurmaktadır. O’nun önemli altı hususiyetinden biri olan Cevâmiu’l-kelim özelliği, az ve öz sözcüklerle çok şeyi ifade etmesi anlamına gelir. Cevâmiu’l-kelim ifadesi, konuşulan mevzuya ait söylenebilecek câmi (kapsamlı) ifade demektir. Bu özellik Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sudûr etmiş sözlerin birçoğunda geçerlidir.

    Aşağıda Söz Sultanı Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in söz cevherlerinden sızıp gelen, zenginlik ve muhtevasıyla Cevâmiu’l-kelim özelliğini taşıyan bir hadisini örnek kabilinden nakledeceğiz:

    عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ :أَنَّ رَجُلا قَالَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَوْصِنِي قَالَ:
    لا تَغْضَبْ فَرَدَّدَ مِرَارًا قَالَ لاَ تَغْضَبْ

    Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayet edilen bir hadise göre, bir adam Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip ‘Bana öğüt ver.’ dedi. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de kendisine: ‘Kızma!’ buyurur. Adam birkaç defa ısrarla nasihat talebini tekrar edince Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her defasında ‘Kızma!’ diye tekrar etti. (Buhari, Edeb 76)

    Kızmak, hiddetlenmek, öfkelenmek anlamına gelir.

    el-Berika’da rivayet edilen bir diğer hadiste Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) "Gadaba gelen bir kimse, dilediğini yapmaya gücü yettiği hâlde, yumuşak davranırsa Allah teala onun kalbini, emniyet, güven ve îmân ile doldurur." buyurmaktadır.

    Büyükler "Gadab, insanın içinden dışına doğru çıkar. Hüzün ise, dışından içine doğru işler. Gadabdan güç ve intikam hırsı, hüzünden ise, dert ve hastalık doğar." demişlerdir.

    Kızma hasleti insanın yaratılışında var olan ve yerine göre kullanılması gereken bir vasıftır. İnsanın, kızılması gereken yerde kızması fıtratının gereğidir. Ama kızma kendi nefsi hesabına olmamalıdır. Mesela dinî şiarların ayaklar altına alınması durumunda, kızmak, dinî gayretin gereğidir. Ancak bu kızma karşı tarafı incitecek şekilde, hatta onun hakkına tecavüz edecek boyutta olmamalıdır. Bu hadiste kastedilen kızmak özetle her halükarda, insanın sinirlerine hâkim olması şeklinde yorumlanmalıdır.

    Hadisin Anlam Deryasından Çıkartılan Dersler:1
    1. Kızmayı terk etmekten maksat öfkelenmeye sevk eden sebeplerden sakınmaktır.
    2. Hadiste sebeplere tevessül emredilmektedir.
    3. Hadiste Cebriyye ve Kaderiye mezheplerinin doğru olmadığı ifade edilmektedir. (Sebeplere tevessülün emredilmesi cebriye ve kaderiye mezheplerinin reddedildiğini göstermektedir.)
    4. Hadiste sedd-i zerâi (Harama giden, yasağı çiğnemeye götüren yolların tıkanması) kuralı görülmektedir. Ayrıca bir kötülükten korunmanın kötülüğün tedavisinden daha önemli ve hayırlı olduğu anlaşılmaktadır.
    5. Toplumu bilgilendirme ve aydınlatma konumunda olan bir insanın ilim ve akılla donanarak her konuya hakkını vermesi, her soru sorana ne faydalı ise ona uygun cevap vermesi gerektiğine işaret vardır.
    6. Soru sorarken ve ilim öğrenirken edepli davranmak gerekir.
    7. Geçerli bir mazeret olmaksızın öğrenmek isteyen kimseden ilmi gizlemek caiz değildir.
    8. Öfkelenmek, konuşma ve amelde dengeyi bozar.
    9. Öfkelenmeyen kişi, fiil ve sözlerinde hoşnutluk ve öfke hallerinde itidalini korur, objektif davranır.
    10. Güzel ahlâklı olmaya teşvik vardır.
    11. Kaza ve kadere razı olmalıdır.
    12. Kızmamanın aklın ve olgunluğun kemaline delil olmasını ifade eder.
    13. Hadiste ‘Fakat günahları faydalarından daha çoktur.’ (Bakara Sûresi, 2/219) âyetinin anlamı yer almakta ayrıca menfaat ve zarar arasında mukayese prensibi görülmektedir.
    14. Hadiste dinin güzelliklerine ve olgunluğuna işaret vardır.
    15. Sahabenin dini derinden anlamaya olan aşk ve şevki hırs ve azmi görülmektedir.
    16. Hadiste Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ‘Kendinizin güç yetirebileceği şeyleri teklif edin’ hadisinin anlamı yer almaktadır.
    17. Kötülüklerin kaynağı öfkedir.
    18. Kızmanın makbul olanı da olmayanı da vardır.
    19. Sahabe-i Kiram (r.a.)’ın fıkhının büyüklüğü; zira bu hadisten umumiyet anlamamışlar, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in onlara öğretmiş olduğu vechile övülen kızgınlıkla kızmışlar yerilen kızgınlığı da terk etmişlerdir.
    20. Kızmak inkâra yol açabilen sebeplerdendir.
    21. Müslümanlara bol bol nasihat etmenin vacip olması.
    22. Nasihatin önemi ve toplumlardaki etkisi.
    23. Bir kimsenin tek başına zayıf, arkadaşlarıyla kuvvetli olabildiği; zira mü’minin diğer mü’min kardeşinin aynası olduğu ve kişinin genellikle kendi ayıplarını göremediği anlaşılmaktadır.
    24. Sözden maksat faydalı olanı, çokluğu (laf kalabalığı) ve tekrarı değildir.
    25. Bir âlime güzel ahlâk ve edeb içerisinde müracaat edilmesinin caiz olması.
    26. İnsanın kızmayı terk edip ve kendine hakim olmasının kesbî bir ahlâk olduğu delili çıkar.
    27. Tekvinî şeriatın şer’î şeriat ile desteklenmesi.
    28. Kızmanın şeytandan kaynaklandığı
    29. Kuvvetli olanın kızma anında nefsine mâlik olan olduğu
    30. Sabır ve hilmin fazileti.
    31. Yasağı kapsayıcı kısa ve öz ifadelerle nasihat etmenin meşruluğu.
    32. Bu hadis, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ‘Ben cevâmiu’l-kelim’le serfirâz kılındım, -bana az sözle çok manayı ifade kabiliyeti verildi.’ hadisindeki anlamı ihtiva etmektedir.
    33. Nasihat verirken insanları kendi konumlarına yerleştirerek hareket etmenin gereği anlaşılmaktadır.
    34. Hadisten bir şeyi yasaklamanın onun zıddını emretmekle de olacağı ya da insana hilm ve sabırla hareket etmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
    35. Nasihatın faydalı olması için ihlas gerekir
    36. Nasihatın; akıl, din ve görüş/fikir sahibinden talep edilmesinin lüzumu
    37. Kur’ân ve Sünnet konulu kelamın, diğer insanların sözlerinden farklı değerde olması gerektiği, zira insanların sözlerinin bağlayıcı olmayacağı vurgulanmaktadır.
    38. Nasihat talep etme kul için bir yücelik olup, hakkında bir eksiklik veya yerilmeyi gerektiren bir vasıf değildir.
    39. Nasihatı kabul etmenin imanın kemâlinden olduğu
    40. İnsanların kendi aralarında şekilleri ile değil, ahlâkları ile mukayese edilmelerinin gereği anlaşılmaktadır.
    41. Nasihat ve vaazın bıktırma seviyesine gelmedikçe tekrar edilmesinin caiz olması.
    42. Hadiste, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ‘Amellerin en hayırlısı az da olsa devamlı olanıdır.’ sözünün anlamı yer almakta.
    43. Bir şeyi yasaklamanın öncelikle onun sebeplerini ve öncüllerini de yasaklamayı kapsaması
    44. Kim Allah için bir şeyi terk ederse Allah ondan daha hayırlısını o kimseye nasip eder. Kim de kızmayı Allah için terk edecek olursa Allah o kimseye hilm sıfatı nasip eder.
    45. Öfkeyi yutmanın faziletini beyan
    46. Bağışlamaya ve öğüt vermeye teşvik
    47. Bir âlimin sorulara ve kendisine müracaat edilmelere karşı geniş yürekli olmasının gereği
    48. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in gönlünün mütevazi, hilminin geniş ve ahlâkının güzel olduğu
    49. Bir şeyi terk etmek de amel kabul edilir.
    50. Amel imanın tanımı içinde yer alır.
    51. Birtakım fiillerin terki de kula sevap kazandırır.
    52. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’ın konuşmasını üçten fazla tekrar etmemesi anlaşılmaktadır.
    53. İnsanlar ısrar etseler ve realite baskı yapsa dahi, âlimin hak üzere olduğu sürece sözlerinde ve prensiplerinde sebat etmesi gerekir.

    * Dokuz Eylül Üniv. Ilâhîyat Fak. Öğrt. Üyesi ​

Sayfayı Paylaş