Kur’an Aklımızı Kullanmamızı İster

Konu 'Kur'an-ı Kerim' bölümünde Desert Rain.* tarafından paylaşıldı.

  1. Desert Rain.*

    Desert Rain.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.424
    Beğenileri:
    2.920
    Ödül Puanları:
    0

    Kur’an Aklımızı Kullanmamızı İster

    Akıl,
    insanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliktir.
    Akıllı olmanın en önemli göstergesi düşünmektir. Düşünme, aklın temel işlevidir. Eğer aklı bir makineye benzetecek olursak, düşünme makinenin çalışması gibidir.
    Çalışma, makineden ayrı tutulamayacağı gibi, düşünce de akıldan ayrı tutulamaz.
    Düşünmeyen, yani aklını kullanmayan bir insan kendisini diğer varlıklardan ayıran özelliğini kullanmamış olur.
    Düşünme, insanın davranış ve eylemlerinde aklını kullanmasıdır. Düşünme, doğru bilgileri içerirse doğru sonuçlar verir.
    Bu yüzden doğru düşünmenin yolu, doğru bilgilere sahip olmaktır.
    İnsan, etrafında olup bitenleri düşünür. Sözgelimi insan, kim olduğunu ve niçin yaratıldığını, öldükten sonra ne olacağını,
    içinde yaşadığı evrenin nasıl oluştuğunu düşünür.
    İnsan kendisinin, evrenin ve diğer varlıkların niçin yaratıldığını merak eder. Yaratılış amacının ne olduğunu, bu dünya yaşamından sonra
    başka bir hayat olup olmadığını sorgular. Sorularına yanıt bulmaya çalışır. Din, insanın bu çabasını destekler.
    Düşüncenin ortaya koyduğu bu sorulara yanıt verir.Yüce Allah,şöyle buyurur:
    "...Düşünen insanlar için ayetlerimizi açıkladık."
    (6/En'âm suresi, 98)
    Düşünen insan, davranışlarında doğru hareket eder. Söz gelişi, kendisine söylenen herhangi bir bilgiyi düşünmeden, araştırmadan kabul etmez.
    Konunun neden ve sonuçlarını düşündükten sonra karar verir.
    Düşünen insan, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkalarına yapmaz,
    Her türlü kalkınmanın temelinde düşünme vardır. Uygarlıklar, düşüncenin ürünüdür.Sözgelimi,bir bina mimarın düşüncesinin ürünüdür.
    Bu binanın daha iyi yapılması için,daha çok araştırmaya,daha çok düşünceye gereksinim vardır. Öyleyse uygarlıkların ilerlemesi için de daha çok düşünmek ön koşuldur.

    Dinimiz, düşünmeyi teşvik eder. Kuranıkerim'de düşünmeyle ilgili pek çok ayet vardır. Yüce Allah şöyle buyurur: "...Allah düşünesiniz diye size delillerini apaçık bildiriyor." (2/Bakara suresi, 221)

    Başka bazı ayetlerde de,
    yerleri ve gökleri Allah'ın yarattığı, insanın varlıklar ve yaratılış üzerine düşünmesi gerektiği
    vurgulanır
    (6/En'âm suresi, 79, 100-101). Dinimize göre düşünmek de bir ibadettir.
    Kur'an, Allah'ın varlığına, birliğine, yüceliğine olan inancımızı güçlendirmek için bizleri düşünmeye davet eder.
    Kur'an, delil ve belgelere dayanarak konuşmamızı, doğruyu yanlıştan ayırmamızı ister, bunun için de düşünmemizi ve
    bilgilenmemizi öğütler.
    Dinimiz düşünmenin önündeki tüm engelleri kaldırmış, düşünmeyi ve düşündüğünü ifade etmeyi teşvik etmiştir.
    Düşünceyi engellemek veya durdurmak, insanın yaratılış amacına aykırı iş yapmaktır.

    İnsanın ustun özelliklenden bin de akıllı olmasıdır.Akıl, iyiyi ve kötüyü ayırt etme yetisi olarak tanımlanır, insan, akıl sayesinde yaşamını uygarca sürdürür.

    Kendisine verilen yükümlülüğü, akıl sağlığı yerinde olmadığı için anlayamayan, bunu takdir edemeyen birini sorumlu tutmanın
    anlamı yoktur.

    Yükümlü : İslâm Dini’ne göre,Allah’ın emir ve yasaklarına uymak zorunda olan kişilere denir.
    Yükümlü kişi,dini sorumluluğu olan kişidir.
    Yükümlü olmanın iki şartı vardır:
    1- Akıllı olmak.
    2- Ergenlik çağında olmak.
    İnsanların huzur ve mutluluğunu hedefleyen din, bu hedeflerin gerçekleşmesi için insana birtakım sorumluluklar yükler.
    Bu sorumlulukların bilincine varma ancak akıl sayesinde gerçekleşir. Bu yüzden akıl, dinî sorumluluğun ön şartıdır.
    Aklî dengesi yerinde olmayanların dinî sorumlulukları da yoktur.
    Evrendeki güneş sistemimizi ve dünyamızdaki mükemmel düzeni görebilmek ancak akıl yoluyla mümkündür.
    Din;insanlara inanmayı,ibadet etmeyi,iyi güzel ve yararlı davranışlarda bulunmayı buyurur.Kötü ve çirkin davranışlardan
    kaçınmayı öğütler.İnsan,bu öğütleri aklıyla değerlendirir;iyi,güzel ve yararlı olanı öğrenir ve ona yönelir.Kötülüklerden de kaçınır.


    "Aklı olmayanın dinî de yoktur." Yüce Allah, ancak akıl sahiplerinin;
    - Kendisinin varlığına ve birliğine İnanacağını (2/Bakara suresi, 164)
    - Kuran'ı doğrulayacağını (13/Ra'd suresi, 19)
    - İyiyi ve kötüyü ayırt edebileceğini (5/Mâide suresi, 100)
    - Evrendeki olayları inceleyip Allah'ın yüceliğini anlayabileceğini (3/Âl-i İmrân suresi, 190) bildirir.


    "Akıldan daha yararlı bir sermaye yoktur."

    Hz. Peygamber, akıldan daha faydalı bir sermayenin ve insanı süsleyen bir ziynetin olamayacağını belirtir.

    Dinin konusu insandır.İnsanın doğumundan ölümüne ve ölümden sonraki yaş***** kadar bütün dönemleriyle ilgilenir.
    İnsanın,nasıl bir varlık olduğunu hatırlatır ve öğretir.Dünyada nasıl yaşayacağı konusunda yol gösterir.Bu yönüyle din,yol gösteren,öğüt veren bir rehberdir.

    Din,insanın merak ettiği konulara sistemli,akla uygun açıklamalar getirir.İnsanları kendisi,çevresindeki varlıklar ve evren üzerinde düşünmeye çağırır.
    Evrendeki mükemmel düzen ve uyumun,çeşit çeşit varlıkların kendiliğinden meydana gelmeye ceğini vurgular.
    Evrendeki hiçbir olayın rastlantısal olmadığını,her şeyin bir nedeninin ve sonucunun olduğunu gösterir.İnsan da, aklıyla bunların doğru olduğunu kavrar.
    Bu nedenle din,insanın aklına hitap eder.
    Din,insanlara,diğer insanlarla ilişkileri konusunda yol gösterir.Anne-babaya iyi davranmayı,yoksul-muhtaç ve kimsesizleri gözetmeyi öğütler.
    yardımlaşma,dayanışma,birlik ve beraberlik içinde yaşamayı buyurur.Bunları iyi davranışlar olarak nitelendirir.

    Yalan,içki,kumar gibi kötülüklerden kaçınılmasını ister.Akıl da,dinin ön gördüğü bu davranışları onaylar.Dolayısıyla din,insanın
    aklına hitap eder.Bunun içindir ki,aklın kötü gördüğü bir davranış hiçbir zaman dinin buyrukları arasında yer almaz.

    İnsan,duyguları olan bir varlıktır.Yüce bir varlığa inanmak,sığınmak,bağlanmak gereksinimi duyar.Aynı şekilde sevmek,
    sevilmek,şefkat ve merhamet de insanda var olan duygulardır.Din,Allah’a inanmayı ve O’na sığınmayı öğütler.İnsanları ve tüm canlıları sevmeyi,
    onlara şefkat ve merhametle yaklaşmayı buyurur.Bu yönüyle dinin ilkeleri insanın kalbine hitap etmektedir.
    Kur'an-ı Kerim kalbi; anlayan, bilen, tanıyan bir yetenek olarak tanıtmıştır.

    Yüce Allah şöyle buyurur:
    "...Ve sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!" (32/Secde suresi, 9)
    "Sana karşı çıkanlar yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşmalardı elbette anlayacak kalpleri, işitecek kulakları olurdu..."
    (22/Hac suresi, 46)
    "Bilmediğin şeyin peşine düşme; muhakkak ki göz, kulak ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.'" (17/İsrâ suresi, 36)


    Din, gerçeğin tam olarak anlaşılması için akıl ve kalbin birlikte çalışmasını istemiştir.

    İnsan, hiçbir sorumluluğu sonuna kadar sadece akıl ile yerine getiremez. Sorumluluğun üstlenilmesi ve yerine getirilebilmesi
    için kalbin itici ve yapıcı etkinliği de gereklidir.

    Dinimiz, akıl ve kalbi birlikte, bir bütün olarak kullananların mutluluğa ulaşacaklarını söyler. Yüce Allah şöyle buyurur:
    "İşte vaat edilen cennet, Allah'a yönelen, buyruklarını gözeten, görmediği hâlde Rahman'a derin bir saygı duyan ve Allah'a
    yönelmiş bir kalp ile gelen kimselere mahsustur."
    (50/Kaf suresi, 32-33)


    Aklımızı kullanmak, herhangi bir sorunu akıl yardımıyla çözmek anl***** gelir. Karşımıza çıkan her türlü zorluğu ancak aklımızı kullanarak aşabiliriz.

    Kur'an'ın amacı, insanların mutluluğunu sağlamaktır. Bu mutluluğa ulaşmada Kuran'ı anlamak önemli bir yer tutar.
    Kuran'ı anlayacak olan ise aklını kullanan insandır.
    Kur'an, bildirdiği gerçeklerin görülmesini ve anlamlandırılmasın! ister. Kur'an; Allah, insan ve evren hakkında bilgiler verir ve
    bunların birbirleri ile ilişkilerinin nasıl olması gerektiğine işaret eder.

    Kuran,Allah’ın varlığının ve birliğinin anlaşılmasını ister:
    “Şüphesiz,göklerin ve yerin yaratılmasında,gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde,insanlara faydalı olan şeylerle
    yüklü olan denizde yüzüp giden gemilerde,Allah’ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı yağmurda,yeryüzüne her çeşit canlıyı yaymasında,
    rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bulutları yönlendirmesinde aklını kullanan bir toplum
    için Allah’ın varlığını ve birliğini kanıtlayan bir çok delil vardır.”
    (Bakara,164)

    Kuran;Allah’ın ilminin,gücünün,yüceliğinin,kısaca varlığına ait niteliklerin bilinmesi için aklımızı kullanmamızı ister:
    “O,geceyi,gündüzü,güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi.Yıldızlar da,Allah’ın emri ile hareket ederler.Şüphesiz ki,bunlarda aklını kullananlar için pek çok delil vardır.”
    (Nahl,12)

    Kuran;insanın niçin yaratıldığını,neyi niçin yapması gerektiğini bilmesi için aklını kullanmasını ister:
    “O ki,hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır…” (Mülk,2)

    Kuran,evrenin Allah tarafından yaratıldığını,evrendeki olayları O’nun belirlediğini,O’nun varlığının evren vasıtasıyla anlaşılabileceğini
    ve evreni insanın hizmetine verdiğini bilmemiz için aklımızı kullanmamızı ister:
    “Bilmez misin ki,göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah’ındır.” ( 2 / Bakara,107)
    “Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.” (55 / Rahman,5)

    İslâm Dini,aklın kullanılması ve bilim yolunda çaba harcanamsı gerektiği üzerinde ısrarla duran bir dindir.

    Kuran;aklını kullananları,düşünenleri,ibret alanları övmüştür.
    Kuran’da, “Akıl etmez misiniz?”,Düşünmez misiniz?”, “Anlamaz mısınız?” şeklinde biten bir çok ayet vardır.

    Bilgi : Öğrenme,araştırma ya da gözlem yoluyla elde edilen olgulara denir.
    Bilgi,insan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü her şeydir.
    Bilim : Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan,belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma sürecine denir.

    Bilim,olay ve olgular arasındaki ilişkileri araştırarak genel yasalara ulaşmayı amaçlayan bir etkinliktir.
    Bilimin işleyişi şu şekildedir: Bilim adamı,araştırdığı konu hakkında o ana kadarki bilgi birikiminden bir kuram oluşturur.
    Kuram (teori)[​IMG]lgu ve olaylar hakkında oluşturulan bilgilerin belli kurallar ve kavramlar çerçevesinde ifade edilmesidir.
    Bilim adamı ortaya koyduğu kuramın doğruluğunu test ederek kanıtlamaya çalışır.Bu kuramları belli bir yöntemler içerisinde değerlendirerek bilimsel bilgiyi ortaya koyar.
    Bilim,kendine özgü yöntemleriyle evreni araştırır.
    Bilim,evrendeki olgu ve olayların yapılarını ve onlar arasındaki neden-sonuç bağlantısını keşfeder.Bu keşifleri bir sitem haline getirerek,
    olup bitenlerin hangi yasalara göre gerçekleştiğini belirtir.Bilim,insanın huzur ve mutluluğu yönünde hizmet vermelidir.

    Bilgi,bilimin ham maddesi gibidir.Bilgi bilimin ön şartıdır.Bilgiler çoğaldıkça bilimde ilerleme gerçekleşir.Bilimin temelindeki
    kuramlar belirli konulardaki bilgilerin sistemli bir şekilde ortaya getirilmesi ile oluşur.Örneğin;fizik,kimya,biyoloji,psikoloji,sosy oloji
    gibi bilim dallarının kuramları kendilerine özgüdür.Bilgi olmadan bilim olmaz.Bilgiler çoğaldıkça bilimde ilerleme gerçekleşir.
    Bilimin ilerlemesi;bireylerin ve toplumların her alanda aydınlanması anl***** gelir.Bu da insanın mutlu olmasına katkıda bulunur.
    Bir konuda bilimsel çalışma yapabilmek için o konu ile ilgili temel bilgilere sahip olmak gerekir.Örneğin; fizikle ilgili bir deney veya
    Araştırma yapmak isteyen kişi,öncelikle araştıracağı konu ile ilgili temel bilgiler edinmelidir.Aynı şekilde,dini konularda araştırma
    ve inceleme yapabilmek,söz sahibi olabilmek için temel dini bilgilerin öğrenilmesi gerekir.

    İslâm Dini’ne göre insan bilgisinin kaynağı üçtür:
    1- Duyu organları
    2- Akıl
    3- Doğru haber (Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şerif)

    Duyu organları ve akılla elde ettiğimiz bilgiler,tüm insanların kabul ettiği bilgilerdir.Deney ve gözlemle elde edilen bu tür bilgi ler,bilim adamları tarafından düzenlenir ve sistemleştirilerek bilim haline getirilirler.

    Peygamberlerin bildirdiği biligiler ise,ona inananlar için bir kaynaktır.


    Özgürlük, davranış ve düşüncelerde herhangi bir kısıtlama, zorlama olmaması demektir.
    Ancak sınırsız özgürlük düşünülemez.
    Özgürleşmek: Kendi kendine karar verebilme,hareket etme ve davranma gücüdür.
    Okuldaki kurallar özgürlüğününe engel midir?
    "Özgürlüğümüz, başkalarının haklarının başladığı yerde biter."
    İnsan bilgilendikçe olaylar hakkında düşünceleri kesinlik kazanır, sorunları o oranda daha iyi çözümler.

    İnsan,doğaya bilgisi oranında hakim olur.doğada,insanın yararlanabileceği pek çok nimet bulunmaktadır.bu nimetlerden
    yeterince yararlanabilmek için fiziksel,biyolojik ve toplumsal yasaları kavramak gerekir.Bu durum,ancak bilgi ve bilim sayesinde olur.
    İnsan,bilebildiği ölçüde hareket edebilir ve evrenden gereği gibi yararlanabilir.
    Din,insanın gerçek dışı yanlış bilgiye dayanan hurafe ve batıl inanışların etkisinde kalmasını engeller.Doğumdan ölüme ve ölümden sonraki yaşama kadar bilgiler verir.
    Böylece,yaşamın nasıl kullanılabileceği konusunda yollar göstererek özgürlük alanını genişletir.

    "Özgürlüğün önündeki en büyük engel bilgisizliktir."
    Din ve bilim, gerçekte doğru bilgiye, araştırmaya, öğrenmeye dayanır.
    Din ve bilim, insanın bilgilenmesini, kendisini ve evreni tanımasını, sahip olduğu düşünceleri gözden geçirmesini ister.
    Dinimizde inanma bile özgürlük alanı içindedir: "De ki hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin."
    (18/Kehf suresi, 29), "Dinde zorlama yoktur." (2/ Bakara suresi, 256)
    Allah'ın insanları kendisine inanmada özgür bırakması ne anlam ifade eder?
    Din, gerek bireysel, gerek toplumsal yaşamımıza ilişkin öğütler vererek özgürlüğümüzü engelleyen, kötü alışkanlıkların esiri olmaktan bizi korur.

    İlim, ilim bilmektir.
    İlim kendin bilmektir.
    Sen kendini bilmezsin,
    Bu nice okumaktır.
    (Yunus Emre)

    "Bilgi güçtür."
    F. Bacon (Beykın)
    Din ve bilim, insanlığın önündeki engelleri kaldırarak insanın özgür olmasını sağlar. Türk tarihi, hoşgörü ve özgürlük tarihidir.
    Türk büyüklerinin bilimde, sanatta insanlığa önderlik etmesi, kurdukları devletlerin yüzyıllarca hüküm sürmesi düşünce
    özgürlüğüne önem vermeleri sayesinde olmuştur.

    Taklit : Belli bir örneğe benzemeye veya kendini ona benzetmeye çalışmak demektir.
    Bilgisiz taklit : Başka birinin görüş ve düşüncelerine,araştırmaksızın,incelemeksizin uymaya denir.
    Bu durum,insanları bir düşünceye ve inanca körü körüne bağlanmaya (taassuba) götürür.
    Taassup : Bir şeye körü körüne bağlanmaya ve kendi görüşü dışındakilere söz hakkı tanımamaya denir.

    Bilgisiz taklitçilik; duygusal inatçılık, aşırı taraftarlık, üstünlük duygusu, farklı görüştekilere yaşama hakkı tanımama şeklinde
    ortaya çıkar.

    Taklitçilik, her çeşit düşünceyi ortadan kaldırır. İnsanları kolaycılığa, tembelliğe, tekdüzeliğe alıştırır.

    "Cahile lâf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zordur."

    Özgür düşüncenin karşısında taassup vardır. Fikirlerini özgürce tartışabilen kimseler, taassubun zararlarının bilincine varmış
    kimselerdir.

    Dinimiz, doğrusunu ve yanlışını ayırt etmeksizin her türlü inanç ve düşünceye körü körüne bağlanma ve "Atalarımızdan böyle gördük."
    demenin insanları büyük tehlikelere sürükleyeceğini haber verir.

    Yüce Allah, bilgisiz taklitte ısrar edenlere şu uyanda bulunur:
    "Onlara, *Gelin, Allah'ın indirdiği kitaba ve peygambere uyun/ dendiğinde 'Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız.derler.
    Ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idi iseler?" (2/Bakara suresi, 170)

    Dinimiz bilgisiz taklidi; okuma, araştırma, düşünme gibi eylemlerle ortadan kaldırmayı hedefler.

    Yüce Allah şöyle buyurur:
    "...De ki hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (39/Zümer suresi, 9)



    İslam, bilimi teşvik eder. Peygamberimize ilk inen ayet, okumayı, dolayısıyla bilgi ve bilmeyi emretmektedir:
    "Yaratan Rabbi’nin adıyla oku." (96/Alak suresi, 1) Dikkat edilirse bu ayette okuma ve öğrenme emredilirken neyin okunacağı
    belirlenmemiştir. Bu, her şeyin okuma, öğrenme ve bilimin konusu olduğunu göstermektedir. Aynı ayetin ilerisinde bilgiyi temsil
    eden 'kalem'e dikkat çekilmektedir: "Oku, çünkü iyilik sahibi olan Rabb’in kalemle yazmayı öğretti." (96/Alak suresi, 3-4) Kalem kelimesinin
    ilim ve kültürü temsil ettiği düşünülürse, Allah'ın bizden ilim ve kültür sahibİ olmamızı istediği anlaşılacaktır.

    Kur'an, insanlardan bilimi elde etmenin en değerli aracı olan aklın kullanılmasını istemektedir: "Dirilten de, öldüren de odur.
    Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de onun emrine bağlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?"
    (23/Mü'minûn suresi, 80)
    Kur'an, insanlar arasındaki üstünlük ve ilerilik özelliklerinden en önemlisinin bilim olduğunu ve İnananların bilgice üstün
    olmalarının gereğini vurgular: "...İlimde derinleşmiş olanlara... büyük mükâfatlar vereceğiz." (4/Nisâ suresi, 162),
    “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir (eşit) olur mu?" (39/Zümer suresi, 9) uyarısı,bilgili bir kimse ile bilgisiz birinin aynı
    düzeyde olamayacağını ifade eder.
    "Rabbim ilmimi artır, de." (20/Tâ-Hâ suresi, 114) açıklaması ve duası bilgiyi artırmak gerektiğini öğütler.
    “O halde,siz bilmiyorsanız,aranızdaki bilenlere sorunuz.” (Nahl/43) öğüdü,bilginin nasıl artırılacağı ve anlayışın nasıl geliştirileceği konusunda yol gösterir.


    Bilgi ve bilim sayesinde inancımız daha da güçlenir ve böylece Allah'a daha yakın oluruz. Kur'an, Allah'ı hakkıyla bilenlerin
    bilgili insanlar olduğunu söyler.

    Peygamberimiz de bilimi teşvik etmiştir.
    O, "İlim Çin'de de olsa arayınız." sözüyle her türlü bilgiyi tereddüt etmeden almayı öğütler.
    Yine Peygamberimiz, "İlim öğrenmek kadın erkek her Müslüman’a farzdır. "
    “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz” buyurmuş ve insanları ilim öğrenmeye teşvik etmiştir.
    “Dünyayı isteyen ilime sarılsın,ahireti isteyen ilme sarılsın,hem dünyayı hem ahireti isteyen yine ilme sarılsın” buyuran Hz.
    Peygamber,Hicretten hemen sonra yaptırdığı Medine Mescidi’nin hemen bitişiğine kimsesiz ve yoksul kimselerin barınması için
    odalar yaptırmış ve burada eğitim etkinliklerinde bulunmuştur.Yine,Bedir savaşında ele geçirilen esirleri,her biri on Müslüman
    çocuğuna okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakmıştır.
    Bütün bu ayetler,hadisi şerifler ve olaylar İslâm Dini’nin ve O’nun peygamberi hazreti Muhammed’in ilme,öğrenmeye,
    araştırmaya verdiği önemi ortaya koymaktadır.

    "Bilim, müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa alır."

    Dinimize göre bilim, evrenin sırlarını ortaya çıkarmanın yoludur.




    Allah,evrende bulunan her şeyi bir ölçüye göre yaratmıştır.bu ölçü,evrendeki varlıkları kendi içinde tutarlı ve uyumlu bir bütün
    yapmıştır.
    Kur’an-ı Kerim’de bu durumu açıklayan ayetler vardır:
    “…Allah’ın katında her şey bir ölçüye göredir.” (Ra’d Suresi,8)
    “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer Suresi,49)
    “…Her şeyi yaratan ve bir ölçüye göre düzenleyen Allah’tır.” (Furkan suresi,2)
    Kur’an-ı Kerim’de Allah,insanın yaratılış sürecinin her aşamasında belli bir ölçünün olduğunu belirttikten sonra, “…Biz ölçüyü böyle koyduk.
    Bizim koyduğumuz ölçü,ne güzeldir.”(Mürselat,23) ; (Mü’minun,12-14) demektedir.
    Evrende gelişigüzel hiçbir şey yoktur.Her varlık belli bir plan,program ve ölçü içinde yaratılmıştır.Yer altında ve yer üstünde
    insanın hizmetine sunulan her türlü yiyecek,içecek ve insana gerekli olan her şey,bir ölçü içinde;belli bir büyüklük,ağırlık ve yoğunlukta yaratılmıştır.
    Ayrıca bunların oluşumunu sağlayan toprak,hava,su,sıcaklık,soğukluk gibi şeyler de bir ölçüye göre belirlenmiştir.

    Allah,evrende bulunan her şeyi bir ölçüye göre yarattığını örneklerle açıklamıştır:
    “Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yeryüzünde durdurduk.” (Mü’minun,18)
    “Yeryüzünde her türlü bitkiyi bir ölçüye göre bitirdik.”(Hicr,19)
    Her şeyi bir ölçüye göre yaratan Allah,evrendeki her varlığa yapacağı işe uygun yapı,biçim,özellik ve yetenek vermiştir.
    “Allah,her şeyi yaratmakta ve amacına uygun biçimler vermektedir.O,her şeyi bir ölçüyle yapmakta ve yol göstermektedir.
    (A’la,2-3)
    Allah,evrendeki bu eksiksiz düzen ve ölçülülük üzerinde düşünmemizi ve gereken dersleri çıkarmamızı istemektedir:
    “Güneşi ışıklı,ayı da parlak kılan,yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için aya evreler koyan Allah’tır.Allah,bunları boş yere
    yaratmamıştır.O,ayetlerini bilen,düşünen bir toplum için ayrıntılı olarak açıklıyor.”(Yunus,5)
    “Gece ve gündüzün peş peşe gelmesinde,Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı her şeyde, Allah’a karşı sorumluluk bilinci
    taşıyan bir toplum için dersler vardır.”(Yunus,6)
    “O ki,birbiri ile ahenkli yedi göğü yaratmıştır.Rahman olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin.Gözünü çevir
    de bir bak,bir bozukluk görebiliyor musun?Sonra gözünü tekrar çevir bak.Göz(aradığı bozukluğu bulmaktan) aciz ve bitkin halde
    sana dönecektir.”(Mülk,3-4)
    “Göklerin ve yerin yaratılışında…sağduyulu olanlar için dersler vardır.”(Al-i İmran,190)
    Yüce Allah,her şeyi bir ölçüye göre yaratıp bir düzene göre işlediği gibi,bir ölçü ve düzene göre yok etmektedir.Bitkiler,tohum
    iken filizlenip,büyüyüp,meyve ya da sebze verdikten sonra tohum bırakarak yok olurlar.Hayvanlarda da durum böyledir.Zamanı
    gelen ölür ve onun yerine yavrusu yaşamını sürdürür.İnsanlar da yaşarlar,ölürler ve onların yerini çocukları alır.
    Evrendeki her olay nedensellik ilkesine bağlı olarak gerçekleşir.Nedensellik ilkesi şöyle ifade edilebilir:“Her olay, kendinden
    önceki başka bir olayın sonucudur.Kendinden sonraki bir olayın ise nedenidir.Doğada ve toplumda meydana gelen çeşitli olaylar
    bu ilkeye bağlıdır.Bu da varlıkların ve olayların oluşum ve gelişiminin belirli bir düzen içinde gerçekleştiğini gösterir.Bilimsel yasalar, olaylar arasındaki
    bu nedensellik ilişkilerini dile getirir.



    sevgi1997 ve abdulmelik bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş