kontrol altına alınmayan hücreler

Konu 'Fen Bilgisi 8. Sınıf' bölümünde kemal326 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. kemal326

    kemal326 Üye

    Katılım:
    29 Kasım 2010
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Kontrol altına alınamayan hücreler.Yardımcı olursanız sevinirim.
    Son düzenleyen: Moderatör: 8 Ocak 2011
  2. melek97

    melek97 Üye

    Katılım:
    16 Ocak 2010
    Mesajlar:
    216
    Beğenileri:
    257
    Ödül Puanları:
    0
    Kanserin nedeni ve oluşumu tam olarak bilinmemektedir, ancak yapılan araştırmalarla bazı verilere ulaşılmıştır. Kanser bulaşıcı değildir. Kanserlerin üçte birinin sebebi bilinmemekte ve çevresel nedenlerin etken olduğu sanılmaktadır. Genetik etkenlerin de kanser oluşmasına neden olduğu bilinmektedir.

    Kansere sebep veren en önemli etmenler şöyledir;

    İyonize radyasyon: Lösemiler ve epitel doku kanserleri başta olmak üzere, iyonize radyasyonun çeşitli kanserlere neden olduğu, atom bombasına maruz kalanlarda, romatizma hastalığı nedeni ile radyasyon verilenlerde ve radyasyon alanlarında kalanlarda görülmektedir. Maruz kalınan radyasyonun miktarı önemlidir. Lösemilerin en yoğun görüldüğü dönem atom bombasının atılışından 6-7 yıl sonradır.
    Ultraviyole ışınları: Güneş altında çalışanlar, açık ten rengine sahip insanlar ve kontrolsüz şekilde güneş ışınlarına maruz kalanlarda deri kanserleri daha fazla görülmektedir.

    Hava kirliliği: Hava kirliliği tek başına yada sigara tüketimi ile beraber akciğer kanserlerinin yüzde onunda rol oynamaktadır.

    Kimyasal maddeler: Meslekleri nedeniyle katran ve kömür yanma ürünleri, benzen, asbest, vinil klorür, krom gibi maddelerle temas edenlerde kanser oluşumu diğer kişilere oranla yüzde dört daha fazladır. Bununla birlikte kanser tedavisinde yararlanılan ilaçların bazıları, bağışıklık baskılatan ilaçlar da bu kimyasallar arasında sayılmaktadır.

    Beslenme: Sindirim sistemi kanserleri beslenme alışkanlıkları ile yakından ilişkilidir. Kanserojen etkiye sahip katkı maddeleri, yanık yenmeklerden kaçınılmalı ve yüksek lif- düşük yağ içeren yiyecekler tüketilmelidir.

    Sigara: Akciğer kanseri ve sigara ilişkisi kesin olarak kanıtlanmıştır. Bunun yanısıra larenks, damak, gırtlak, mesane ve pankreas kanserleri riski de sigara kullanımı ile artmaktadır.

    Alkol: Uzun süreli ve aşırı alkol tüketini ağız, yutak, gırtlak, yemek borusu kanseri riskini arttırmaktadır. Alkol alanlarda ayna zamanda sigara tüketimi de bulunması tüm kanserler için risk durumunu onlarca kat çoğalmaktadır.

    Kalıtım: Kanser genetik bir hastalık olmamasına karşın çocuklarda olan göz kanserinde genetik geçiş görülür.
    kemal326 bunu beğendi.
  3. kemal326

    kemal326 Üye

    Katılım:
    29 Kasım 2010
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Teşekkür Ederim
  4. betül56

    betül56 Üye

    Katılım:
    16 Ocak 2010
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    0
    Ökaryot hücreler [değiştir]

    Ana madde: Ökaryot

    Bir yumurta hücresi (oosit)

    Ökaryotlar (Lat. Eukaryota), "organel zarı" bulunduran organizmaları, dolayısıyla çekirdek materyali hücrenin sitoplazmasına dağılmamış olduğundan da gerçek çekirdeğe sahip organizmaları kapsayan canlı âlemidir. Karyon Latince'de "çekirdek" anlamını verir -eu ön takısı da "gerçek" demektir.

    Kalıtsal materyal, hücre içerisinde belirli bir zarla çevrilmiş çekirdeğin içinde bulunur. Kromozomlar DNA'dan ve proteinden oluşmuş olup, mitozla bölünürler. Ökaryotlar, sitoplazmalarında karmaşık organeller bulundururlar. Ökaryotik hücreler, Prokaryotlara göre çok gelişmişlerdir, hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve protistler âlemlerini kapsar.
    Hücre zarı [değiştir]

    Ana madde: Hücre zarı

    Hücre zarının Yapısı

    "Plazma zarı" da denir. Hücreyi dış ortamdan ayıran, seçici geçirgen canlı yapıdır. Hücreyi çevreleyen birim zar ortalama olarak 75 Angström (75x10-7 mm) kalınlığındadır. Birim zar içte ve dışta birer protein tabakası ile ortada bir lipid katından yapılmıştır. Elektron mikroskobu çalışmaları, zarların lipoproteinlerden yapılmış mozaik şeklindeki fonksiyonel birimler olarak incelenmesinin daha uygun olacağını göstermektedir. Hücre zarı hücreye şekil vermekle kalmaz, besin maddelerinin ve artık maddelerin hücreye giriş çıkışını da ayarlar. Zar aynı zamanda hücrenin koruyucusudur.

    İlk bilimsel model 1935 yılında Danielli ve Dawson tarafından ortaya atılmıştır. Bu model uzunca bir süre benimsendi ancak bu model hücre zarının işleyişini açıklayamadı. 1972 yılında Singer ve Nicolson'ın akıcı-mozayik zar modeli ortaya kondu. Bu modele göre zarın yapısında %65 protein, %33 lipit, %2 karbonhidrat bulunmaktaydı.

    Hücre zarı, gözenekli ve yarı geçirgen yapıya sahiptir. Esas yapı taşları lipid ve proteinlerdir. Her hücrenin protein, yağ ve karbonhidrat oranları birbirlerinden farklı olduğu için her hücre zarı, o hücreye özgüdür. Hücreye gelen bütün kimyasal maddeler ve elektriksel iletiler hücre zarı ile alınır.Hücre zarının yapısında protein, yağ ve karbonhidrat bulunur. Hücre zarının görevleri;

    * Sitoplazmayı çevreleyerek hücreye şekil verir ve dağılmasını engeller.
    * Madde alış verişini düzenler.
    * Ozmatik dengenin düzenlenmesinde görev alır.
    * Salgı görevi vardır.
    * Enzimleri taşıyıcı görevi vardır.
    * Uyarı iletimi yapar.
    * Hücrelerin birbirlerini tanımalarını sağlar.

    Sitoplazma [değiştir]

    Ana madde: Sitoplazma

    Mikroskopla bakıldığında hücrenin yapısı, keratin (kırmızı) ve DNA (yeşil)

    Hücre zarı ile çekirdek zarı arasında kalan hücre bölümünü kaplayan, homojen nitelikte, kolloidal ve devamlı değişim halinde bulunan bir eriyiktir. Sitoplazma inorganik maddeler (çeşitli iyonlar metal tuzları, asit ve bazlar), organik maddeler, (protein, yağ, karbonhidrat, nükleik asitler, hormonlar) ve % 60-95 arasında değişen sudan ibarettir. Sitoplazmanın içerisinde çeşitli canlı yapılar (organeller) ve cansız yapılar (inklüzyon cisimcikleri) bulunur. Canlı hücre maddesine “protoplazma” denir. Protoplazma, yapı bakımından sitoplazma ve çekirdekten oluşur.

    Büyük oranda sudan ibaret olduğu halde ne sıvı ne de katı özellik gösterir yani kolloidal yapıdadır. Sitoplazma çözünmüş ve dağılmış tanecikler içerir. Bu çözünen taneciklerin miktarı hücre türüne göre değişiklik gösterir. İçinde bulunan genel organeller şunlardır:

    * endoplazmik retikulum
    * mitokondri
    * lizozom
    * ribozom
    * golgi aygıtı
    * plastitler
    * kloroplast
    * koful

    Hücre çekirdeği [değiştir]

    Ana madde: Hücre çekirdeği

    Hücre çekirdeği yani Nükleus, tanecikli ve lifli bir yapıya sahiptir. Hücreyi yönetir. Çekirdek zarı, nükleoplazma, kromozom ve çekirdekçikten oluşmaktadır. Çekirdek zarı iki tabaka halinde ve çok gözenekli bir yapıya sahiptir. Nükleoplazma ise çekirdeğin özü olup özellikle protein ve tuzlar içerir. İşlevi hücrenin yaşamını sürdürmek ve çalışmasını düzenlemektir. Çekirdek ölecek olursa, hücre de ölür. Çekirdek ayrıca hücre ana maddesi içindeki birçok küçük organelin birbirleriyle uyumlu olarak çalışmasını sağlar. Çekirdeğin hücre bölünmesinde rolü vardır.Rolü görevi hücre bölmesi olduğu için çekirdek çok önemlidir...
    Organeller [değiştir]

    Vücut için organ ne ise hücre için de organel odur. Organelle sözcüğünden dilimize girmiştir. "-elle" son eki küçültme eki olup Türkçe'deki "-cık" ekinin karşılığıdır. Türkçe'deki tam karşılığıyla organcık(küçük organ)

    Özellikle karmaşık yapıdaki ökaryot hücrelerde birçok organel çeşidi bulunur. Organeller mikroskobun bulunuşundan sonra gözlemlenmeye ve tanımlanmaya başlanmıştır. Bazı hücrebilimcilerin savlarına göre birçok büyük organelin endosimbiyoz bakterisinden köklendiği öne sürülür.
    Mitokondri [değiştir]

    Ana madde: Mitokondri

    2-3 mikron uzunluğunda 0,5 mikron çapında elektron mikroskobuyla kolayca görülebilen elips biçiminde parçalardır. Sosis veya çomak biçimindedir. Mitokondrinin yapısında 2 zar bulunur. Hücrenin enerji meydana getirici üniteleridir. Hücre solunumunun sitrik asit devri (Krebs döngüsü) burada gerçekleşir. Organik moleküllerden kimyasal bağların kopmasıyla açığa çıkan enerji burada ATP şekline çevrilir.
    Lizozomlar [değiştir]

    Ana madde: Lizozom

    Hücrede makromoleküllerin ve maddelerin lizozomal yıkılması yaşam için önemli bir prosestir; sfingomiyelin ve karbonhidrat içeren bazı sfingolipidler hücrede az miktarda bulundukları halde bunları yıkan lizozomal enzimler kalıtsal olarak eksik olursa hücrede birikirler ve lizozomal depo hastalıkları denen çeşitli hastalık tabloları ortaya çıkar. Birçok genetik hastalıkta lizozomal enzimlerin yokluğu gösterilmiştir; etkilenmiş hücrelerde sindirilemeyen materyal hücrenin genişlemesine ve normal hücresel işlevlerin bozulmasına neden olur.
    Golgi aygıtı(cisimciği) [değiştir]

    Ana madde: Golgi Cisimciği

    Golgi aygıtı ya da kompleksi, zarımsı tüp ve keseciklerin biraraya gelmesiyle meydana gelir. Genellikle çekirdeğe yakındır. Bilhassa aktif salgı yapan bez hücrelerinde göze çarpar. [[Asıl görevinin hücrenin salgıladığı]] proteinleri depolamak olduğuna inanılmaktadır. Paketleme ve salgı görevi yapar. Salgı bezlerinin hücrelerinde sayıları daha fazladır. Örnegin; ter bezlerinden ter, bunlar gibi örnekler. Golgi aygıtı büyük çalışmalar sonucu bulunmuştur. Açığa çıkan enerji burada ATP şekline çevrilir. Enerji üretir oksijenli solunum yapar. Enerji üretmekte kullanılır.Hücre dışında salgı yapar.
    Endoplazmik retikulum [değiştir]

    Ana madde: Endoplazmik retikulum

    sitoplazmada besin dolaşımını, yağ ve hormon sentezini sağlayan, hücre zarı ve çekirdek zarı arasında yer almış bir sıra karışık kanallar sistemidir. Üzerinde ribozom bulunmayanlarına "taneciksiz(granülsüz) endoplazmik retikulum" denir ki, burası steroid hormon salgılayan hücrelerde steroid yapımının, diğer hücrelerde ise zehirsizleştirme olayının gerçekleştiği yerdir.Granüllü E.R üzerinde küçük tanecikli ribozomlar bulunduğu için protein sentezi,granülsüz E.R ise yağ sentezi yapar.Ayrıca besin depo etmez
    Koful (Vakuol) [değiştir]

    Ana madde: Vakuol

    Kofullar, içleri kendilerine has bir özsu ile dolu yapılar olup bitki hücrelerinde hayvan hücrelerinden daha fazla bulunur. Genç hücrelerde küçük, yaşlı hücrelerde ise tek tek ve büyüktür. Kofullar plazmoliz ve deplazmoliz olaylarında rol oynarlar. Bir hücreli hayvanlarda, besinlerin sindirildiği besin kofulları ile fazla su ve zararlı maddelerin atıldığı, boşaltım kofullarının hücre canlılığını koruma da önemli rolleri vardır. RİBOZOM Hücre içi protein sentezler.hücre içindeki en küçük organeldir. Hücrenin demirbaş organelidir çünkü hem prokaryot hücrede hem de ökaryot hücrede bulunur.
    _x_l4zk0p4t_x_ bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş