Kök Hücre Nedir ?

Konu 'Biyoloji 11. Sınıf' bölümünde 78ea078 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. 78ea078

    78ea078 Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2009
    Mesajlar:
    48
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0

    Arkadaslar hoca kapsamlı bi arastırma istedi slayt yapcamda kök hücre nedir ile ilgili yazı fotoraf vb. :D
    42aslan42 bunu beğendi.
  2. ~Dryad

    ~Dryad Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.197
    Beğenileri:
    512
    Ödül Puanları:
    36
    Kök Hücre Nedir?

    Kök hücreler vücudumuzda bütün dokuları ve organları oluşturan ana hücrelerdir. Henüz farklılaşmamış olan bu hücreler sınırsız b**ünebilme ve kendini yenileme, organ ve dokulara dönüşebilme yeteneğine sahiptir.

    Genel olarak 3 tür kök hücre vardır. Bunlar totipoent, multipotent ve pluripotent kök hücrelerdir. Bir hücrenin totipotent olması bütün vücudun tüm organ ve dokularına dönüşebilmesi anl***** gelir. Bu hücreler plasenta ve amnios kesesi zarları gibi embriyo dışı dokulara da farklılaşma yeteneğine sahiptirler. Totiptent hücreler gelişmenin ileri evrelerinde pulirpotent hücrelere dönüşebilirler. Pluripotent hücreler totipotent hücreler gibi vücudun bütün hücrelerine dönüşmezler. Pluriptent bir hücre vücudun birçok hücresine dönüşebilecek yetenektedir. Multipotent hücreler gelişmenin daha ileri evresine ait hücrelerdir ve özelleşmiş hücre tiplerine farklıklaşabilirler. Örneğin, multipotent bir kan hücresi diğer özelleşmiş kan hücrelerine dönüşebilme kabiliyetine sahiptir.

    Bu açıklamaya bir örnek verecek olursak, totipoent hücreler ilkokul öğrencileri gibidir, gelecekte her türlü mesleğe yönlenebilirler. Pluripotent hücreler üniversite öğrencileridir hangi okulda okuyorlarsa o mesleği yapmak üzere hazırlanmaktadırlar. Multipotent hücreler ise üniversiteden mezun olduktan sonra bir meslek gurubunda alt dallara ayrılan uzmanlara benzetilebilir.

    Totipotent hücreler embriyonun en erken evresindeki kök hücrelerdir. Pluripotent hücreler embriyonun blastokist evresinden itibaren ve fetusta bulunabilen hücrelerdir. Multipotent hücreler ise kordon kanı ve yetişkin kök hücrelerdir.
  3. ~Dryad

    ~Dryad Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.197
    Beğenileri:
    512
    Ödül Puanları:
    36
    Kök hücre nedir?

    Kök hücreler, insan vücudunda bulunan ve her türlü vücut hücresine dönüşebilen ana hücrelerdir. Nerede bir zedelenme veya onarım ihtiyacı varsa, oraya giderek gereken hücre tipine dönüşür ve hasarı onarırlar. Kalp krizi geçirende kalbe, karaciğer harabiyeti olanda karaciğere, kemiği kırılanda kırık hattına giderek gerekli tamiratı yaparlar. Hangi tip hücre ve dokuya ihtiyaç varsa ona dönüşürler. Vücutta en fazla olduğu zaman anne karnındaki bebeklik çağıdır. Daha sonra alınan yaşlarla beraber sayısı azalır. Nitekim, yaşlanmayla beraber doku, organ iyileşmelerinin daha yavaş ve güç olduğu da bilinen bir gerçektir.


    [​IMG]


    Kök hücre nerelerde bulunur?

    Kök hücreler, tüm vücut doku ve organlarında, kan dolaşımında bulunur. Fakat özellikle üç yerde daha fazladır. Bebeklerin göbek kordonu, kemik iliği ve damarlarımızda dolasan kan.
    Tarihte ilk olarak kemik iliğinden ameliyatla alınan kök hücreler lösemi tedavisinde kullanılmıştır. Bu yöntem hala uygulanmakta ve cerrahi koşullar altında ameliyathanede yapılmaktadır. O nedenle bazı özel şartlara ve yetişmiş personele ihtiyaç vardır.
    İlerleyen yıllarda vücutta dolaşan kandaki kök hücrelerin kullanilabileceği anlaşılmıştşr. Bunun için önce hastaya hormon verilerek kemik iliğindeki kök hücrelerin hızla çoğalıp kana geçmesi sağlanır. Daha sonra, filtre (aferez) yardımıyla kandan toplanır ve kalan kan vücuda geri verilir. Bu yöntem de hala uygulanmaktadır. Fakat bu yolla elde edilen kök hücre sayısı diğer yöntemlere göre daha azdır.
    Son olarak, 80'li yılların başında, yeni doğan bebeklerin kordon kanında da kök hücrelerin bol miktarda bulunduğu ve bu hücrelerin tedavide kullanılabileceği fikri ortaya atılmıştır. Elde edilen kordon kanı belirli koşullar altında toplanıp dondurularak saklanabilmekte, daha sonra gerek duyulduğunda çözülerek kullanılmaktadır. İlk olarak Dr. David Harris, 1992 yılında oğlunun kordon kanını kendi laboratuvarında dondurarak sakladı. Daha sonra bu uygulamanın halka açması ile 1994 yılında dünyadaki ilk Kordon Kanı Bankası Amerika Birleşik Devletleri'nde kuruldu. Takip eden yıllar içinde dünya üzerinde birçok kordon kanı bankası kuruldu ve binlerce bebeğin kordon kanı bu bankalarda koruma altına alındı. Bahsi geçen yöntem kök hücre sağlama ve depolama açısından en kolay ve ucuz yöntemdir.


    Kök Hücre ve Kordon Kanı Bankacılığı
    Yirmi yılı aşkın bir zamandan beri yapılan kök hücre araştırmaları, bu hücrelerin tedavide kullanılabilirliğini ve başarısını göstermektedir. Kök hücreler vücudumuzda kemik iliği ve kanda da mevcuttur. Ancak kemik iliğinden kök hücrelerin elde edilmesi zahmetli, acı veren, hastanede uzun süre yatmayı gerektiren bir işlem olmasının yanında kök hücre naklinde vazgeçilmez kural olan doku uyumu olasılığı da milyonda birdir. Kanda bulunan kök hücreler ise sayıca çok yetersizdir. Göbek kordon kanı kök hücreleri en kolay ve hızlı elde edilebilen, çoğalma potansiyeli yüksek bir kaynaktır. Bebeğin kendi kanı olduğundan doku uyumu sorunu yoktur, ayrıca aile bireylerine de doku uyumu olasılığı yüksektir. Bilim adamları kordon kanının geleceğin nakilleri için çok kıymetli bir kaynak olacağı konusunda hemfikir. İlerleyen günlerde kök hücre olgusu insan ömrünün uzamasına çok büyük oranda katkıda bulunacaktır. Bu durumu görmek için tıp bilgini olmaya gerek yoktur. Tıbbın dışında olan kişilerin de bu bilgilere ulaşması artık çok kolaydır. Kök hücre tedavisi yıllardır kan kanserleri ve diğer kan hastalıklarının tedavisinde uygulanmakta olan tek gerçek tedavi yoludur. Son yıllarda yapılan klinik çalışmalar kök hücre tedavisinin insanda görülen kanser hastalıklarında, sinir sistemi hastalıklarında (yaralanmalar ve dejenerasyonlar), kalp hastalıklarında ortopedik hastalıklarda, pankreas hastalıklarında (diabet) ve diş hastalıklarında gözle görülür kesin başarılar elde ettiğini göstermektedir. Bu başarılar dışında deneysel olarak başka pekçok hastalık grubuna karşı savaşta da çalışmalar sürmektedir.



    Kök hücre nakli ile hangi hastalıklar tedavi edilir ?

    Lenfomalar (Lenf Bezi kanseri)
    Lösemiler:
    - Akut Lenfositik Lösemi
    - Akut Myelositer Lösemi
    - Akut Non-lenfositik lösemi
    - Kronik Myelisiter Lösemi
    - Miyelodisplazi
    Multipl myeloma
    Solid tümörler
    - Göğüs Kanseri
    - Beyin tümörleri
    - Ewings sarkoma
    - Over kanseri
    - Neuroblastoma
    Anemiler
    - Aplastik anemi
    - Fanconi anemisi
    İmmün yetersizlikler
    - Ağır Kombine immün yetersizlik (Severe Combined Immunodeficiency Disease) (SCID)
    - Kombine değişken immün yetersizlik (Combined Variable Immune Deficiency) (CVID)
    - Wiscott-Aldrich Sendromu (WAS)
    - Hemofagositik lenfohistiyositoz
    Kalıtsal metabolik bozukluklar
    - Hurler sendromu
    - Lökodistrofiler
    - Osteopetrosis
    Birçok hastalık üzerinde ise çalışmalar devam etmektedir. Çalışmaların yakın zamanda sonuçlanacağı bazı hastalıklar:
    - İnme
    - Bazı otoimmün hastalıklar( diyabet, lupus, multipl skleroz)
    - Kalp hastalıları
    - Musküler distrofi
    - Neurolojik bozukluklar (ALS, Parkinson)
    - Kemik/kıkırdak hastalıkları

    Embriyonik kök hücreler gelecekte doktorlara felçten diyabete pek çok hastalığın tedavisinde yardımcı olacak. Ancak bilimin bu noktaya ulaşmadan önce, toplumda yükselen karşıt görüşler ve ülke yönetimlerinin bu konudaki çekinceleriyle yüzleşmesi gerekiyor.

    Başlangıçta bir hücre iki, iki hücre de dört oluyor. Verimli hücreler çoğalıp birçok hücreden oluşan bir yumruya, her biri insan olma potansiyeli taşıyan toplara dönüşüyor. Uzmanlar uzun süredir, taşıdıkları inanılmaz güçten habersiz bu hücreleri genç bir insan embriyosundan alma ve onların, rahimde gerçekleştirdikleri mucizeyi -insan vücudunu oluşturan 200 kadar hücre çeşidine farklılaştırma yetisini- steril koşullarda hayata geçirme düşü kuruyor. Karaciğer hücreleri. Beyin hücreleri. Deri, kemik ve sinirler...

    Bu düş, hastalıklı organ ve dokuları -ensülin pompası veya titanyum vida gibi kaba mekanik araçlarla değil de kök hücrelerden üretilmiş, canlı yedek parçalarla- onararak tıpta bir devrim yaratmak. Ve bu, aynı zamanda, rejeneratif tıpta yeni bir çağın başlaması anl***** da geliyor.

    Devrimler sırasında, ne yazık ki, neredeyse her zaman kargaşa hakim olur. Wisconsin Üniversitesi'nden (Madison, ABD) bir araştırmacı olan James Thomson, Kasım 1998'de üreme sağlığı kliniklerindeki fazla embriyolardan hücre almayı ve dünyadaki ilk insan embriyosu kök hücresi hattını kurmayı başardığını duyurduğunda gerek kendisi gerekse diğer araştırmacılar umduklarından çok daha fazlasını buldular. Bu, pek çok farklı durumda, devletin fon sağladığı büyük bir araştırmaya dönüşebilecek türden bir buluştu. Ancak bunun yerine hızla, din ve siyasetin girdabına kapıldı. Yanıt bekleyen sorular vardı: Gerekli embriyolar nereden sağlanacaktı ve yardım bekleyen milyonlarca hastayı tedavi etmek için araştırmacılar kaç embriyoya zarar vereceklerdi?
    En çok kaygı duyanlar, embriyoları toplumun tüm bireyleriyle aynı haklara sahip, savunmasız üyeleri olarak gören ve embriyolardan hücre alınmasını yamyamlıkla eşdeğer olarak nitelendirerek şiddetle kınayanlar. Onlar, bu cesur yeni dünyanın insan yedek parçaları üretmek için "embriyo çiftlikleri" ve "klonlama fabrikaları" ile dolu olacağı uyarısında bulunuyorlar. Ve araştırmacıların erişkin kök hücreleri -yetişkin insanların kemik iliği ve diğer organlarının yanı sıra doğumda atılan göbek kordonunda bulunan kök hücreleri- kullanarak da aynı sonuca ulaşabileceklerini iddia ediyorlar.
    Kök hücre araştırmasını savunanların ileri sürdüğü karşıt görüş ise erişkin kök hücrelerinin bazı hastalıklar için yararlı olsalar da şu ana kadar embriyonik kök hücrelerin ürettiği hücre türlerinin tümünü üretmekte yetersiz kaldıkları yönünde. Dünya genelinde üreme sağlığı kliniklerindeki derin dondurucuların istenmeyen ve atılmasına karar verilen embriyolarla dolup taştığına işaret ediyorlar. Bu embriyoların her biri bu cümlenin sonundaki noktadan daha küçük. Üstelik bir sinir sisteminin ayırt edici özellik ya da işaretlerine de sahip değil. Kök hücre araştırmasını destekleyenler, "Eğer anne babalar bu embriyoları bağışlamayı kabul ediyorlarsa bu durumda bunları insanları hastalıktan kurtarma amacıyla yapılan araştırmalarda kullanmamanın etik olmayacağı" görüşünde.

    Embriyonik kök hücrelerin tıpta vaat ettiklerinden kuşku duyan çok az kişi var. ABD'de **üm nedenlerinin başında gelen kalp hastalığını ele alalım. Embriyonik kök hücreler biraraya gelip insanı ürküten bir uyum içinde -bir laboratuvar kabında dahi- atan kalp kası hücrelerine farklılaşabiliyor. Ve işte bu kalp hücreleri kalp hastalığı olan fare ve domuzlara enjekte edildiğinde hasarlı veya **ü hücrelerin yerine geçip iyileşmeyi hızlandırdı. Benzer araştırmalar, kök hücrelerin diyabet ve omurilik zedelenmesi gibi durumlarda da olumlu sonuç verebileceğini gösteriyor.
    Kök hücre araştırmalarına karşı çıkanlar embriyonik kök hücrelerin hayvanlar üzerinde yapılan ve bazen tümörlere veya istenmeyen doku çeşitlerine farklılaşabileceğini gösteren -örneğin, olasılıkla, iyileştirmeleri beklenen kalplerde tehlikeli kemik parçaları oluşturmaları gibi- endişe verici araştırmalara dikkat çekiyor. Araştırmaları savunanların buna yanıtı ise bu sorunlarla nadiren karşılaşıldığı ve nasıl önleneceklerine ilişkin olarak da yakın dönemde çok şey öğrenildiği yönünde.
    Tartışma ve iddialar sürüyor ama kural koyucular ve hükümetler yanıtlar için beklemiyor. Almanya gibi, işin, insanlar üzerinde yapılan ve etik olmayan deneylere kadar gitmesinden endişelenen bazı ülkeler, kök hücre araştırmalarının bazı tiplerine yasaklama getirdi bile. ABD gibi diğerleri ise hükümetin sağladığı mali destek konusunda ciddi sınırlamalar getirirken, özel sektörün istediğini yapmasına izin verdi. İngiltere, Çin, Kore ve Singapur gibi bazı ülkeler de dikkatle çizilmiş sınırlar çerçevesinde maddi desteğin yanı sıra etik açıdan denetleyerek bu alanın desteklenmesini ve kök hücre araştırmalarının merkez üsleri haline gelmeyi amaçlıyor.

    Siyasi iklimler böylesine farklılık gösterirken dünya genelindeki araştırmacılar da hangi yöntemlerin en kısa sürede tedaviyle sonuçlanacağını görmek için yarışıyor. Yaklaşımları farklı, ama tümü bir noktada birleşiyor gibi görünüyor: İnsanlığın embriyo gelişiminin gizemleri üzerindeki denetimini nasıl sağladığı, aynı zamanda bize kim olduğumuz ve ne olacağımız konusunda oldukça çok şey söyleyecek.
  4. ~Dryad

    ~Dryad Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.197
    Beğenileri:
    512
    Ödül Puanları:
    36
    Kaç tür kök hücresi vardır?

    * İnsan oluşumundaki ilk hücreler oluşmakta olan çocuktaki kök hücrelerdir. Yumurta d**lendikten sonraki ilk günlerde oluşurlar. Bu tip kök hücrelerin kullanımı, oluşmakta olan çocuğu korumak için, Almanya’da kesin olarak yasaklanmıştır.
    * Yetişkin vücutta az da olsa kök hücresi bulunur – Bunlar kanda ve kemik iliğinde bulunan yetişkin, kan üreten kök hücrelerdir.
    * Hamileliğin son üç aylık döneminde kök hücreleri bebeğin karaciğerinden ve dalağından kan dolaşım sistemi üzerinden kemik iliğine geçer. Doğum esnasında da göbek kordonunda ve bebeğin eşinde çok miktarda kök hücreleri bulunur. Bu kök hücreleri yetişkin kök hücrelerinde artık bulunmayan çok sayıda özelliğe sahiptir. Bebeğin göbek kordonu kesildikten sonra kök hücreleri bebeğin eşine bağlı kalan kısımdan risksizce alınabilir. Bebeğin hiçbirşeyi eksilmez, aksine çok kıymetli kök hücreleri onun için saklanmış olur.


    Göbek kordonunun kök hücreleri


    [​IMG]1988’de ilk defa Paris’te doktorlar kök hücrelerini aldıkları bir bebeğin hasta kardeşini kurtarmak için kullandılar. 1999’da Brezilya’da ilk defa bir çocuğun tedavisinde kendi kordon kanı kullanıldı. 2001’de Almanya ve Avusturya’da yetişkin hastalar kordon kanı yardımıyla başarılı bir şekilde tedavi edildiler. 2003’de VİTA 34 ve Leipzig Üniversitesinin araştırmacıları, beyin infaktüsünün kordon kanındaki kök hücrelerle ilk başarılı tedavi deneylerini gerçekleştirdiler.

    Kordon kanındaki kök hücreleri kıymetli kılan nedir?


    Kordon kanındaki kök hücrelerin, şimdiye kadar en sık kullanılan kemik iliğindeki kök hücrelere kıyasla çok daha fazla avantajları vardır. Çocuğunuzun kordon kanının en belirgin özelliği, bu hücrelerin çok genç ve her türlü doku hücresine dönüşebilme kabiliyetidir.

    Kordon kanındaki kök hücreler:

    • Çok canlıdırlar ve değişik hücre cinslerine, vücut dokularına dönüşebilirler.
    • Gelecekte kullanım alanları için mükemmel bir altyapı oluşturmaktadırlar. Çünkü, kendi kök hücreleriyle büyütülen doku, vücudun bağışıklık sistemi tarafından atılmaz. Bundan dolayı şimdiye kadar tedavi edilemeyen hastalıkların tedavisi için yeni imkanlar sunmaktadır.
    • Kemik iliğindeki kök hücrelere göre çok daha dayanıklı ve uzun ömürlüdürler.
    • Genel olarak tümör hücresi ve virüs barındırmazlar.
    • Anne ve çocuk için basit, ağrısız ve risksiz olarak elde edilirler.
    • Ömür boyu saklanabilirler.
    • Aile içi kullanımlarda, az doku uyuşmazlıklarında dahi kullanılabilirler.
    • Embriyonal kök hücrelere kıyasla çok yönlü, ama etik olarak sakıncasızdırlar.
  5. ~Dryad

    ~Dryad Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.197
    Beğenileri:
    512
    Ödül Puanları:
    36
    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]
    canselim ve antix1 bunu beğendi.
  6. 78ea078

    78ea078 Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2009
    Mesajlar:
    48
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler ....
  7. ~Dryad

    ~Dryad Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.197
    Beğenileri:
    512
    Ödül Puanları:
    36
    rica ederim :)
    antix1 bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş