Kuran'da Geçen Kıble Sözünden Ne Anlamalıyız ?

Konu 'Kur'an-ı Kerim' bölümünde Berkay VARANGEL tarafından paylaşıldı.

  1. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29

    İslam toplumunda en önemli
    ibadetlerden biri olan namazımızı Mescid-i haram yönüne dönüp kılarız. Bunu
    yaparken de aşağıdaki ayetleri delil gösteririz. Gelin bu konuyu birlikte
    ayetler üzerinde düşünüp anlamaya çalışalım. Gerçekten Allah namazlarımızı
    kılarken belli bir yöne dönmemizi mi emrediyor? Önce Bakara suresi 115. ayete
    bakalım ve üzerinde düşünelim.

    Bakara 115: Doğu da Batı da Allah`ındır:
    Nereye dönerseniz dönün Allah`ın yönü (yüzü) orasıdır. Unutmayın ki Allah rahmet
    ve kudretinde sınırsızdır, her şeyi bilendir.

    Yukarıdaki ayete
    baktığımızda nereye dönersek dönelim, orada Allah ı bulacağımızı söylüyor.
    Ayetin sonunda da Rabbin gücünün sınırsız ve her şeyi bilecek güçte olduğu
    anlatılıyor. Bu ayetten bir önceki ayette de bakın şu sözlere yer verilir.


    (Bakara 114: Allah`ın mescitlerini, içlerinde O`nun adı anılıyor diye
    engelleyen ve onların yıkımı için uğraşan kişiden daha zalim kim olabilir!...
    )

    Bir kısım düşünce, sanırım bu sözlerden yola çıkarak, Allahın
    mescitlerinde namaza dururken gerekirse her yöne dönülebileceğini
    söylemişlerdir. Fakat bakara suresi 115. ayette namaz konusundan hiç
    bahsedilmemiş ona atıfta dahi bulunulmamıştır. Bu yöntem yani kur’anı anlama ve
    onun açıklık, anlaşılırlık ilkesine de uymaz.

    Şimdide günümüzde Mescid-i
    harama dönerek, namazlarımızı kılmamız gerektiğini söyledikleri ayetlere
    bakalım.

    Bakara 144: Biz senin, yüzünün habire göğe doğru çevrildiğini
    elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık
    yüzünü Mescid-i haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i haram
    yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek
    olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.


    Bakara 145: Yemin olsun, Ehlikitap`a sen her türlü mucizeyi getirsen de
    onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar
    birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten
    sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o zaman kesinlikle
    zalimlerden olursun

    Bakara 149: Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i
    haram`a döndür. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçektir. Allah, yaptıklarınızdan
    habersiz değildir.

    Bakara 150: Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i
    haram`a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların
    elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın. Onların zulme sapanları müstesna.
    Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Yüzünüzü Mescid-i haram`a dönün ki,
    üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Ve bu sayede güzeli ve iyiyi bulmanız da
    umulmaktadır.

    Yukarıdaki ayetler üzerinde düşünelim. Önce kıble
    sözcüğünden Rahman ne kast ediyor sanırım burası önemli. Eğer namazlarınızı
    kılarken kıble olarak yani yön, taraf, bölge olarak oraya dönüp kılınız açıkça
    diyorsa sorun yok demektir. Bu ayetten bunu yapın diye anlıyor muyuz? Hiçbir
    ayetinde namazlarınızı kılarken mescidi Harama dönerek kılın dememiştir. Peki,
    başka ne anlama geliyor olabilir kıble sözü, Allah burada kıble sözüyle ne kast
    ediyor olabilir, isterseniz şimdide onu anlamaya çalışalım.

    Sözlüğe
    baktığımızda kıblenin birçok anlama geldiğini görürürz günümüzde fakat bir
    anlamı var ki bakın ne anlama geliyor.

    Kıble: Sıkıntılı bir durumda
    yardım umarak başvurulan yer, doğru yön.

    İsterseniz bu anlamı üzerinde
    de düşünelim şimdide. Yukarıda sizlere hatırlattığım ve Rabbin kıble olarak
    dönülecek yönün mescidi Haram olduğunu söylerken tek bir yerde bile
    namazlarınızı buraya dönerek kılın açıklamasına rastlayamıyoruz. Peki, neden hiç
    bahsedilmediği, açıklık getirilmediği halde bizler bu anlamı vermişiz? Sanırım
    burası önemli. Çünkü her şeyden nice örnekleri değişik ifadelerle verdim ki
    anlayasınız diyen rabbim, eğer namazlarımızı yalnız bu yöne dönerek kılmamızı
    emretseydi, bunu açıkça söylemez miydi?

    Kıble sözünden anlaşılması
    gereken bir başka anlamı da yazmıştım. ( Sıkıntılı bir durumda yardım umarak
    başvurulan yer, doğru olan yön. ) Allah bu sözlerle acaba İbrahim peygamberden
    bu yana sizlere aynı dini gönderdim, hepiniz hanif İbrahim in dinindensiniz mi
    diyor? Sizin atanız İbrahim peygamber derken, bizleri bir noktada
    birleştirdiğini, yönümüzün kıblemizin yani amaçlarımızın, inançlarımızın aynı
    olduğunu ve onunda yönünün, yolunun ve yönteminin bizlere gelen kitaplarla aynı
    olduğunu anlatmak adına, bizlerinde yönü olarak Hz. İbrahim in kurduğu ilk
    toplantı evi gösterilerek yönümüzü, yolumuzu çevireceğimiz yönün, yani kıblenin
    Mescidi haram merkezli aynı bir din olduğunu mu anlatmak istiyor Rabbim acaba
    bizlere?


    Gelim şimdide yukarıdaki ayetleri bu düşünce penceresinden
    bakıp anlamaya çalışalım. Bakara 144. ayette Allah elçisine biz senin, yüzünün
    habire göğe doğru çevrildiğini elbette görüyoruz diyor. Sizce bu namaz kılarken
    olabilir mi? Namaz kılarken hiç kimse yüzünü gökyüzüne çeviremez. Geleneksel
    İslam ın bu konuyu anlattığı gibi bir açıklama yok, sen namaz kılarken mescidi
    aksaya dönüyordun, bundan sonra mescidi harama dön de demiyor. Demek ki
    Peygamberimiz ortamın kötülüğünden, çevresinde olan yanlışların üzüntüsünden
    çaresiz Rabbine sığınıp, yüzünü gökyüzüne çevirip dualar ediyor ki, Allah bu
    isteğini duyduğunu söylüyor. Zaman zaman dara düştüğümüzde, bizlerde Rabbe
    sığınıp ellerimizi gökyüzüne açıp, yönelip dua etmiyor muyuz? Peygamberimizin
    özel bir istek için değil, sürekli Allahın doğru yolunu aramak adına ona
    yalvardığının sonucu böyle bir hareket yaptığı anlaşılıyor. Bunun özel bir istek
    olmadığı çok açık, eğer özel bir istek olsaydı bunu açıklardı bizlere Rabbim.
    Demek ki genel anlamda bir dua bir yakarış ki bakın elçisine devamında ne
    diyor?( Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. ) Bu sözlerden Allah
    a çok özel bir isteği için yakarmış olsaydı, yani namaz kılarken ben yönümü
    mescidi harama dönmek istiyorum diye istekte bulunsaydı, bu konuda elbette
    açıklanırdı. Demek ki Rabbim peygamberimizin yüzünü kendisi gibi hanif olan
    İbrahim peygambere inmiş olan dine karşı yüzünü çevireceğini söylüyor. Çünkü
    Mescidi Haram İbrahim’i dinlerin sembolüdür.

    Bu sözlerden yola çıkarak
    şunlar söyleniyor günümüzde rivayetler yoluyla. Eskiden namazlar Yahudilerin
    kutsal yeri olan Mescidi aksaya dönerek kılınıyormuş. Bu Allahın elçisinin hiç
    hoşuna gitmediği için Allah a yalvarıp kendisinin de istediği Mescidi Harama
    yönelip namaz kılmayı istediğinden Allah, elçisinin isteğini duyarak bu ayeti
    gönderdiği söyleniyor. İsterseniz şimdi düşünelim, kur’anda böyle bir açıklama
    var mı? Tek kelime bile yok. Acaba her şeyi bilen yüce Rabbim daha önce bu olayı
    hâşâ göremedi de mi, daha sonra elçisinin isteği, üzüntüsü üzerine kıbleyi
    mescidi harama çevirdi? Bunu doğrusu aklıma bile getirmem. Çünkü Rabbim
    yüzlerce, binlerce yıl sonra olacak olayları, ihtiyaçları bilerek ayetlerini
    göndermiş ve açıklamış, her çağa uygun hitap eden bir kitap göndermiştir
    bizlere. Ne yazık ki bizler kelimelerden, cümlelerden Allahın hiç bahsetmediği
    anlamlar çıkartarak, kendimize deliller yaratmışız.

    Peki, Allah elçisini
    hoşlanacağı bir kıbleye çevireceğim derken ne söylemek istiyor olabilir
    dersiniz? İşte bunu anlamak için yine kur’anı bir bütün olarak düşünmeliyiz.
    Kıblenin ne anlama geldiği konusunda bir başka açıklamada ne demiştik? Sıkıntılı
    bir durumda yardım umarak başvurulan yer doğru olan yol, yön. Peki, Allah
    bizleri tüm Dünyanın her yerinden, Mescidi Harama gitmemizi orada toplanmamızı
    ve orada ne yapmamızı istiyordu? Onun birliğini, yüceliğini hep birlikte
    haykırıp onun önünde kıyamda, rükû da ve secdede bulunmamızı, onu zikretmemizi,
    onun kanunlarına uyacağımızın topluca kanıtı olduğu için, orada buluşmamızı
    istiyordu Allah. Demek ki Allah sürekli bir arayışta olan elçisinin dualarına
    karşılık, onu zaten var olan bir dine yönlendireceğini, İbrahim peygamberden bu
    yana gönderilen İslam dinine yüzünü çevirmesini, dönmesini istiyor bu
    sözleriyle.

    Ayetin dev***** bakalım acaba bu sözlerimizi doğruluyor mu?
    (Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap
    verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. ) Demek ki
    tüm insanların nerede olması önemli değil, hepsinin bir noktada buluşması
    önemli. Buda tüm İslam âleminin yani tüm dinlerin, bir noktada buluştuğu mescidi
    Haram a dönmesi, aynı pencereden bakması istenerek, kendilerine kitap
    verilenlerin bu gerçeği çok iyi bileceğini ve onların birleşme yeri, noktası
    olarak Mescidi haramı gösteriyor. Hatırlayınız İbrahim peygamberden bu yana tüm
    dinlere Rabbin emrettiği ortak nokta Mescidi haramdır.

    Şimdide gelelim
    Bakara 145. ayeti anlamaya çalışalım, bakalım burada kıble sözünden ne anlatmak
    istiyor olabilir Allah. Bu ayette özellikle dikkatimizi çekmeye çalışan sözlere
    bakalım.

    (Onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine
    uymayacaksın. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sen, ilimden
    nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o
    zaman kesinlikle zalimlerden olursun. )

    Onlar senin kıblene uymazlar,
    sende onların kıblesine uyma diyor. Peki, burada bahsedilen kıble namaz kılarken
    döndüğümüz yön anlamında mı kullanıyor? Tek kelime bile namaz konusundan
    bahsedilmiyor. Eğer namaz olsaydı bu açıklanırdı, çünkü tüm dinlere namaz farz
    kılınmıştı. Bir dine emredilen namazın kıblesi, yön tespiti var ise,
    diğerlerinde farklı olması düşünülemezdi. Bu durumda dinler arasında zıtlaşma ve
    inanç farklılıkları olurdu. Peki, ne olabilir kıble bu durumda? Bakın ayetin son
    kısmında bu konu aslında anlaşılıyor, bakın ne diyor Rahman elçisine?

    (
    Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına
    uyarsan…)

    Demek ki kıble sığınılacak, yardım istenecek, takip edilecek
    bir yol, güç anl***** geliyormuş ki, Allah elçisine eğer ben sana ilimden
    nasibini, rehberini, güneşini gönderdikten sonra hala onların iğreti arzularına,
    inançlarına yani kıblelerine uyarsan, zalimlerden olursun diyor. Dikkat edin
    ayetin içinde bir cümle var. (Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. ) İşte
    bu cümle aslında konuyu daha çok açıklığa kavuşturuyor. Kıble sözüyle Rahman
    sığınılacak, danışılacak, yardım umulacak yöneleceğimiz bir yer olarak anlattığı
    anlaşılıyor, onların o kadar çok yöneldiği kıbleler var ki, kendi aralarında,
    zaten onlar birbirlerinin kıblelerine bile uymazlar diyor. Çünkü inandıkları
    putlar, şefaat diledikleri o kadar yanlış itikatları var ki, kendi aralarında
    bile anlaşamaz onlar diyor.

    Şimdide Bakara suresi 149. ayeti bu
    düşünceden yola çıkarak anlamaya çalışalım.

    (Nereden çıkarsan çık,
    yüzünü Mescid-i haram`a döndür. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçektir.
    )

    Bu sözleri okuduğunuzda sizler nerede olursa olun namaz kılarken
    mescidi Harama dönün öyle kılın diye mi anladınız? Eğer Allah onu kast etmiş
    olsaydı bunu apaçık söylerdi, bundan hiç kuşku yok. Rabbin sözlerine lütfen
    dikkat edelim. Nereden çıkarsan çık diyor, yani hangi inançtan geliyor olursan
    ol, nerede olduğun kimden olduğun önemli değil. Önemli olan bundan sonraki
    birliğimiz beraberliğimiz, inancımız ve gittiğimiz yoldur. Mescidi haram
    gerçeği, Rahmandan gelen apaçık bir gerçektir. Orada birleşelim ve ona inanalım,
    buradan yola çıkalım. Allah kıble ve mescidi haram sözlerinden, takip edilecek
    yolun, İbrahim peygamberden bu yana birleştiğimiz nokta olan Allahın kitapları,
    peygamberlerinin bir noktada birleştikleridir, bunun sembolü de Mescidi haramdır
    diyor. Bu makam bu kıble, yön sizlere gönderdiğim kitapların birleşme
    noktasıdır, yönünüzü buraya dönün ki beni orada görebilesiniz diyor Allah. Kıble
    ve Mescidi haram Rabbin gönderdiği kitaplarının kesişme noktası, merkezi ve
    birleştiği yönüdür diyor.

    Bakara 150. ayette bu yönde güzel açıklamalar
    yapıyor bizlere. Ayetten bir alıntı yapalım.

    (Nerede olursanız olun,
    yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların elinde sizin aleyhinize bir delil
    bulunmasın. )

    Ayete baktığınızda namaz kılarken yönünüzü mescidi harama
    a çevirin mi diyor? Elbette hayır eğer bunu söylemek isteseydi açıkça bunu
    söylerdi rabbim. Demek ki burada da yönelmek, yardım istemek, takip etmek dini
    yaşamak adına bir noktada birleşmekten bahsediyor ki bakın ne diyor? (insanların
    elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın. ) Buradan da anlaşılıyor ki
    yöneleceğimiz, yardım dileyeceğimiz, uyacağımız bir YÖNDEN(KIBLEDEN) bahsediyor
    ki, buraya yönelin de diğer insanların elinde aleyhinize delil olmasın diyor
    Allah. Bakın burada namaz kılarken yöneleceğimiz kıbleden bahsediliyor mu sizce?
    Tam tersine uyulması gerekenlere uyun ki, aleyhinize delil kalmasın diyor.
    Yüzünü Allah a çevirdiğinde ona uymuş, onun kel***** iman etmişsin demektir.
    Bunu yapanın şahidi Yüceler yücesi RAHMANDIR, bunu yapanın aleyhine kimse
    şahitlik yapamaz. Ayetin son kısmına bakalım şimdi de

    . ( Yüzünüzü
    Mescid-i haram`a dönün ki, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Ve bu sayede
    güzeli ve iyiyi bulmanız da umulmaktadır. )

    Bakın Allah Mescidi Harama
    döndüğümüzde üzerimizdeki nimetimizin tamamlanacağını ve bu sayede güzeli, iyiyi
    bulacağımızı söylüyor Rabbim. Şimdide bu sözleri kur’an bütünlüğünde düşünelim.


    Allah iyiye ve güzele ulaşmamız için bizlere rehber olsun diye kur’anı
    gönderdim diyordu. Bakın bizlerin mescidi harama dönmemiz den kasıt la ne anlam
    verdiği, ne kadar güzel anlaşılıyor, çünkü kıble aynı zamanda dönülecek yön
    anlamını taşıdığına göre, buraya dönerek İslam ı gerçek anlamda özümseyip kemale
    ermek, yüzümüzü İSLAMA DÖNEREK bu sayede güzele ve iyiye yönelmek olduğu
    açıklanıyor. Demek ki Allah kıble ve mescidi Haram sözlerini sembolize ederek,
    Atamız olan İbrahim peygamberin dininde ve en son gönderdiği rehberinde KURANDA
    BİRLEŞMEMİZİ ONUN REHBERLİĞİNİ YÖN EDİNMEMİZİ KASTEDİYOR Kİ, bunu yaparak iyiye
    ve güzele ulaşacağımızı söylüyor.

    Şimdide bugün namazlarımızda
    yöneldiğimiz kıblenin konumuna bakalım. Anlatılan birçok rivayetler var bu
    konuda. Tüm dinlerce kutsal sayılan Mescidi Aksaya İslam’ın ilk yıllarında namaz
    kılarken dönüldüğü anlatılır. Bu olayı Yahudilerin kullandığı ve kendilerince
    kutsal olan bir yere dönülerek kılınmasından payeler çıkarıp, Müslüman toplumun
    arasında huzursuzluk çıkardıkları söylenir. Peygamberimizin de bu konu hoşuna
    gitmediğinden belli bir zaman sonra Müslümanların mescidi harama dönerek namaz
    kıldığı anlatılır. Bu dönüş konusunda da yukarıda yazdığım ayetler örnek
    gösterilerek delil aranır. Doğrusu şuanda özellikle toplu kıldığımız
    namazlarımızda bir beraberlik olması adına güzel bir durum, buna kimsenin
    itirazı da olamaz, bence olmamalıda. Fakat bunun Allah emri olduğunu ve delil
    olarak gösterilen ayetlerin, belli bir zaman sonra peygamberimizin çok istemesi
    sonucu, Mescidi haram yönünde değiştirildiğini söyleyerek, bu konuda açıkça
    bahsedilmeyen ayetleri örnek gösterilmesinin doğru olmadığına inanıyorum. Allah
    geleceği bilir ve o gelecek gelmeden en doğruyu baştan yaratır, ayetini bizlere
    bildirir. Rabbim binlerce yıl sonra olacak olayları bizlere müjdelemişse, kur’an
    indirilmeye başlandığında namaz kılarken dönmemiz gerektiği yön konusunda bir
    emri olsaydı, onu apaçık daha en başta söylerdi. Yahudilerin kendilerine övünç
    vesilesi yapmaları, Rabbin emirlerinde değişiklik asla yaratmaz. Örnek verilen
    ayetlere bakınız lütfen, hiç birisinde namaz kelimesi geçmediği gibi, onun
    yerine geçecek bir sözde yoktur. Zaten Allah sorumlu tutacağını emrettiği
    emirlerini açık, anlaşılır ve her şeyden nice örneklerle anlatırım diyor. Rahman
    bu sözleri söylüyorsa, kur’anın bu kadar önemsediği namazlarımızda döneceğimiz
    bir yön olsaydı bunu da apaçık söylerdi.

    Şunu da söylemeliyim ki, bu
    konuda İslam âleminde hiçbir tepki ve kargaşada yoktur kıble konusunda, bu
    konuda anlatılan kur’andan delil aranan rivayetler dışında. Allah eğer bu konuda
    bir kural koymamışsa, bu bizlerin serbest alanıdır diyebiliriz bizlerin
    kolaylığıdır, onun içindir bunu zorlaştırmak çok büyük yanlış olur. Bazen
    haberlerini duyarız kıblesi yanlış cami tespit edildi, kılınan bunca namazımız
    ne olacak diye. Namaz Allah ile kulunun sohbetidir, namaz Allah ile kulunun en
    mutlu anıdır. Namaz aciz biz kullarının Yüce Rabbimden istek ve dilek anımızdır.
    Bunun hangi yönde olmasının ne önemi olabilir ki?

    Allah haram ayların bir
    yılda dört ay olduğunu söylemiş fakat hangi aylar olduğu konusunda bizleri
    serbest bırakıp geleneğin uygulamalarına ses çıkarmamıştır. Serbest bıraktığı
    konularda bazı yapılan yanlışlar için ayetler indirip düzeltilmesini
    sağlamıştır. Allah bu konuda açıkca bir emir vermediyse, bizler geleneğimizden
    gelen namazlarımızdaki kıblemizi, döndüğümüz yönü elimizden geldiğince
    korumalıyız, fakat şunu bilmeliyiz ki rabbim e yönelmek, onun huzuruna durmak
    için Allah bizlere hiçbir zorluk çıkarmamıştır. Eğer böyle bir emir açıkca
    Rabbim vermiş olsaydı, sanırım yüzlerce yıl önce kılınan namazların yönlerinin
    tespiti doğruluğu konusunda, tartışma konusu olurdu. Fakat dikkat edin bu konuda
    ciddi bir tartışmaya hiç rastlanmaz.

    Şunu düşünmenizi rica edeceğim
    sizlerden. Allah bu kitabı yemin ederek kolaylaştırdığını birçok kez söylüyorsa
    kur’an da, bundan yüzlerce yıl öncesinde, yönlerini dahi tespit etmekte zorlanan
    insanları bağlayıcı bir emir verip, rabbin huzuruna durmamız da çok zor bir
    tespite bizleri zorlar mıydı? Onu anmak onu zikretmek, ondan yardım dilemek için
    kullarının belli bir yöne dönmesini ve onun huzuruna durmak için bu yönü bulmak
    adına evlerimizde, tarlamızda çalışırken namaz kılarken zorluk çıkaracağını ve
    bunu şart koşacağını aklımdan bile geçirmiyorum. Çünkü bu konuda tek bir açık
    ayet yoktur.

    Allah bu dini bu kitabı sizler için kolaylaştırdım diyorsa,
    her gün onun huzuruna durmak ondan yardım istemek adına huzuruna duracağımız
    yönünün, kesin tespitini isteseydi sanırım işimiz çok ama çok zor olurdu. Rabbim
    bir şey istiyorsa bu gerekli ve bizler için önemli olduğundandır. Bizlere
    namazlarımızda duracağımız yönün, mutlaka mescidi haram yönünün de olması
    gerekir yoksa kabul etmem deseydi, sanırım geçmişte kılınan ve gelecekte
    kılınacak onca namazın yönü konusunda sorun yaşardık ve her an korku içinde
    olurduk. Çok şükür Rabbim bizleri asla zor bir ibadetle sorumlu tutmamış. Daha
    geçenlerde bir c*****n kıblesinin yanlış yöne baktığını tespit etmişler,
    yıllarca kimse farkında bile olmamış, tabi o toplumun üzüntüsünü orada namaz
    kılan cemaatin telaşını çok iyi tasavvur ediyorum. Ya Rabbim gerçekten böyle
    kesin bir emir vermiş olsaydı nice oludu halimiz. İşte güzelim İslam ı ne hale
    soktuğumuzun acıklı bir örneği. Bizler bu kadar kolay bir dini nasıl
    zorlaştırırız onun yarışına girmişiz, bakalım daha ne kadar zorlaştırıp Rabbin
    hışmına uğrayacağız, bunu da zaman gösterecek.

    Ben bu konuyu kur’an
    ayetlerini bir bütün olarak düşündüğümde bunları anladım. Yanılıyorsam Yüce
    Rabbime sığınırım. Benim yaptığım, amacım onun önerdiği, ayetleri düşünerek,
    aklederek ne söylemek istediğini, Rabbin ne dediğini anlamaya çalışmaktır.
    Yaptığım ve yapacağım yanlışlarımı ne olur affet Rabbim. Bu açıkladıklarım benim
    kur’andan anladıklarımdır, yalnız beni bağlar. Sizlere de düşen kur’anı
    anlayarak bol bol okuyup anlamaya çalışmak olmalıdır. Bizler beşeriz her zaman
    hata yaparız, bunun unutulmaması gerektiği gerçeğinden yola çıkıp, Rabbin
    rehberinden, güneşinden, gönül gözünden elimizden geldiğince yararlanma yolunu
    seçmeliyiz. Allah sizlere rehber olsun, gönül gözü olsun diye indirdim dediği
    kitap asla anlaşılması zor bir kitap olamaz. Anlayamayan, istifade edemeyen
    bilmelidir ki, bizlerin gönüllerinin kapısının kapalı, kilitli oluşundandır,
    bunu unutmayalım. Gelin bu kilitli kapının anahtarını kur’andan alalım ve o
    kapıyı açalım. Eğer o kapının anahtarını beşerden alma yolunu seçersek asla o
    kapıyı açamayacağını da bilelim. Onun anahtarı taklit edilmesi imkânsız
    KUR’ANDIR.

    SAYGILARIMLA
    Berkay VARANGEL

Sayfayı Paylaş