KPSS Ders Notları

Konu 'Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    Azgelişmiş Ülkelerin Özellikleri
    İKTİSAT

    Azgelişmiş Ülkelerin Özellikleri Azgelişmiş ülkelerin ekonomik ve yapısal özelliklerini, ilk olarak kişi başına düşük gelir, dengesiz gelir dağılımı, tüketim bileşiminde zorunlu ihtiyaçları gideren malların yüksek payı, tasarruf ve yatırımların düşüklüğü ile sermaye birikiminin yetersizliği gibi makroekonomik büyüklüklerden giderek gösterebiliriz.Bu başlık altındaki ikinci grup özellikler, bu ülkelerin tarım, sanayi ve hizmet kesimlerinin (sektörlerinin), gelişmiş ülkelerinkinden olan önemli farklarıyla ortaya konulabilir: Düşük verimlilikle çalışan tarım kesiminin nüfusta, istihdamda, milli hasılada ve nihayet ihracattaki önemli payı; sanayi kesiminin yeterince ve dengeli bir biçimde gelişememiş olması ve son olarak tarım kesiminin ittiği ve ancak sanayinin ememediği işsiz kitleyi de yapısında barındıran “aşırı” büyümüş hizmet kesimi.Ekonomik ve yapısal özelliklerin son ikisi, pazar yapısı ve ikili yapılarla ilgilidir. Bu ülkelerde mevcut pazar yapısının fiyatların serbestçe oluşmasına, etkin bir rekabetin işlemesine ve sonuç olarak kıt kaynakların etkin bir biçimde kullanılmasına olanak vermediği belirgin bir özelliktir. Öte yandan bu ülkeler ekonomik, sosyal, bölgesel ve teknolojik açılardan da ikili bir yapı sergilerler. İkilik olgusunun temelinde yapısal değişim sürecinin yattığı söylenebilir. Azgelişmiş ülkelerin demografik, sosyal, siyasal ve yönetsel özelliklerini de aşağıdaki gibi özetleyebiliriz: Bu ülkelerdeki yüksek nüfus artışı, gerek kısa gerek uzun dönemde ekonomik ve sosyoekonomik açıdan büyük olumsuzluklar doğuran temel bir özelliktir. Bu ülkelerde beslenme ve sağlık koşulları yetersiz; kentleşme ve barınma koşulları önemli ölçüde elverişsiz ve çarpıktır. Azgelişmiş ülkelerde toplumun geleneklerine çok sıkı bağlı olması, sosyal bütünleşmeyi engellerken modern tekniklerin kullanımını, özel girişimcilik yeteneğinin öne çıkmasını ve modern işletme organizasyonlarının kurulmasını önemli ölçüde engellemektedir. Azgelişmiş ülkelerde kadının toplumda geri planda kalması, geçim derdinden dolayı eğitim çağındaki çocukların çalıştırılması sıkça görülen durumlardır. Toplumdaki ekonomik ve sosyal dengenin en önemli unsuru olan orta sınıfın bu ülkelerde yeterince ortaya çıkamamış olması kalkınma üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Azgelişmiş ülkeler sadece okur-yazarlık açısından değil, genel ve teknik eğitim açısından da, gelişmiş ülkelere göre belirgin olumsuz göstergelere sahiptir. Son olarak siyasal ortamın hâlâ istikrara kavuşmamış olması, sosyal ve ekonomik olumsuzlukların siyasal düzene de yansıması ve aşırı bürokrasiye boğulmuş, yavaş ve aksak işleyen bir kamu yönetim mekanizması azgelişmiş ülkelerin tipik özelliklerindendir
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Azgelişmişliği Açıklayan Yaklaşımlar
    İKTİSAT



    Azgelişmişliği Açıklayan Yaklaşımlar

    Azgelişmişlik kuramları içinde ekonomik unsurlardan hareket eden Kısır Döngü ya da Yoksulluk Kısır Döngüsü önemli bir yer tutar. Nurkse'ün azgelişmiş ülkeler "yoksul oldukları için yoksuldurlar" ifadesiyle ün kazanan yoksulluk kısır döngüsünde -öbürlerinde de aynı biçimde belli bir faktörden başlayıp tekrar ona dönen ve dolayısıyla sistemin kendi içinde, gelişmeyi olanaksız kılan bir belirleyicilik vardır. Diğer bir yaklaşım olan Gelişme Aşamaları Kuramı'na göre, toplumlar tarihsel süreç içinde kalkınmalarını gerçekleştirirken belli başlı beş dönemden geçerler. Her bir dönemin kalkınmayı başlatan ve ülkelerin Kendini Besleyen Kalkınma Yoluna girmelerini sağlayan koşulları ve özellikleri bulunmaktadır. Yapısalcı kuramlara göre ise, azgelişmişliğin temelinde, bu ülkelerin ekonomik, sosyal ve kurumsal yapılarında ortaya çıkan aksaklık ve bozuklar yatmaktadır. Bağımlılık yaklaşımının taraftarlarına göre, her ne kadar sömürgeci ülkeler kendi çıkarları doğrultusunda, azgelişmiş ekonomilerin ihracat kesimini ve kimi altyapı alanlarını kurup geliştirmiş iseler de, bu iyileştirmenin yararları sömüren ülkeye aktarılmıştır. Azgelişmiş ülkeler sanayileşmemiş ve geri kalmış ekonomiler olarak bırakılmışlardır. Azgelişmişlik olgusunun açıklanması amacıyla demografik unsurlardan hareket eden yaklaşım, bu ülkelerdeki hızlı nüfus artışı, yüksek bağımlılık oranları ve bunların doğurduğu sorunları temel almıştır. Sanayileşmiş ülkelerin hemen tümünün deneyimleri, sanayileşme ve gelişmenin nüfus üzerinde önemli etkiler yarattığını göstermektedir. Buna karşın ağır nüfus baskısının ve bunun doğurduğu sosyoekonomik sorunların, azgelişmiş ülkelerin çözmek zorunda oldukları temel sorunlardan olduğu
    göz ardı edilemez. Kalkınma sadece ekonomik değil, en az onun kadar önemli sosyokültürel süreçleri de içerir. Sosyokültürel yaklaşımlardan ikilik görüşü, özellikle sosyal ikilik mo****, azgelişmiş ülkelerin biri yerli, öteki ithal iki sosyal sistemden oluştuğunu ileri sürer. Bu kuram, dayandığı kimi varsayımların tüm azgelişmiş ülkeler için geçerli olamayacağı ya da çok abartılı olduğu gerekçesiyle önemli eleştiriler almıştır. Azgelişmiş ülke insanının psikolojik-düşünsel yapısından kaynaklanan davranış biçimi de azgelişmişliğin açıklanmasında kullanılmaktadır. Buna göre, azgelişmiş ülke insanları gelişmiş ülkelerin 18. Yüzyıldan bu yana yaşadıkları akılcı-iktisadi davranış sistemine yabancı kalmışlardır. Bu arada azgelişmiş toplumlarda egemen olan sosyal değer yargıları ile dinsel inançların da gelişme üzerinde etkileri olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bu iddiaların tek başına bir neden-sonuç ilişkisi yaratmış olacakları tartışmalıdır. Son olarak coğrafi-iklimsel yaklaşımlara baktığımızda, azgelişmişliği sadece doğal koşullarla açıklamaya çalışmanın pek yerinde olmayacağını hemen ifade etmeliyiz. Kaldı ki, kalkınmanın itici gücünün doğal koşulardan çok, insan kaynağıyla, eğitimle ve doğal olumsuzlukları ortadan kaldıran teknik bilgiyle daha yakından ilgili olduğu açıktır.
    Berkay VARANGEL ve surkentli bunu beğendi.
  3. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Cumhuriyet Döneminde Girişimcilik

    GİRİŞİMCİLİK DERS NOTLARI

    Cumhuriyet Döneminde Girişimcilik



    Cumhuriyetin kurulmasından sonra cumhuriyetçilerin üzerinde önemli durduğu nokta girişimci bir sınıfın yaratılması olmuştur. Ulusal kalkınmanın sağlanabilmesi için ekonominin ulusallaştırılması ve bununla birlikte cumhuriyet öncesi dönemi de yabancılara tanınan ayrıcalıkların gelir alınması gerekiyordu. Cumhuriyet sonrası 1950 - 1960 yılları arasında girişimcilik ve ticari faaliyetler büyük ölçüde artmıştır. Bu dönemde sermaye birikiminin sağlanması ve girişimciliğin gelişmesinde ağırlıklı olarak rol oynayan grup devlet memurları olmuştur. Bu dönemde girişimciliğin gelişmesi amacıyla bir dizi kanun çıkarılmış ve iktisadi devlet teşekkülleri kurulmuştur. 1960 - 1970'li yıllar Türkiye'de özel girişimciliğin gelişme gösterdiği dönemdir. Bu dönemde üretim artışı temel bir hedef olarak belirlenmiştir. 1960 - 1980'li yıllar arasında ise girişimcilik olgusu çeşitli olaylar sonucunda olumsuz etkilenmiştir. Belirtilen dönemde üç askeri darbe iki reform hükümeti ve çeşitli koalisyonlar ve bunlara ilaveten I. ve II. Petrol şokları belirsizlik ortamı yaratmıştır. 1980'li yıllar ise piyasa ekonomisine geçiş ve dünya ekonomisiyle entegrasyonun sağlanması amacıyla bir çok yeni ekonomik politikaların uygulandığı bir dönem olmuştur.
    Berkay VARANGEL ve surkentli bunu beğendi.
  4. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi

    İKTİSAT

    Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi


    Kalkınma kuramı, her şeyden önce milli gelirin zaman içinde nasıl artacağını, hangi faktörlerin milli gelir artışını belirlediğini ve bu artış hızının nedenlerini açıklamak zorundadır. Bu durum ise üretim fonksiyonu analizini gerektirir. Üretim fonksiyonuna, geleneksel üretim girdileri yanında teknolojik düzey ve sosyokültürel çevre koşullarını sokarak daha kapsamlı bir üretim fonksiyonu elde etmek olanaklıdır. Ancak bu geniş kapsamlı üretim fonksiyonunun bazı değişkenlerinin sayısallaştırılması oldukça güçtür. Üretim fonksiyonunun analizi bize üretimde kullanılan girdilerle (faktörler) bunların sağladığı çıktı (üretim) arasındaki teknik ilişkiyi verir. Bu ilişkilerden yola çıkarak girdi kullanım miktarındaki artışa ya da girdilerin verimliliklerindeki değişmelere bağlı olarak üretimdeki artış belirlenebilir. Gerek faktör kullanımındaki gerekse verimlilikteki artışlar bir dizi farklı değişkenlerin etkisi altındadır. Üretim fonksiyonu analizi çerçevesinde bu etkenler denklemler sistemine dönüştürülebilir. Bu sistemin matematiksel çözümü, bize ekonominin büyüme hızını verecektir. Dinamik bir süreç olan kalkınma dinamik bir analiz gerektirmektedir. Dinamik analizlerde başlangıç koşullarının saptanması gerekir. Başlangıç koşullarının zaman içinde göstereceği değişim bunları etkileyen yapısal parametrelere bağlıdır. Başlangıç koşulları ve yapısal parametreler bir ülke ekonomisinin geçireceği aşamaları ve yeni ekonomik ve fiziksel çevreye göstereceği uyumu hem kalite hem de kantite yönünden belirleyecektir. Ayrıca var olan talep yapısı da üretim yapısının belirlenmesinde önemli rol oynayacaktır.
  5. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    Endüstriyel Toplum ve Ergonomi


    İnsan ve çalışma ortamı arasındaki ilişkinin bilimsel yönden incelenerek insan-makine-çevre ilişkilerinin düzenlenmesini konu alan ergonomi alanındaki ilk çalışmaların endüstri devrimi ve onu takip eden bilimsel yönetim akımıyla başladığı söylenebilir. Endüstri devrimi üretimin çok miktarda ve makineler yoluyla yapılmasını sağlamış daha çok ve ucuz üretim amacı doğrultusunda insanların çalışma ortamından duydukları rahatsızlıklar önemsenmemiştir. Zamanla insan faktörünün verimli üretim için temel unsur olduğu görülmüş ve işyerleri için ergonomik tasarım çalışma biçimleri uygulanmaya başlanmıştır. Çalışan insan ile yaptığı iş arasında iyi bir uyum sağlamayı amaçlayan ergonominin temel konuları fiziksel ergonomi olarak ta adlandırılan antropometri* fizyoloji* psikoloji* informasyon* organizasyon ve iş güvenliğidir. Teknolojik gelişmeler önceleri endüstri mühendisliğinin bir konusu olan ergonominin de kapsamını genişletmiş ve tıptan davranış bilimlerine kadar çeşitli konular ergonomi ile ilişkili olarak incelenmeye başlamıştır. Ergonominin İkinci Dünya Savaşı sonrası hızlanan dünyadaki gelişimine özellikle A.B.D ve İngiltere öncülük ederken* ülkemizde MPM ve üniversitelerin yönlendirdiği kuramsal ve uygulamalı çalışmalar yapılmıştır.

    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  6. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113



    Ergonomik Açıdan İnsan



    İnsan ergonomik çalışmaların odak noktasıdır. İnsan vücudunda
    bulunanan organ sistemlerinden dördü -iskelet kas sistemi solunum sistemi dolaşım sistemi ve sinir sistemi-insan çalışmasıyla doğrudan ilgilidir. İskelet- kas sistemi kaslar ve kemikleri içerir vücudun hareket etmesini sağlayan çeşitli kaldıraç sistemleri oluşturur. Solunum sistemi havadan hücre metabolizması için gerekli oksijeni alır ve bu metabolizmanın artık ürünü olan karbon dioksidi geri verir. Kalp damar sistemi olarak ta adlandırılan dolaşım sistemi vücut hücrelerine kan yoluyla düzenli oksijen taşınmasını sağlar. Oksijen alınan besinlerdeki enerjinin açığa çıkmasını sağlar ve oksijen tüketimi çalışmayla ilişkilidir. Kalp atışı ve kan basıncı dolaşım sisteminin önemli unsurlarıdır.Sinir sistemi duyu uyarılarını iletir ve beyinden gelen komutları taşır. Tepki süresi dikkat ve doğruluk sinir sistemiyle ilgili özelliklerdir. İnsan vücut ölçüleri ise antropometri kapsamında ele alınır. Çalışma araç ve gereçlerinin tasarımında bunları kullanacak bireylerin vücut ölçüleri önem taşır. Antropometrik ölçüler faaliyetlerin etkin bir şekilde yerine getirilmesi rasyonel yıpratıcı olmayan ve güvenli bir çalışma ortamı için göz önüne alınması gereken temel verilerdir. Antropometrik ölçüler sabit değildir çeşitli unsurlar bu ölçüleri etkiler.










    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  7. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113




    Girişimciliğin Önemi Gelişimi ve Kavramı

    GİRİŞİMCİLİK DERS NOTLARI

    ÜNİTE 1


    Girişimciliğin Önemi Gelişimi ve Kavramı
    Günümüzde kla üretim faktörleri olan emek sermaye ve tabiat faktörlerine girişimcilik de dahil olmuştur. Girişimcilik konusu sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçerken daha büyük bir önem kazanmıştır. Çünkü bilgi toplumu insanın fiziki gücü yerine fikri emeğinin ekonomik olarak daha değerli olduğunu kabul etmektedir. En genel anlamıyla girişimci; sürekli olarak piyasaları izleyen ve bunun sonucunda talep boşlukları yakalayan yeni talepler yaratan talepteki değişmeleri zamanında fark ederek gerekli uyumu sağlayan kaynakları toplayıp yatırımları gerçekleştiren rekabetten kaçmayan riske girmekten kaçmayan ve sorumluluk üstlenmekten çekinmeyen atak ve yaratıcı kişilerdir. Bu genel tanımdan da anlaşıldığı gibi girişimci ve para sahibi olan kişi arasında önemli farklar bulunmaktadır. Girişimci para sahibi kişi olabileceği gibi başkasının parasını da değerlendirebilen kişi olmaktadır.Girişimciliğe toplumda değer kazandıran özellik para kazanılması değil ekonomik değerlerin yaratılmasıdır. Yani her ne pahasına olursa olsun tek amacın para kazanmak olması ve bunun sonucunda hiçbir değer yaratmaksızın ekonomik değerleri kendi tarafına aktaran kişi girişimci değildir. Tarihsel gelişim açısından baktığımızda sanayici olarak nitelenen grup tüccarlardan oluşmaktadır.
    Sanayi devrimiyle başlayan teknolojik ilerleme ve bilgi toplumuna geçiş beraberinde; üretim dağıtım ulaşım ve yönetim süreçlerinde köklü değişmeler meydana getirmiştir. Bu süreçte ulusal ekonomiler yerini dünya ekonomisine bırakmıştır. Küreselleşme ile birlikte hizmet sektörünün önemi artmıştır ve bu artış da girişimcilik olgusunun önemini ortaya çıkarmıştır.










    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  8. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113




    GİRİŞİMCİLİK DERS NOTLARI

    Girişimciliğin Sorunları ve Çözüm Önerileri


    Günümüzde girişimcilik çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunların başında işletme sahiplerinin teknik kökenli olması gelmektedir. Bu tür girişimciler piyasaya yönelik olarak düşünme ve değerlendirme konusunda başarılı olamamaktadırlar. Bir diğer sorun ise fizibilite çalışmalarının yeterince yapılamamasıdır. Piyasa araştırması konusu üzerinde önemle durulması girişimcinin başarısını olumlu yönde etkileyecektir. Girişimcilerin yeniliklere açık olması gerekmektedir. Ancak bu konudaki olanaklar yeterince değerlendirilememektedir. Yatırımlar konusunda da girişimciler etkin bir planlama ve zamanlama yapamamaktadırlar. Ayrıca kurumsallaşmanın yeterince sağlanamaması da olumsuzlukları beraberinde getirirken* girişimciler diğer taraftan finansman sorunu ile de karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu sorunlar arasında belki de en önemlisi ise bilgi eksikliğidir. Öncelikle girişimciler bilgi toplama ve değerlendirme konusunda çeşitli sorunlara sahiptirler. Bütün bu sorunların çözümünde gerek devlete gerekse girişimcinin birlikte çalışarak bu sorunların üstesinden gelmeleri mümkündür









    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  9. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113




    GİRİŞİMCİLİK DERS NOTLARI

    Girişimcilik Konusundaki Gelişmeler



    Bilgi toplumuna geçerken girişimciliği sadece özel sektöre özgü bir meslek olmaktan çıkarmak diğer alanlara da yaygınlaştırma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu amaçla "girokrat" yani "girişimci bürokrat" kavramı kullanılmıştır. Girişimciliği bürokraside yaygınlaştırmak KİT yöneticiliği gibi piyasa ile ilgili bürokratların önceki ünitelerde belirtilen girişimcilik nitelikleriyle donatılmasının bilgi toplumunda ekonomik gelişmeyi hızlandıracağı düşünülmektedir. Bilgi toplumu olmanın ön şartı teknolojiyi izlemektir. Bunu işletme bazında düşündüğümüzde; bir girişimci piyasada varolmak istiyorsa uzun vadede geleceğini güvence altına alabilmek için tüm üretim sistemlerinde yeni teknoloji kullanmak zorundadır. Zira teknolojik değişimdeki hız ürünlerin yaşam süresini kısaltarak talepte değişmeler yaratmaktadır. Bu değişime de ayak uydurabilmek ise hem ileriyi görebilme yeteneğine hem de yaratıcı hayal gücüne sahip olmayı gerektirir. Dolayısıyla bu değişimi sağlayacak çeşitli hedef ve araçlara ulaşabilecek kişiler ise bu özellikler taşıyan girişimcilerdir.









    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  10. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113





    GİRİŞİMCİLİK DERS NOTLARI


    Girişimcilik Nitelikleri ve Girişimciliği Etkileyen Faktörler



    Girişimci kavramı* literatüre kapitalist üretim sürecine girilmesiyle birlikte girmiş ve bugünkü anlamını bulmuştur. Girişimci feodal yapıdan* endüstri toplumuna geçişte* toplumun dinamiğini oluşturan itici güç olmuştur. Başarılı bir girişimci gerek nitelikler* gerekse davranışlar ve gereksede olaylara bakış açısından diğer insanlardan farklıdır. Bu niteliklerden bazıları risk alabilme* yaratıcılık* bağımsızlık* sorunları hızlı bir şekilde çözebilme* hayal gücü* liderlik ve çalışkanlık olarak sıralanabilir. Ancak bir girişimci tüm bu özelliklere sahip olsada sosyo-ekonomik çapı* politik ve kültürel çevre onun nitelik ve boyutlarını belirleyecek en önemli engeldir. Bu durumun örneklerine tarihte sıkça rastlanmıştır. Örneğin Hezarfen Ahmet Çelebi'nin kanat takip uçan ilk insan oluşuna karşın* içinde bulunduğu sosyo-politik ortamın bunu yeterince değerlendirememiş olması* o süreç içerisinde bir çok gelişmeyi de beraberinde götürmüştür. Girişimciliği etkileyen çevresel faktörlerden bir diğeri ise piyasanın koşulları veya içinde bulunduğu durumdur. Üretimin basitliği veya karmaşıklığı* piyasanın firma üzerindeki etkileri ve bu etkinin düzeyi işletmeler ve girişimciler için bağlayıcı çevresel faktörlerdir.












    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş