Konya'nın Tanıtımı ve Amblemleri

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde ceynakli tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. ceynakli

    ceynakli Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    74
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar bana konyayı tanıtırmısınız özellikleri ve neleri ile meşhurdur amblemleri kuruluşların şirketlerin adları ile birlikte tanıtın yazan olursa sevinirim
  2. masum_gulus

    masum_gulus Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    618
    Beğenileri:
    388
    Ödül Puanları:
    0
    Konya Genel Bilgi

    Topraklarının büyük bir bölümü İç Anadolu Bölgesinde, bir bölümü de Akdeniz Bölgesinde bulunan Konya, Türkiye’nin yüzölçümü itibari ile en büyük ilidir.
    Konya’nın doğusunda Niğde, güneyinde İçel ve Antalya, batısında Isparta ve Afyonkarahisar, kuzeybatısında Eskişehir, kuzeyinde de Ankara illeri yer almaktadır.
    Anadolu’nun orta kesiminde yer alan il toprakları bir plato görünümündedir. Bu platonun kuzey kısmında yer alan ve doğu-batı doğrultusunda uzanan Bozdağlar’ın üzerindeki tepeler farklı yükseklikte olup, bunların en yükseği Karadağ Tepe (1.919 m.)’dir. Bu tepeler arasında da yer yer geçitler bulunmaktadır. Kuzeyden güneye doğru uzanan Sultan Dağları (2.169 m.), Aladağlar (2.339 m.), Loras Dağı (2.040 m.) ve Eşenler Dağı (1.951 m.) ilin batısını engebelendirir. Toros dağlarının sınırladığı Geyik Dağı (3.130 m.), Bolkar Dağları (3.134 m.), Aydos Dağları (3.240 m.) ilin güneyindeki başlıca engebelerdir. Konya’da Karapınar Ovası’nın güneyinde Karacadağ (2.025 m.), güneybatıdaki Erenler Dağı (2.319 m.), batıdaki Takkeli Dağı (1.400 m.) diğer volkanik kütlelerdir.

    Konya ili, doğal açıdan kuzeyinde Haymana platosu, kuzeydoğuda Cihanbeyli Platosu ve Tuz Gölü’ne, batısında Beyşehir Gölü’ne ve Akşehir Gölü’ne, güneyinde Sultan Dağları’ndan başlayan Karaman ilinin güneyine kadar devam eden, Toros yayının iç yamaçları önünde bir fay hattı boyunca oluşmuş volkanik dağlara, doğusunda ise Obruk platosuna kadar uzanmaktadır.
    Volkanik dağların dışında, Karapınar yakınlarında kül konilerine rastlanır. Bunlar genç volkanik faaliyetler sonucunda oluşturulmuş küçük konilerdir. Konya’nın ormanları ve su kaynaklarının büyük bölümü buradaki yükseltilerde yer almaktadır. Bölgenin güneyindeki kireç taşlarından oluşmuş yükseltilerin bulunduğu yerlerde mağaralar oluşmuştur. Bunlardan Çamlık mağaralar ve Seydişehir’de bulunan Tınaztepe mağarası , en önemlileridir.

    Güneyden kuzeye, batıdan doğuya doğru alçalan Konya’nın büyük bir bölümünü oluşturan platolar bulunmaktadır. Ortalama yükseklikleri 1.000 m.ye ulaşan, geniş düzlüklerden oluşan Cihanbeyli ve Obruk platoları bunların en önemlileridir. Obruk platosunda kireç taşı tabakaları üzerinde gelişmiş karstik şekillerden olan obruklara rastlandığından, plato bu isimle anılmıştır. Bu obrukların en büyüğü Kızören obruğudur. Konya’nın kuzeydoğusunda yer alan Kızören obruğu kireç taşlarının çözülmesi ile oluşmuştur. Ayrıca obruk içerisine suların dolması ile aynı ismi alan bir de göl oluşmuştur. Obruk platosu yörenin en çukur yeri olan Tuz Gölü ile Konya ve Ereğli ovalarını birbirinden ayıran bir eşik görünümündedir. İlin kuzeyinde, Tuz Gölü’nün batısında Cihanbeyli platosu yer almakta olup, genel olarak kireçtaşı tabakaları ile kaplıdır. Bu plato akarsular tarafından az parçalanmış dalgalı bir yüzeye sahiptir.

    Konya platolarından sonra en fazla alanı kaplayan ovalar genellikle buradaki bir gölün ortadan kalkması veya göl tabanındaki alüvyonların birikmesinden ötürü ortaya çıkmıştır. Obruk platosunun kuzeyindeki çukur alanda Tuz Gölü, güneydeki Hotamış bataklığı ile İvriz bataklıkları burada oluşan eski göl kalıntılarıdır.

    Konya ve Ereğli ovaları ilin en geniş ovalarıdır. Bu ovalar Konya ve Ereğli arasında geniş düzlükler şeklinde uzanırlar. Konya ili bu ovaların batı ucunda kurulmuştur. Çumra, Karapınar ovaları ile Bozdağların kuzeyinde yer alan Altınekin, Sarayönü ve Kadınhanı ovaları ilin başlıca ovalarıdır. Bu ovalar dışında; Beyşehir ovası, Seydişehir ovası, Doğanhisar ovası ile Yukarı Sakarya ovalarının güney ucunu oluşturan Yunak ve Akgöl ovaları bulunmaktadır.

    Konya ili sınırları içerisinde daha çok mevsimlik ve sel rejimli akarsular yer alır. Buradaki akarsuların boyları kısadır. Konya ilinin geniş sahaları, kapalı havza olması sebebiyle akarsular ova tabanlarındaki bataklıklarda kaybolur. Bölgedeki akarsular kar ve yağmur suları ile beslenirler. Konya’daki yağış rejimi düzensiz olduğu için bu akarsuların rejimi de düzensizdir. Bir çoğu, yaz aylarında kururlar; ancak ilkbahar ve yaz aylarında kısa süreli sağanak yağışlar ile sel baskınlarına sebep olabilmektedir. Konya’da akarsuların su toplama havzaları farklı yönlere akış gösterirler. Bunlardan Yukarı Sakarya Nehri’ne ulaşan Gökpınar Deresi ile Karadeniz’e, Göksu Nehri’nin kuzey kolu olan Hadim Çayı, Manavgat Nehri’nin yukarı havzası çevresindeki dere ve çaylar açık havza niteliğinde olup sularını Akdeniz’e ulaştırırlar.

    Bu akarsulardan Tuz Gölü, Çavuşçu Gölü, Beyşehir Gölü, Ereğli Ovasındaki Akgöl, Hotamış Bataklığı çevresindeki yükseltilerden kaynağını alan dereler ise, kapalı havza şeklindeki bu alanlara dökülürler.
    İlin güneyindeki kapalı havzanın merkezinde Konya ve Ereğli ovalarında kuraklık nedeniyle göl oluşmaz ve buradaki yükseltilerden kaynağını alan dereler ovada kaybolurlar.

    Konya’da yer alan en büyük ve en önemli akarsu Çarşamba Suyu’dur. Kaynağını Bozkır ilçesindeki yükseltilerden aldıktan sonra Beyşehir Gölü’nün ayağı ile birleşerek Çumra Ovası sular. Çarşamba Suyu üzerinde, sel sularını önlemek ve sulama amaçlı Apa Barajı kurulmuştur.
    Konya ilinde Meram Çayı, Sille Deresi, May Deresi, İvriz, Bolasan, Çiğil, Doğanhisar İnsuyu, Göksu, Adıyan, Engilli, Çavuşköy, Karasu Çayları da diğer önemli akarsulardandır. Şehrin içme ve kullanma suyu olarak kullanılan Hatıp, Çayırbağı, Mukbil ve Dutlu Suyu ve Hotamış Bataklığı çevresindeki çeşitli su kaynakları da bulunmaktadır.

    Konya ili sınırları içerisinde bir çok tabii göl ve bataklık bulunmaktadır. Bunların bazılarının suları acı ve tuzlu, bazılarının da tatlıdır. Bu göller oluşum yönünden de birbirinden farklı özellikler gösterirler.

    Kapalı bir havzanın merkezindeki Tuz Gölü Türkiye’nin yüzölçümü olarak ikinci büyük gölüdür. Yaz aylarında buharlaşma nedeniyle küçülen gölün derinliği 12 m. civarında olup, kuruyan kesimlerde oluşan tuz tortulları Türkiye’nin tuz gereksinimini karşılamaktadır.
    Konya-Isparta sınırı üzerinde, Konya’nın batısında yer alan Beyşehir Gölü, Türkiye’nin 3. büyük gölüdür. Aynı zamanda en büyük tatlı su gölüdür. Tektonik-Karstik olaylardan oluşan Beyşehir Gölü, aynı zamanda Türkiye’nin en önemli milli parklarından biridir. Su ürünleri açısından ekonomik değeri yüksek olan Gölün iki plajı, 22 adası ve pek çok kayalığı bulunmaktadır. Göl Ornitolojik bakımdan önemli bir kuş üreme, barınma, beslenme ve konaklama merkezidir. Tektonik olaylardan oluşan, Konya’nın kuzey batısında, Konya-Afyonkarahisar il sınırında yer alan Akşehir Gölü’nün suyu tatlıdır. Sulama suyu olarak kullanılmakta olup kamış üretimi de yapılan göl, su ürünleri açısından ilin ekonomisinde önemli yer almaktadır.
    Konya’nın tektonik oluşumlu göllerinden Suğla Gölü, ilin güneybatısında, kuzeybatısında Ilgın (Çavuşçu) Gölü yer almaktadır. Ayrıca Ereğli ilçesinin batısında, İvriz Deresi’nin suları ile beslenen Akgöl sazlıklarında 200’ün üzerinde kuş türü yaşamaktadır. Küçük bir göl olan Yunak Gölü’nün çoğu yeri bataklıktır. Bunların dışında Konya’nın karstik sahalarında, karstik şekillerden olan obrukların sularla dolması ile çok ufak göller meydana gelmiştir. Bunlar Kızören obruğu, Timraş obruğu, Obruk gölü, Çiralı gölü, Meyil gölüdür.
    Ayrıca il topraklarında volkanik göller de bulunmaktadır. Bunlar; volkan konilerinin çevresinde volkanizmanın etkisi ile daire şeklinde çanaklar oluşmuştur. Bu çanaklara suların dolması ile Acıgöl Maarı ve Meke Gölü gibi küçük maar gölleri meydana gelmiştir. Bu krater göllerinin içerisinde magnezyum sülfat çözeltileri vardır. Bu nedenle suları acıdır ve gölde canlı yaşamaz.
    Meke Gölü, Kültür Bakanlığı, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1.Derece Doğal Sit Alanı ilan edilmiştir. Konya ilinde Çumra, Ereğli, Cihanbeyli, Akşehir, Yunak ovalarında yaklaşık 20 ila 100 m. arasında zengin yer altı suyu bulunmaktadır.

    Konya ili sınırları içerisinde Türkiye’nin en büyük alüminyum (***sit) ve magnezit yataklarının yanısıra, kömür, kil, çimento hammaddeleri, kurşun-çinko, barit madenleri ile önemli oranda yer altı suyu rezervleri bulunmaktadır. Alüminyum (***sit) yatakları Seydişehir ilçesi güneyinde Üst Kretase zaman aralığında karasal ayrışmalarla meydana gelmiştir. Magnezit yatakları ise Meram ilçesi sınırları içerisinde olup tek başına hem Konya’nın hem de dünyanın en büyük rezervli (80 milyon ton) magnezit yatağıdır. Yunak civarında Magnezit ve az miktarda lüle taşı yatakları bulunmaktadır.
    Ilgın (Haremi Kurugöl), Beyşehir ve Seydişehir ilçelerinde Pliyosen yaşlı toplam 750 milyon ton rezervli linyit kömürü yatakları bulunmaktadır. Beyşehir, Selçuklu ve Ilgın civarında önemli miktarlarda kil yatağı vardır. Ayrıca Bozkır’da barit, Hadim (Kızılgeriş) ve Bozkır’da (Küçüksu) kurşunçinko yatakları bulunmaktadır.
    Ayrıca Konya’nın birçok yerinde çimento hammaddelerinden kil, kalsit, jips, tras, kireçtaşı ve dolomit gibi hammaddeler bulunmaktadır. Konya ve çevresindeki Çumra, Ereğli, Cihanbeyli, Akşehir, Yunak ovalarında yaklaşık 20-100 metreler arasında yer altı suyu bulunmakta ve bazı yerlerde bu su artezyen yapmaktadır.

    Konya ilinde en fazla alana sahip yeryüzü şekli ova ve platolardır. Ovaların tabanlarında yer alan çukur kısımlarında kapalı havzalar oluşmuştur. Yükseltiler az yer tutar, genellikle ilin güneyinde toplanmıştır. Ovalar, platolarla birbirinden ayrılmıştır. Platolar akarsular tarafından fazla derin parçalanmamıştır. Açık havza kısımları da vardır. Deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.016 m.dir. Yüzölçümü 39.000 km2, toplam nüfusu 2.217.969’dur.

    Konya ilinde karasal iklim hüküm sürmekte olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk, sert ve yağışlı geçer. Konya 326 mm. ile Türkiye’nin en az yağış alan bölümüdür.
    Konya ili içerisinde geniş düzlükler olmakla birlikte ovalar ve platolar arasında iklim elemanlarının değerlerinde farklılıklar olmaktadır. Yüksekliğe bağlı olarak sıcaklık düşmekte, yükseltilerde ise tamamen farklı olmaktadır. Konya’da yıllık ortalama sıcaklık 11.5 derecedir. Temmuz ayında ortalama sıcaklık 23 derecedir. Ocak ayında ortalama sıcaklık 0 derece civarındadır. Maksimum sıcaklık 40.0 derece ve minimum sıcaklık 28.2 derecedir.

    İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, sanayii, halıcılık ve turizme dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; buğday, arpa, şeker pancarı, nohut, kuru fasulye, patates, soğan, yulaf, çavdar, mercimek, ayçiçeği, fiğdir. Meyve olarak, üzüm, elma, kavun, armut, karpuz, kiraz, vişne yetiştirilir. Sebzecilikte ise; domates, havuç, lahana, pırasa, sakız kabağı, fasulye, ıspanak ve salatalık yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmakta olup, sığır, Ankara keçisi, kıl keçisi, tiftik keçisi ve koyun yetiştirilir. Tavukçuluk, arıcılık da yapılmaktadır. Akarsu ve göllerde de tatlı su balıkçılığı yapılmaktadır.

    İldeki belli başlı sanayii kuruluşları, dokuma, şeker, un, bisküvi, meyve suyu, tuğla, kiremit, tarım makineleri, makarna, bulgur, irmik, rafine tuz, salça, deri ve deri konfeksiyon, yonga levha üreten fabrikalar ve iş yerleri bulunmaktadır. Küçük sanayiinin belli başlı etkinlik kolları arasında; tarım araçları, metal eşya üretimi, dokumacılık, orman ürünleri ve gıda sektörleri bulunmaktadır. Konya, Beyşehir, Ladik’te halı dokumacılığı ön plandadır. Konya’nın Mevlâna’dan ötürü turizmi ekonomide ön planda gelmektedir. Ayrıca Konya’daki müzeler, Selçuklu eserleri, orman içi dinlenme yerleri, Meram Bağları, Akşehir’de Çamlıköy, Beyşehir’de Yakamanastır, Kaleçamlığı, Kızılören Çamlığı diğer turistik nitelikli yerleridir.

    İl topraklarında, tuz, linyit, civa, barit, kireçtaşı, bentonit, magnezit, alimünyum, asbest, sepiyolit (lületaşı), kurşun, çinko, çimento hammaddesi, dolomit, jips, tras, kil, kalsit hammaddesi yatakları bulunmaktadır.

    Konya’nın eski çağlardan, günümüze değin çok fazla değişime uğramayan ismi vardır. Söylentiye göre; eski çağlarda kente zarar veren bir canavarı öldüren kişiye şükran ifadesi olarak bir anıt yapılmış, bunun üzerine de bu olayı anlatan bir resim çizilmiştir. Bu anıta da İkonion ismi verilmiştir. Zamanla İkonion adı, İcconium’a dönüşmüştür.
    Roma döneminde İmparatorların adlarıyla değişmiş, Claudiconium, Colonia Selie, Augusta İconium gibi isimlere dönüşmüştür. Bizans kaynaklarında Tokonion olarak geçen Konya’ya Ycconium, Conium, Stancona, Conia, Cogne, Cogna, Konien, Konia isimleri yakıştırılmıştır. Arapların Kuniya dedikleri bu isim, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de değişmemiş, günümüze kadar gelmiştir.

    Konya’nın ilk yerleşimi Neolitik Çağa (MÖ.8000-5500) kadar inmektedir. Bunu Kalkolitik Çağ (MÖ.5500-3500), İlk Tunç Çağı (MÖ.3500-2000) yerleşimleri izlemiştir.
    Ayrıca Karahöyük ve Ereğli’de yapılan araştırmalar Hitit döneminde de yörede yerleşim olduğunu göstermiştir. Neolitik Çağa ait yerleşimlerin Canhasan, Çataklhöyük ve Erbaa’da; Kalkolitik Çağa ait yerleşimlerin Canhasan, Çatalhöyük; İlk Tunç Çağına ait yerleşimlerin Alaaddin Tepesi ve Karahöyük’te olduğu yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan Konya Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinin bulunduğu bir ildir.

    Konya’nın Çumra İlçesi’nin 10 km. doğusunda yer alan Çatalhöyük’te yapılan kazılarda 13 yapı katı ortaya çıkarılmıştır. Buradaki en erken yerleşim katı M.Ö. 5500 yıllarına tarihlendirilmektedir. Burada ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntularla karşılaşılmıştır.
    Çatalhöyük’teki yerleşimin, şehirciliğin en iyi bilinen dönemi 7. ve 11. katlarda ortaya çıkmıştır. Bu evler tek katlı olup, girişler damdaki bir ****kten merdivenlidir. Evlerin duvarları sıvalı, üzerlerine resimler yapılmıştır. Bunlar eski çağ insanının duvarlara yaptığı ilk resim örnekleridir. Ayrıca Çatalhöyük kazısında ele geçen heykelcikler, ana tanrıça kültürü ibadetin başlangıcı ve zamanın inançları hakkında özgün bilgiler vermektedir.

    MÖ.XIII.yüzyılda Hititler yöreye egemen olmuş, Eflatunpınar ve Ereğli’deki kaya kabartmaları da bu dönemden günümüze kadar ulaşmıştır. Hititlerin ardından yöre Friglerin ve Kimmerlerin egemenliğine girmiştir.
    MÖ.VII.yüzyılda Lydialıların, MÖ.VI.yüzyılda Perslerin egemenliğindeki yöre, Kapadokya Satraplığının sınırları içerisinde kalmıştır. Büyük İskender’in Pers Devletini Anadolu’da ortadan kaldırması ile birlikte MÖ.334’te Makedonya Krallığına bağlanmıştır.
    Konya yöresi MÖ.I.yüzyılda Pontus yönetiminde kalmış, daha sonra Pontus ve Romalılar arasında zaman zaman el değiştirmiştir. MS.VII.yüzyılın başlarında Sasaniler, yüzyılın ortasında Araplar kısa süreli de olsa yöreye hakim olmuşlardır.

    Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Oğuz boyları Anadolu’ya hakim olmuş, Alparslan’ın komutanlarından Kutalmışoğlu Süleyman Şah Konya ve yöresini fethettikten sonra batıya yönelmiş, Anadolu Selçuklu Devleti de 1074’te kurulmuştur. Anadolu Selçukluları devletin başkentini İznik olarak seçmişlerse de I.Haçlı seferi sırasında İznik’i kaybedince Konya’yı kendilerine merkez yapmışlardır. Bundan sonra Konya Anadolu Selçukluları’nın mimari eserleri ile bezenmiş ve kısa sürede Anadolu’nun en gelişmiş kentlerinden biri olmuştur.

    Anadolu Selçukluları döneminde Konya, kültür ve sanatta altın çağını yaşamıştır. Devrin ünlü bilginleri, filozofları, şairleri, mutasavvıfları, musikişinasları ve diğer güzel sanatların üstatlarını bir araya getirmiştir. Bahaeddin Veled, Mevlâna Celaleddin başta olmak üzere Kadı Burhaneddin, Kadı Sıraceddin, Sadreddin Konevi, Şahabeddin Sühreverdi gibi bilginler, Muhyiddin Arabî gibi mutasavvıflar Konya’da yerleşmişler, verdikleri eserlerle şehri bir kültür merkezi haline getirmişlerdir.
    Özellikle Mevlâna fikir ve felsefesi ile insanlığı aydınlatmış Mesnevi, Divan-ı Kebir gibi eserleri ile Anadolu’daki ilk aydınlanma felsefesinin temelini atmıştır.
    Nasreddin Hoca da güldüren ve düşündüren fıkraları ile Konya’nın kültür ve sosyal hayatının gelişmesinde büyük katkısı olan bilge bir kişidir.

    Bu dönemde Konya’da kütüphaneler açılmış, tarih, edebiyat, felsefe, sanat, tıp, kozmoğrafya, hukuk ve din alanında, tarihi ve kültürel atılımlar yapılmış, buna bağlı olarak medreseler, camiiler, kütüphaneler, türbeler, çeşmeler, kaleler, hanlar, hamamlar, çarşı ve bedestenler, köprüler, saraylar yapılmıştır.

    Konya, Anadolu Selçukluları’nın yıkılmasına (1308) kadar Selçukluların başkenti olmuş, daha sonra Karamanoğulları’nın eline geçmiştir. Yıldırım Beyazıt 1398’de Konya yöresini Osmanlı topraklarına katmışsa da Ankara Savaşı’nda (1402) Timur’a yenilince Karamanoğlu Beyliği yeniden kurulmuştur.
    Bu arada Moğollar bir süre Konya ve yöresine egemen olmuşlardır. Bundan sonra Osmanlılar ile Karamanoğulları yöre için sürekli çekişmiş ve sonunda Fatih Sultan Mehmet Karamanoğlu Beyliği’ni 1465’te ortadan kaldırınca Konya da Osmanlı topraklarına dahil olmuştur.

    Fatih Sultan Mehmet Rumeli (Sofya), Anadolu (Kütahya), Rum (Tokat) Eyaletlerinden sonra dördüncü eyaleti merkezi Konya olmak üzere kurmuştur. Konya’daki Karaman eyaleti başına ilk zamanlarda, Osmanlı şehzâdeleri vali olarak atanmıştır. Bunlar, Fatih’in ortanca oğlu Şehzâde Mustafa, küçük oğlu Şehzâde Cem, II. Beyazîd’ın büyük oğlu Şehzâde Abdullah, Şehzâde Mehmet’tir. Böylece bu Osmanlı şehzadeleri 1470’ten 1513’e kadar eyaleti yönetmişlerdir.
    Kanuni Sultan Süleyman zamanında Şehzade II.Selim de burada valilik yapmıştır. Tanzimat döneminde eyalet için, Karaman adı yerine Konya denilmiştir.

    Mevlevi kültürünün merkezi konumundaki Konya, Celali Ayaklanmalarında büyük zarar görmüştür. Daha sonra Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa 1832’de kenti ele geçirmişse de yapılan Kütahya Antlaşması (1833) ile geri çekilmiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında baş gösteren ****baş ve Bozkır ayaklanmaları sırasında Konya bir süre isyancıların elinde kalmıştır.
    I.Dünya Savaşı’ndan sonra 22 Ocak 1919’da İngilizler Konya tren istasyonunu denetimleri altına almış, 25 Nisan 1919’da İtalyanlar burasını işgal etmiştir. Batı Cephesi’nde Yunanlılara karşı İnönü Savaşları’nı kazanılması üzerine, İtilaf Devletleriyle anlaşmazlığa düşen İtalya, 12 Mart 1920’de işgalden vazgeçerek geri çekilmiştir. Böylece Konya işgalden kurtulmuştur.

    Cumhuriyetin ilanı ile birlikte il konumuna getirilmiştir.

    Konya’da günümüze gelebilen tarihi eserlerin başlıcaları; Çatalhöyük, Beyşehir Erbaba Höyüğü, Beyşehir Eflâtunpınar Anıtı, Fasıllar Anıtı, Ereğli İvriz Kaya Kabartması, Beyşehir Kalesi,Akmanastır (274), Hagia Eleni Kilisesi (327), Sahip Ata Külliyesi (1283), Alaaddin Camisi, Selimiye Camisi (1565), Aziziye Camisi (1676), İnce Minareli Medrese, Sırçalı Medrese , Taş Mescit (1215), Sırçalı Mescid (XIII.yüzyıl), Tahir ile Zühre Mescidi, Beyhekim Mescidi (XIII. Yüzyıl) Mevlâna Türbesi ve Dergâhı, Beşare Bey (Ferhuniye) Mescidi (1219), Erdem Şah Mescidi (1230), Hoca Hasan Mescidi (XIII.Yüzyıl) Gömeç Hatun Türbesi, Hasbey Darül Hüffazı (1421), Karatay Medresesi, Sadreddin Konevi Cami ve Türbesi (XIII.yüzyıl), İplikçi Camisi ve Medresesi (XII.yüzyıl), Dursunoğlu Camisi (XV.yüzyıl), Kapı Camisi (İhyaiyye Camisi) (XV.yüzyıl), Karatay Mescidi (XIII.Yüzyıl), Nasuh Bey Darülhüffazı (XV.yüzyıl), Al Gav Medresesi (XII.-XIII.yüzyıl), Tacül Vezir Medresesi ve Türbesi (XIII.yüzyıl), Beyşehir Eşrefoğlu Camisi (1162), Ereğli Ulu Camisi (XIII.yüzyıl), Karapınar II.Selim Külliyesi (XVI.yüzyıl), Beyşehir Demirli Mescid (XII.yüzyıl), Ahmet Efendi Hamamı (XV.yüzyıl), Mahkeme Hamamı (XV.yüzyıl), Kapı Çeşmesi (XIII.yüzyıl), Nakipoğlu Çeşmesi (XV.yüzyıl), Yusufağa Kütüphanesi (XIII.yüzyıl), Kadı Mürsel Zaviye ve Türbesi, Ebu İshak Kazeruni Zaviyesi, Kalenderhane Türbesi, Tursunoğlu Cami ve Türbesi, Burhaneddin Fakih Türbesi, Siyavuş Veli Türbesi, Meram Hasbey Mescidi, Şeyh Osman Rûmi Türbesi, Ali Efendi Muallimhanesi, Piri Mehmet Paşa Cami, Şerafettin Cami, Hacı Fettah Cami, Nakiboğlu ve Aziziye Camileri, Şeyh Halili Türbesi, Kızılviran Hanı (1205), Horozlu Han (1246-1249), Kadınhan, Akşehir Ulu Camisi (1213), Güdük Minare Mescidi (1226), Seyyid Mahmud Hayrani Zaviyesi (1224)’dir.Ayrıca Atatürk’ün ilk heykellerinden birisi (1926) Konya’dadır. Türk sivil mimari örneklerinden evler bulunmaktadır.
    ceynakli bunu beğendi.
  3. masum_gulus

    masum_gulus Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    618
    Beğenileri:
    388
    Ödül Puanları:
    0
    Konya'nın tarihi ve turistlik yerleri

    --------------------------------------------------------------------------------

    Konya İli Tarihi: Konya, M.Ö 7. bin yılından beri yerleşim yeri olmuş,
    pek çok medeniyete beşiklik etmiştir. Yazının M.Ö 3500’de kullanılmaya
    başladığı hatırlanacak olursa Konya’nın ülkemizin en eski yerleşim
    merkezleri arasında yer aldığı söylenebilir.

    Çumra Çatalhöyük,
    sadece ülkemizin değil dünya genelinde yemek kültürünün ilk defa
    başladığı, tarımın ilk kez yapıldığı, ateşin kullanıldığı, vahşi hayvan
    saldırılarına karşı ortak savunmanın ilk kez gerçekleştiği dolayısıyla
    yerleşik hayata geçen insanoğlunun ilk merkezi olma özelliği
    taşımaktadır.

    Tarih devirlerinde Hititler ve Lidyalılar, M.Ö
    6. yüzyılda Persler, M.Ö 4. yüzyılda Büyük İskender, Selevkoslar,
    Bergama Krallığı, M.Ö 2. yüzyılda Roma, M.S 395’de Konya ve çevresine
    hakim oldular.7. yüzyıl başlarında Sasaniler bu yüzyılın ortalarında
    Muaviye komutasındaki Emeviler şehri geçici olarak işgal ettiler.

    10. yüzyıla kadar bir Bizans Eyaleti olan Konya, Müslüman Araplar’ın yer
    yer akınlarına maruz kaldı. Ve Malazgirt Zaferi’nden önce (1069)
    Konya’ya ilk gelen Türk akıncıları Selçuklular oldu. 1071’de Müslüman
    Türklerin Aanadolu’ya girmesiyle Konya, Anadolu Fatihi Kutalmışoğlu
    Süleymanşah tarafından fethedildi. Fetihle beraber Konya’da Türk-İslam
    egemenliği dönemi başladı.

    1097’de 1. Haçlı Seferi sırasında
    İznik kaybedilince Anadolu Selçukluları’nın Başkenti, Konya’ya taşındı.
    Böylece tarihinde yeni bir sayfa açılan Konya günden güne gelişti, pek
    çok mimari sanat eseriyle süslendi. Kısa sürede Anadolu’nun en gözde
    şehirlerinden biri oldu.

    Alaaddin Keykubad döneminde ise
    tarihinin en şaşaalı ve zengin dönemini yaşayan Konya, dünyanın da bir
    kültür sanat ve ilim merkeziydi.

    3. Haçlı Seferi’nde Alman
    İmparatoru Friedrik Barbarossa, Konya’yı kuşattıysa da (19 Mayıs 1190)
    2. Kılınçarslan’ın savunduğu kaleyi alamadı. 1308’de Selçukluların
    düşmesine kadar Konya, Başkent olarak kaldı. Sonra Karamanoğulları
    Beyliği’nin en büyük şehri olarak Karamanoğularınca yönetildi.

    1387’de Osmanlı Padişahı 1. Sultan Murad, şehrin önlerine geldi. 1398’de oğlu
    Yıldırım Beyazıd, şehre girip Karamanoğulları Beyliği’ne bir son verdi.
    Ancak 1402 Ankara Savaşı felaketinden sonra Karamanoğulları Beyliği
    yeniden kuruldu. Konya, Fatih Sultan Mehmed’in Karamanoğulları
    Beyliği’ni ortadan kaldırdığı 1465 yılına kadar Osmanlı-Karaman
    mücadelesine sahne oldu.

    Fatih, 1470’de İmparatorluğun
    Rumeli(Sofya), Rum(Tokat), Anadolu(Kütahya) Eyaletlerinden sonra 4.
    Eyalet olarak Karaman Eyaletini merkezi Konya olmak üzere kurdu.
    Eyalete ilk zamanlarda Osmanlı Şehzadeleri vali olarak atandı. 1513’den
    sonra Hanedan dışında Beylerbeyi ataması yapıldı.

    Uzun bir süre Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli bir Eyaleti olan Konya, Mondros
    Ateşkes Antlaşması’ndan sonra İtalyanlar tarafından işgal edildi. Amacı
    sadece ekonomik çıkar ve sömürge olan İtalyanlar ile herhangi silahlı
    bir mücadele olmadı. Batı Cephesi’nde Yunan’a karşı İnönü Savaşlarını
    kazandığımız günlerde itilaf devletleriyle anlaşmazlığa düşen İtalya,
    işgalden vazgeçerek geri çekilmiş 20 Mart 1920’de Konya, işgalden
    tamamıyla kurtulmuştur. Cumhuriyetin kurulmasıyla Konya, zengin tarihi
    ve coğrafik özellikleriyle hızla gelişmeye başlamış ve bugünlere
    gelmiştir.

    Konya’nın Tarihi ve Turistik Mekanları:

    İlk Çağlar

    Konya
    M.Ö 7500’lü yıllardan beri insanlığın ilk yerleşik hayata geçişinin
    Çumra-Çatalhöyük kazıları ile ortaya çıkarıldığı çok eski bir medeniyet
    şehridir. Bu eserlerden bazıları; Çumra-Çatalhöyük, İvriz Kaya
    Kabartması, Eflatunpınar, Fasıllar, Ilgın-Yabsurt, Gökyurt, Sille Aya
    Eleni Kilisesi, şehir merkezindeki Alaaddin Höyüğü.

    Anadolu Selçukluları Devri

    Konya’nın 1071 Malazgirt savaşından sonra Selçuklu Türklerinin eline geçmesiyle
    (1076-1080) kurulan Anadolu Selçukluları Devleti’nin başkentliği
    (1096-1277) döneminde kültür ve sanatta altın çağını yaşar. Devrin ünlü
    bilginleri, filozofları, şairleri, mutasavvıfları, hoca, musikişinas ve
    diğer sanatkarlarını bağrında toplamıştır. Bahaaeddin Veled, Mevlânâ
    Celaleddin Rumi, başta olmak üzerine Kadı Burhaneddin, Kadı Siraceddin,
    Sadreddin Konevi, Şehabeddin Suhreverdi gibi bilginler Muhyiddin Arabi
    gibi mutasavvıflar Konya’da yerleşmiş verdikleri eserlerle şehri bir
    kültür merkezi haline getirmişlerdir. Hz. Mevlânâ’nın etkisi dünyanın
    her yerinde hala devam etmektedir. Yine Nasreddin Hoca güldüren ve
    düşündüren fıkralarıyla Konya’nın kültürel ve sosyal hayatının
    gelişmesine asırlardır katkısı olan bir bilge kişidir. Bir sanat değeri
    taşıyan mimari eserler de en çok bu dönemde yapılmıştır.


    Mevlana Türbesi; Hz. Mevlânâ’na 17 Aralık 1273 yılında vefat edince Sultanul
    Ulema Bahaeddin Veled’in de kabrinin bulunduğu yere defnedildi. Oğlu
    Sultan Veled tarafından Mimar Tebrizli Bedreddin’e “Kubbe-i Hadra” inşa
    ettirildi. Aynı zamanda bir Mevlevi Dergah’ı olan türbenin inşaatı
    genişleyerek 19. yy.ın sonuna kadar sürdü. Dergahın avlusunda yer alan
    üzeri kapalı şadırvan 1512 yılında Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim
    tarafından yaptırılmıştır. Türbe salonuna girilen Gümüş Kapı 1599
    yılında Sokollu Mehmet Paşa’nın oğlu Hasan Paşa tarafından
    yaptırılmıştır. Yeşil Kubbe’nin tam altında yer alan Hz. Mevlânâ ve
    oğlu Sultan Veled’in mezarları üzerinde yer alan iki bombeli mermer
    sanduka 1565 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır.
    Sandukalar üzerindeki altın sırma tellerle işlenmiş puşiler ise 1894
    yılında Sultan 2. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Halen
    Mevlânâ’nın babası Bahaeddin Veled’in üzerinde bulunan ahşap sanduka
    ise bir Selçuklu ahşap işlemeciliğinin şah eserlerinden olan sanduka
    1274 yılında Hz. Mevlânâ için yaptırılmıştır. Semahane ve mescid bölümü
    16. yy.da Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Mevlana
    Dergahı’nın ön avlusunun batı ve kuzey yönünü çevreleyen her birinde
    birer küçük kubbe ve baca bulunan hücreler 1584 yılında Sultan 3. Murat
    tarafından dervişlerin ikamet etmesi için inşa ettirilmiştir. Matbah
    denilen ve Mevleviler için özel bir anlamı olan dergah mutfağı yine
    1584 yılında Sultan 3. Murat tarafından yaptırılmıştır.

    Karatay
    Medresesi; Sultan 2. İzzeddin Keykavus devrinde Emir Celaleddin Karatay
    tarafından 1251 yılında yaptırılmıştır. Selçuklu çini işlemeciliğinin
    en nadide eserlerinden biri olarak günümüze kadar ulaşmıştır.

    İnce Minare Medresesi; Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından
    hadis ilmi okutulmak üzere 1254 yılında yaptırılmıştır. Mimarı Abdullah
    oğlu Kelük’tür. Selçuklu taş işçiliği şah eserlerinden olan taç kapısı
    üzerinde kabartmalı geometrik ve bitkisel bezemelerle birlikte Selçuklu
    sülüsüyle yazılmış Yasin ve Fetih sureleri vardır.

    Sırçalı Medrese; 1242 yılında Bedreddin Muslih tarafından yaptırılıan Sırçalı
    Medrese, çinilerle süslü açık (avlulu) medreselerden biridir.
    Çinileriyle dikkat çekmektedir.

    Selçuklu Köşkü; Sultan 2.
    Kılıçarslan’a ait olduğu sanılmaktadır.Köşk bugün Alaaddin Tepesi’nde
    yer alan küçük bir parçasıyla ayakta kalabilmiştir.

    Kubab-Abad Sarayı; Sultan 1. Alaaddin Keykubad tarafından 1226-1236 yılları
    arasında yaptırılmıştır.Beyşehir Gölü’nün güney batısında yer
    almaktadır. Dünyaca meşhur Selçuklu çinileri, sır altı ve lüster
    tekniği ile dikkat çekmektedir.

    Zazadin Han; Sultan Alaaddin
    Keykubad devrinde 1236 tarihinde yaptırılmıştır. Konya Aksaray yolunun
    25. km.sinde Tömek bucağındadır.

    Horozlu Han; 1248 yılında yaptırılmıştır. Konya-Aksaray yolunun 8. km.sinde bulunmaktadır.

    Kızılviran Han; Konya-Beyşehir yolu üzerinde olup Konya’ya 44 km. uzaklıktadır.

    Obruk Han; Konya’yı Aksaray’a bağlayan yol üzerindedir. Döneminin ticaret
    yolları üzerine kurulan hanlarına bir örnek teşkil eden han, klasik
    Selçuklu üslubu ile inşa edilmiştir.

    Alaaddin Camii; Anadolu
    Selçuklu devri Konya’nın en büyük ve tarihi camisidir. Alaaddin tepesi
    üzerinde yer alan c*****n yapımına Sultan 1. Rükneddin Mesud zamanında
    başlanmış Sultan 2. Kılıçarslan ile devam etmiş ve Sultan 2. Alaaddin
    Keykubad tarafından 12221 yılında bitirilmiştir. Bizans ve klasik
    devirlere ait 41 taş mermer sütunu da barındırması açısından önemli bir
    eserdir. En dikkat çekici yanı minberidir. Abanoz ağacından birbirine
    geçirilerek yapılan minber Selçuklu ahşap işlemeciliğinin şah eserleri
    arasındadır.

    İplikçi Camii; Şemseddin Altınoba tarafından 1201 yılından sonra yaptırılmış olan İplikçi Camii Alaaddin Caddesi üzerindedir.

    Sahip Ata Camii ve Külliyesi Anadolu Selçuklu Devleti’nin en başarılı
    vezirlerinden Sahip Ata tarafından 1258-1283 yılları arasında inşa
    edilmiş olup mescid, türbe, hanigah ve hamamdan ibarettir.

    Sadrettin Konevi Camii ve Türbesi; 1274 yılında yaptırılmıştır. Sadreddin Konevi
    zamanının meşhur alimlerinden ve mutasavvıflarındandır. Türbesi açık
    türbeler tipinin ayakta kalan tek örneğidir.

    Şems-i Tebrizi Camii ve Türbesi; ilk olarak 13. yy.da yapıldığı ileri sürülmektedir.
    Bugünkü mevcut yapı ise 1510 yılında Abdurrezzakoğlu İshak Bey
    tarafından mescidle birlikte elden geçirilmiş ve genişletilmiştir.

    Ateşbaz Veli Türbesi; Klasik Selçuklu Kümbetlerindendir. Türbe, lında vefat eden Mevlevi Ateşbaz Yusuf’a aittir.

    Tavusbaba Türbesi; Türbe 1. Alaaddin Keykubad devrinde Konya’da vefat eden Şeyh Tavus Mehmet El Hindi’ye aittir.

    Karamanoğulları Devri

    Konya’da Karamanoğulları devrinde de bilim ve kültür alanındakigelişmeler devam
    etmiş Ulu Arif Çelebi ve oğulları Adil ve Alim Çelebiler ile Ahmet
    Eflaki ve Sarı Yakup gibi bilgin ve mutasavvıflar yetişmiştir.

    Hasbey Dar’ul Huffazı; Karamanoğlu 2. Mehmet devrinde Hacı Hasbey oğlu Mehmet
    Bey tarafından 1421 yılında “hafızlar evi” olarak yaptırılmıştır.

    Meram Hasbey Mescidi; Konya’nın tarihi bir mesire yeri olan Meram’da
    Karamanoğlu 2. Mehmet devrinde Hasbey oğlu Mehmet tarafından
    yaptırılmıştır.

    Nasuh Bey Dar’ul Huffazı; Karamanoğlu 2. İbrahim Bey zamanında Kadıoğlu Nasuh Bey tarafından yaptırılmıştır.

    Ali Gav Zaviyesi ve Türbesi; 14. yy.da inşa edilmiştir. İçerisinde Hacı
    Bayram Veli ahvalinden Ali Gav Baba metfundur. Bugünkü Tarla
    Mahallesi’nde yer almaktadır.

    Burhaneddin Fakih Türbesi; 1454
    yılında bilgin, mutasavvıf Burhaneddin Fakih Paşa için yaptırılmıştır.
    Bugünkü Burhandede Mahallesi’nde yer almaktadır.

    Ayrıca Kadı Mürsel Zaviye ve Türbesi, Ebu İshak Kazeruni Zaviyesi, Şeyh Osman Rumi
    Türbesi, Ali Efendi Muallimhanesi, Turgutoğulları Türbesi, Kalenderhane
    Türbesi, Tursunoğlu Camii ve Türbesi ve Siyavuş Veli Türbesi
    Karamanoğulları devrinin diğer eserleridir.

    Osmanlılar Devri

    Konya, 1467 yılında Osmanlı sınırlarındadır. Doğu seferlerine çıkan Osmanlı
    Sultanlarından Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve 3.
    Murat’ın uğrak yeri olmuştur. Selçuklulardan sonra ilim, kültür ve
    sanat hareketleri kesintisiz olarak devam etmiştir.

    Selimiye Camii; Mevlânâ Dergahı’nın batısında inşaatına Sultan 2. Selim’in
    şehza****ği zamanında başlanmış (1558-1567) arasında tamamlanmıştır.
    Cami, Osmanlı klasik mimarisinin Konya’daki en güzel eserlerindendir.
    Çift minarelidir.

    Aziziye Camii; Muntazam Gödene Kesme Taşı
    ile yapılan mabed, son Osmanlı mimarisinin çok başarılı eserlerinden
    biridir. Önceden yerinde bulunan ve 1671-1676 yılları arasında Şeyh
    Ahmet tarafından yaptırılan camii yandığı için Sultan Abdülaziz’in
    annesi Pertevniyal adına yeniden bugünkü camii yaptırılmış (1874) ve
    Aziziye adıyla anılmıştır. Türk baroku üslubuyla yapılan camiinin
    minareleri, o zamanın karakteristik özelliklerini yansıtmak bakımından
    eşsiz bir örnektir.

    Şerafeddin Camii; camii ilk defa12. yy.da
    Şeyh Şerafeddin tarafından yaptırılmış, 1336 yılında tamamen
    yıktırılarak Çavuş oğlu Mehmet Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Cami,
    iç süsleme ve yazıları, mermer işlemeli minber ve mihrabıyla takdire
    şayan bir sanat eseridir.

    Kapu Camii; Asıl adı İhyaiyye olup
    eski Konya Kalesi’nin kapılarından birinin çevresinde yer aldığından
    Kapu Camii adıyla anılır. Cami ilk defa 1658 yılında Mevlevi Dergahı
    Postnişinlerinden Pir Hüseyin Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Bir
    süre sonra yıkılan bu camiyi 1811 yılında Konya Müftüsü Esenlilerzade
    Seyyid Abdurrahman yenilemiş, 1867 yılında çıkan bir yangınla cami yok
    olmuştur. 1868 yılında cami yeniden yaptırılmıştır. Kapu Camii,
    Konya’da yer alan Osmanlı dönemi camilerinin en büyüğüdür.

    Nakipoğlu
    Camii; Konya Müftüsü Nakib’ül Seyid İbrahim tarafından 1762 yılında
    yaptırılmıştır. Minaresi 1764 yılında Nakib’ül Hac Seyid İbrahim oğlu
    Mehmet Emin Tarafından yaptırılmıştır. C*****n minaresi 1926’da
    yıktırılarak yeniden yaptırılmıştır.

    Mevlana Dergahı; Mevlânâ Dergahı’nın büyük bir bölümü Osmanlılar döneminde yaptırılmıştır.

    ceynakli bunu beğendi.
  4. ceynakli

    ceynakli Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    74
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkür ederim canım ama neleri ile meşhurdur ve ögretmen birde dediki amblemini felan yazın dedi ama ne demek istediğini anlamadu-ım sen anladıysan bna amblemi yazarmısın
  5. Moderatör Elif

    Moderatör Elif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    751
    Beğenileri:
    493
    Ödül Puanları:
    0
    ceynakli bunu beğendi.
  6. ceynakli

    ceynakli Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    74
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    canım bu gönderdiğin linkte konyayımı tanıtıyor
  7. Moderatör Elif

    Moderatör Elif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    751
    Beğenileri:
    493
    Ödül Puanları:
    0
    konya nın meşur yemekleri vs.
  8. ceynakli

    ceynakli Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    74
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    tamam canım teşekür ederim
  9. Moderatör Elif

    Moderatör Elif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    751
    Beğenileri:
    493
    Ödül Puanları:
    0
    Rica ederiz...Teşekkür et butonuna basman yeterlidir.
    İyi Forumlar!...
  10. ceynakli

    ceynakli Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    74
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ya bir soru sorsam yapabilirmisin bu soru ile aynı sayılır canım cevabını bekliyorum
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş