Korkunun getİrdİĞİ sessİzlİk...

Konu 'Sizin Yazınız' bölümünde ϡ ɳ UЯ! ƴ Έ ϡ tarafından paylaşıldı.

  1. ϡ ɳ UЯ! ƴ Έ ϡ

    ϡ ɳ UЯ! ƴ Έ ϡ Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    23
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0

    Bir sonbahar akşamıydı. Dolunayın yansıttığı ışık ne güzel gösteriyordu yağmur damlalarını pencerede. Zeliş yine başını pencereye yaslamış derin hülyalara dalmıştı. İçeri girdiğimin ve onu izlediğimin farkında bile değildi. Çok güzel bir kızdı ama o bunun farkında değildi. Olsa bile ne değişecekti. Bu sakat haliyle onu kim beğenecekti. Onun düşünceleri buydu. Oysa omzuna dökülen kömür rengi saçları onu ne kadarda güzel gösteriyordu. İnsan onun gözüne bakınca denizi görebilirdi.
    Zeliş içine kapanık bir kızdı. Sorunlarını hiç kimseyle konuşmak, paylaşmak istemezdi. O buna rağmen çok neşeli ve sevecen bir kızdı. Okul hayatı iyiydi ama arkadaşları tarafından aşağılanıp hor görülüyordu. Doktor Zeliş için “onu yaşama bağlayan kişi yürümesi için gerekli tek şey” diyordu. Fakat Zeliş bunu desteklemeyip “yürümem neyi değiştirecek, yürüsem bile duygularım hep sakat kalacak” diyordu. Bu sırada beni fark etti ve “gelsene yağmur damlalarını izlesene”deyip kendini avutmaya, oyalamaya çalışıyordu. “Bak dışarıdaki insanları görüyor musun nasıl da yağmurdan kaçıyorlar. Oysa ben yürüseydim yağmur dinene kadar hiç yürümez ve koşmazdım. Ama bu hiçbir zaman olmayacak”. Bu söz beni derinden vurdu. Ondan böyle bir şey beklememiştim. Aşağıda herkesin onu beklediğini söyledim. Bir an önce oradan ayrılmak istiyordum. Kapıyı açtım ve dışarı çıkmak istedim. Fakat o buna izin vermedi. Beni neden göndermedi(?) anlamadım. Sonra ise bana “git” dedi. “Herkes gibi sen de git. Bu koca erişilemez dünyada beni yalnız bırak ve git” dedi. O’ ne kadar da böyle olmadığını söylesem de bana inanmadı. Onu anlamıyordum. Şuana kadar kimse onu anlayamamıştı kendinden başka. Onun hep düşündürücü sözleri vardı ve bu sözler onu iyice anlaşılmaz bir hale getirdi. Evde dadısı ve benden başka kimse onunla ilgilenmezdi. İçine kapanık olmasının nedeni de buydu galiba. Kimsenin onunla ilgilenmemesi ve kimsenin ona anlayışlı davranmaması. Sonra birden bire Zeliş ağlamaya başladı.”Keşke annem burada olsaydı keşke” bu söz çok içten gelmişti. Annesinin **ümü Onu derinden etkilemişti. Her gece ağzında şu dua vardı;”Allah’ım ne olur annemi bana geri gönder ya da beni de annemin yanına al” diyordu. Üvey annesi Zeliş’i hiç sevmezdi. O’na bütün işleri yaptırmak isterdi fakat Zeliş’in sakat oluşu her şeyi değiştirirdi. Üvey annesi de babası gibi hırslı, sadece kendi çıkarlarını düşünen sorumluluk üstlenmek istemeyen biriydi. Babası Zeliş’e ne istediğini sorduğunda “sadece bir avuç sevgi , bir avuç sevgi istiyorum babacım senden” diyordu. Bu sözü duyunca babası sadece bulunduğu ortamı terk ediyordu. Zeliş’e her şeyi verdiğini sanıyordu ama sevgiyi Zeliş’e nasıl verecekti. Bundan hiç haberi yoktu. Oysa Zeliş bütün sevgisini babasına vermişti. Fakat O bunun farkında değildi. Olsa da ne değişecekti. Zeliş’e ayıracak vakti yoktu. O böyle düşünüyordu. Ama Zeliş’in duyguları farklıydı. Babasından hep sevgi beklemişti. Ama O hiçbir zaman kızına sevgisini vermemişti. Zeliş’i annesinin **ümüyle suçluyordu. Oysa Zeliş annesini hiç görmemişti. Onun **ümünden nasıl sorumlu olabilirdi.
    Bir gün öğretmeni :
    n çocuklar size bir tane ödev vereceğim ama bu ödevimi iyi bir şekilde yapmanızı istiyorum.
    n Öğretmenim konu nedir?
    n Anne. Çocuklar biliyorsunuz haftaya anneler günü bunu en iyi şekilde değerlendirmek istiyorum. Bunun için sizde bana annenizi anlatacaksınız. Ödevinizi yarına istiyorum.
    Bu sözler Zeliş’i derinden etkilemişti. O annesini hiç görmemişti nasıl anlatabilirdi ki ?
    Bana annesini sorduğunda;
    --Annen aynen sana benziyordu Zeliş. Senin gibi saçları, senin gibi gözleri vardı. O babanın tam tersiydi. Çok iyi yürekli, sevecen, insanlara iyilik yapmayı seven biriydi. Kitap okumayı çok severdi. Aynı zamanda da çalışkandı. Hiçbir zaman kenodi çıkarlarını gözetmemiş hep başkalarını düşünmüştür. O hep baban ve senin sağlıklı bir şekilde doğman için uğraşmıştır. Fakat baban hiçbir zaman annenin kıymetini bilmemiş, her zaman annenin iyi yürekli oluşundan faydalanmak istemiştir.
    ---Annemin resmi var mı Ayşe abla?
    ---Olmaz olur mu? Tabi ki var. Ama baban onları saklamış ve yerini de hiç kimseye söylememiştir.
    --- Ama neden? Neden annemin fotoğraflarını saklasın ki?
    ---Bildiğin gibi baban,annen **dükten sonra sana hiç önem vermedi. Bunun sebebi ise annenin **ümünden seni sorumlu tutması. Senin bilmediğin bir şey daha var. Sen hep babanı anneni sevmez biri olarak düşünürken hep yanlış kararlar aldın. Aslında içimizde en çok anneni baban severdi. Ama bunu hiç sezdirmedi. Annenin **ümü en çok babanı etkiledi. Ona üzüntüsünden sana hiç ilgi göstermedi. Artık dünyaya değişik bir açıdan bakmaya başladı. Daha hırslı oldu. Annenin **ümünden hep seni suçladı. Sen doğmasaydın annen **mezdi diye hep seni suçladı. Doktorlar ne kadar da senin suçsuz olduğunu söyleseler de hiçbir zaman baban buna inanmadı yada inanmak istemedi.
    ---Babama annemi sorsam sence ne cevap verir?
    ---bilmiyorum ama seni tersleyeceğinden eminim.
    ---Neden?
    ---Çünkü baban annen **ünce bir daha hiç ondan bahsetmedi. Evde de hiç ondan bahsedilmesini istemedi. Nedeni ise onun isminin anıldığı yerde huzursuzluk çıkartıp, senden nefret ettiğini söyleyip duruyor. O yüzden yıllardır evde annenden bahsedilmiyor.
    ---Bu akşam ne olursa olsun babamdan annemin fotoğrafını isteyeceğim.
    O akşam Zeliş babasının en uygun anını bekledi. Sonunda o an geldi çattı ve Zeliş şöyle söyledi:
    ---Babacım neden bizim evimizde bir tane bile olsun annemin resmi yok.
    ---Ne yapacaksın annenin resmini? Hem madem onu bu kadar merak ediyorsun niçin **dürdün?
    Zeliş’in bütün sözleri boğazına tıkanmıştı adeta. Bunu herkes fark edebiliyordu. Sonra babası bu durumdan faydalanarak hiç bir şey söylemeden odasına gitti. O da böyle bir soruyu duyacağına böyle bir cevabı vereceğini hiç bilmiyordu. Aradan bir süre geçtikten sonra Zeliş babasının odasına geldiğinde babası bir şeylere bakıp şöyle diyordu:
    ---Gördün mü karıcığım kızımız senin fotoğraflarını merak ediyor. Galiba benim seni özlediğim kadar o da seni özlemiş ve merak etmiş olmalı…
    Bu sırada zeliş babasının baktığı şeylerin annesinin fotoğrafları olduğunu anladı ve “baba” dedi. Bunu duyan Kemal bey fotoğrafları çekmeceye koyarak “sen beni mi izliyordun” dedi ve arkasına döndü aynı anda Zeliş’le göz göze geldiler.
    ---Baba yarın bütün sınıf annesini anlatacak ya ben kimi anlatayım? Lütfenbir kere olsun annemin fotoğraflarını göster de özlemim az da olsa bitsin.
    ---Peki gel yanıma ama bu fotoğrafları bir daha asla sana göstermem.
    Zeliş’in içinde anlatılması güç bir mutluluk vardı. Yıllardır özlemiyle yanıp tutuştuğu annesini şimdi görebilecekti. Bu sırada babası su almak için masanın yanına gitti fakat elindeki şişe düşerek kırıldı. Babasının eli kanıyordu. Bu olayı gören Zeliş hemen ayağa kalktı. Bunu gören babası koşarak Zeliş’e sarıldı. Zeliş çok mutluydu. İlk defa yürüyebiliyordu. Sanki bu mucize önceden hazırlanmış gibiydi. Artık Kemal Bey kızın sevdiğini anlamıştı. Kızını koltuğu oturttuktan sonra ona bir bir annesinin fotoğraflarını gösterdi. İçeridekilere bu haberi vermek için odadan çıktılar. Odada bulunanlar bu mutlu olayı görünce hepsi Zeliş’in yanına gelerek O’na sarıldılar. Hatta üvey annesi bile…
    O akşam mutlulukla geçmişti. Ertesi sabah Zeliş okula gitmedi. Babası ise ilk defa Zeliş’e sürpriz yapmak için dışarıdan hediyeler almıştı. Bu hediyeleri ona vermek için odasına gittiğinde Zeliş hiç kıpırdaman oturuyordu. Babası 1-2 kez Zeliş’e seslendi. Fakat Zeliş cevap vermiyordu. Babası Zeliş’in bu halinden korkmaya başlamıştı. Zeliş’in yanına gittiğinde ise Zeliş çoktan **müştü. Kızının bu halini gören Kemal Bey kızının elindeki zarfı açarak okumaya başladı;
    “Canım babacığım;
    Sana bu mektubumu yazarken annemle beraber yazdığımı belirtmek istiyorum. O’nun şu an gerçek yüzünü görmek bana öyle büyük mutluluk veriyor ki anlatamam. Annem beni yanına alacağını söyledi ve bende onun yanına gitmek için sabırsızlandığımı söyledim. Şimdi annemle beraber uzun bir yolculuğu çıkıyoruz babacım
    HOŞÇA KAL
    (SENİ SEVİYORUZ)”
  2. _büjü_

    _büjü_ Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    208
    Beğenileri:
    50
    Ödül Puanları:
    0
  3. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113
    sen mi yazdın gerçekten??
  4. ϡ ɳ UЯ! ƴ Έ ϡ

    ϡ ɳ UЯ! ƴ Έ ϡ Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    23
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0
    evet ben yazdım ilk öyküm :)

Sayfayı Paylaş