Kübranın günlüğünden: Babalar Ne Zaman Duyar

Konu 'Sizin Yazınız' bölümünde okaner tarafından paylaşıldı.

  1. okaner

    okaner Üye

    Katılım:
    15 Kasım 2009
    Mesajlar:
    38
    Beğenileri:
    32
    Ödül Puanları:
    0

    [​IMG]

    Kübranın günlüğünden: Babalar Ne Zaman Duyar?

    Yazan: Mehmet Serdar Ateş

    [​IMG]
    Bugün günlerden Pazar. Evde ağabeyim ve annem var. Ağabeyim bana “Haydi gel, seni arabayla biraz gezdireyim” dedi ve arabanın anahtarını aldı.

    Araba sürmesini bilmeyen ağabeyimin bu kadar rahat olması beni çok şaşırtmıştı.

    - Sen araba sürmesini bilmiyorsun ki! dedim şaşkınlıkla.
    - Evet, ama ben bilgisayardaki oyunlardan araba sürmesini öğrendim. Araba kullanmak çocuk oyuncağı… Bana güven, dedi.

    İçim pek rahat etmedi ama beraber arabaya bindik.

    - Bak şimdi! Arabayı çalıştırırken önce debriyaja basacaksın, sonra vitesi boşa alacaksın. Şimdi de anahtarı çevirelim. İşte oldu.

    Evet, araba çalışmıştı. Görünen o ki, ağabeyimin kendine güveni çok yüksekti. Biraz uğraştıktan sonra vitesi geri vitese taktı ve ne olduğunu anlayamadan büyük bir gürültü ile arabanın arkasını garajın duvarına çarptı. Ağabeyimin yüzü korkudan sapsarı olmuştu. O da benim kadar korkmuştu. Şok içerisinde araçtan indik. Arabanın arka sağ tarafı tamamen hasar görmüştü. Ağabeyim korku dolu bir telaş içinde:

    -Eyvah babam! Şimdi babama ne söyleyeceğim, diyebildi.

    Onun bu durumu beni çok üzdü. Ne yapabilirdim ki! Olan olmuştu. Bir süre şaşkınlığımız devam etti. Sonra eve gittik. Olanları anneme anlattı. Annem kızarak,

    - Oğlum sen araba sürmesini bilmiyorsun ki! Neden böyle bir hata yaptın?” dedi.

    Ağabeyim “Çok pişmanım.” diyebildi. Annem de çok üzülmüştü. Salona girdik ve koltuklara oturduk. Oturduk oturmasına ancak ağabeyim yerinde duramıyordu. Sürekli, ayağa kalkıyor, bir oraya bir buraya geziniyor ve “Babama ne söyleyeceğiz?” diye mırıldanıyordu. Bir çare yani çıkış yolu arıyordu.

    Ağabeyim yerinden hopladı ve:
    - Anne, tamam, buldum! Dayımı arayalım. Benim biriktirdiğim harçlıklarım ile arabayı tamire verelim. Araba tamirde iken geçen zaman süresince babama “araba dayıma lazım olmuş, iki, üç gün sonra getirecekmiş” diyelim. Bu zaman zarfında arabayı yaptırıp getirelim.” dedi.

    Annem şaşırarak, “Babana yalan mı söyleyelim?”
    Ağabeyim, “Anne ne olur, benim hatırım için.”

    Annem doğrularak,
    - Oğlum! Ben babana bugüne kadar hiç yalan söylemedim. Şimdi de bunu yapabileceğimi sanmıyorum. Bir aileyi aile yapan en büyük özellik, aile fertlerinin birbirine karşı dürüst olmalarıdır. Eğer ben şu an senin dediğini yapar ve babana yalan söylersem, öyle görünmese bile hem babana, hem de sana çok büyük kötülük yapmış olurum. Bence babana olanları dürüst bir şekilde anlatalım. Hepimiz insanız ve hata yaparız. Zaten dünyanın sonu değil ya. dedi.

    Ağabeyim konuşmadı. Bir süre sessiz kaldı.
    - O zaman ben arkadaşım Melih’e ders çalışmaya diye gideyim. Babam gelince sen ona olanları anlat. Benim çok üzgün olduğumu söyle. Sakinleşince beni çağır, dedi.

    Bu fikir güzeldi. Annem başını salladı ve onayladı. Ağabeyim matematik kitabını aldı ve evden çıktı.

    Bir süre sonra babam eve geldi. Arabanın durumunu gelirken görmüştü.

    Anneme:
    - Arabaya ne oldu? Bunu kim yaptı? diye sordu.

    Annem sakin bir ses tonu ile olanları babama anlattı. Babam çok kızmış, sinirlenmişti.
    - Araba sürmesini bilmiyor ki! Bu ne cesaret! Buna nasıl cüret eder? Canını sokakta mı bulmuş bu çocuk? Hem kızı da tehlikeye atıyor!

    Kızgın ifadeler kullanıyor, odadan odaya geziyordu Annem de arkasında onu sakinleştirmeye çalışıyordu.
    Babam “Nerede o?” dedi. Çok korkuyordum. Ben zar zor bir ifadeyle:

    - Arkadaşına ders çalışmaya gitti.” dedim.

    Neredeyse ağlayacaktım. Babam cevabı annemden beklerken, benim ağlamaklı ve korkuyla verdiğim cevap karşısında şaşırmıştı. Döndü ve bana baktı. Yüzünde asık suratında gülümseme oluştu. Yaklaşarak:
    - Korkmana gerek yok kızım. Zaten korkacağın kadar korkmuşsun. Gel bakalım buraya, dedi ve bana sarıldı.

    Bir süre sonra babam sakinleşmişti. Anneme,
    - Mustafa’yı çağır da gelsin, dedi.

    Annem ağabeyimi telefon ile aradı. Fazla geçmeden kapının zili çaldı. Ağabeyim biraz korku dolu, biraz da pişman bir yüz ifadesi ile içeri girdi.

    Babam kızmamaya çalıştığı her halinden belli olan bir ifadeyle ona dönerek,
    - Oğlum sen araba sürmesini bilmediğin halde neden böyle bir şey yapıyorsun? Canına kastın mı var? Bununla kalmamış, bir de kardeşini tehlikeye atmışsın! Ya size bir
    şey olsaydı? Bunun sorumluluğunu nasıl üstlenecektin?” dedi.

    Ağabeyim çekingen bir ifadeyle,
    - Baba! Yolda gelirken benim şu anki hatamı anlatan bir hikâye aklıma geldi. Müsaade edersen önce onu anlatayım.” dedi ve başladı anlatmaya.

    “Bir karga ve eşek beraber uçakta seyahat ediyorlarmış. Karga yolculuk esnasında sıkılmış. Gereksiz yere acil durum düğmesine basmış. Hostes gelmiş ve “Ne oldu beyefendi?” demiş. Karga “Hiç şaka olsun diye bastım.” demiş. Karga bunu birkaç defa yapmış ve her defasında da “Hiç şaka yapmak istedim.” demiş.

    Eşek bir de ben basayım demiş. Eşek de düğmeye basmış. Hostes gelmiş, “Ne oldu beyefendi?” demiş. Eşek “Hiç şaka olsun diye bastım.” demiş. Bunun üzerine sinirlenen hostes kargayla eşeği uçaktan atmış. Uçaktan atılan eşek ve karga hızla yere doğru düşüyormuş. Bir süre sonra karga kanatlarını kullanarak uçmaya başlamış. Karga düşen eşeğin yanına yaklaşmış. Eşek kargaya “Yardım et, düşüyorum” demiş. Karga “Sen de hiç akıl yok mu be eşek! Madem uçmasını bilmiyorsun neden şaka yapıyorsun” demiş.


    Bu hikâye karşısında babam öyle bir gülmeye başlamıştı ki. O an benim için belki de dünyanın en güzel anıydı. Ben de çok rahatlamıştım.

    Babam ağabeyime dönüp ciddi bir ifadeyle:
    - Aferin, dedi. Güzel bir hikâye ile hata yaptığının bize anlatmış oldun. Öncelikle dürüst davrandığın için bu kez kızmıyorum. İnsan hata yapar. Önemli olan yapılan hatayı saklamadan, büyüklerine anlatmak. Ama bu durum, bundan sonra bu kadar toleranslı olacağım anl***** gelmez. Yine ucuz atlatmışsınız. Allah’tan sana bir şey olmamış. Hani bir söz vardır ya, “Cana geleceğine mala gelsin.” derler. Benim derdim araba değil, senin kendini ve kardeşini bu kadar dikkatsizce tehlike atman. Araba için yarın kasko firması ile konuşur, nasıl olsa bir yolunu buluruz. Bundan sonra daha dikkatli ol, kimseyi tehlikeye atma, dedi ve ağabeyimin saçını okşadı.

Sayfayı Paylaş