Kürtçe, Zazaca ve Arapça İleri Düzeyde de Öğrenilebilecek

Konu 'YÖK' bölümünde Moderatör Barış tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Barış

    Moderatör Barış Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    7 Eylül 2011
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    1.458
    Ödül Puanları:
    113

    Dicle Üniversitesi'nde (DÜ) halka açık düzenlenen ve yoğun talep nedeniyle 3'üncü dönemi başlayan kurslarda Kürtçe, Zazaca ve Arapça temel ve orta düzeyin ardından ileri düzeyde de öğrenilebilecek.

    YÖK'ün onay verdiği yönetmelik doğrultusunda DÜ'de açılan Sürekli Eğitim Merkezi ve Yaşayan Diller Merkezi işbirliği ile düzenlenen Kürtçe, Zazaca ve Arapça dil kurslarına katılan, aralarında öğretim üyeleri, öğretmenler, avukatlar, doktorların da bulunduğu farklı meslek gruplarından kursiyerler, 3 aylık periyotlar halinde düzenlenen kursta, Kürtçe, Arapça ve Zazaca'yı hazırlanan bir müfredat kapsamında hem gramer hem de pratiğe dayalı olarak öğrenme fırsatı buluyor.

    Yoğun talep nedeniyle 3 dil öğreniminde 3'üncü dönemine girilen merkez, Süryanice dil öğrenmek için gelen talepleri de değerlendirmeye aldı.

    Sürekli Eğitim Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Ahmet Çoban, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk etapta 24 kişilik bir sınıf ile başladıkları kurslarda 3'üncü döneme girdiklerini ifade ederek, bu yıl kurslara çok daha büyük bir rağbet olduğunu, gelen her talebi ciddiyetle değerlendirip yardımcı olduklarını söyledi.

    Çoban, yoğun ilgi nedeniyle kursların temel düzeyinin ardından orta ve yüksek düzeylerini de açtıklarını vurgulayarak, vatandaşlardan olduğu gibi kurumlardan gelen talepleri de değerlendirdiklerini belirtti.

    Amaçlarının bölge halkının taleplerini yerine getirmek olduğuna dikkati çeken Çoban, şöyle dedi:

    "Bize, 'ben şu kursu almak istiyorum' diyenler ile 'ben şu kursu vermek istiyorum' diyen akademisyenlere kurs açılması için ortam oluşturuyoruz. Bu kapsamda düzenlediğimiz Kürtçe dil kursunda 2 dönemde yaklaşık 200, Zazaca'da 50, Arapça'da ise 20 kişi eğitim aldı. Dil bireysel çaba ile başarılır. Burada kursiyerler gerekli teorik bilgiyi alıyorlar, verdiğimiz materyallerle de bunları pekiştirerek geliştiriyorlar. Kursa katılanlara 3 aylık eğitimin ardından ciddi bir sınav yapıyoruz. Devam durumu ve başarıyı göz önünde bulundurarak sertifika veriyoruz. 2 tür seviye belirleme sınavı yapıyoruz. Orta ve ileri düzeye geçiş sınavı. Orta düzeyde başarılı olan kursiyerleri orta düzeyden, ileri düzeyde başarılı olanları da ileri düzeyden başlatıyoruz. Bu kapsamda temel eğitimi bitirenler orta düzeye, orta düzeyi bitirenler de ileri düzeye devam etmiş olacaklar."

    -"Personel ve idareci öğrenmek istiyor"-

    Çoban, Kürtçe dil kursu için aynı kurumda çalışan bir personel ile bir idarecinin aynı sınava girdiğini gördüğünde hem duygulandığını, hem de mutlu olduğunu ifade ederek, bunun kurumsal kimliği ve unvanı ne olursa olsun bu dili öğrenmenin insani bir talep olduğunun göstergesi olduğunu söyledi.

    "Personel de idareci de öğrenmek istiyor. İyi ki biz bu kursları açıyoruz" diyen Çoban, dil öğrenmenin ortak bir talep ve gereksinim olduğunu kursa katılanları gördükçe bunu daha iyi anladıklarını vurguladı.

    Çoban, hedeflerinin üniversite olarak halk ile kurum ve kuruluşlara iyi bir hizmet sunmak olduğunu vurgulayarak, "Buradan aldıkları sertifikayı mahkemeye verdiklerini ve yeminli bilirkişi olacaklarını söyleyen kursiyerlerimiz var. Bu son derece sevindirici. Kursumuza katılanların bu dili öğrenmek için pek çok sebepleri var. Bu, aynı zamanda verdiğimiz eğitim ve sertifikanın ne kadar güvenilir olduğunu da gözler önüne seriyor" dedi.

    -Kürtçe'nin gramerine ilişkin ön yargılar -

    Çoban, Türkiye'de bu dillerin öğreniminin birçok nedenden dolayı gecikse de üniversite olarak bu konuda bir doğallığı yakaladıklarını ifade ederek, taleplerin ve merkez olarak bu taleplere yaklaşımlarının doğal seyrinde sürdüğünü söyledi.

    Bu imkanın iyi değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Çoban, şunları kaydetti:

    "Devletimizin demokratik açılımı halkın taleplerine daha duyarlı olması, vatandaşta taleplerini dile getirme hevesini artırdı. Bu talepler de ciddiye alınıp karşılık bulunca daha büyük bir heves oluşmuş oldu. Ancak Türkiye'de ciddi bir dil fobisi var. Bunun tarihi temelleri de var. Belki dil ideolojik olarak Türkiye'de çok tartışma konusu oldu. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana dile hep ideolojik olarak yaklaşıldı. İnsanlarımız bir dil öğrenirken gramer öğrenmeden korkuyorlar. Amerika büyükelçisi Türkçe konuştuğunda hiçbirimiz 'Bir büyükelçi böyle bozuk bir Türkçe konuşur mu-' demiyoruz. Ama bizden birisi İngilizceyi imkanları ölçüsünde konuşmaya çalışsa bu eleştiriyi getiriyoruz. Biz kurslarımızda bunu yapmıyoruz. Kurslarımızda bireyin kendini ifade etmesi, pratik hayatta mesleğini icra ederken iletişim kurabilmesi için pratiğe ağırlık versek de ebetteki gramer de çok önemli. Kürtçe bugüne kadar üzerinde çalışılan veya eğitim kurumlarında öğretilen bir dil olmadığı için grameri konusunda ön yargılar var. Biz bu ön yargıları kırmak için vatandaşlardan ve kurumlardan gelen talepleri karşılamayı sürdüreceğiz."

    Alıntı

Sayfayı Paylaş