Kum Akrepleri (Paruroctonus mesaensis)

Konu 'Bitki - Hayvan Fotoğrafları' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113

    [​IMG]

    Çöllerin gece avcılarından olan kum akrebi, avladığı böcekleri ne görür, ne de seslerini işitir. Onun besinlerini nasıl bulduğu yıllardır merak konusuydu. Laboratuvara getirilen bir kum akrebi üzerinde yapılan tecrübeler çok nadir rastlanan bir av keşfetme mekanizmasına sahip olduğunu gösterdi.

    Akrebin etrafındaki kum tanesine güve dokunursa, akrep güveye doğru dönerek ilerler ve onu % 90 başarıyla yakalar. Kumdaki çok küçük titreşimler akrebin taarruza geçmesi için yeterlidir. Kum Akrebleri (Paruroctonus mesaensis) geceleri yuvalarından çıkıp karanlıkta faaliyet gösterirler. Her muhtaca ihtiyacına göre veren Rahmet-i sonsuz, akrebe de yaşadığı vasata en uygun av temin etme ve yakalama cihazı vermiştir.

    Bu cihaz da sismoğraf gibi çalışan mekanoreseptörlerdir.

    Bu akrep, nisbi nemin sıfıra yakın olduğu 70 °C sıcaklığı olan çöllerde yaşar. Kum ancak yeterince nemi emerek birkaç tane çalının yaşamasına imkan tanır. Bu bitkilerin gölgesi altında da bol hayvan çeşitleri yaşar. Akrepler 10 cm. kadar çukur açarak gündüzleri oralarda uyurlar.

    Kumun 10 cm. altındaki sıcaklık 40 °C, nisbi nem % 90 dır. Kum akrebi 4 gr. ağırlığında, 8 cm uzunluğunda, 5 ila 6 yıl ömrü olan bir canlıdır. Akrep, kuyruğunun ucundaki nörotoksik iğneyle felç ettiği herhangi bir hayvanı yiyebilir. Yapılan bir müşahedede, bir akşam yuvasından çıkan kum akrebinin yuvasının yanında kum üzerinde avını beklediği görülmüştür. Av o akşam gelmezse, birkaç gün hiç hareket etmeden olduğu yerde sabırla bekler. Avlanma sahasına uygun bir av girdiğinde akrebin davranışları değişir. Kıskaçları açılır. Avın herbir hareketi akrebin yön ayarlama mekanizmasını faaliyete geçirerek pusula fonksiyonu görür. Şayet kıskaçları avıyla temas edip onu kıstıramazsa muvakkaten av tekrar hareket edinceye kadar sessizce bekler.

    Takip ekseriyetle birkaç saniye içinde biter. Akrebin yönünü ava göre ayarlaması için avın kumu titreştirmesi icab eder. Akrebin bu gizli av yakalama kabiliyeti, daha iyi şekilde Arenivaga investigota adlı çöl hamam böceğini takip ederken görülebilir. Bu hamam böceği kökle beslenir. Kumun üzerinden aşağıya doğru tünel kazar. Hamam böceği akrebin 1,5 metrelik avlanma sahası içinde yuva kazmaya başladığında, akreb avının tam üstüne varıncaya kadar bir dizi yön bulma hareketiyle hedefe iyice yaklaşır. Zira akrebe avının toprağı kazarken çıkardığı titreşimleri alma kabiliyeti verilmiştir. Hamam böceğinin bazı hareketleri akrebi şaşırtabilir. Ancak akreb kıskaçlarıyla hamam böceğine temas edinceye kadar kumu sürekli dürterek titreşimleri almaya devam eder.

    Akrepler gece avlarını yakalamada kutikulasının (derinin üst tabakası) hususiyetinden de faydalanır. Onun kutikulası ultraviyole ışığı altında parlak, sarı-yeşil floresans ışığı neşreder. Böylece akrep birkaç metre mesafeyi seçebilir. Akrep 30 cm. uzağındaki kum titreşimlerini hissedebilir, 10 cm. ve daha kısa mesafelerde avın yeri, açısı, mesafesi büyük bir doğrulukla tayin edilir. Kum akrebini, saniyenin binde biri gibi çok kısa bir zamanda büyük bir doğrulukla avına yönelten sırlı mekanizma neydi?

    Yıllardan beri yapılan çalışmalar, akrebin avın hasıl ettiği titreşimleri, bacağındaki alıcılarla kaydedip onları beyninde değerlendirerek hareket yönünü ve avının yerini belirlediğini göstermiştir.

    Avın çıkardığı titreşimler kum tanecikleriyle akrebe kadar iletilmekteydi. Halbuki jeofizikçiler, kumun mekaniki dalgaları iletmede çok zayıf olduğunu bildirmekteydiler. Zira kum taneleri granüler yapılı ve birbirleriyle iyice yapışmam ıştır. Kum taneleri birbiri üzerinde kaydığından kinetik enerji çabucak kaybolur. Bu durum bilhassa düşük frekanslı, uzun dalga boylu titreşimleri azaltmaya meyillidir.

    Yüksek frekanslı dalgalar ise, çok kısa olduklarından, taneler kendilerine gelen titreşim ve sinyalleri yansıtıp dağıtırlar. Sinyallerin oluşturduğu dalgalar, yüksek frekanslı olanlarını filtre ederler. Yani kumun düşük, frekanslı dalgaları azaltması ve yüksek frekanslıları dağıtması hususlarından şunu anlarız ki, kum sadece sınırlı frekans alanlarında mekaniki titreşimleri iletebilir.

    Acaba akrebe kumun hususiyetlerine karşılık ne gibi teknik cihazlar verilmiştir? Piezo elektrik sismometrelerle yapılan çalışmalar, kumun 1-5 kilohertz band genişliğindeki mekaniki dalgaları iyi şekilde ilettiğini göstermiştir. Hayvanların ekserisinde mekanoreseptörler* 1 kilohertz frekansdaki sinyallere son derece hassasdır. Akreplere diğer hayvanlardan farklı olarak, bacağındaki farklı reseptörlere dalganın ulaşım zamanlarını ayırt edebilme kabiliyeti verilmiştir.

    Burada enteresan olan şey akrebin yaşadığı vasatın (kumun) ancak düşük hızdaki sinyalleri iletebilecek kapasitede olması ve akrebin de buna uygun teçhizatla donatılmasıdır. Bunlar başlıca hassas kıllar, mahmuzlar, kıvrık tırnaksı yapılar ve slit duyu hücreleri sensilium denen garip yapılardan ibarettir. Hassas kıllar avını keşfetme mekanizmasında mühimdir.

    Erişkin bir akrebin 8 bacağı, 4-6 cm. eninde dairevi bir alıcı sahası meydana getirir. Akreb bu alıcı alandan azami tasarruf prensibine göre olanca gücüyle istifade eder. İlk önce o kaynağa yakın alıcıların uyarılması ile daha uzaktaki alıcıların uyarılması arasındaki gecikme zamanından dalga kaynağının gücünü tayin eder. Yani akrep ilk önce uyarılan alıcılarının yönünde dönüş yapar. Alıcı saha yaklaşık 5 cm. çapında ise gecikme zamanı 50 metre yol alan Royleigh dalgası için yaklaşık saniyenin binde biri olur.

    Saniyede 150 metre seyahat eden P dalgası için gecikme zamanı 3 milisaniye olur. Mesela insan, ses kaynağının yönünü, 10 mikro saniyeden daha az olan iki kulak arasındaki gecikme zamanına dayanarak bulabilir. Ayrıca akrep dalga kaynağının yönünü de dalganın farklı mekanoreseptörleri uyarma şiddetindeki farklılıklardan bulabilir. Dalga yayıldıkça onun amplitüdü (genişliği) azalır. Dolayısıyla dalgadan çıkan enerji de azalır. Kaynağa en yakın alıcılar bu yüzden en şiddetli şekilde uyarılırlar. Normal durumda dalga kaynağına en yakın bacaklar ilk önce ve en şiddetli şekilde uyarılırlar.

    1 ile 2 mili saniyelik gecikme zamanları akrebin sola mı, sağa mı döneceğini ve hızını belirler. Ekseriyetle bir mili saniyelik gecikme zamanı hızını, 2 mili saniyelik gecikme zamanı da dönüş yönünü belirler.

    Şimdi de insanoğlu akrebe verilen bu harika mekanizmadan faydalanarak deprem dalgaları yeryüzüne ulaşmadan 5-10 dakika önce, daha küçük ses dalgalarını kaydedebilecek sismoğraf çalışmaları yapmaktadır.

Sayfayı Paylaş