Köylü Kadın(ibretlik)

Konu 'Fıkra-Komik Yazılar' bölümünde eva_girl tarafından paylaşıldı.

  1. eva_girl

    eva_girl Üye

    Katılım:
    15 Ocak 2009
    Mesajlar:
    32
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    0

    KÖYLÜ KADIN


    Genç kız, el aynasında makyajını kontrol etti; "-Gayet iyi."
    dedi.Güzelliğinden emindi. Çevresindeki erkeklerin pervane olmasından
    zaten biliyordu güzel olduğunu. Hayatın tadını çıkaran, rahat yaşayan
    biriydi.Cep telefonu çaldığında, akşam arkadaşlarıyla hangi eğlence yerine
    gideceğine karar vermeye çalışıyordu. Telefondaki numaraya baktı,arayan
    annesiydi.
    - Alo...kızım, nasılsın?
    - İyiyim anne. Ne oldu *
    - Sana bir surprizim var.
    - Surpriz mi?
    - Evet.Çok eski bir arkadaşım, dostum şehrimize gelmiş....
    - Eee kimmiş.
    - Kim olduğu surpriz. Fakat, onu senin almanı istiyorum.
    - Ben mi?
    - Evet, senin iş yerine yakın olan parkı biliyormuş. Parka gitmesini ve
    seninle buluşmasını söyledim. Senin de parka gidip onu almanı istiyorum.
    - Anne, ben böyle şeyleri sevmem, kendin halletsen.
    - Kızım 1-2 saatlik bir işim var. Ayrıca seni bebekliğinden tanıyan bir
    arkadaşım. Seni görünce mutlaka çok sevinecektir.
    - Amaaan. Peki peki... Nasıl tanıyacağım.
    -Evden çıkarken üzerine giydiklerini tarif ettim.O parkta bazı oturaklar
    piknik masası şeklinde. Parkın sinema tarafı girişindeki ilk piknik
    masasına otur. O gelince seni bulacak.
    -Tamam anne..tamam...
    - Kızım senden her gün mü bir şey istiyorum.Üniversiteyi bitireli,hele de
    işe gireli bir fatura yatırmaya bile göndermedim.
    - Hemen darılma, tamam dedim ya...
    - O nasıl tamam demekse... neyse, hadi o zaman, izin al da çık,bekletme.
    Ben de işlerimi bitirip hemen geleceğim.
    Genç kız, izin alıp çıktı.Kısa bir yürüyüşten sonra parka vardı. Bu parkta
    daha önce hiç oturmadığını farketti. Arkadaşlarıyla hep paralı,lüks
    eğlence yerlerine giderlerdi.Annesinin tarif ettiği, girişteki ilk masayı
    buldu, boş olan kısmına oturdu.Masanın diğer tarafında bir köylü kadınla,
    küçük kız oturuyordu.Onlarla aynı yerde bulunmaktan utandığını hissetti.
    "-Annemin arkadaşı çabucak gelse de, şunlardan kurtulsam" diye düşündü.
    Köylü kadın çekinerek seslendi;
    - Afedersin kızım, bir şey sorabilir miyim?
    "Kızım" diye seslenmesi iyice sinirlerini bozdu.
    - Ne var, adres mi soracan! ..
    Sert çıkış karşısında kadın sesini alçalttı;
    - Hayır kızım, başka bir şey soracaktım.
    - Sizin gibi cahiller ya adres sorar, ya para ister.
    Köylü kadının kızaran yüzüne aldırmadı bile. O sırada şık ve lüks
    giyimli,orta yaşlı bir kadının uzaktan yaklaştığını gördü.
    "-Nihayet." diye düşündü. Ayağa kalkıp kadını karşılamaya çalışırken,kadın
    yanlarından geçip gitti. Somurtarak geri oturdu.Yanındaki küçük kıza daha
    sıkı sarılmış köylü kadının gözünden bir damla yaşın süzüldüğünü
    gördü.Kadın gözyaşını saklamak için diğer tarafa dönünce bir yüzündeki
    büyük yanık izi göründü. Genç kız manalı manalı güldü;
    - Bak kolayca gözyaşı dökebiliyorsun, yüzünde de çirkin bir yanık izi
    var.Burda ne bekliyorsun geç bir köşeye aç mendilini ağla... Fakat
    ağlamayla benden bir şey koparacağını sanma, tamam mı...
    Kadın dayanamadı;
    - Cahil deyip duruyorsun. Ne cahilliğimi gördün. Tanımadığım bir
    kadına,torununun yanında hakaret mi ettim! ...
    - Oooo... laf yapmayı da biliyormuş
    -Anlaşıldı kızım, sen üniversite bitirmiş, çok şey öğrenmiş olabilirsin
    ama insanlıktan sınıfta kalmışsın. Torunumu okutmak için
    uğraşacaktım.Fakat seni görünce vazgeçtim.
    Yaşlı kadın, küçük kızı alıp masadan kalkarken, boşalan yere doğru şık
    giyimli bir kadın yaklaştı. Cevap vermek için hazırlanan genç kız zengin
    giyimli, şık kadını görünce uzaklaşan yaşlı kadına cevap vermekten
    vazgeçti. Yaşlı kadın geriye bakmaya çalışan küçük kızın başını
    eliyle engelledi.Bir süre sonra, genç kızın annesi parkta yanına geldi. -
    Merhaba kızım, Zeynep teyzen nerde?
    - Kimse gelmedi anne. En son bir bayan geldi, yanıma oturdu. O da sadece
    dinlenmek için gelmiş biriymiş.
    - Allah Allah! ... giyindiklerini çok iyi tarif etmiştim, seni nasıl
    bulamadı anlamadım. Yanında küçük bir kız olacaktı.Genç kız bir an
    durakladı. -Küçük bir kız mı?
    -Evet
    - Anne! . biz zengin, kültürlü insanlarız. Herhalde arkadaşın da
    zengin,kültürlü biridir, değil mi?
    - Kültürsüz değil ama zengin değil.
    - Sakın bana köylü bir kadın olduğunu söyleme.
    - Köyden gelen kadına ne denir ki! ..
    - Oh... iyi iyi, köylü kadınları karşılmaya beni gönderiyorsun.
    - Kızım, o kadına bir borcumuz vardı. O zamanlarda borcumuzun karşılığı
    bir şey veremedik.
    'Gün gelir, bir ihtiyacım olduğunda, ben kapınızı çalarım'.Dedi ve işte bu
    gün kapımızı çaldı.
    -Ne istiyormuş?
    - Torununu okutmamızı istiyor. Baban şimdi arabayla gelip hepimizi
    alacak,kayıt için okula götürecek.
    - Anne, o köylü kadına ne borcun olabilir ki, anlayamadım?
    Annesi, kızının öfkeli ses tonuna dayanamadı;
    - Kızım, sen bebekken biz köydeydik.
    - Eee...
    - Sana yıllar önce bahsetmiştim, köydeyken evimiz yandı, biz de
    inekleri,atları,tarlaları neyimiz varsa hepsini satıp köyden
    göçtük,demiştim. -Evet, hatırladım.
    - O yangınla ilgili bir ayrıntıyı, seni üzülebilir veya seni evde yalnız
    bıraktığımız için darılabilirsin korkusuyla anlatmamıştık.
    - Herhalde şimdi anlatacaksın...
    - Baban evde yoktu, ben de su doldurmaya köy pınarına gitmiştim.Lodos mu
    ne diyorsunuz, işte o rüzğar bazen ters esiyormuş, yukardan aşağı filan.
    Sen beşikte uyuyorken rüzğar bacadan içeri esince közler ocaklıktan
    tahtalara sıçramış, yangın başlamış. Pınar yerinden dumanları görüp
    koştuğumda alevler heryeri sarmıştı. Birazdan yıkılacak gibi görünen eve
    yine de girmek için atıldığım anda Zeynep teyzen kucağına seni almış
    olduğu halde dışarı fırladı. O sahneyi
    hiç unutamam; onun kucağından seni aldığımda o çığlıklar atıyordu... -
    Niçin?
    - Seni kurtarırken, sağ tarafı yanmıştı. Gelince görürsün sağ yanağında
    ağır bir yanık izi var. Çok acı çekti çook. Dur ağlama, seni bu kadar
    üzeceğini bilmiyordum. Tamam kızım, bak makyajın akıyor,ağlama. Hah! ..
    baban da geldi. Fakat Zeynep teyzen hala bizi bulamadı...

Sayfayı Paylaş